Son Şahitlerde SEYYiD SALiH Özcan Ağabey (rh)

RİSALE

50-

Son Şahitlerde SEYYiD SALiH Özcan Ağabey (rh)

2015-08-08 12:17:00

Son Şahitlerde SEYYiD SALiH Özcan Ağabey (rh)

 

salih özcan ile ilgili görsel sonucu

Ali Ekber Şah'ın ziyareti

"l950'lerde Pakistan'dan gelen Maarif Nâzır Vekili Ali Ekber Şah Emirdağ'a Üstadı ziyarete gelmişti. Beraberlerinde tercüman olarak da Salih Özcan bulunuyordu. Ziyaret sırasında Üstad 'Ben çoktan beri Arapça konuşmadım. Siz tercüme edin,' diye Salih Özcan'ın tercüme etmesini istemişti. Salih Özcan bir müddet tercüme etti. Sohbetler derinleşince işin içinden çıkılmaz oldu. Hemen Arapça olarak konuşmaya başlayan Üstad bir saat kadar Ali Ekber Şaha ders verdi. 
 
 KAYNAK: Nur.Gen.tr
 *****

"Üstadın seyyidliği"

"Ziyaretlerimden birisinde Salih Özcan da bulunuyordu. Üstad ona, 'Kardeşim Salih! Sen hakikî seyyidsin. Nuriye de seyyid, Mirza da seyyid' dedi.
 
 KAYNAK: Nur.Gen.tr
***** 
 

VAHDETTİN GAYBERİ

1919'da Şanlıurfa'da doğdu. Ticaretle meşgul olmaktadır.
 

"Ceylan Çalışkan'la karşılaşmamız"

 

"Salih Özcan'la talebeliğinde sık sık görüşüyorduk. Üstad Hazretlerinden sitayişle bahsediyor, büyük bir merakla eserlerine hayranlık duyuyorduk. Hergün Üstadı ziyaret için, içimizde heyecan ve büyük bir arzu doğuyordu.

 

"Cenab-ı Hak nasip etti, birgün çok genç ve nuranî yüzlü , hayatta hiç görmediğim ve  hemen içimde büyük yakınlık ve âşinalık duyduğum birisi dükkânın tezgâhını eliyle açarak içeriye girdi. Emirdağ'dan, Üstadın yanından geldiğini bildirince heyecan ve iştiyakımız daha da arttı. 'Ben Ceylan Çalışkan' diye kendini tanıttı. Kendisiyle sohbetlerimiz devam etti, sık sık ders yapmaya başladık.

 

"Emirdağ'a gidebilmenin yollarını da hep konuşuyorduk. Emirdağ'a Üstada yazdığımız hürmet mektuplarımıza cevap alıyorduk. Bu arada lâhika mektupları da geliyor, bunları hayranlıkla arkadaşlara okuyarak derslerde hasretimizi teskine çalışıyorduk. O zaman öyle idi. Nur talebeleri arasındaki muhabere, mektuplarla yürüyordu. Hizmetteki gelişmeleri  bu yolla öğreniyorduk. Meselâ, Türkiye'deki Nur talebelerinin sayısın o zamanını Ulus gazetesinin, 'Said Nursî'nin talebeleri çoğalıyor, 800 kişiden fazla oluyor, lâiklik elden gidiyor' diye haberlerinden öğreniyorduk.

 KAYNAK: Nur.Gen.tr
***** 
 

CEVAT ÇAĞRI

1909'da Konya'da dünyaya geldi. Eski alay hocalarından Osman Nuri Efendinin yakın dostlarındandır. Müteaddit defalar Bediüzzaman'ı Emirdağ'da ziyaret etmiştir.
 

"Yirminci asrın müceddidi"

"Yeni basılmaya başlanan Sözler'in formalarını Salih Özcan ve Said Özdemir'le birlikte Emirdağ'a götürmüştük. kendilerinin yanında ve hizmetinde Mehmed Çalışkan da vardı. Bana ilk defa Salih Özcan vesile oldu. Sonra Bayram Yüksel'i gönderdiler. Daha evvel gıyaben tanıyordum. Bayram Yüksel'e araba kullanmaya öğrettim. Üstada giderken Osman Nuri Efendi hediye olarak benimle bir tesbih göndermişti. O tesbihi aldı, öptü, başına koydu. Bana hitaben, 'Ben seni Osman Nuri olarak tanıyorum, kabul ediyorum, tesbihi çekerken sizleri hatırlayacağım' dedi.
 

"Osman Nuri Efendi, Bediüzzaman'ı yirminci asrın müceddidi olarak tanır ve öyle ifade ederdi. Ben kendilerini Emirdağ'da ziyaret ettim. Üç-dört defa gittim. İlk Sözler'in formalarını görünce gözleri yaşardı, ağladı. Mehmed Çalışkan ve Hamza Emek de oradaydı. 'Çok şükür, ölmeden bunları gördüm' diyerek hislerini ifade etti. 'Ben vazifemi yaptım, artık siz bundan sonrasını yaparsınız' dedi.

 

 

 

"Üstadın yakın alakası"

"Bir defasında oğlum Ferhat'la beraber gitmiştik. Oğluma dua etti, kendi eliyle bir Risale hediye etti. O zamanlar Ankara'da hizmetler için, Bediüzzaman'ın  gelip kalması için Osman Nuri Efendi bir ev yaptırmıştı. Üstadın da Ankara'ya gelip, bu evde yerleşmesini istiyordu. Üstad bunu haber almıştı. Bize hitaben, 'Osman Nuri bana ev yaptırmış, biliyor musunuz?' diye sordu. 'Evet efendim' diye cevap verdim. Bize rahat oturmamızı söyledi. Ben de, 'Rahatız' dedim. 'Yok yok, rahat otur' dedi. Salih Özcan, 'Evi yapan adam burada' diye beni gösterdi. Üstad 'Ne? Niye söylemliyorsun?' dedi. 'Huzurunuzda, ben demek için teeddüb ederim, utanırım' deyince, 'Gel gel, şöyle yanıma otur' diyerek bana iltifat etti. 'Anlat bakalım, çivisinden başlayarak anlat, kimler yardım etti medrese için?' Benim başımda şapka vardı. Üstadın nezaketine bak ki, bana, 'Şapkayı çıkart' demedi. 'Sizce mahzurlu değil mi efendim anlatmak?' 'Yok yok, olduğu gibi anlat' dedi.
 
 KAYNAK: Nur.Gen.tr 
*****
 
MUSTAFA SUNGUR
 

"Bölücülüğün karşısında Nur talebeleri"

"Üstadımız Doğu Üniversitesi için gösterdiği büyük alâkasının semeresini Erzurum Üniversitesi semeredar neticeleriyle çok güzel gösterdi. Ve her tarafa nuranî sümbüller neşrettiği gibi Urfa, Gaziantep, Diyarbakır, Van gibi mümtaz beldeler dahi âlemde külli hizmetlere medar oldular. İlk defa Urfa'da teessüs eden dershane-i Nuriye ve Ceylan, Zübeyir, Abdullah ve Hüsnü gibi Hz. Üstadın gönderdiği taleber , Şarktaki hizmetin Hulusi Ağabeyden sonra ilk nüvesini teşkil ettiler.

 

Seyyid Salih de Urfalı olup âlem-i İslâmla irtibat-ı manevide, ehemmiyetli hizmette bulundular. Diyarbakır'da Mehmet Kayalar'ın gayretli ve oralardan çıkan muhterem âlim ve sadık talebeler, Nur'ların o havalide intişarına, inkişafına vesile oldular. Ve Gaziantep'ten çıkan sadık Nur talebe ve hadimleri de Nur dairesinin feyizli çiçekleri hükmünde Anadolu'yu şenlendirdiler. Şimdi de Şarkın her vilâyet ve kazasında ve hatta bazı köylerinde bile Nur dershaneleri bulunmaktadır.

 

Bu arada şu hususu da ehemmiyetle tebarüz ettirmek yerinde olacaktır. Şarkta Risale-i Nur hizmetinin uhrevî, mânevi, îmanî neticesinden başka; millet ve memleketin saadetine, birlik ve beraberliğin teminine de en büyük sebep teşkil ettiği hususu, inkârı imkânsız bir vakıadır, bir gerçektir. Bu mesele, müstakil bir mevzu olarak ele alınıp elbette bir gün bütün haşmetiyle dünya efkâr-ı umumiyesinin nazarına arz edilecektir. Gündüze gece diyecek kadar körleşen bir kısım bedbahtların, Said Nursî ve talebelerine gerçeğin zıddı ithamda bulunanlarınasılsız yüzlerine, o asılsız isnatlar çarpılacaktır. Heyhat! O ithamlar nerede? Hazret-i Said'in binler külli ve kudsî hizmetlerinden başka, millet ve memleketin bütünlüğüne birlik ve beraberliğine dair bir asır boyunca Risale-i Nur'la ve talebeleriyle yaptıkları müsbet hizmeti nerede? Zaman gösterdi ki, o isnadı yapanların asıl kendileri bölücülük yaptılar, kışkırttılar, körüklediler. Karşılarında yine Nur talebelerini buldular. Evet Şarktaki o bölücü kışkırtmalara karşı iman nuruyla mukabele edenler yine Nur talebeleri oldular.

 

"Neden onlar oldular? Çünkü, Türk, Kürt İslâmın kahraman bahadırları ve cihad hizmetinde halis kardeştirler. Bölücülüğü kışkırtanlar ise parçalayıp yutmak isteyen İslâmın ezeli düşmanlarıdır. Bu itibarla Şarktaki Nur talebeleri, bu korkunç planı Nur-u imanla gördüler. Türkün ve dolayısıyle İslâmın aleyhinde, dehşetli oyuna gelmediler, aldanmadılar.

 KAYNAK: Nur.Gen.tr 
***** 
MEHMED FIRINCI
 

"Gönenli Mehmed Efendi ile Üstada çay hazırladık"

 

"Bir Cuma günüydü. Hazret-i Üstadın yanına gittiğimde hiç kimse yoktu. Kimsenin olmayışına hayret ettim. Kapısını vurdum. Beni görünce, 'Çok iyi oldu, geldin' dedi. Ve 'Seninle Cuma'ya gidelim' dedi. Biz Üstadla tam çıkarken, Salih Özcan'la Osman Köroğlu geldiler. Hazret-i Üstad odanın kapısını kilitleyerek anahtarı bana verdi. 'Sen burada nöbetçi kal' dedi. Beni nöbetçi olarak bıraktı. Cuma'dan geldikten sonra çay yapmam için emretti. O zaman şimdiki gibi kolaylıklar pek yoktu. Mangal kömürü ile mangalı yakamaya çalışırken Gönenli Mehmed Efendi Hoca geldi. O da bana, 'Sana yardım edeyim' dedi. Beraber çayı hazırladık.

"Bir müddet sonra Ziya Arun gelince, Gönenli Mehmed Efendi ona,
"Bugün bu eller, onun kömürünü yaktı, çayını ısıttı' diye sevincini ve memnuniyetini ifade ediyordu.
"Üstadın anahtarını verip beni nöbetçi tayin etmesi, hayatımın en mesut ve zevkli ânıdır. O ânı, o lezzeti unutmam mümkün değildir.
 
 KAYNAK: Nur.Gen.tr  
 

Risale-i Nur Araştırma Merkezi

Yozgatnur

 

11
0
0
Yorum Yaz

Fotoğraf |  görsel 1