Zübeyir GüNDüZALP Ağabey öldürüldü mü?

RİSALE

50-

Zübeyir GüNDüZALP Ağabey öldürüldü mü?

2015-02-03 22:53:00
Zübeyir GüNDüZALP Ağabey öldürüldü mü?
 
Biraz malumat verip bu iddiaya cevap verelim.
 
Babasının adı Mehmed annesinin adı Seyyide'dir. 
Kardeşi bir erkek (Haydar Gündüzalp), iki kız kardeşi vardır. 1968 yılında babası, 1975 yılında ise annesi vefat etmiştir. 
 
Sadakatin, ihlâsın, istikrar ve istikametin en parlak yıldızı olan talebesi ise, Zübeyir Gündüzalp’tir. Bediüzzaman’ın vefatından sonra iman davasını omuzlayan, Risale-i Nur’un bayrağını gönüllerde dalgalandıran iman kahramanı, Nurun Lokomotiflerinde Zübeyir Gündüzalptir!
 
Zübeyir Gündüzalp’in hizmetteki yerini Bediüzzaman Hazretlerinin:
"Zübeyir bana merhum biraderzadem Abdurrahman yerine verilmiştir diye manevi ihtar aldım. Hakiki fedakâr Zübeyir, en lüzumlu ve hizmete şiddetli ihtiyacın zamanında buraya imdada geldi..." ifadelerinde görmekteyiz.
 

27 Mayıs 1960 İhtilalinden sonra memleketi olan Ermenek'te mecburi ikamete tabi tutulur. Burada bir süre kaldıktan sonra, gizlice Ermenek'ten ayrılarak Ankara'ya gider. Altı ay kadar Ankara'da kalırve 1961'de İstanbul'a geldi. 2 Nisan 1971 tarihinde İstanbul'da vefat etti.
 

Üstad Hazretlerinin ahirete irtihalinden sonra “meşveret sistemi”ni tesis etti. Hizmeti meslek ve meşrep açısından şekillendirdi. Bugün halen şekillendirdiği temeller daha da tekmil ederek devam etmektedir. 
 

Bu karanlık ve zor günlerde Risale-i Nur Talebelerinin lokomotifliğini üstlenmiş ve Türkiyeyi dolaşıp bu faaliyetlerini icra eden Zübeyir GÜNDÜZALP bazı şer odaklarının hedef tahtasına oturttuğu isimlerin liste başını çekmekteydi. Bediüzzaman Said Nursiden sonra Bediüzzamana yapılan hücumlar onun talebelerine dönmüştü. Bediüzzamandan sonra 11 sene boyunca ön saflarda görünen Zübeyir GÜNDÜZALP'te bu hücumlardan hissesini almıştı.

12 Mart 1971 Muhtırası sonrasında sıkıyönetim ülkemizde ilan ve icra edilmeye başlandı. Bu Muhtıra ve dönemin ve hadisatın taziyakatına artık Zübeyir Gündüzalp dayanamadı. Nitekim kendisine 1, şuada geçen bir yerde 3 defa sorulduğunda 3. defasında artık o zaman gelince benim vücudum onu karşılar. Diyerek vefaatını haber vermiştir.


1971de Vefat sırasında başucunda merhum Dr. Sadullah Nutku, Mehmet Fırıncı, Eyüp Ekmekçi ve Mustafa Ekmekçi vardır. 
Dr. Sadullah Nutku'nun sunduğu zemzem suyunu içer. Gözlerini yumduğu andan itibaren bulunduğu odada tarif edilmez güzel bir koku yayılır. Hatta vefatından sonra da aynı kokunun birkaç ay devam ettiği, orada kalanlar tarafından ifade edilmiştir.

Zübeyir Gündüzalp 2 Nisan 1971 Cuma günü İstanbul'da vefat etti. Nâşını 4 Nisan 1971 Pazar günü Osman Demirci Hocaefendi yıkadı ve Fatih Camii'nde kıldırdığı cenaze namazından sonra Eyüp Sultan kabristanına defnedildi.
 
Sema Ağlıyordu...

Zübeyr Ağabey, nasıl yaşadı ise öyle de Allah'a yürüdü. Cenab-ı Hak, çoklarına nasip ettiği gibi bana da onun ahirete teşyîine katılma imkanını lutfeyledi. Fatih Camii'nde cenaze namazı kılındıktan sonra, o omuzlar üzerinde son yolculuğunu yaparken hafif hafif yağmur çiselemeye başladı. 
 
Tam ağaçların altında yürümeye başlamıştık ki, birden bire nereden çıktığını bilemediğim güvercine benzeyen bir sürü kuşun kanat seslerini duydum. Kuş sürüsünün, çok geniş bir alanı kapladıktan sonra "pırr" edip onun tabutunun üzerinden fezanın açıklarına doğru uçuverdiğini gördüm. Başkalarına "Siz de gördünüz mü?" diye sormadım; çünkü, ehl-i imanın vefatına semanın ağladığı ve onları uğurlamak için ruhanilerin adeta yarış yaptığı hakikatinin Zübeyr Ağabey için de gerçekleştiğine inancım tamdı. O, "secde izi"yle nakşolmuş samimi bir sima ve dırahşan bir çehreydi. "Sîmâhum fî vucûhihim min eseri's-sucûd" hakikatının canlı ve insanlara tesir edebilecek bir örneğiydi.

Zübeyr Ağabey'i yâd ederken Abdurrahman b. Avf'ın sözlerini hatırladım. O büyük sahabi, vefatından az önce kendisine ikram edilen bir parça et ve bir dilim ekmeğe uzanırken ağlar ve şöyle der: "Peygamber Efendimiz ahirete göçtü de ne kendisi ne de ailesi arpa ekmeğiyle bile hiç doymadı. Hamza şehadet şerbeti içti, onun için bir kefen bile bulunamadı. Mus'ab b. Umeyr şehit oldu, onu da kefenleyecek bir şey bulamadık. Oysa onların hepsi bizden daha hayırlı idi. Biz ise dünyadan alacağımızı aldık. Sıkıntılarla imtihan olduk sabrettik, ama rahatlık ve mal-mülkle imtihan edilince şükredip kazandık mı bilemeyeceğim!.."
 
Ahmet Hüsrev Ağabeye yazdığı bir mektubunda Zübeyir Ağabey diyor ki; "Muazzez efendim! Bu biçare ve çok hakir ve çok kusurlu kardeşinize dua ettiğinizi Üzeyir kardeşimizden duyunca dünyalar benim olmuş gibi memnun oldum. Ciğerlerimden, kalbden, mideden, romatizmadan, safra kesesinden ve sinirlerden o kadar hasta oluyorum ki, günlerimin hemen hepsi yatmakla geçiyor. Böyle hizmetsiz, böyle boş boşuna ömür geçirmek bana çok ağır geliyor. Ölümü çok istedim ve istiyorum. Böyle hizmetsiz bir halde yaşamaktansa ölmek daha evladır diyorum. http://www.husrevaltinbasak.com/zubeyr-gunduzalpin-husrev-efendiye-mektubu/
"
Bazı çevreler Zübeyir ağabeyi sevmediği hakkında naseza sözler sarf etmesine rağmen ne emelde olduklarını bilmiyoruz Zübeyir ağabey zehirlendirilerek sözde nurcularca öldürüldü... vb ifadeler sarf etmekteler. Bu sözleri sarf edenler araya fitne kazanlarını koyup kaynatmak için ateşe odun atmaya çalışmaktalar ki kazanları kaynasın. 
 
Zübeyir ağabeyin 10 kadar rahatsızlığı olduğu Zübeyir ağabeyi bilenlerce malumdur. Hatta namazda iken bir çok defa düşüp baygınlık gerçirdiğide Zübeyir ağabeyle hizmet edenlerce malum ve meşhuddur. Bu hadise 1 - 2 değil müteaddid defa vuku bulmuştur.
 
Yukarıda ki mektubda da bunu Zübeyir ağabey kendisi de ifade etmiştir.
 
vefaat zamanlarında kendisine yapılan hastahaneye gidelim götürelim kan değişimi yapılsın.. vb. ısrarlarını şiddetle reddetmiştir. Bazıları ihtilafla suların bulanmasını istemekte ta ki nurculuğun kuvveti, uhuvveti, tesanüdü bu ihtilaflarla kırılsın sağlam hizmet yapılmasın düşüncesideler. Bu yapanda zahirde daire içine girmiş olan niyet-i halis olmayan kimseler olduğu bedihidir. 
 
Bazı kimseler/meşrebler/devletler müntesiblerine düşman üreterek müntesiplerini bir tutmaya çalışırlar. Bir şey veremeyince düşman imal ederler. Adavetten beslenen bir kitle haline dönüşmüş olan kmseler düşmansız adavetsiz duramamaktan kaynaklanan mübalağalı ve iftiralı söylemlerdir.
 
Muhammed Numan ÖZEL
Risale-i Nur Araştırma Merkezi
Yozgatnur

370
0
0
Yorum Yaz

Fotoğraf |  görsel 1