.:YOZGATNUR66:. Aklını Doğru Kullan Huzur Bul!

RİSALE

50-

Evlilik bir ibadettir !

2016-11-28 16:23:00

Evlilik bir ibadettir ! Evet, insanın en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil bir kalbin mevcud bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele etsinler ve lezaizde birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olsunlar. Evet, bir işte mütehayyir kalan veya bir şeye dalarak tefekkür eden adam velev zihnen olsun, ister ki; birisi gelsin, kendisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın. Kalblerin en latifi, en şefiki; kısm-ı sâni ile tabir edilen kadın kalbidir. Fakat kadın ile ruhî imtizacı (geçimi) ikmal eden, kalbî ünsiyet ve ülfeti itmam eden, surî ve zahirî olan arkadaşlığı samimîleştiren; kadının iffetiyle, ahlâk-ı seyyieden temiz ve pâk bulunması ve çirkin ârızalardan hâlî olmasıdır. [1] Malumdur ki insan sosyal bir varlık olması ve Adem (a.s.)‘dan bugüne ve bugünden berzah aleminin kapısı olan kabre kadar da böyle olacaktır. Cemiyetten istifa edip yerin altına hendek kazıp saklanmak imkanı da yoktur. Cemiyetten/sosyal hayattan ayrılması söz konu olmayınca bu hayat içerisinde insan kendi efkar ve mizacına dair kimseler olup kendi hayatını ve efkarını daha rahat ve kendi alemine renk katması için kendisi kimseler arar. Bu hali ile insanın ihtiyacını bu manada tatmin edecek en büyük şey ise ailesidir, aile hayatıdır. Nitekim “Kalblerin en latifi, en şefiki; kısm-ı sâni ile tabir edilen kadın kalbidir. Fakat kadın ile ruhî imtizacı (geçimi) ikmal eden,kalbî ünsiyet ve ülfeti itmam eden, surî ve zahirî olan arkadaşlığı samimîleştiren; kadının iffetiyle, ahlâk-ı seyyieden temiz ve pâk bulunması ve çirkin ârızalardan hâlî olmasıdır.”  ... Devamı

Neden hedef tahtasında Risale-i Nur ve talebeleri var?

2016-11-28 16:20:00

Neden hedef tahtasında Risale-i Nur ve talebeleri var? GÜNCEL HABER, GÜNLÜK PAYLAŞIMLAR, HİZMET HABERLERİ, KİŞİSEL GELİŞİM, RİSALE ÇALIŞMALARI “.. herbirisi, Kur’anın dersinden tam hisse almaları ve en derin hakikatları fehmetmeleri ve yüzer fen ve ulûm-u İslâmiyenin ve bilhâssa şeriat-ı kübranın büyük müçtehidleri ve Usûl-üd Din ve İlm-i Kelâm’ın dâhî muhakkikleri gibi her taife kendi ilmine ait bütün hacatını ve cevablarını Kur’andan istihraç etmeleri, Kur’anın menba-ı hak ve maden-i hakikat olduğuna bir imzad ır.” [1] Risale-i Nur Külliyatı namıyla bilinen Kur’an-ı Kerim’in Dirayet ve Rivayet tefsiri (*) olmak üzere iki kategoriye ayrılan ve daha sonra bunlar da kendisi içerisinde kategorize olan.. ve Dirayet Tefsiri kategorisinde en son ve en geniş çapta telif edilmiş 20 ciltten müteşekkil bir tefsiridir. Bu muazzam Dirayet tefsiri olan Risale-i Nur Külliyatının telif edildiği dönem ( 1908 – 1960 ) itibariyle mataryalizmin insanları sekülerizme yönlendirerek her şeyi maddeye indirmiş ve bakış açılarını maddeye ve dünyaya sevk etmiştir. Risale-i Nur Külliyatı ve Talebeleri insanları “nefis ve heva, cin ve ins şeytanlarına karşı mücahede edip günahlardan ve ahlâk-ı rezileden kalb ve ruhunu helâket-i ebediyeden kurtarmak..” [2] ve kendilerini de “talebe, profesör, meb’us, kim olursa olsun, mes’uliyet dairesi olanlar, muhitini tenvir ile mükelleftir. Bir vilayet, hattâ bir memleketin saadet ve selâmeti, tenvir ve irşadı ile mükellef olanlar, elbette çok daha ziyade müteyakkız d... Devamı

Nur’un Erkan ve Saff-ı Evveleri

2016-11-28 16:17:00

Nur’un Erkan ve Saff-ı Evveleri “Cenab-ı Hakk’a nâzır ve ona vâsıl olan yollar, kapılar; âlemin tabakaları, sahifeleri, mürekkebatı nisbetinde bir yekûn teşkil etmektedir.” [1] Bu tariklerden birisi ve ahirzamanda en te’sirlisi ise kanaat-ı kat’iyye ile Risale-i Nur Hizmet dairesidir. Hal böyle olunca Risale-i Nur’un hizmet ve te’sir sahası genişlemektedir. Muhtelif mizaç ve istidad sahipleri dairenin içerisine girmekte ve kendilerini bu hizmetin rengi ile boyamakta “Sıbgatullah”(*) bunun zahiri göstergesi ise hâl u kâl ile görünmektedir. Bir de bu daireye girmiş ve kendisini hizmete değilde hizmeti kendi sistemine uydurmaya çalışanlar da görülmektedir. Bu kimseler umumi hukuka da yer yer saldırmaktadır. Sözde nura sadakat kılıfıyla nurun sistematiğini baltalıyorlar. Bu davranışlarıyla “Ey “sadık ahmak” ıtlakına mâsadak bîçare ülema-üs sû’ veya meczub, akılsız, cahil sofiler!” [2] gibi hitapları hak ediyorlar. Çünkü bunu yapanlar üç sınıftır. Ya Nurculuğa zarar vermesi için içeri sokulmuş ya bu sokulanlara aldanmış veya aldananlara aldanmıştır. (*)  Bunu yapanlar hangi sınıfa dahil olursa olsun neticesi değişmemektedir. Hizmeti kendisine uydurmak isteyenler daima her yerde her meşrebde sıkıntı çıkartmışlardır. Bu tipler hassaten cerbeze sahibidirler aynı zamanda. Yani hakkı batıl, batılı hak gösterecek bir zeka sahibidirler. (*) Risale-i Nura zarar vermek ya direkt olarak hücum ederler veya içeri adam sokup o hem içerden hem dışardan destekle Risale-i Nurun esasatını ders veren, istikameti gösteren, istikametli hizmetle cemaati kaim eden kimselere hücum ederler. Buna k... Devamı

DEHŞETLİ BİR AHİRZAMAN FİTNESİ

2016-10-08 22:14:00

DEHŞETLİ BİR AHİRZAMAN FİTNESİ VE GADDAR EMPERYALİZMA PROJESİ OLARAK FETÖ MES'ELESİ Bu Feto denilen dış güdümlü adamın esas cinayeti, esas kabahatı; insanlık tarihinin en dehşetli dalaleti olan materyalist inkarcı felsefeyi öldürmek ve asrın ilim ve fen seviyesi muvacehesinde bu asrın dimağına Kur'anın bu asra bakan dersi olarak, asrın müceddidi olan azami ihlas ve azami takva sahibi Hazret-i Bediüzzaman ile Kur'an-ı Azimüşşanın arşından nüzul eden yani ilham ve istihrac tarikıyle bu asır insanının, hususan müslümanının imdadına gönderilen Risale-i Nur'u, Müellif-i Muhtereminin hiçbir surette cevaz vermediği hatta veremeyeceği bir fiil olarak sadeleştirme adı altında tahrif ve tahribe çalışmasıdır. Bu mes'elenin izahı Sözler Yayınevi, Mektubat sahife 410'da Beşinci Desise-i Şeytaniye'deki "Kardeşlerim enaniyetin işimizde en tehlikeli ciheti kıskançlıktır." cümlesinden başlayan kısımda var. Adeta resmini çiziyor. Kur'anın manevi, i'cazi tefsiri olduğu için adeta istikbalbin bir nazarla böyle bir ihanetin yapılacağının ve yapılabileceğinin tesbitini yapıyor. Bizce asıl mes'ele ve ihanet budur. Hakikat-ı Kur'aniyeye yani Kur'ana ihanettir. Zaten Elmalının tefsirinde de bir ayette böyle bir ihanet yapmışlar.  Risale-i Nur'un tahrifi, külli manada hakikat-ı Kur'aniyeye ihanettir. Bundan sonra cereyan eden hadiseler, müslüman milletimize ve devletimize ihanetle ortaya çıkan silsile halindeki hadisat, gaddar emperyalizma ile müştereken dahili ve harici ihanet çeteliği, evvelki tahribatın hem tokadı, hem o kudsi hakikatın kerametiyle bu fitne-i ahırzamanın deşifre olması ve ihanetin dehşetli çapının ortaya çıkmış olmasıdır. Zaten insanlık tarihinde dinlere yapılan ihanetlerin esası, semavi menşe... Devamı

Risale-i Nur okurken en iyi şekilde nasıl istifade edebiliriz?

2016-09-28 11:43:00

  Risale-i Nur okurken en iyi şekilde nasıl istifade edebiliriz? Sesli okumak mı, sessiz okumak mı? Çok okumak mı, düşünerek az okumak mı? Okuma sırası?.. Ayrıca Cevşen ve sair evradları okumanın Risale-i Nur'dan istifadeye faydası var mı? Risale-i Nur, Kur'an-ı Kerim'in harika bir tefsiridir. Böyle kıymetli bir eserden istifade etmek büyük bir nimettir, bir ayrıcalıktır. Okurken şu gibi esaslara dikkat edilse, istifade çok daha fazla olur diye düşünmekteyiz: • Başkalarına anlatmak için değil, kendi nefsimize hitap ederek okumak. • Az da olsa her gün okumak.  • Küçük Sözler, Yirmi Üçüncü Söz,  Haşir Risalesi gibi daha kolay anlaşılabilen risalelere öncelik vermek. • Bilinmeyen kelimelerle ilgili lügat çalışması yapmak. Bir insan her ay bir risalenin kelimelerini çıkararak okusa, bir yıl gibi bir sürede çok mesafe alabilir.  • Çevremizde Nur dersleri yapılıyorsa düzenli olarak takip etmek, yapılmıyorsa da başlatmak. • Seviyesi iyi kimselerle ön çalışmalı dersler yapmak. Mesela, bir hafta önceden belirlenen bir derse hazırlanıp gelmek, başkalarıyla bu konuyu enine boyuna müzakere etmek son derece faydalı olacaktır. • "Ya Rabbi, bu eserleri anlamayı ve yaşamayı nasip eyle." şeklinde dualar etmek. • Her gün hiç olmazsa on beş dakika sesli okumak, hem okuyuşu düzgünleştirir, hem telaffuzu güzelleştirir. • Ayrıca sessiz olarak da yoğun bir şekilde okumak gerekir. Külliyetle dalmak mühimdir. • Okuduğumuzu başkalarıyla paylaşmak önemlidir. İlim, paylaşıldıkça artar ve bereketlenir. • Başlangıçta anlamasak da çok okumak, sonraki... Devamı

Risale-i Nur’u sulandırmak isteyen hainler ifşa oldu

2016-08-15 11:36:00

Risale-i Nur’u sulandırmak isteyen hainler ifşa oldu Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin talebesi ve hizmetkarı Hüsnü Bayramoğlu ağabeyden FETÖ açıklaması   Bismihi Sübhanehu Aziz Kardeşlerimiz ! Cenab-ı Rabbül Alemin'e nihayetsiz hamd-ü sena ederiz ki bu vatanı ve bu vatandaki Hükümet-i Cumhuriye'yi büyük bir fitneden ve beladan muhafaza etti. Vatanın dört bir yanında kahraman ve necib Türk Milleti ve gençliğinin uymadığını ve her ne pahasına olursa olsun şehamet-i imaniyenin tecellisi olarak darbecilere meydan okuduklarını iftihar ile müşahede ettik. Hemen şunu ifade edelim ki bu terör örgütü ve mensupları vatanımıza ve hükümetimize ve memleketimize isyan ve ihanet etmeden çok evvel Kur'an'a ve İslam'a ve Kur'an'ın bu asrın fehmine bir dersi olan Risale-i Nur'a ihanet etmişlerdir. Aynı zamanda Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi'ye ihanet etmişlerdir. O mübarek Üstadımızın tamamen Kur'an'dan ve sünnetten tebellür edip inikas eden mesleğine ve meşrebine ihanet etmişlerdir ve seneler evvel Hükümetimizi ikaz ettiğimizde ifade ettiğimiz husus ki; bu kadar manevi değerlere ihanet eden bir güruh ve başındakiler, bundan sonra herşeye ihanet edebilir, öyle kanaatımız var ki kökü dışarda, dallar ve budakları içerde olan zındıka komitesi bu örgütü tamamen emrine almış ve aziz vatanımıza karşı emellerini gerçekleştirmek üzere istimal ediyorlar diye ifade etmiştik. RİSALE-İ NUR’U SULANDIRMAK İÇİN BÖYLE HAİNLER DE SOKMUŞLARDIR Şunu ifade etmek isteriz ki bugün yüzbin defa haşa ve kella, Üstadımız ve Üstadımızın nezih ve pak iman ve Kur’an hizmetini, bu vatan haini ve din düşmanları ile mukayesesi hakikati inciten bir haldir. Eynes... Devamı

RİSALE-İ NUR ÖLÇÜLERİ İLE CEVAPLAR

2016-08-13 09:29:00

20 sene evvel binlerce adet basılarak yayınlanmış bu broşürdeki cevaplar ve ikazlar Risale-i Nurdan derlenmiştir. Bu izahlardan maksat, Risale-i Nura ve Bediüzzaman Hazretlerine hürmeti, muhabbeti, sadakati ve bağlılığı olanları ikaz etmek ve İttihad-ı İslama ve İslam Kardeşliğine uymalarını temin etmekti... Yoksa Nura yakın olup da Risale-i Nurları bağlayıcı ölçü ve  kesin düstur kabul etmeyenlere, hidayet duasından başka diyecek sözümüz yoktur...      Hoca’nın Gazetelerde Çıkan Beyanatlarına ve İddialarına    RİSALE-İ NUR ÖLÇÜLERİ İLE CEVAPLAR    28.7.1995 – İstanbul    1. Hoca, Zaman Gazetesi'ndeki bir iddiasında, "Başörtüsü, tesettür füruattır. Temel mes'eleler varken füruatın kavgasını vermek, üslub bakımından yanlış..." diyor. (Zaman Gazetesi)    Hürriyet Gazetesinde ise, “Kadının başını örtme meselesi, bir iman meselesi ölçüsünde önemli değildir. Allah’a karşı kulluk, umumi manada kulluk meselesi ölçüsünde önem arzetmez bunlar. Teferruata ait meselelerdir…” (Hürriyet 27/01/2003)    Bediüzzaman Hazretleri ise tesettüre; «Risale-i Nur'un ehemmiyetli bir esası olan tesettür şiarı...» (Kastamonu Lahikası sh:262) demekle füruat değil, aksine ehemmiyetli bir esas olduğunu nazara veriyor. Evet âhirzaman fitnesinin açık-saçıklıkla hayasızlaşan kadınlardan çıktığına dikkat çeken Bediüzzaman Hazretleri diyor ki:    «Ahi... Devamı

PARALELCİ ÇETE ÜÇ YIL ÖNCE GİMDES İÇİN DE BİR DARBE TEŞEBBÜSÜNDE

2016-07-31 08:26:00

PARALELCİ ÇETE ÜÇ YIL ÖNCE GİMDES İÇİN DE BİR DARBE TEŞEBBÜSÜNDE BULUNMUŞTU… GİMDES’i haritadan silme azmi ile giriştikleri o operasyonda da başarılı olamadılar. GİMDES’e maddi sıkıntılar vermenin ötesinde bir şey yapamadılar. Biz sabırla ve Allah’a tevekülle bekledik, Rabbim bu çetenin zevale doğru son koşusunu bize gösterdi. Merak eden, bu güne kadar Islama hizmet ediyorum zannı ile bu çetenin arkasından giden kardeşlerime, uyanmalarına vesile olur inancı ile,kısaca bir bilgi sunayım. Paralel çetenin bütün devlet kurumlarına çöreklendiği bir dönemdi.2005 yılında kurduğumuz GİMDES kurumu ile Ülkemizde de ilk defa Helal Sertifikalama sistemin revaç bulması için bir çalışma başlattık. Bilhassa ihracat yapmak isteyen firmalarımız bu faaliyetmize çok sevindi. Helal Sertifikalarımızla ilk ihracat 2009 yılında başladı. Ancak diğer devlet kurumlarında olduğu gibi TSE’de de çöreklenmiş pralelcl bir kadro sosyal ortamda menfi propaganda silahı ile bu etkinliğimizi, ülkenin zararına olduğuna bakmadan, engellemeye çalışıyordu. Baktılar birtürlü GİMDES pes etmiyor, kendini ustaca gizleyen bu çete, hamisi olan TSE başkanının imzası ile GİMDES mahkemeye davet edildi.   TSE avukatı, mahkeme hakimi, savcısı, İTÜ de çöreklenmiş bilirkişisi ile tam takım bir kadro ile hukuk sistemi ni kan revan içinde katlederek GİMDES haksız rekabet suçlaması ile bir milyon Tl cezaya mahkum edildi. Bu mahkemenin hemen akabinde TSE’de büyükbir temizlik yapılarak çete çökertildi. Yeni yönetim çoğunluk temiz insanlardan oluştu. Eski başkan apar topar nasıl ayarlamışsa AK partiden milletvekili seçilerek icraatına devam ediyor. Mezkur çete, Devlet bünyes... Devamı

Said Nursi ve Fethullah Gülen Hareketi Arasındaki 17 Fark

2016-07-22 08:24:00

Said Nursi ve Fethullah Gülen Hareketi Arasındaki 17 Fark   Fethullah Gülen asla Said Nursi'nin talebesi değildir. Bu durum maalesef halkımız tarafından çok karıştırılmaktadır. Gülen konuşmalarında Said Nursi'nin sözlerinden alıntı yaptığı için halkın üstünde bu algı oluşmuştur. Buda zaten oyunun bir parçasıdır.Amaç Said Nursi'ye ve gerçek Nur Talebelerine zarar vermek ! Prof. Dr. Nevzat Tarhan kişisel web sitesinde üzerinde çok tartışılacak bir konuya temas etti.  İşte Prof. Nevzat Tarhan'ın "Bediüzzaman üzerinden psikolojik savaş" isimli yazındaki o bölüm ; Düşünmemiz gereken şey şu: Bediüzzaman’ın öğretisi bu mu? Bugün Bediüzzaman’ın takipçisi olduğunu söyleyen grupların çoğu ‘Gülen Hareketi’ ile arasındaki sınırları tam olarak çizmiş değil.  Fethullah Gülen hareketi ile Bediüzzaman Said Nursi’nin orjinal hareketi arasında sosyal davranış açısından şu 17 farkı tespit ettim.   1- MERKEZİ FİGÜR Risale-i Nur Hareketi kitap merkezli, Gülen Hareketi ise şahıs merkezlidir.   2- KUTSALLAŞTIRMA Bediüzzaman kendisine ‘Ulu kişi, kutsal kişi’ dedirtecek söylemlere şiddetle karşı çıkmış, şahsi keramet olarak anlaşılabilecek davranışlardan kaçınmış, kitaplarındaki tevafukla yetinmiştir. Mezarının bile gizli olmasını vasiyet etmiştir. Fethullah Gülen ise kendisinin yüksek manevi makamlardan ilahi mesajlar aldığını söyleyen takipçilerine sessiz kalarak bunu desteklemiş ve onaylamıştır. Takipçileri arasında yaygın olarak söylenen ‘Her Perşembe Hz. Peygamber’le g&ou... Devamı

Hizmeti Sevk ve idare Etmeye Kalkarlar

2016-07-13 15:25:00

Hizmeti Sevk ve idare Etmeye Kalkarlar   “Cenab-ı Hakk’a nâzır ve ona vâsıl olan yollar, kapılar; âlemin tabakaları, sahifeleri, mürekkebatı nisbetinde bir yekûn teşkil etmektedir.” [1] “Size yazmıştık ki, muarızlara adavetle mukabele etmeyiniz. Mümkün olduğu kadar, ehl-i takva, ehl-i ilme karşı dostane vaziyet alınız. Fakat bu noktaya dikkat ediniz ki, Risale-i Nur’un zararına ve şakirdlerinin salabet ve metanetlerine ilişecek bir tarzda daireniz içine sokmayınız. Öyleler niyet-i hâlise ile girmezse, belki fütur verirler. Eğer enaniyetli ve hodfüruş ise, Risale-i Nur şakirdlerinin metanetlerini kırarlar; nazarlarını, Risale-i Nur’un haricine çekip dağıtırlar. Şimdi çok dikkat ve metanet ve ihtiyat lâzımdır.” [2] “Asrımızın efkârının anlayışına ve idrakine hitab edici mahiyeti ve Kur’an-ı Hakîm’in bu zamanın fehmine bir dersi olması noktasından Nur Risaleleri, bilhâssa bu memlekette büyük ehemmiyet kazanmıştır. Asırlarca Kur’an’a bayraktarlık yapan ve dünyayı diyanetiyle ışıklandıran bu necib millet, yine dünyaya örnek, ahlâk ve fazilette üstad olarak insanlığın geçirdiği müdhiş buhranlardan halas için çare-i necatıgöstermektedir. Beşeriyeti dehşetli sadmelere uğratan, tehdid eden anarşiliğin, ifsad ve tahribin yegâne çaresi ancak ve ancak İlahî, semavî bir dinin ezelî ve ebedî hakikatlarıdır, hakikat-ı İslâmiyettir. Risale-i Nur, hakikat-ı İslâmiye ve Kur’aniyeyi müsbet ve müdellel bir şekilde insanlığın nazar-ı tahkikine arz ve ifade etmektedir. Hem Nur Müellifi bir mektubunda “Dâhilde tarafgirane adavet ve münakaşala... Devamı

Abdullah Yeğin Ağabeyimiz için TAZiYENAME

2016-07-10 15:37:00

1940 yılında Muazzez Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî'yi ziyaret etmekle müşerref olan; “Seni büyük biraderim Molla Abdullah yerine kabul ettim. Sen benim kardaşımsın” iltifatına mazhar olan; “Muallimlerimiz Allah’tan bahsetmiyor. Bize Hâlıkımızı tanıttır” demek suretiyle Meyve Risalesi'nin Altıncı Meselesinde bahsedilen; Hazreti Üstadın vefatına kadar Şanlıurfa'da hizmet-i imaniyede bulunan; daha sonra memleketin muhtelif yerlerinde neşr-i envar-ı Kurâniyeye devam eden; Nurlarda "Araçlı Abdullah" diye takdim edilip, hizmetteki gayret ve faaliyetleri "Ankara Dar'ül fünûnunda Nura ehemmiyetli hizmet eden ve Kastamonu’da mektep gençlerinden en evvel Nurlara giren ve Ankara’daki Abdurrahman’ın oğlu Vahdet’i himaye ve muhafazaya çalışan Araçlı Abdullah’ın mektubunda tam imanlı ve dindarâne ve müjdekârâne yazması … bizi ve Nur dairesini tamamıyla mesrur ettiği gibi, bu bayramda da büyük bir manevî hediye olarak kabul ediyoruz. Cenâb-ı Hak, onların umumundan razı olsun." cümleleriyle yad edilen; Âhirzamanın karanlıklarında insanlığın imanının imdadına gönderilen hidayet serdarı Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin talebe ve varisi olan muhterem Ağabeyimiz Abdullah Yeğin vefat etmiştir. Yozgatnur olarak bütün Nur Talebelerine baş sağlığı dileyerek taziyelerimizi bildirir, vazifesini tam manasıyla yapıp terhisle istirahata çekilen merhum Ağabeyimizin melekler misali yıldızlarda ve âlem-i ervahtaki kutlu seyahatini tebrik ederiz. Cenâb-ı Erham-ür-râhimîn, Risâle-i Nur’un bütün yazılan ve okunan harfleri adedince defter-i a’maline hasenat yazdırsın, âmin! Ve onların sayısınca onun ruhuna rahmetler yağdırsın, â... Devamı

Şevk ve Klavye Nurculuğu

2016-06-28 01:18:00

Şevk ve Klavye Nurculuğu           “Cenab-ı Hakk'a nâzır ve ona vâsıl olan yollar, kapılar; âlemin tabakaları, sahifeleri, mürekkebatı nisbetinde bir yekûn teşkil etmektedir.” [1]             Malumdur ki herbir insan bir alemdir. Kendi iki ayaklı cismani aleminin içerisinde var olan şeyleri açıp genişletsek karşımıza mini bir alem çıkacaktır. Ama bu hususi alemin şekli ve hususiyeti hakkında tam bir bilgi ve malumat sahibi değildir.             Alakadar olduğumuz, gördüğümüz, yaşadığımız şeyler ise bizim iç alemimizi şekillendirmektedir. Yani aldığımız evimizin peyzaj mimarisini yaparken bizden hariçteki alakadar olduğumuz şeyleri kullanıyoruz. O halde mimarımızın kalitesi lması bizim alakadar olduğumuz şeylerle direkt olarak alakadardır. “Tekrar çok tavsiye ediyorum, okuyun, okuyun. Okudukça, risaleler feyzâver nurları saçıyorlar. Okudukça iştiyak getiriyorlar, usanç vermiyorlar. Başka kitabları bir-iki defa okusan, insana usanç veriyor. Halbuki risaleler öyle değil, okudukça başka başka iman halleri telkin ediyorlar.” [2] “Kur'anî bahçede her zaman başka renkte, başka letafette, başka tesirde hakikî cennet çiçekleri açılıyor.” [3] “Bizim manevî yara ve hastalıklarımızı teşhis buyurup, öldürmemek için her nevi' mualeceleri ile memzuç, hem mugaddi, hem müessir tiryaklarını Cenab-ı Hakk'ın ihsanı ile gönderiyorsunuz. İhlas hakkında evvelce ve bilhassa sonra ihsan edilen risaleleri okudukça, vücudumun ağrıdığını ve her zerresinin titrediğini, ... Devamı

KOMİTELERİN İÇYÜZÜ

2016-06-19 19:01:00

KOMİTELERİN İÇYÜZÜ   İfsad komitesinin mahiyeti hakkında ten­vir edici şu gelecek beyanlarda, geniş manada faaliyet gösteren masonluk komünistlik cereyanı kasd edildiği anla­şılı­yor. Üstad Hazretlerinin 1950 sonrası yazdığı II. Emirdağ Lahikasında gizli komiteleri nazara vermiştir. Şöyle ki: “Şimdi Kur’an, İslâmiyet ve bu vatan zararına üç cereyan var: Birincisi: Komünist, dinsizlik cereyanı. Bu cere­yan yüzde otuz-kırk adama zarar verebilir. İkincisi: Eskiden beri müstemlekâtların, Türk­lerle alâkalarını kesmek için, Türkiye daire­sinde din­sizliği neş­retmek için;ifsad komitesi namında bir ko­mite. Bu da yüzde on-yirmi adamı bozabilir. Üçüncüsü: Garblılaşmak ve Hristiyan­lara benze­mek ve bir nevi Purutluk mezhebini İslâmlar içinde yerleştir­meye çalışan ve dinde his­sesi olmayan bir kı­sım siyasîler heyetidir. Bu cere­yan yüzde belki binde birisini, Kur’an ve İslâmiyet aleyhine çevirebilir.” (Emirdağ Lâhikası-II sh:208) Üstad Bediüzzaman Hazretleri dinsizlere ilişilmemesi gizli komitelerin açığa çıkarılmaması (şimdi ergenekon ismiyle anılan gizli ve karma komiteye ilişilmesi faal-i hayırdır) mütemadiyen dindarlardan bahsedilmesi ve gündemde tutulması ve vatan ve millete zararlı gibi takdim edilmeleri üzerine bu mektubu yazmıştır: «Dinsizlik veya komünistlik veya anar­şistlik veya pek eski ifsad komitecilik veya menfî Turancı­lık gibi si­yaseti­nize muhalif cem’i­yetlerine ilişmiyordunuz? Neden hiçbir siyasetle alâkaları ol­mayan ve yalnız iman ve Kur’an cadde-i kübrasında giden ve kendile­rini ve vatandaş... Devamı

Eli Yetişmediği için..

2016-05-31 14:55:00

Eli Yetişmediği için..      “Bir dünya güzeli, bir zaman kendine meftun olmuş âdi bir adamı huzurundan tardeder. O adam kendine teselli vermek için: "Tuh, ne kadar çirkindir" der. O güzelin güzelliğini nefyeder.      Hem bir vakit bir ayı, gayet tatlı bir üzüm asması altına girer. Üzümleri yemek ister. Koparmağa eli yetişmez. Asmaya da çıkamaz. Kendi kendine teselli vermek için kendi lisanıyla "Ekşidir" der. Gümlergider..” [1]             Malumdur ki insan on sekiz bin alemin kapısıdır. Bu sebeple insan tek düze giden monoton (tek ses) bir hayatı ve hayat anlayışı felsefesi olması münkün değildir. Monoton bir hayat yaşıyorum sözü ise gerçek bir söz değildir. Bu sözü söyleyen kimselerin aslında iç aleminde pırtınalar kopuyor demektir. Bunu kendisine itiraf etmese de edemese de veya farkında olmasa da bu böyledir. Çünkü insan aleminde tek düzen üzerine teşbihte hata olması otoban gibi bir şey yoktur.             İnsan iniş çıkışlarla çalkanan bir haleti vardır. Halık-ı Kainat olan Rabbimiz Allahımızın esmalarının insanda tecelli etmesine göre insan haleti teşekkül eder. Bu hallerin toplamıyla haley ne neticede Siret teşekkül eder. “emn ü ye'sin vartasına düşmemek hikmetiyle havf u reca müvazenesinde, sabır ve şükürde bulunmak için kabz-bast haletleri, celal ve cemal tecellisinden intibah ehline gelmesi; ehl-i hakikatça medar-ı terakki bir düstur-u meşhurdur.” [2] rabbimizin bizde celali ve cemali olmak üzere tecellilerine göre de bizim haletimiz değişmektedir. Üzüntü, keder, daralmak,... Devamı

SOS-YAL(IN) MEDYA

2016-05-21 14:57:00

SOS-YAL(IN) MEDYA   Terk Edemediğin Alışkanlıklarımız bizlerin en zayıf noktalarıdır. Herkes hayatını gözden geçirdiğinde görecektir ki bu zayıf noktalar insanları gerçekten çok problemlerle yüz yüze getirmiştir. Bu inkar edilemez. İnsan gerçekten azmederse bu zaaflarını kuvvetlendirip o şeylerden vazgeçebilir. Bunun için o zaaf noktalarla mücadele ederek terk yerine kavi olan noktalarla meşgul olup daha da tahkim ederek o zaaf noktalarımızı da izalasyonunu yaparak kendimizi daha da muhkem edebiliriz.             Zamanımızın söz de sosyal gerçekte asosyalleşmenin temel etkeni olan sosyal medya gerçekten insanlık için SOS veriyor. Çünkü sos-yal(ın) yani insan için yalnızlaşmak ve yalınlaşmaya götürmekte. Hani eskilerde derlerdi kavun diye aldık kelek çıktı. İşte bunun gibi zahirde insanların arasında irtibat ve iletişim sağlamakta; ama hakikate bakılırsa bu sözde iletişim hakikatte ise iletişim kuraramamanın temel sebebi ise insanları aynı ortamdayken bile farklı ortamlara sokmakta. Eskide tv. den yakınırdık şimdi bu akıllı telefon, tablet vs. şeyler Açıktı. Ailecek oturmaya insanlar hasret kaldı belki evinde mısır patlatıp hep beraber oturmanın tadını yeni nesil bilmiyor ve acı bir şey ki bu halde devam ederse de bilemeyecek. Toplu olarak bir aile meclisi teşekkül ettiğinde herkesin elinde bir cihaz muhtelif yerlerde geziniyor. Birisi bir şey sorup söylediğinde “hı.. afersin..” gibi cevap veriyor. Çünkü benden başka zihin başka yerlerde geziyor. Aynı mekanı paylaşan yabancılar gibi bir tablo çıkıyor karşımıza. Açık havada çay bahçesinde kitap okumayı severim. Bazen karşıma aynı masada oturan iki üç kişi çıkıyor. Aynı masada; lakin acı bir tablo.. Bizler dersha... Devamı

Şahsın Değil Hakkın Hatırı Âlîdir!

2016-05-04 19:10:00

Şahsın Değil Hakkın Hatırı Âlîdir! Şahsın Değil Hakkın Hatırı Âlîdir! Hakiki Meşveretin Nasıl Yapılacağı Ve Meşveret’in Su’i İstimal Edilmemesi! “Meşveretle hareket etmek lazımdır, yoksa hareketimiz ferdî olur.”[1] Meşveret ve şûrâ-i şer’î, dinin esasat ve müsellemat gibi kat’i ve sabit hükümlerinin hâricinde ve şer’î usûlüne göre yapılır. Meşverette iyi niyet ve ihtisas şarttır. Yani meşverete katılanlar, istişarede ele alınacak meselenin isabetli olan cihetini ve tercihi gereken maslahat-ı umumiyesini keşfetmek niyet ve gayretine sahib olmalıdır. Yoksa kendi maksadlarını veya bağlı olduğu şahsın, cemaatin, mesleğin, meşrebin menfaatini tahakkuk ettirmek niyetini taşıyanlarla yapılacak meşveret hak ve maslahat-ı bulmaktan daha çok karışıklıklara ve inşikaklara sebeb olur. Nitekim bu hususta Fesafis-said namı ile nurun kahramanlarından Zübeyir ağabey Meşveret hususunda şöyle bir şey söylemiştir. “Müteaddit defalar bir iş hususunda münakaşa edilir; meşveret ve müdâvele-i efkâr adı ile söze oturulur. Münakaşa ve kavga ile kalkılır. Bu kavgamsı konuşmada herkes heyecanlanır. Hisler heyecana gelir.Biri diğerine, diğeri ötekine hakaretli sözler sarf eder. İlk defa birisi hakaret eder, diğeri de misilleme yapar. İlk hakaret edip kalp kıranı kast ederek “O bana böyle dedi, ben de ona öyle dedim” der. Bu beş altı defa tekerrür edince, artık en yakın dava arkadaşına küskün durur. Bu küskünlüğü gören ikinci, birinciden soğur, ikinci ile üçüncü birleşir. Birincinin gıyabında konuşa konuşa, artık o da haricilerin müşfiki, can kardeşine küsücü olmuştur. Artık o birincinin hakkında tenkitler ve ... Devamı

Fotoğraf |  görsel 1