.:YOZGATNUR66:. Aklını Doğru Kullan Huzur Bul!

RİSALE

50-

Hakiki Meşveretin Nasıl Yapılacağı Ve Meşveret’in Su’i İstimal E

2015-10-30 15:17:00

Hakiki Meşveretin Nasıl Yapılacağı Ve Meşveret’in Su’i İstimal Edilmemesi!     Meşveret ve şûrâ-i şer’î, dinin esasat ve müsellemat gibi kat’i ve sabit hükümlerinin hâricinde ve şer’î usûlüne göre yapılır.   Meşverette iyi niyet ve ihtisas şarttır. Yani meşverete katılanlar, istişarede ele alınacak meselenin isabetli olan cihetini ve tercihi gereken maslahat-ı umumiyesini keşfetmek niyet ve gayretine sahib olmalıdır.   Yoksa kendi maksadlarını veya bağlı olduğu şahsın veya cemaatin menfaatini tahakkuk ettirmek niyetini taşıyanlarla yapılacak meşveret hak ve maslahat-ı bulmaktan daha çok karışıklıklara ve inşikaklara sebeb olur.   Bu meşveret, meşveret-i şer’îye değildir ve ibadet mahiyetini taşımaz. Hakiki olmayan meşveretlerin bir fayda sağlamayacağını ve dini bir değer taşımayacağını Üstad Hazretleri şu ifadelerle belirtir. “Asya’nın en geri kalmasının bir sebebi, o şûrâ-yı hakikiyeyi yapmamasıdır.» [1]   Bu hakikattaki meşveretler yapılmazsa ihtilafların bitmeyeceği ve şahsi garazların devam edeceği aşikârdır. Demek ki şeri meşveret hakiki olmalıdır. Meşveret adı altında yapılan müessese toplantıları veya rakiplerini tasfiye etmek toplantılarına meşveret demek dini bir tabir olan meşveret manasına hakarettir.   Ümmetin itimad edeceği bir meşveretin meclis-i ilmiye olmasını lüzumlu gören Bediüzzaman Hazretleri şu ehemmiyetli hususları nazara verir: «Müfessir-i azîm olan zamanın taht-ı riyasetinde, herbiri bir fende mütehassıs, muhakkikîn-i ulemadan müntehap bir meclis-i meb’usan-ı ilmiye teşkiliyle, meşveretle bir tefsiri telif etmekle sair tefasirdeki münkasım olan mehasin ve kemâlâtı mühezzebe ve müzehhebe olarak cem etmelidirler. &... Devamı

Hulefa-i Raşidîn hem halife hem reis-i cumhur idiler.

2015-10-29 11:10:00

  "Sen selef-i sâlihîne muhalefet ediyorsun? Cevaben diyordum: Hulefa-i Raşidîn hem halife hem reis-i cumhur idiler..." İzah edip konu hakkında bilgi verir misiniz?   "Sonra dediler: Sen selef-i sâlihîne muhalefet ediyorsun?" "Cevaben diyordum: Hulefa-i Raşidîn hem halife hem reis-i cumhur idiler. Sıddık-ı Ekber (R.A.) Aşere-i Mübeşşere'ye ve Sahabe-i Kiram'a elbette reis-i cumhur hükmünde idi. Fakat manasız isim ve resim değil, belki hakikat-ı adaleti ve hürriyet-i şer'iyeyi taşıyan mana-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler..."(1)   İslam’ın özünü kavramayan bazı nadanlar demokrasi ve cumhuriyet rejiminin İslam’a zıt bir rejim olduğunu öne sürüyorlar. Ve demokrasi ve cumhuriyeti savunanları sahabe, tabiin ve tebe-i tabiindediğimiz selef-i salihine muhalefet etmekle itham ediyorlar. Oysa dört halifenin döneminde hem halifelik hem de cumhuriyet beraber bulunuyordu. Hazreti Ebubekir (ra) hem Aşere-i Mübeşşere'ye hem de sahabeye cumhurbaşkanlığı yapmakta idi. Fakat manasız isim ve resim değil, belki hakikat-ı adaleti ve hürriyet-i şer'iyeyi taşıyan mana-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler. Şayet cumhuriyet yönetim şekli  İslam’a uygun bir rejim olmasa idi başta dört halife buna karşı çıkar, seçim sistemine asla müsaade etmezlerdi. Demek olaya yüzeysel bakanların iddia ettiği gibi cumhuriyet rejimi selef-i salihinin reddettiği bir rejim değil, aksine en kamil manada tatbik ettikleri bir yönetim şeklidir.  Özetle Üstadımız burada dört halifenin dönemini örnek göstererek, demokrasi ve cumhuriyet rejiminin İslam’a en uygun ve en güzel bir yönetim biçimi olduğunu ifade edip, İslam adına bu rejime karşı çıkanlara bir d... Devamı

Zübeyr GÜNDÜZALP Ağabeyden Siyasilere Karşı Uyanık OLun!

2015-10-26 08:40:00
Zübeyr GÜNDÜZALP Ağabeyden Siyasilere Karşı Uyanık OLun! |  görsel 1

‘Kardeşim, o parti mensupları bazen ders dinlemek için gelirler. Maksatları insan çalmaktır. Dikkat edin, yakasına bakın, rozeti varsa medreseye almayın. Onlar işi dolandırmak için geliyorlar. Ara sıra kendi mesleğinizin dışına çıkarak onlarla sohbet ederseniz size bir kelime söylerler, kafanız karışır. Zaten o tahribat yeter. Sizde iz bırakır. Onun için kat’iyyen onları içeri almayın.’” Zübeyr GÜNDÜZALP ... Devamı

Kasıtlı yalan iddialara tekrar cevap!

2015-10-23 10:03:00

Son zamanlarda, Risale-i Nurların devlet tekeline alınması yalanı yine gündeme getirilmeye başlanmıştır. Bu iddiayı ortaya atanlar kimlerdir? Bu iddiayı ortaya atmakta ne umuyorlar? Bu iddiayı ortaya atmaları için kim onlara ne teklif etti? Bütün bu soruların cevaplarını biz bilmiyoruz.               Kaynak: Nurdanhaber   Son zamanlarda, Risale-i Nurların devlet tekeline alınması yalanı yine gündeme getirilmeye başlanmıştır. Bu iddiayı ortaya atanlar kimlerdir? Bu iddiayı ortaya atmakta ne umuyorlar? Bu iddiayı ortaya atmaları için kim onlara ne teklif etti? Bütün bu soruların cevaplarını biz bilmiyoruz. Fakat bildiğimiz bir şey var. Risale-i Nur eserlerinin müellifi Bediüzzaman’ın talebe ve varisleri, yapılanın devlet tekeline alınma değil, devletin himayesine alınma olduğunu, bunun da Bediüzzaman’ın vasiyeti olduğunu 2014’ün Kasım ayında, yine bize verdikleri bir beyanda açıklamışlardı. Şimdi o açıklamayı tekraren yayınlıyoruz. Açıklama aynen şöyle: Yapılan yasal düzenlemeler, Risale-i Nur neşriyatını devlet tekeline değil, devlet himayesine almaktadır   Risale-i Nur neşriyatıyla ilgili olarak yapılan son yasal düzenleme dolayısıyla bazı çevrelerin bir takım asılsız iddiaları yaymakta ısrar göstermeleri üzerine, Risale-i Nur Müellifi Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin vazifelendirdiği talebeleri olarak aşağıdaki hususları bir daha açıklamak zarureti hasıl olmuştur:   1.Yapılan yasal düzenlemeler, Risale-i Nur neşriyatını devlet tekeline değil, devlet himayesine almakta ve devlete, Risale-i Nur’ların mutlak surette neşredilmesini ve okuyucuyla buluşmasını temin etme vazifesini vermektedir.   2.Bu düzenlemeyle devlete verilen bir diğer... Devamı

Sahabe meclisi, hicrî takvimimizi nasıl başlattı?

2015-10-17 12:43:00

Sahabe meclisi, hicrî takvimimizi nasıl başlattı?   1437. hicrî yılımızın ilk ayı olan mübarek muharremin ilk günündeyiz. Ülkemize ve tüm İslam dünyasına hayırlar, huzurlar getirmesini niyaz ediyor, birlik-beraberlik içinde kardeşçe yaşayacağımız nice hicrî yıllar diliyoruz Rabb'imizden. Gelelim, hicrî yılımızın ne zaman, nasıl başlatıldığına ait çoğalan soruların cevabına.   İzin verirseniz şöyle net bir misalle arz etmeye çalışayım bu önemeli tarihî konuyu.   Hicretten 17 yıl sonra, Hazreti Ömer efendimizin halifeliği devrindeyiz Medine'de. Miladi tarih 638: O gün güneş etkili sıcaklarını Medine sokaklarında hissettirirken, istişare toplantısını haber vermek üzere evleri dolaşma görevini tamamlayan Abdullah da, dönüp geldiği halifenin meşveret binası kapısında beklemeye başlamıştı. Çok geçmeden çağırdığı meşveret meclisi üyeleri de yollarda göründüler.   -İşte sahabenin ileri gelenlerinden Saad bin ebi Vakkas! İşte Talha! Şu gelen de İmam Ali efendimiz olsa gerek! Uzaktan aceleci adımlarla gelen biri daha göründü. Bu da Halife Hazreti Ömer'in ta kendisi olmalıdır. Meşveret meclisini de o davet etmişti zaten.   Nitekim içeriye girince vakit kaybetmeden, Allah'a hamd, Resul'üne de salat ü selamdan sonra, hemen konuya girerek konuşmaya başladı:   -Devlet işlerini yaparken olayları kesin bir tarihle tespitte zorlanmaktayız. Bana gönderilen bir evrakta şaban ayı tarih olarak yazılmıştır. Bu şaban ayı, hangi senenin şaban ayıdır belli değil. Basra Valisi Ebu Musa'nın da bu konuda evrak karışıklığından şikayetleri var. Farklı olaylara dayanan farklı tarihlerin kullanılması bizi şaşırtmaktadır. Kendimize göre bir tarih başlatmalıyız artık. İşte... Devamı

Vazifemiz Hizmettir!

2015-10-15 21:53:00

Vazifemiz Hizmettir!               Risale-İ Nur Şakirdleri, Hizmet-i Nuriyeyi Velayet Makamına Tercih Eder; keşf ü keramatı aramaz; ve âhiret meyvelerini dünyada koparmaya çalışmaz; vazife-i İlahiye olan muvaffakıyet ve halka kabul ettirmek ve revaç vermek ve galebe ettirmek ve müstehak oldukları şân ü şeref ve ezvak ve inayetlere mazhar etmek gibi kendi vazifelerinin haricinde bulunan şeylere karışmazlar ve harekâtını onlara bina etmezler. Hâlisen, muhlisen çalışırlar, "Vazifemiz hizmettir. O yeter." derler.[1]        Risale-i Nur Hizmeti malumdurki gönüller üzerine tesis edilmiş ve gönüllülük esas olan bir hizmettir. Bu hizmette istihdam olan hizmet edenlerki Risale-i Nur Talebeleri ünvanını alırlar. Bu hizmette maddi bir beklenti ve emel olamaz. Zaten Risale-i Nur’un Talebeleri maddi emel bekleyen kimseleri soğuk görür ve kalbi ısınmaz.        Risale-i Nurun canlı, ruhlu ve icraat yapan Şahs-ı Manevisi ise farklı emeller besleyen kimseleri tokatlayıp daire dışına atar. Zaten bir muhlis nur talebesini gördüğünüzde hemencecik ona hiç tanımadığı halde insan ısınır. Adeta senelerdir bir ahbabı gibi hisseder.        Şayet bir nur talebesini namı altında olan birisini gördüğünüzde içiniz ona ısınmıyorsa bilin ki o şahıs ya farklı emeller beslemekte veya şahs-ı maneviden düşmüş bir haldedir. Kendisini Nur talebesi kisvesine sokmuş, başka hesabı olan veya olanlara aldanan veya aldananların aldattıklarından birisidir. Mesela bir yere derse gidiyorsun. Orada kimisi sana can kardeşi gibi geliyor. Bazıları ise sanki düşmanın gibi itiyor. Gözleri ile veya sireti ile seni rahatsız edip taciz ediyor. Orada iki... Devamı

3,5 saat uyku nasıl yetebilir? İşte cevabı

2015-10-15 08:17:00

3,5 saat uyku nasıl yetebilir? İşte cevabı   Uykunuza İslam peygamberi Hz. Muhammed'in sünneti ışığında bilimsel düzen getirmeye ve 3,5 saatlik uyku ile 8 saat uyumuş gibi zinde kalmaya ne dersiniz?   1. Uyku ile ilgili hormonlar Öncelikle vücudumuzun zinde kalmasını sağlayan bazı hormonlar vardır ve bu hormonların dengelerinin belli saatleri vardır. Mesela vücudumuzu zinde tutan kortizol hormonunun kanda en yüksek olduğu seviye sabahleyindir. Bu seviye gün boyu giderek düşer ve gece saat 23:00'te en düşük seviyeye ulaşır. Bir diğer hormon melatonin ise büyüme ve vücut sağlığını koruyucusudur. Onun da en yüksek olduğu saatleri 21:00-03:00 arasıdır. 2. Uyku saatleri ve hastalıklar Saat 22:00'de tansiyon ve kalp atım sayıları düşer, saat 04:00'ten sonra tansiyon ve kalp atışlarında yükselme başlar. 15:00 ve 18:00 saatleri arasında da en üst seviyeye ulaşır. Dolayısıyla tansiyon ve kalp atımının yüksek olduğu ve hücrelerin en üst derecede çalıştığı ikindi vaktinde uyunmamalıdır. Aksi takdirde yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlığına davetiye çıkarılmış olur. Aynı zamanda bu saatler kerahat vakitleridir ve dinen de uyku uygun değildir. 3. Bir insan 3,5 saat uyuyarak 8 saat uyumuş gibi verim alabilir Akşam 22:00 ile 02:00 arasındaki uyku % 200 verimlidir. Yani bu saatler arasında 3 saat uyunduğunda 6 saat uyunmuş gibi olunur. Gündüz ise 10:00 ile 13:00 arasındaki yani kuşluk vaktindeki uyku %400 verimlidir. Bu saatler arasında yarım saatlik uyku 2 saatlik uykuya karşılık gelir. Dolayısıyla gece 3 saat gündüzde 0,5(yarım) saat uyuyan bir kimse zahiren 3,5 saat uyumuş görünür. Gerçekte ise 8 saat uyumuş gibidir. Hiçbir uykusuzluk da hissetmez. Birde ikindiden ve gece 03.00'ten sonraki uykuların %50 verimli olur. Yani gece 03:00&... Devamı

Bediüzzaman Said Nursi'nin talebelerinden seçim açıklaması!

2015-10-13 22:06:00

Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin hayatta olan talebeleri gündem ve 1 Kasım seçimleri ile ilgili bir açıklama yaparak, bu seçimlerde vatan, millet, İslâmiyet ve insaniyet namına Ak Parti’yi desteklediklerini bildirdi. Ahmet Aytimur, Abdullah Yeğin ve Hüsnü Bayramoğlu imzasıyla yayınlanan açıklamada, Bediüzzaman’ın Adnan Menderes’i “İslâm kahramanı” olarak andığı hatırlatıldı ve bugün İslâmiyet namına Menderes’ten çok daha fazla hizmetler yapmış bulunan mevcut iktidara, bu milleti ecnebîlere köle yapmak için çalışan kuvvetlere karşı desteklemenin bir vazife olduğu belirtildi. Bediüzzaman’ın hayatta olan talebeleri tarafından yapılan açıklama aynen şöyle: "Evvelâ, Ankara’da cereyan eden müessif hadisede vefat eden kardeşlerimize Cenab-ı Hak’tan rahmet niyaz ediyor, yaralı kardeşlerimizin bir an önce şifa bularak sıhhat ve âfiyetlerine kavuşmaları için dua ediyor, ölen ve yaralananların yakınlarına ve milletimize de sabr-ı cemil diliyoruz. Bu müessif hadisenin apaçık mânâsı şudur: İslâm âleminin en büyük kalesi olan bu memleket, tarihinin en mühim hamlelerini yapmakta olduğu bir sırada, aleyhinde ittifak etmiş bulunan dahilî ve haricî şer kuvvetleri onu yolundan alıkoymaya çalışmakta, kendi menhus emellerini gerçekleştirmek için devletimizi zaafa uğratmak ve milletimizin fertlerini birbirine düşürmek istemektedir. Fakat milletimiz engin sağduyusuyla bu hain emelleri teşhis etmekten şimdiye kadar geri kalmadığı gibi, bugün de geri kalmayacak, inşaallah el ve gönül birliğiyle bu felâketleri aşarak iç ve dış düşmanlarını bir kere daha tarihin önünde hezimete uğrat... Devamı

BiTLiS HADiSESi ( 1913 ) NEDiR?

2015-09-19 12:37:00

  BiTLiS HADiSESi ( 1913 ) NEDiR?     (*) Bediüzzaman Hazretleri Van’a geldiğinde evvela Horhor Medresesi’ni tanzim ve tedris işini ayarlayıp ders vermeye başladığı gibi, 1913'ün yaz aylarında Medreset-üz Zehra’sının temelini atma işini de yürütmekteydi.  Bu sene içinde Bitlis hadisesi ismiyle anılan Hizanlı şeyh Selim başkanlığında ve Bitlisli şeyh şehabeddin ve Seyyid Ali'nin kumandasındaki hareketi de zuhura gelmişti.  Bediüzzaman Hazretleri bu hareketin yayılmaması, umumileşmemesi ve küçülüp mahallî kalması için azami gayret sarfetti.  Molla Abdülmecid Efendi Hatıra defteri'nde bu hadiseyle ilgili olarak şunları kaydeder:  “Birinci Harb-i umumi arefesinde Bitlis çevresinde vuku' bulan bu hadisede, hadisenin etrafa yayılmaması için Van Valisi Tahsin Bey ve Bitlis Valisi Mustafa Abdûlhalık (Renda) ile beraber çalıştı. Hadisenin mahallî, cüz'î ve te'sirsiz bir halde kalmasına muvaffak oldu.” BEDiüZZAMAN'A EDiLEN MüRACAAT  Bitlis hadisesini çıkaranların ele başıları, isyana girişmeden, önce Van'a gelerek Bediüzzaman'a müracaat ederler ve kendisinin de yardımcı olmasını isterler.  Bediüzzaman'ın bunlara cevabı; 12 sene sonra 1925'te şeyh Said'in müracaat mektubuna verdiği cevabın aynısı olmuştur.  Hadiseyi bizzat Bediüzzaman'dan dinleyelim:  “Eski Harb-i Umumi'den evvel, ben Van'da iken, bazı dindar ve müttakî zâtlar yanıma geldiler, dediler ki: “Bazı kumandanlarda dinsizlik oluyor. Gel bize iştirak et, biz bu reislere isyan edeceğiz:”  Ben de dedim: o fenalıklar, o dinsizlikler, o gibi kumandanlara mahsustur. Ordu onunla mesul olmaz. Bu ... Devamı

Bir Vecize

2015-09-18 16:09:00

  Bu vatanın ve bu milletin hayat-ı içtimaiyesi bu acib zamanda anarşilikten kurtulmak için beş esas lâzım ve zarurîdir: Hürmet, merhamet, haramdan çekinmek, emniyet, serseriliği bırakıp itaat etmektir. Risale-i Nur hayat-ı içtimaiyeye baktığı zaman, bu beş esası kuvvetli ve kudsî bir surette tesbit ve tahkim ederek, asayişin temel taşını muhafaza ettiğine delil ise; bu yirmi sene zarfında Risale-i Nur'un, yüzbin adamı vatan ve millete zararsız birer uzv-u nâfi' haline getirmesidir. Envar/Şualar ( 349 )... Devamı

Bir Vecize

2015-09-17 09:56:00

Fakat bizim iştigal ettiğimiz vazife-i zaruriye-i insaniye ise, herkese her zaman ciddî alâkası var. Bu vazifemizi beğenmeyenler ve kaldıranlar, ölümü kaldırmalı ve kabri kapamalı!" Şualar / 340   Devamı

Bir Vecize

2015-09-16 10:12:00

Ermeniler'in maksadı Kürdleri aldatmaktan başka bir şey olamaz. Çünkü ileride Kürdlerin kemiyyeten hal-i ekseriyette bulunduklarını inkâr edemeseler bile, keyfiyyeten, yani ilmen, irfanen kendilerinden dûn oldukları bahanesiyle, Kürdleri bir millet-i tabi'a haline getirecekleri muhakkaktır. Buna ise, aklı başında olan hiçbir Kürd taraftar değillerdir. Devamı

Bir vecize

2015-09-16 09:48:00

  İslamiyyet, herhangi bir ırkın diğer bir unsur-u İslâm aleyhine olarak menfî surette intibah hasıl etmesini kabul edemez. Binaenaleyh, Kürdleri Müslümanlıktan ayırmak isteyenler, esasat-ı İslâmiyeye muhalif hareket ediyorlar. Devamı

Sözler Neşriyat'ın Satış ve Tanıtım Merkezine İlgi Büyük

2015-08-31 09:23:00

Sözler Neşriyat'ın Satış ve Tanıtım Merkezine İlgi Büyük!   İstanbul Üsküdar'da 2014 yılından beri Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin Kur'an tefsiri Risale-i Nur Külliyatının, Kur'an ve ilmihal gibi islami eserlerin satışının ve tanıtımının yapıldığı Arslanbey Vakfının yeni hizmet binasının altında bulunan Sözler Neşriyatın satış ve tanıtım ofisine ilgi her geçen gün artıyor.   Satış ve tanıtım noktasında 52 dile cevrilmiş Risale-i Nurları bulmak mümkün. Merkezde ayrıca tevafuklu ve diğer Kur'anlardan da bulunuyor. Bununla birlikte temel islami eserlerden olan ilmihallerde bulmak mümkün.   Sözler Neşriyat'ın satış ve tanıtım merkezinde görevli olan Cihan Basumlu beyin açıklamalarına göre çevreden her kesimden insanların merakını celbdeden Risale-i Nurların muhteviyatını sormak için insanlar geliyorlar ve gördükleri ve duydukları karşısında hayranlıklarını gizleyemiyorlar.   Satış ve tanıtım merkezinde, okuma alanında kitapları rahatça incelerken ikram edilen içecekler ise ayrı bir güzellik katıyor.   Sözler Neşriyat Adres: Valideatik Mah. Nuh Kuyusu Cad No:79 Üsküdar  Telefon : 0545 779 1535   Kaynak: Risaleajans   Risale-i Nur Araştırma Merkezi Yozgatnur  ... Devamı

Neşriyat Kavgalarının Özünde Rant mı Var?

2015-08-29 21:16:00

Neşriyat Kavgalarının Özünde Rant mı Var?   "Bakarsak; yayınevleri, o yayınevlerinde köşeleri tutmuş bazı isimler, onların aldığı primler vs... Böyle bir tabloyla da karşılaşabiliriz. Diğer tarafta ise hayatını Risale-i Nur'a vakfetmiş veya vakfetmek isteyen, ama o yapılar içerisinde olmadığı için aynı zamanda maişet için de çalışıp çabalaması gereken kişilerle de karşılaşabiliriz." Her pazartesi TV111 ekranlarında izleyicisiyle buluşan Alternatif Bakış programında bu hafta, araştırmacı-yazar Metin Karabaşoğlu ve hukukçu Ömer Faruk Uysal, Şener Boztaş'ın "Risale-i Nur'un neşri ve Nur hizmetinin geleceği..." temalı sorularını yanıtladılar. Program içinde sık sık 'tartışmaktan ve yüzleşmekten kaçındığımız sorunlarımıza' dikkat çeken Karabaşoğlu; Boztaş'ın "Risale-i Nur'un neşrinde gözetilmesi gereken hassasiyetler nelerdir? Ve buradan elde edilen gelirler nasıl kullanılmalıdır?" şeklindeki sorusuna ilgi çekici cevaplar verdi.  Risale-i Nur külliyatının, bugün, farklı tasarım versiyonlarıyla onlarca yayınevi tarafından basıldığını hatırlatan Karabaşoğlu; bu yayıncı sayısındaki artışın da sağlıklı olmadığına, ayrıca yapılan yayıncılık içerisinde elde edilen paranın da doğru bir şekilde kullanılamadığına dikkat çekti. Normalde, Bediüzzaman'ın vasiyetine göre, neşir hizmetinde elde edilen gelirin yine neşir hizmetinde ve özellikle hayatını Kur'an talebeliğine vakfetmiş insanların geçiminin sağlanmasında kullanılması gerektiğine işaret eden Karabaşoğlu; ama mevcut durumda (bu vasiyetin hakkını veren yayıncılar da -ENVAR, İHLAS NUR VE SÖZLER NEŞRİYATLAR- olmakla birlikte) yayınevi yapılanmalarının, kimin ne kadar prim kazanacağı tartışılan ve yalnız buna odaklanılan bir rant sistemine dönüşmüş o... Devamı

İbadet, imanın muhafazası hükmündedir...

2015-08-29 09:06:00

İbadet, imanın muhafazası hükmündedir... Astronomi, biyoloji, arkeoloji gibi bilimlerden az çok nasibi olanlar anlar ki;       İbadetin asıl manası; kulun Allah'a karşı aczini ve fakrını anlayıp O'na teslim olmasıdır. İhlas Sûresi'nde “Allah'us-Samed” ayeti vardır; Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, her şey Allah'a muhtaçtır.bu dünyayı yaratan Allah, bir başka âlemi de yaratmıştır; bizi bu dünyaya getiren Allah, bizi başka bir âleme götürecektir. Yani anlaşılıyor ki, biz uzun bir yolculuğa çıkmışız. İşte bu yolculukta Müslüman'ın azığı ibadettir.     O'nun mülkünde yaşıyoruz. Yarattığı havadan, güneşten, aydan istifade ediyoruz; bitkilerden, hayvanlardan ve meyvelerden yararlanıyoruz; denizden, dağdan menfaat sağlıyoruz. Yağmuru bizim için yağdırıyor, rüzgârı bizim için estiriyor; baharı bizim için nimetlerle dolu bir sofra gibi önümüze seriyor. Bizi taş, toprak, hayvan yapmamış, insan olarak yaratmış ve her şeyi de bizim istifademiz için emrimize vermiş. Sonra bize iman nasip etmiş. Dahası en büyük nimet olan İslam ile şereflendirmiş…     Şimdi kendi kendimize soralım; bizi mükemmel yaratıp bunca ihtiyacımızı karşılayan, bunca nimetleri verip bizi nazlı bir çocuk gibi besleyen Allah'a teşekkür etmemiz gerekmez mi? “Evet, teşekkür etmemiz gerekir.” diyorsak, işte o teşekkürün adı ibadettir. İbadet etmeyen insan, Allah'a karşı bunca nimetlerden dolayı teşekküre ihtiyaç görmüyor demektir. İbadet aynı zamanda Allah'a itaattir.     Allah bize haramlardan kaçmamızı, helallere ittiba etmemizi emretmiş. Mesela bir otobüs şoförü her an yola dikkat eder. Gittiği yol boyunca ş... Devamı

Cemaat Din Değildir!

2015-08-24 19:19:00

Cemaat Din Değildir!        “Tarîkat, şeriat dairesinin içinde bir dairedir. Tarîkattan düşen şeriatadüşer; fakat -maazallah- şeriattan düşen ebedî hüsranda kalır.” [1]        “Cenab-ıHakk'anâzır ve ona vâsılolanyollar, kapılar; âlemin tabakaları, sahifeleri, mürekkebatı nisbetinde bir yekûn teşkil etmektedir.   Âdi bir yol kapandığı zaman, bütün yolların kapanmış olduğunu tevehhüm etmek, cehaletin en büyük bir şahididir. Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.” [2]               Bir saray, yüzer kapalı kapıları var. Bir tek kapı açılmasıyla, o saraya girilebilir, öteki kapılar da açılır. Eğer bütün kapılar açık olsa, bir iki tanesi kapansa, o saraya girilemeyeceği söylenemez.               İşte hakaik-i imaniye o saraydır. Herbir delil, bir anahtardır, isbat ediyor, kapıyı açıyor. Bir tek kapının kapalı kalmasıyla o hakaik-i imaniyeden vazgeçilmez ve inkâr edilemez. Şeytan ise, bazı esbaba binaen, ya gaflet veya cehalet vasıtasıyla kapalı kalmış olan bir kapıyı gösterir; isbat edici bütün delilleri nazardan iskat ediyor. "İşte, bu saraya girilmez, belki saray değildir, içinde bir şey yoktur." der kandırır.” [3]               Malumdur ki herbir insan bir alemdir. Kendi iki ayaklı cismani aleminin içerisinde var olan ... Devamı

Ben Tenezzül Etmem!

2015-08-21 12:34:00

Ben Tenezzül Etmem!   “Zaman bir büyük müfessirdir; kaydını izhar etse, itiraz olunmaz.[1]” Bu söz ilerleyen zaman ve tarih sahnesine levh-i âlâdan çıkan her hadise ile kendisini göstermektedir. Basiret sahibi olan görmektedir. Bazan basar kör olsa da göremese de basiretten kaçmamaktadır.   Nitekim Zamanın muktezasınca hatt-ı hareket etmeyen kimseler zamanın çarkları arasında ezilip mahvolmaya mahkumdur. Bundan kaçış söz konusu değildir. Malum bakkal hesabı ile holdink veya avm yürütülemez.  Bizler ise ehl-i sünnet ve cemaat olan nur talebeleri de hizmetimizin istikametini muhafaza ve müdafa etmekle mükellef ve muvazzafız.   Nura sadakatle, nurun bekçiliğini ihsan-ı ilahi ile omuzumuza Cenab-ı Hak koymuş. Biz Bu vazifeyi almadık, verildi. O hâlde biz de verilen bu vazifeyi en güzel surette ifâ ve icrâ etmekle mükellefiz. Bu aslında hem bir mesuliyet hem bir taltiftir. "Bir tek adam seninle hidayete gelse, sahra dolusu kırmızıkoyun, keçilerden daha hayırlıdır." [2] o halde bize neler oluyor ki bu vazifeyi icra edenleri ve kendimizden daha güzel becerenleri çekemiyoruz?   Bu vazifeyi ifa ederken de sadakat bizler için olmazsa olmaz olan bir esastır. Sadakat denildiği ve tarif edildiği gibi yapılmasıdır. Kendisine insanın bir hedef tayin edip o maksada müteveccihen hareket etmelidir. Bu hareketin neticesi kader, hadiselerin meydana gelmesi kazadır. Bizim hizmette ihtiyarımızı kullanmamız ise atâ olmaktadır.   Risale-i Nur Hizmeti Kimsenin Babasının çiftliği değildir. Bu sebeple kendin pişir kendin ye tarzında bir hizmet olmaz. Ama yapanlar var denirse ona da derim ki: o Nur hizmeti olmaz kendi halinde bir şey olur. Bir nevi lokal hizmeti gibi. Kafana göre hizmet et, nasıl ede... Devamı

Hizmetle Meşgul Olmak

2015-08-21 10:31:00

Hizmetle Meşgul Olmak   Saniyen: Şöyle düşünüyordum: Eğer yalnız adüvv-i ekber olan nefsin hilesinden ve cin ve ins ve şeytanların mekrinden emin olayım diye herkes başını karanlığa çekse ve kendisi kûşe-i nisyana çekilse veya çekilmek istese ve âlem-i insan ve âlem-i İslâm mühmel kalacak, kimsenin kimseye faidesi olmayacak bir zaman olsa; ben din kardeşlerime bu nurlu hakikatleri iblâğ edeyim de, Allahü Zülcelâl nasılşe’n-i ulûhiyetine yaraşırsa öyle muamele eylesin. Nefsimi düşünmekten kat’-ı nazar etmeyi yine o zamanlarda çok faideli görüyordum. (Barla 27) Bundaki hikmet nedir? Burayı nasıl anlayabiliriz?   Elcevap:   Bir kimsenin imanını kurtarırsam, o zaman bana Cehennem dahi gül gülistan envar ve ihlas nur / Tarihçe-i Hayat ( 23 - 24 )   Cehennem'de vücudum o kadar büyüsün ki, ehl-i imana yer kalmasın. envar ve ihlas nur / Sözler ( 757 )     herkesin hoş gördüğü saadet-i uhreviye ve Cehennem'den kurtulmaya vesile etmemek ve yalnız emr-i İlahî ve rıza-yı İlahîden başka hiçbir şeye âlet etmemek, bu zamanda Nur'un hakikî kuvveti olan sırr-ı ihlas-ı hakikîyi muhafaza etmeye beni mecbur etmiş ki:    Sıddık-ı Ekber'in (R.A.) dediği olan "Mü'minler Cehennem'e gitmemek için Allah'tan isterim, benim vücudum Cehennem'de büyüsün ki, onların yerine azab çeksin" diye söylediği kudsî fedakârlığının bir zerresini ben de kendime kazandırmak için, iman ile Cehennem'den birkaç adamın kurtulmaları i&cced... Devamı

Dellâl-ı Kur'an Said'in vekili..

2015-08-21 10:07:00

Dellâl-ı Kur'an Said'in vekili..   Evvelâ: Muhterem Üstadıma mâruzatta bulunmak için kalemi elime aldığım zaman, ruhumda büyük bir inkişaf hissediyor ve ihtiyarsızkalemim o andaki muvakkat duygularıma tercüman olduğunu görüyorum. (1) burayı nasıl anlayabiliriz?   Elcevap: Sözler hakkında hüsn-ü şehadetiniz, bana büyük bir teselli verdi. Vazifemin bitmediğine dair bürhanlarınız gayet kuvvetlidirler, lâkin ben gayet kuvvetsizim. Fakat Cenab-ı Hakk'a tevekkül edip, o bürhanlara serfüru' ediyorum.   Cemaata Sözler'i okumak zamanında, sendeki hissiyat-ı âliye ve fazla inkişaf ve fedakârane hamiyet-i diniye galeyanının sırrı şudur ki:   Velayet-i kübra olan veraset-i nübüvvetteki makam-ı tebliğin envârı altına girdiğin içindir. O vakit sen, dellâl-ı Kur'an Said'in vekili belki manen aynı hükmüne geçtiğin içindir. (2)   Yani bir insan ders okurken veya birisine bir şeyler izah ederken veya tefekkürle okuduğu zaman Dellal-ı Kur'an olan üstadımız Bediüzzamanın ders verme makamına çıkmaktadır.   Selam ve Dua ile Muhammed Numan ÖZEL Haşiye - Mehaz:   (1) Envar Neşriyat / Barla Lahikası ( 27 ) (2) Envar Neşriyat / Barla Lahikası ( 253 )       Risale-i Nur Araştırma Merkezi Yozgatnur... Devamı

Fotoğraf |  görsel 1