.:YOZGATNUR66:. Aklını Doğru Kullan Huzur Bul!

RİSALE

50-

Yozgat Nur

2015-06-30 11:52:00
Yozgat Nur |  görsel 1

İslami soru/cevap  ve Makalelerin bulunduğu;  geniş tabanlı  islami  blogunuz..   Kur'an-ı Kerim, Hadis-i Şerif ve Risale-i Nur Külliyatı Membalı Yazılarımız ve bu minvalde yazılar.. Devamı

Aşk Neden Acı Veriyor

2015-06-27 14:35:00

Aşk Neden Acı Veriyor YAZILAR / TARİH 27 HAZİRAN 2015 SAAT 14:34/ Aşk… Günümüz insanların bilhassa gençlerin sürekli mevzu bahis ettiği, üzerinde hayaller kurduğu ve kalbin hiç vazgeçemediği bir duygudur aşk. Peki, nedir aşkın tarifi? Bazılarımız insanın karşı cinse duyduğu aşırı sevgidir deyip aşkı dar bir kalıp içinde sıkıştıracak. Aşk sadece karşı cinse duyulan bir sevgi değil, sevdiğiniz tüm mevcudata örneğin paraya, arabaya, sevdiğiniz bir saat ya da kolye ya da giymeye kıyamadığınız bir elbiseye vs. düşkünlüğünüz ve sevginiz de aşktır. Peki ya ehli îman bir insanın Allaha olan aşırı muhabbeti ve peygamberimize (asm) olan sevgisi aşk değil mi? Aşktır, hem de aşkların en güzeli.    Yukarıda mezkûr örneklerden de anlaşılacağı gibi aşk ikiye ayrılıyor: hakîki aşk ve mecâzi aşk. Asıl olan aşk hakiki aşktır yani muhabbetullahtır. Mecâzi aşk ise hakîki aşka giden mecâzi bir köprüdür. Ama ne yazık ki biz mecâzi aşkı hakîki aşkla karıştırıyoruz. Mecâzi aşk nerede, hakîki aşk nerede. İşte bu yüzden insanların özellikle gençlerin baş belası olmuştur bu mecâzi aşk.    “Aşk şiddetli bir muhabbettir.” diyor Bediüzzaman Hazretleri. Demek ki biz neye şiddetli muhabbet ediyorsak ona farkında olarak ya da olmayarak âşık olmuşuzdur. Bazılarınız hadi oradan canım, ben şimdi çok sevdiğim arabama âşık mıyım diye hayret edebilir. Çünkü aşkı sadece mecâzi aşk olarak bilmişiz. Allah insanın mahiyet-i camiasına hadsiz bir istidad-ı muhabbet dercetmiştir. Yani sevdiğimiz mevcudatı sınırı olmadan sonsuz sevebiliyoruz. Hâlbuki sevdiğimiz mevcudat durmuyorlar, gidiyorlar. Gençliğimiz ve malımız Allah’a ısmarladık demeyip gittiği gibi. Ama bir türlü ka... Devamı

Bu zamanın şeytanı

2015-06-26 12:02:00

  Bu zamanın şeytanı   İngilizler 13 Kasım 1918’de İstanbul’u işgal ettiklerinde giriştiği en önemli işlerden biri, ‘zihin işgali’dir. İngiliz propaganda makinesi, işgali hem ‘meşru,’ hem de ‘sürdürülebilir’ kılmak üzere bir dizi harekâta girişir ve bu uğurda ürettiği tezleri etkisine açık unsurlar üzerinden zihinlere yayıp yerleştirmeye çalışır. Birinci Dünya Savaşının Doğu cephesinde oluşturduğu milis alayı ile Rus işgaline karşı cihad ederken Bitlis deresinde yaralanıp esir düşen Bediüzzaman Said Nursî, o tarihlerde İstanbul’dadır.Kostroma’daki esir kampından firar edip yaklaşık üç ay süren bir yolculukla Varşova-Viyana-Belgrad-Sofya hattı üzerinden İstanbul’a gelen Bediüzzaman, Dünya Savaşının son deminde İstanbul’un İngilizlerce işgaline kadar uzanan sürece bizzat şahit olmuş durumdadır. İşgale giden yolda ve işgal sonrasında İngilizlerin yaptıkları, kimleri nasıl etki altına aldıkları, bu ‘etki’ için zihinlere neleri saldıkları... bütün bunları bizzat görmüştür Bediüzzaman. Bu şartlarda, İngilizlerin Osmanlıyı ve başşehrini de bir ‘sömürgeye’ dönüştürmek üzere en başta zihinlerde ‘koloni’ler üretme teşebbüslerine karşı, Hutuvat-ı Sitte isimli bir risale yazar, neşreder ve bizzat dağıtır. Baksanız, “Altı Adım” anlamına gelen bir ismi vardır bu küçücük risalenin. Ama daha ilk kelimede, mü’minlerin zihnini Kur’ânî bir çağrışımla uyandırma hedefi vardır. Her mü’min, tanımı gereği, Kur’ân’la hemhaldir; ve Kur’ân’ı ya okurken veya dinlerken, ‘hutuvât’ kelimesi muhakkak hâfız... Devamı

Erkek Kadın Karma Ders ve Seminer!

2015-06-26 01:51:00

Erkek Kadın Karma Ders ve Seminer!       “Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne...[1]”         “Bir millet, cehaletle hukukunu bilmezse, ehl-i hamiyeti dahi müstebid eder. [2]”       “Ecnebilerin tagutlarıyla ve fünun-u tabiiyeleriyle dalalete gidenlere ve onları körükörüne taklid edip ittiba edenlere binler nefrin ve teessüfler! [3]”       “S-Neden bunların umumuna fena diyorsun? Halbuki hayırhahımız gibi görünüyorlar.     C- Hiçbir müfsid ben müfsidim demez. Daima suret-i haktan görünür. Yahut bâtılı hak görür. Evet, kimse demez ayranım ekşidir.       Fakat siz mehenge vurmadan almayınız. Hattâ benim sözümü de, ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamamını kabul etmeyiniz. Belki ben de müfsidim veya bilmediğim halde ifsad ediyorum.       Öyle ise her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. İşte size söylediğim sözler hayalin elinde kalsın, mehenge vurunuz.       Eğer altun çıktı ise kalbde saklayınız. Bakır çıktı ise çok gıybeti üstüne ve bedduayı arkasına takınız, bana reddediniz gönderiniz. [4]”       Risale-i Nur'un en mühim bir esası şefkat olmasından, nisa taifesi şefkat kahramanları bulunmaları cihetiyle daha ziyade Risale-i Nur'la fıtraten alâkadardırlar. Ve lillahilhamd, bu fıtrî alâkadarlık çok yerlerde hissediliyor. Bu şefkatteki fedakârlık, hakikî bir ihlası ve mukabelesiz bir fedakârlık manasını ifade ettiğinden, şimdi bu zamanda pek çok ehemmiyeti var. ... Devamı

ANARŞİYE VE ÇATIŞMALARA SEBEB OLAN BİR TEHLİKE DE MENFÎ MİLLİYET

2015-06-23 23:17:00

ANARŞİYE VE ÇATIŞMALARA SEBEB OLAN BİR TEHLİKE DE MENFÎ MİLLİYETÇİLİKTİR! Beşer tarihinde görülen pek çok hadiselerin mü­him bir kısmının temelinde ırkçılık taassubu ve tarafgirliği bulundu­ğundan bu menfî ırkçılığın sebeb olduğu çok zararlı müca­dele ve zulümlerin önlenmesi için gerekli tedbir­lerin alın­ması lâ­zımdır. Nitekim, Bediüzzaman Hazretleri bu mühim mes’e­le­nin de üzerinde durmuş, ikaz ve irşad­larda bulunmuştur. Bir nümune olarak eserle­rinden mevzu ile alâkalı bazı kı­sımları aynen alıyoruz:  «’Bismillahirrahmanirrahim, Ya eyyühennasü inna halaknaküm min zekerin ve ünsâ... ilh’([1]) Yani, ‘li teârafû münasebeti... ilh’ Yani, “Sizi taife taife, millet millet, kabile ka­bile yaratmışım, tâ birbirinizi tanımalısınız ve birbiri­niz­deki ha­yat-ı içtimaiyeye ait münasebet­lerinizi bilesiniz, birbirinize muavenet edesiniz. Yoksa, sizi kabile kabile yaptım ki, yekdiğerinize karşı in­kârla yabanî bakası­nız, husumet ve adâvet ede­siniz değildir.” Şu Mebhas Yedi Meseledir. BİRİNCİ MESELE Şu âyet-i kerimenin ifade ettiği hakikat-i âliye hayat-ı içtimaiyeye ait olduğu için, hayat-ı içtima­iye­den çekil­mek isteyen Yeni Said lisanıyla değil, belki İslâmın hayat-ı içtimaiyesiyle münasebettar olan Eski Said lisanıyla, Kur’ân-ı Azîmüşşâna bir hiz­met maksa­dıyla ve haksız hücumlara bir siper teşkil etmek fik­riyle yazmaya mecbur ol­dum. İKİNCİ MESELE Şu âyet-i kerimenin işaret ettiği teârüf ve teâvün düsturunun beyanı için deri... Devamı

DECCALİYET YAŞAYIŞ TARZINI DEĞİŞTİRİR!

2015-06-23 23:12:00

En dehşetli anarşiyi doğuran Deccaliyet hak­kında so­rulan bir suale verdiği cevabında, Bediüzzaman Hazretleri o cereya­nın tahribatına dikkat çekerek şu izahatı verir: «…Rivayetlerde Hazret-i İsa Aleyhisselama “Mesih” namı verildiği gibi her iki deccala dahi “Mesih” namı ve­rilmiş ve bütün rivayetlerde ‘min fitneti’l mesihı’d deccal, min fitneti’l mesihı’d deccal’ denilmiş. Bunun hikmeti ve te’vili nedir? Elcevap: Allahu a’lem, bunun hikmeti şudur ki: Nasıl ki emr-i İlâhî ile İsa Aleyhisselâm, şeriat‑ı Mûseviyede bir kısım ağır tekâlifi kaldırıp şarap gibi bazı müştehiyâtı helâl etmiş; aynen öyle de, büyük Deccal, şeytanın iğvâsı ve hükmüyle şeri­at‑ı İseviyenin ahkâmını kaldırıp Hıristiyanların ha­yat-ı içtimaiyele­rini idare eden rabıtaları bozarak anarşistliğe ve Ye’cüc ve Me’cüc’e zemin hazır eder. Ve İslâm Deccalı olan “Süfyan” dahi, şeriat-ı Muhammediyenin (a.s.m.) ebedî bir kısım ahkâmını nefis ve şeytanın desiseleriyle kal­dırma­ya çalışarak, hayat-ı beşeriyenin maddî ve mâ­nevî rabıtalarını bozarak, serkeş ve sarhoş ve sersem nefisleri ba­şıboş bırakarak hürmet ve merhamet gibi nuranî zincirleri çözer, hevesat-ı müteaffine bataklı­ğında birbirine saldırmak için cebrî bir serbesti­yet ve ayn-ı istibdat bir hürriyet vermek ile deh­şetli bir anar­şistliğe meydan açar ki, o vakit o in­sanlar gayet şiddetli bir istibdattan başka zapt altına alınamaz.» (Şualar sh: 593) İşte böyle bir fitne cereyanının doğurduğu ve Kur’an ve Hadîs lisanında “Ye’cüc ve Me’cüc” denilen T... Devamı

Rüştü TAFRAL Ağabeye iftiralara Cevap!

2015-06-23 18:42:00

Rüştü TAFRAL Ağabeye iftiralara Cevap!   Aziz Kardeşim, E-Mail mektubunu okudum. Bazı şeyler soruyorsunuz. Ben de bildiğimce cevaplıyorum. Birinci sorunuz: 1- Rüşdü abi  Yeni Asya'nın erkan-ı sittesinden  mi  idi? Cevap: Rüşdü Abi Yeni Asya'nın rüknü değildir. Benim bildiğim kadarıyla  Merhum Zübeyir Abinin tensibiyle istişare/denetleme heyetindeydi. Daha doğrusu Zübeyir Ağabey onunla Yeni Asyacıları kontrol altında tutmak istiyordu. https://www.youtube.com/watch?v=G36Ni2oPOmw 2- O heyetin içinde, meşveretlerine  dahil miydi?  Ne zamana kadar bu beraberlik oldu? Cevap: Zübeyir Abinin teşkil ettiği ve 19 madde halinde yazılı hale getirdiği gazeteyi denetleme/istişare heyeti var. Bu 13-14 kişilik heyetin içinde Rüşdü abinin ismi de konmuştur. Fakat baştaki Mehmetler bu heyeti hiç toplamamışlar ve heyetin faaliyeti olmamıştır. Bu 19 maddelik Gazete Şartnamesi ittihad.com.tr ve http://yozgatnur66.blogcu.com/zubeyr-agabeyin-gazete-sartnamesi/20112431 adreslerinde vardır.  Bunun işlemediğini gören Zübeyir Abi Süleymaniye dersanesinden Rüşdü Abilerle beraber 1967-1968 lerde ayrılmıştır. Fakat bu ayrılış öyle bıçak keser gibi ayrılış değildir. 3- Doksanlı yıllarda FG'in aleyhinde y.asyacılarla ittifak etmiş miydi?  Çünki "FG nin aleyhindeki 
kahramanlıkları da ortak tezgahlarıdır. Cüz'î maksadlar takip edip muvaffakta olamamışlardır." deniyor.... Cevap: Rüşdü Abiyi 92 yılı başlarında tanıdım. Elhamdülillah bugüne kadar da beraberliğimiz devam etti. Bu 23 sene zarfında çok olaylar oldu. Fakat uzun çeker, detaylarını ihtiyaç olursa anlatırım. "Bunlar Yeni Asyacılarla, F. Hocalarla ittifak ettiler; fakat muv... Devamı

Zübeyr Ağabeyin Gazete Şartnamesi

2015-06-23 18:10:00

(1968-1971 YILLARI) İttihad İlmi Araştırma Heyeti  Bu devrenin başlangıç tarihi: 1968 lerden başlıyarak Türkiye'de din adına yapılan miting ve toplantılar, siyasi amaçlı cemaatle namazlar ve daha son­ra din ismi altında kurulan partiler ve sairelerle başladı. Hazret-i Üstadın vefatından 1968-1971'e kadar, her ne kadar Nur talebeleri sarsıntılar geçirdilerse de, fakat umumiyetle ve yüzde seksen ittifaklık ve yekvücudluk içinde kaldı­lar. Merhum Zübeyr Ağabeyin hayatta olması ve bu zatın Üstadın tarz-ı meşrebini iyi bilmesi ve şahsî dirayet, mertlik, fedakârlık gibi seciyelere sahip bulunması hasebiyle, bütün Nur hizmetiyle alakadar mes'elelere çok önemle ve bizzat eğil­mesi gibi sebeblerle, Nur cemaatı fazla bir zarar ve ihtilaf görmediler. Amma 1968'den başlıyarak, 1971 ve takib eden senelerde kurulan dini partiler ve bunla­rın sempatizanları; Nur talebelerinin kendilerine kayıtsız şartsız tabi' olmama­sından ve arkalarından sürüklenip gitmediklerinden, bir çok iftiralar ve siyasi oyun ve yalanlarla leke sürmeye başladılar. Bazı mütevassıt dindar gazeteler de gâh bu yana, gâh o yana lehte aleyhte yazılar neşrettiler. Derken, Nur talebeleri hem o siyasi adamlarla, hem de adı geçen orta halli bazı gazetelerin sahipleriyle yer yer münakaşalara girişmiş oldular. Bu sıralarda, Nur talebeleri bazı muharrirler başkasının gazetesinde ve emirleri altında çalışıyor ve o gazetelerde makaleler yazıyorlardı ise de, istedikle­ri manada yazılarını serbestçe yazamıyorlardı. Çünki bir gazetenin bünyesinde ve gazete sahibinin emri altında idiler. GAZETE ÇIKARMA İHTİYACI Sene 1968, "Bugün" gazetesi gittikçe trajini yükseltmekte idi. Bu gazete bazı Nurcu muhar­rir zatların istediği ya­zı... Devamı

Bediüzzaman Neden Seyyid'liğini Gizledi

2015-06-21 15:16:00

Bediüzzaman Neden Seyyid'liğini Gizledi   NEDEN SEYYİD OLDUĞUNU SÖYLEMEDİ? Akgündüz, Nursi'nin neden Seyyid olduğu gizleyenlere de şu cevabı veriyor: "Çünkü seyyidlik konusunda Bediüzzaman'ın kendisini öne çıkarması Mehdi olduğu iddiası olduğunu gündeme getirecekti.  Toplumda Mehdi hakkında öylesine bir imaj yerleşmiştir ki, o sanki harikulade özelliklere sahip bir kimsedir. Bir çırpıda zulme gömülen dünyayı düzeltecek, hakkı, adaleti tesis edecek, kurtla kuzuyu barıştıracak, birden Sünnet-i Seniyyeyi yerleştirecek, şeriatı hakim kılacak...  Ve bunları iman, hayat ve şeri'at hakikatleri çerçevesinde gerçekleştirecek. Bu durum gönlü kırık, morali bozuk bir kısım müminlere büyük bir ümit ve teselli kaynağı olurken, birçoklarına da aradıklarını bulamamanın, görememenin ezikliğini de yaşatabilmektedir. Bu ve buna benzer bir kısım hikmetler sebebiyledir ki Bediüzzaman kendini, seyyidliğini her zaman mevz-u bahis etmemiş, Risalelerde ise bu konu hakkında kesin ifade kullanmamıştı. Afyon Mahkemesi müdafaasında "Hiçbir vakit böyle haddimden yüz derece ziyade hallerde bulunmamışım" diye cevap vermiştir."   Risale-i Nur Araştırma Merkezi Yozgat Nur... Devamı

Babalık Mevzuunda Bediüzzaman Diyor Ki

2015-06-21 14:09:00

Babalık Mevzuunda Bediüzzaman Diyor Ki   "Fakat babadan daha muhterem olan üstadına karşı hakikat-ı mahzdan başka bir şey söyleyemez.” (T: 36)   “ONYEDİNCİ DEVA: İnsan, hastalık vasıtasıyla, hayrat yapamadığından müteessir olmak caiz olmadığını; çünki en mühim hayrat hastalıkta dahi bulunduğunu, hattâ hastalara bakmak bile en mühim hayır ve sadaka hükmüne geçeceğini; çünki imanı olan bir hastanın hatırını sormak ve güzel teselli etmek, hususan ana ve baba olsa, onların dualarını kazanmak en a’lâ bir hayrat ve sadaka olduğunu, pek mühim bir tarzda gösterir." (L: 415)   "Babane kadar haksız da olsa, oğul onun rızasını tahsil etmeye mecburdur.” (E: 89)   "Oğul da ne kadar serkeş de olsa, baba şefkat-i fıtriyesini ona karşı esirgemez ve esirgememeli.” (E: 89)   "Hem vatana, hem millete, hem anne ve babalarına faideli, yüksek ahlâka sahib gençler olarak temayüz edeceklerdir.” (G: 222)   "Anasına itaat etmeyen babasına hürmeti olmayan, hocalarına isyan eden, cem’iyete" (Ko: 171)   Bediüzzaman Said Nursi   Risale-i Nur Araştırma Merkezi Yozgat Nur... Devamı

KADINLARA BAKMA

2015-06-21 10:45:00

KADINLARA BAKMAK   «Buhari 23. Mü’minûn Suresi’nin 19. âyetini zik­ret­miştir ki, meali şöyledir: Allah hem hain gözlerin (tecessüslerini) hem de (fâsid) gönüllerin gizle­diği te­ma­yülleri bilir…   İbni Ebî Hatem’in, Abdullah bin Abbas vasıta­sıyla ri­vayetine göre; âyetteki hain gözlerin tecessüs ve fasid gö­nül­lerin te­mayülü şöyle tasvir buyurulmuştur: Hain gözlü o kimsedir ki; o, bir cemaatla bir yerde otu­rurken yanın­dan güzel bir kadın geçerse, ya­hut girdiği bir evde gü­zel bir kadın görürse, yanındakilerden hır­sız­layarak kadına sinsi sinsi ba­kar. Yanındakiler ken­disine bakınca hemen gözünü ayı­rır. Fakat Allah bilir ki, o hain gözlü kimse, kadının da­ire-i mah­re­miyetine gir­meğe gücü yetse muhakkak girmek ve zina et­mek ister.   Bundan sonra Buhari’nin arka arkaya iki hadisi vardır ki, bunlardan birisi: Veda Haccında Resul-i Ekrem Medine’den hareket ettiğinde terkisine amcası Abbas’ın oğlu Fazl’ı almıştı. Yolda güzel bir kadın bir mes’ele sor­mak üzere yaklaştığında, Fazl ka­dına bak­mağa başladı. Kadın da son de­rece güzel olan Fazl’a bakıyordu. Bu manzarayı gö­rünce Hazret-i Peygamber Fazl’ın çene­sinden tutup öbür tarafa çevirdi.   Öbürüsü de: Resul-i Ekrem bir kere as­habı yol üze­rinde otur­maktan men et­mişti. Fakat bilahare bu­nun iktisadî hayat için lüzum ve zarureti arz olu­nunca; Resul-i Ekrem ge­lip geçen kadın­lara bakılmaması, kim­seye eza olunma­ması gibi ... Devamı

üstadın Talebelerinden Bekledikleri

2015-06-20 15:47:00

üstadın Talebelerinden Bekledikleri    -Hâfız Ali ile Hüsrev'in birbirleriyle ciddî bir mahviyet içinde kardeşlik irtibatları, Risale-i İhlas'ın tam sırrına mazhar olduğunuzu bana ihsas etti, ümidlerimi fevkalâde kuvvetlendirdi. Kastamonu Lahikası ( 6 ).      -Buranın bir Hüsrev'i olacak derecede ihlas ve irtibat ve iktidarı gösterenKüçük Hüsrev Mehmed Feyzi isminde Risalet-ün Nur'un çalışkan bir talebesi askerden gelip, daha ikinci defa görüşüldüğü vakit, mektubunuzda Feyzi ismini gördük, dedik: Bu Risale-i Nur'un şakirdleri, birbirinden ne kadar uzak olsa da, birbirine pek yakındır ki, böyle birden hissedip yazdılar. Kastamonu Lahikası ( 57 ).      -Hem madem bu zamanda her şeyin fevkinde hizmet-i imaniye en ehemmiyetli bir vazifedir; hem kemmiyet ise keyfiyete nisbeten ehemmiyeti azdır; hem muvakkat ve mütehavvil siyaset âlemleri ebedî, daimî, sabit hidemat-ı imaniyeye nisbeten ehemmiyetsizdir, mikyas olamaz, medar da olamaz. Risale-i Nur'un talimatı dairesinde ve bizlere bahşettiği hizmet noktasında feyizli makamlara kanaatetmeliyiz. Haddinden fazla fevkalâde hüsn-ü zan ve müfritane âlî makam vermek yerine, fevkalâde sadakat ve sebat ve müfritane irtibat ve ihlas lâzımdır. Onda terakki etmeliyiz. Kastamonu Lahikası ( 89 ).      -Risale-i Nur'un hakikî ve sadık şakirdlerinin mabeynlerindeki düstur-u esasiye olan iştirak-i a'mal-i uhreviye kanunuyla ve samimî ve hâlis tesanüd sırrıyla herbir hâlis, hakikî şakird bir dil ile değil, belki kardeşleri adedince diller ile ibadet edip istiğfar ederek bin taraftan hücum eden günahlara, binler dil ile mukabele eder. Bazı melaikenin kırkbin dil ile zikr... Devamı

HELAL SERTİFİKASI ARANMASI GEREKLİ KATKI MADDELERİ

2015-06-20 13:18:00

SIKINTI SADECE MONO VE DİGLİSERİD; MONOSODYUM GLUTAMAT; JELATİN; SİSTAİN’LE BİTMİYOR! GİMDES DİYOR Kİ; SIKINTI SADECE MONO VE DİGLİSERİD; MONOSODYUM GLUTAMAT; JELATİN; SİSTAİN’LE BİTMİYOR. HELAL SERTİFİKASI ARANMASI GEREKLİ EN AZ 140 ADET KATKI MADDESİ VAR… GİMDES’in hazırladığı Kritik Katkı Maddesi El Kitabında; Yaklaşık 305 adet kritik katkı maddesi bulunmaktadır. Mutlaka Helal sertifikası istenen 140 adet katkı maddesinde helal sertifikası istenmesinin farklı sebepleri ise aşağıda belirtilmiştir: • Mikrobiyal fermantasyon ile üretildiği için mikroorganizmanın geliştirilme ortamında dinen sakıncalı katkıların kullanımı ve GDO riski mevcuttur. • Üretimde kullanılan şüpheli (gliserin gibi) katkılar olma riski vardır. • Üretiminde kullanılan enzimlerin ve karbon filtrenin hayvansal kaynaklı olma ve GDO riski vardır. • Üretim prosesinde alkol ile muamele edilme riski vardır. • Peyniraltısuyundan üretilmesi ve peynir üretiminde kullanılan enzim, maya ve diğer katkı maddeleri risklidir. • Bira üreticilerinden tedarik edilmesi ve üretim prosesinde aroma gibi riskli katkılar kullanılabilmektedir. • Üretiminde kullanılan enzim ve diğer katkılardan dolayı risklidir. • Üretimde kullanılan yumurtalarda yapay renklendirici ve antibiyotik olma riski vardır. • Yağ bazlı olduğu için hayvansal kaynaklı olma ihtimali vardır. • Mayanın geliştirilmesinde kullanılan katkılar ve mayaya ait GDO riskleri mevcuttur. • Petrol kökenli olduğu için üretimde zararlı girdilerin kullanılma riski vardır. • Domuz vs. haram hayvanlar ile helal olan ancak islami usullerle kesilmemiş hayvanların hammaddelerinden üretilebildiği için risk vardır. • Üretim prosesinde antibiyotikli süt kullanma ihtimali vardır. Üretim hattınd... Devamı

Oruç tutarken su ..

2015-06-20 10:53:00

Oruç tutarken su dengesini iyi gözetmek gerek. İç hastalıkları uzmanı Dr. A. Kaya, ramazanda vücudu susuz bırakmamak için şunları öneriyor 1) İftarda ve sahurda çok fazla çay ve kahve içmeyin. Her ikisi de çok güçlü idrar sökücü. Yani vücutta olan suyu söker atar.  2) Tuz oranı yüksek yiyeceklerden uzak durun. Turşu, salamura, peynir, zeytin ve pastırmalar kanın yoğunluğunu arttırır ve susuzluk hissini tetikler.  3) Yağ oranı yüksek yiyecekler de susuzluğu arttırır. Kavurma, kızartma, yağlı börek ve yağlı kıymayla hazırlanan yemekleri tercih etmeyin. 4) Susuzluğu yenmek için aşırı soğuk içecekler içmeyin. Çünkü soğuk içecekler hararetinizi kestiği için ihtiyacınız olan sıvıyı almanızı engeller. Aynı zamanda soğuk su sıcak yemekle birleştiğinde hazım problemleri oluşturabilir.  5) Şekerli içeceklere de çok dikkat edin. Şerbetler, limonatalar, hazır meyve suları ve gazlı içecekler hem çok kalori içerir yani kişiyi yemeden şişmanlatır hem de kan şekerini hızlı yükseltip ani düşürerek kişinin daha çok yemesine neden olur. Risale-i Nur Araştırma Merkezi Yozgatnur ... Devamı

Nadir Nurel Ağabey

2015-06-18 11:32:00

Nadir Ağabey  Denizli Doğumludur.          Ehli Tahkik Fedakar Sadık Azız Gayretli Şevkli Bir Zattır.         (71 Yaşında) Risale-i Nurları Gençlik yaşlarında tanımıştır, Zübeyr ve Tahiri Ağabeylerle vefat etmeden görüşmüş onları tanımıştır.  Risale-i Nurların inbahına çok gayret ile sadık kalmış, Risale-i Nurda Keyfiyet esasını ön planda tutmuştur Ömrünün çoğunu İstanbul da (50 Yıl) hizmetlerle geçirmiş çalışmış ancak hiç evlenmemiştir. (Hizmette Vakfı Hayat) Rüştü Tafral Ağabeyin yakın dostlarındandır, çokca beraberliği olmuştur.  Nadir abi kazancının neredeyse hepsini hizmete vermiş, kazancı ile talebe okutmuş muhtaç olan nur talebelerine bağışlamıştır.  (Zeytinburnu'nda üç dairesi dershane olarak vakıf'dır)  Senelerce Rüşdü Ağabeyimizin kaldığı (Stadın karşısındaki) dershaneye yardımlarıda olmuştur. Yanında birçok Nur talebesi kalmış yetişmiş Nurlara sımsıkı sarılmıştır.  Tanıyan abilerden nakille  Haftanın Her günü geçe bir sohbete (yürüme Osmaniye Bakırköy Zeytinburnu Bölgelerine) gider gece geç saatlerde kimsenin cesaret edemediği yerlerden geçermiş. "Şu sıralarda rahatsızlıkları nedeniyle Zeytinburnu'nda Dershanede istirahat etmekte Umum Müslümanlardan Nur Talebelerinden Dua istemektedir" Cenabı Allah  (cc) Nadir Ağabeyimize sıhhat afiyet ve hayırlı ömürler versin onun gibi hizmet şuurunu bizlerede nasip etsin inŞaallah  amin.. Risale-i Nur Araştırma Merkezi Yozgatnur... Devamı

Abdullah Yeğin Ağabeyin İslam dünyasına mesajı

2015-06-15 11:02:00

  Abdullah Yeğin Ağabeyin İslam dünyasına mesajı   Hizmet Vakfı tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Kastamonu Bediüzzaman Mevlidi Nasrullah Kadı Camii'nin tadilatta olması sebebiyle Kuzeykent Ulu Cami'de  gerçekleştirdi. Mevlid-i Şerif programına Bediüzzaman Said Nursi'nin talebelerinden Abdullah Yeğin ağabey de iştirak etti.  Program Kuzeykent Ulu Camii Müezzini Kadir Demircinin tilavet ettiği aşrı şerifle başlarken, aynı cami müezzinlerinden Ayhan Bekiroğlu Tevhid Bahrini, Kuzeykent Merkez Camii İmam Hatibi Said Özdemir Veladet Bahrini okudular. Mevlid tilavetinden sonra Risale-i Nur'dan ders yapan Abdullah Yeğin Ağabey, ders sonrasında yaptığı kısa konuşmada Müslümanların birlik ve beraberlik içinde olması gerektiğini belirtti. Yeğin Ağabey; günümüzde Müslümanlar arasında fitne ve nifak tohumlarının atılmaya çalışıldığını ve bu menhus planın bazı yerlerde başarılı olduğunu, bazı ülkelerde müslümanın müslümana silah çektiğini, savaştığını hatırlattı.  Risale-i Nur eserlerinin aynı zamanda kafirler için yazıldığının altını çizen Abdullah Yeğin ağabey; Risale-i Nur'ların iyi okunması gerektiğini, müslüman dünyasında ittihad-ı İslam'ın kurularak İslam dininin yeryüzünde yayılmasının sağlanması gerektiğinin üzerinde durdu. Programın kapanış ve teşekkür konuşmasını yapan Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerinden Veli Kalyoncu Ağabey, bu programların vesile olduğu hayırlardan, devam etmesinin lüzumundan belirtti. Altmış yetmiş yıldır bu yolda devam ettiğini belirten Veli Kalyoncu Ağabey; Risale-i  Nurları tanımasına vesile olan hocası Hafız Osman Efendiden bahsederken, hocasının Bediüzzaman hazretlerinin zalimler karşısındaki kahraman duruşu... Devamı

ALPARSLAN AÇIKGENÇ - Said NURSİ - DİYANET ANSİKLOPEDİSİ

2015-06-13 12:52:00

    TENKİD ve TAHLİL     ALPARSLAN AÇIKGENÇ – DİYANET ANSİKLOPEDİSİ 35. Cilt – SAİD NURSİ     Evvela: AÇIKGENÇ’in yazdığı araştırması için tebrik ederim. 2008’de tahlil ettiğim bu araştırmayı kendisine ulaştırmak için birisine vermiştim.   Ulaşmadığına bugğnlerde kanaat getirdiğim için güncellemek istedim ve kamuoyuna arz ediyorum.   AÇIKGENÇ’ten de çalışmalarının devamını beklerim. Muhammed Numan ÖZEL / YOZGAT – Haziran 2015     1 -Tahsil hayatı onun zeki ve kabiliyetli bir öğrenci olduğunu gösterir. Konuları çok hızlı kavrayabildiği için hocaları kendisinin dersleri atlayarak takip etmesinden hoşlanmıyordu ve bu durum onun sık sık hoca değiştirmesine yol açıyordu. Sonunda Doğubayazıt’ta Şeyh Muhammed Celâlî’nin ders halkasına girerek 1892 yılında henüz on dört yaşında iken icâzet aldı. (35/566p.4)   C:burada sanki tahsil hayatı kesintisiz devam etmiştir gibi bir izlenim kazandırmaya çalışılmış. Bu izlenim kazandırma çalışması ise Külliyatını buralardan alıntılar yaparak yazdı gibi bir fikri akla kapı açtırmak içindir. 1/a:Kesintisiz eğitiminin sadece üç ay olduğu, diğerlerinin daha kısa sürdüğü kendi beyanından anlaşılmaktadır. (35/565p.4) C:Bu cümleyi madde 1’in devamında kullanması ise bir tenakustur. Çünkü madde 1 de ki metinde kesintisiz bir tahsil havası, akabinde ki cümlede sadece 3 aydır demekle çelişmektedir. 2:1915’te bir milis gücü oluşturarak kaymakam rütbesiyle orduya katıldı. (35/566p.3) C:“Harb-i Umumîde GönüllüAlayKumandanı olarak iki sene çalıştım, &cce... Devamı

Üç Said üç mesele

2015-06-12 19:46:00

  Üç Said üç mesele    Sual: “Üstad Hazretlerinin iman, hayat, şeriat ekseninin Üç Said dönemindeki tezahürleri nelerdir? Her üç döneme hizmet bağlantısı nasıl olmalıdır? İzah eder misiniz?” Üç Dönem, Üç Mesele Bediüzzaman Said Nursi Eski Said, Yeni Said ve Üçüncü Said olmak üzere üç dönemin toplam unvanıdır. Risale-i Nur Külliyatı dediğimizde de, bu Üç Said döneminde verilen eserler toplamı kast edilir. Risale-i Nur Külliyatı Üç Said döneminde, iman, hayat ve şeriat ana eksenlerinde yazılmış 130 temel konunun tecdidini ihtiva eder. Her bir risale bir temel konunun müceddidi hükmündedir. Bediüzzaman, görev tanımını üç ana eksen üzerinden yapıyor. Bunlar: İman, hayat ve şeriattır. Bu üç meselenin en büyüğü ve en mühimi iman meselesidir. Çünkü insanlığın en dehşetli tehlikesi imansızlık tehlikesidir. İmansız cennete gidilmez. Bedenimiz için ekmek ve su ne ise, ruhumuz için iman odur. İman ruhumuzun hayatıdır, temel gıdasıdır. Diğer iki mesele iman üzerine bina edilir. Fakat, avamın nazarında hayat ve şeriat daha parlak gözüküyor. Yani insanlar Mehdi Aleyhisselam’ı, hayatı derhal ıslah edecek ve şeriatı akşamdan sabaha getirecek olağanüstü güçlerle teyid edilmiş birisi olarak bekliyor. Oysa böyle bir güç hiçbir Peygamberde bile görülmemiştir. Âdetullah’a da aykırıdır. Öte yandan asrımızda iman son derece zaafa girmiştir. Mehdi Aleyhisselam geldiğinde iman meselesini halletmeden diğer iki meseleye bakmayacaktır. İman meselesi de çok uzun bir zaman isteyecektir ve bunu bizzat yapmaya Mehdi Aleyhisselam&... Devamı

AYM, Risale-i Nur kanununu iptal etti

2015-06-11 15:08:00

AYM, sahibi vefat eden her eserin memleket kültürü bakımından önemli görülerek kamuya mal edilmesi sonucunu doğurabilecek şekilde Bakanlar Kurulu'na takdir yetkisi tanınmasının, ifade özgürlüğü ile bilim ve sanat özgürlüğüne demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşmayan bir müdahale teşkil ettiği kanaatine ulaşarak dava konusu kuralın Anayasa’nın 13., 26. ve 27. maddelerine aykırı olduğuna karar verdi. Kültür Bakanlığı'nın Risale-i Nur Neşriyatı'na yönelik bandrol tedbiri bir yıldan fazla süredir yürürlükte. Kültür Bakanlığı'nın uygulamaya koyduğu bandrol tedbirinin ardından geçen Ağustos ayında, Torba Yasa'ya sonradan eklenen madde ile Risale-i Nur'ların basım yetkisi Diyanete verilmişti. Risale-i Nur'lar hakkındaki bu karar için AYM’den hükümet kararnamesi için de Danıştay’da yürürlüğün durdurulması talepleriyle açılan iptal davalarından karar çıktı.  AYM, hükümet kararnamesini oy çokluğu ile iptal ettiğini açıkladı. AYM, kararı mülkiyet hakkı ve ifade özgürlüğü ile bilim ve sanat özgürlüğü yönünden ele alındığının altını çizerek şu ifadelere yer verdi: “Anayasa Mahkemesi, eser sahibinin mirasçılarının eser sahipliğinden doğan mali hakları ile manevi haklarının kullanım yetkilerinin kamuya mal edilmesinin mülkiyet hakkına müdahale niteliği taşıdığı tespitinde bulunduktan sonra, Anayasa’nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabileceğini vurgulamıştır. Eser sahipliğinden kaynaklanan hakların kamuya mal edilmesinin, memleket kültürü bakımından önem taşıyan eserlerin kamuya ve dolayısıyla toplumun yararl... Devamı

Fotoğraf |  görsel 1