.:YOZGATNUR66:. Aklını Doğru Kullan Huzur Bul!

RİSALE

50-

Gavvas Dalgıçlar ve Cemaatler – 3 Manevi Kan Davası

2017-03-15 15:28:00

Gavvas Dalgıçlar ve Cemaatler – 3 Manevi Kan Davası      “Cenab-ıHakk'anâzır ve ona vâsıl olan yollar, kapılar; âlemin tabakaları, sahifeleri, mürekkebatı nisbetinde bir yekûn teşkil etmektedir.” [1] bu tariklerden birisi ve ahirzamanda en te’sirlisi ise kanaat-ı kat’iyye ile Risale-i Nur Hizmet dairesidir ki bu hizmet vasıtasıyla bu ülkede kimseler hizmet sahasında ortada yokken Bediüzzaman ve Te’lifatı olan Risale-i Nur Külliyatı ve nice talebeleri Allah demiş, Peygamber demiş, Kur’an diyerek ülkemizin ehl-i sünnet kalmasına en muazzaman hizmeti ettiler.      Bu ülke bugün ehl-i sünnet olarak kalmış, hatta islam beldesi olarak kalmışsa en büyük müsebbib Bediüzzaman ve Manevi Cihadıdır. Bunu kümse inkar edemez. Bunu görmemek ancak görmek duyusundan mahrum olmanın neticesidir.      İhlas Risalelerini te’lif etmiş olan Bediüzzaman Hazretleri 20. Lem’a ile Cemaatler arası ilişkilere, 21. Lem’a ile Nur talebeleri arasında ki münasebetlere projektörlük yapmıştır. İçerisinde bulundundukları ve bulunması muhtemel olduğu vaziyetler hakkında reçeteler yazmıştır. Hatta bir zaman bu iki eser mahrem tutulmuştur.      Risale-i Nur dairesinde hizmet eden meşrebler ise birbirisinin mütemmimi hükmündedir. Birbirisine muavenattardırlar. Herbir meşreb ve meşrebli fertler diğer hizmetleri kendisine rakip düşünüp onların hizmetine sekte vurmaya çalışması ise hata-yı azimdir, cinayet-i azimedir.      Risale-i Nur Dairesi ve Nurculuk, Nurcular, Nur talebeleri gibi tabirler bir bütünlük arzeder. Bu bütünlükten yani küllden çıkan ise cüz olmaya mahkumdur. Yirmi Altınc... Devamı

Gavvas Dalgıçlar ve Cemaatler - 2

2017-03-13 10:04:00

Gavvas Dalgıçlar ve Cemaatler - 2 İlk yazıda meşreb hususu hakkında iltimas etmiştik. El’an devam edelim inşaallah. Hakikat terazisinde müvazene ve terazinin hassasiyet ölçüsünü bozmamak tenasüb ve tesanüdden geçmektedir. Bu hakikatin müvâzenesi ve aradaki tenasüb ise sâri bir illet gibi her yerde karşımıza çıkan “Hem de keşf-i hakikata mani olan iltizam ve taassub ve taraftarlığın müdahaleleri..[1]” neticesinde bozulmakta ve neticesinde   “tesanüd bozulsa cemaatın tadı kaçar.[2]”bundan kurtulmanın ve cemaatin keyfiyetinin ve mihanikiyetinin bozulmamasının yolu ise hamiyet-i milliyyenin dar daire manası olan meşrebcilikten uzak durup, kucaklayıcı ve bütünselci olan hamiyet-i diniye/meslekiyeye teveccüh etmekten geçmektedir. Cemaatçilik/Meşrebcilik kavramını büyütsek karşımıza ırkçılık yani hamiyet-i milliye çıkıyor. Meşrebcilik/cemaatçilik yapılmadan hizmet edilmesi ise hamiyet-i diniyeyi netice vermektedir. Bu olmadığı taktirde okunan uhuvvet, muhabbet ve tesanüd meseleleri olur ama pratiğe geçmemesi sebebiyle malumat yığınları tezahür eder. Zahiri uhuvvet muhabbet ihlas tezahür eder. Ama hakikate geçmediği için zahirde kalır sırrına erip sırr-ı uhuvvet, sırr-ı ihlas, sırr-ı tesanüdü netice veremez. Nasıl ki bir fotoğraf çekmek için bir seviyede batarya lazım. O seviyeden düşükse fotoğraf çekemezsiniz. Bataryamızı hakaik ile lebalep doldurursak maneviyat aleminde terakki etmenin sonu olmadığı için bu hususta ne kadar gayret edersek o kadar kârlı çıkacağız. Neticesinde ise hakaikin sırrına ereceğiz. Bunun gibi hakikatine ermek için de çok gayret etmemiz gerekiyor. Mukaddemesi ise halis bir niyetledir. Zaten bir insanın sıkıntı çekmesi... Devamı

Gavvas Dalgıçlar ve Cemaatler - 1

2017-03-12 12:26:00

Gavvas Dalgıçlar ve Cemaatler - 1   “Risale-i Nur bir kenz-i mahfî ve bir sandukça-i cevher ve menba-i envârdır.”[1]Kenz-i mahfi ise; gizli hazinedir. Amma bu hazineyi keşfetmek ise okumaktan fazla bir çaba ister. Çünkü “nakd-i  ömrü verenlere verilecektir” mana ve kemâlat. Yani okumaktan fazla bir gayret gerektirir. Her insanın mizacı muhtelif olduğu gibi istifade edeceği metodlar da farklılık arz eder. Bu farklılıklar ise aynı fıtrat/tarz/metodu benimsemiş insanların bir aray a gelmesiyle dar dairede meşreblerin geniş dairede ise mezheblerin teşekkülüne sebep olmaktadır. Kenz-i Mahfi olan Risale-i Nur Külliyatı ise gavvas dalgıçların keşfettikleri hazineler gibidir. “Gavvasdalgıçlar, o d efinenin cevâhirini aramak için dalıyorlar. Gözleri kapalı olduğundan el yordamıyla anlarlar. Bir kısmının eline uzunca bir elmas geçer. O gavvas hükmeder ki; bütün hazine, uzun direk gibi bir elmastan ibarettir. Arkadaşlarından başka cevahiri işittiği vakit hayal eder ki; o cevherler, bulduğu elmasın tâbileridir, fusus ve nukuşlarıdır. Bir kısmının da kürevî bir yakut eline geçer; başkası, murabba bir kehribar bulur ve hâkeza... Herbiri eliyle gördüğü cevheri, o hazinenin aslı ve mu'zamı itikad edip, işittiklerini o hazinenin zevaid ve teferruatı zanneder. O vakit hakâikın müvâzenesi bozulur. Tenâsüb de gider. Çok hakikatın rengi değişir. Hakikatın hakikî rengini görmek için tevilâta ve tekellüfâta muztar kalır.”[2] Misaldeki teşbihi anladığım hakikata tatbik edecek olursak karşımıza çok ehemmiyetli bir şey çıkacaktır. Bu misaldeki muhtelif cevherleri taharri için yapılan gayretler ise metod... Devamı

Damat ve Kayınvalide Hukuku

2017-02-28 13:22:00

Damat ve Kayınvalide Hukuku   Damat ve Kayınvalidenin nikah yoluyla akrabalıkları oluşur ve birbirlerine nikahı ömür boyu haramdır. Yani damat kaynananın oğlu hükmündedir ve vefat eden kaynanasını kabre indirmesinde sakınca yoktur çünkü onun mahremidir,oğludur.   Güvey, insanın kendi kızının kocası. Damatlık, evlilik dolayısıyla meydana gelen, başka bir deyişle hısımlık (sıhriyet)'tan kaynaklanan bir akrabalıktır. Evlenen kız veya kadının kocası, o kız veya kadının ebeveyninin damadı olur.   İslâm'da evlilik, her eşe karşı eşin usûl ve furûunu haram kılar. Dolayısıyla damata da karısının annesi ebediyen haram olur (en-Nisâ, 4/23). Torunların kocaları da damat savılır ve damadın hükümlerine tâbi olur. Kaynana damada ebediyyen haram olduğu için, ikisinin başbaşa kalmalarında, beraber yolculuk yapmalarında, kaynananın ahlakî ölçüler dahilinde açılmasında, bir mahzur yoktur. Tabiî ki bunların beraber bulunmalarının bir fitneye sebebiyet vermemesi şarttır.   Bir kimsenin "damat" olup onun hükümlerine tâbi olması için mücerred nikâh akdi yeterlidir. Nikâh akdi yapıldıktan sonra bir de zifaf gerekmez. Yani kaynana veya damat oluş zifafa bağlı değildir. Sadece nikâh akdinin yapılmış olmasına bağlıdır. Damat ile kaynanası arasındaki hükümler, hemen nikâhtan sonra başlar.   Ahlâkı temiz, dînî endişe duyan müslüman erkeklerin damat seçilmesine dikkat gösterilmelidir. Müslüman ismi taşıdığı halde İslâm'la alay edebilen erkekler zaten dinden çıktıkları için onlara kız vermek caiz değildir. Damat, insanın namusunun bekçisi olduğu için emaneti ehline vermek gerekmektedir. Rasûlullah (s.a... Devamı

Şerh ve izah Çalışmaları 2

2017-02-19 20:50:00

Şerh ve izah Çalışmaları 2  “Risale-i Nur bir kenz-i mahfî ve bir sandukça-i cevher ve menba-i envârdır.”[1]Risale-i Nurun faziletine dair kelam etmek gündüz ortasında güneşi tarif etmek kadar abes bir şeydir. Bu sözümü her nur talebesi ve ehl-i insaf kabul eder. Çünkü Risale-i Nur Müellifi ve Talebeleri kelle koltukta hizmet etmiştir. Kelle koltukta, zindan köşelerinde çok uygunsuz şartlarda yazılan bu muazzam tefsir-i Kur’anlar şimdi kanepe koltukta, muntazam mekanlarda okumayamaz bir hale geldiğimizi de gene tastik edeceklerdir. Kenz-i mahfi ise gizli hazinedir. Amma bu hazineyi keşfetmek ise okumaktan fazla bir çaba ister. Çünkü nakd-i ömrü verenlere verilecektir mana ve kemâlat. Yani okumaktan fazla bir gayret gerektirir. Her insanın mizacı muhtelif olduğu gibi istifade edeceği metodlar da farklılık arz eder. Kimisine atıflı okumak, kimisine düz okumak, kimisine not almak, kimisine yazmak, kimisine aynı manaya gelecek yerleri bir arada okumak ve hakeza.. istifademizin azameti kendimizi tanımamız nisbetindedir. Bu kenz-i mahfi için daima şu misal aklıma gelir ki; “Gavvasdalgıçlar, o definenin cevâhirini aramak için dalıyorlar. Gözleri kapalı olduğundan el yordamıyla anlarlar. Bir kısmının eline uzunca bir elmas geçer. O gavvas hükmeder ki; bütün hazine, uzun direk gibi bir elmastan ibarettir. Arkadaşlarından başka cevahiri işittiği vakit hayal eder ki; o cevherler, bulduğu elmasın tâbileridir, fusus ve nukuşlarıdır. Bir kısmının da kürevî bir yakut eline geçer; başkası, murabba bir kehribar bulur ve hâkeza... Herbiri eliyle gördüğü cevheri, o hazinenin aslı ve mu'zamı itikad edip, işittiklerini o hazinenin zevaid ve teferruatı zanneder. O vakit hakâikın müvâz... Devamı

Darbeye yeltenenler Hamiyet-i Aliyeyi tahrik etti

2016-11-28 16:27:00

Darbeye yeltenenler Hamiyet-i Aliyeyi tahrik etti Çokça duyulan ve herkesin bildiği hamiyet kavramının lügatmanasına bakmakla başlayalım. “Hamiyet: Gayret. * Nâmustan gelen gayretle utanma veya kızma. * İstinkâf etmek. * Mukaddesatı ve milletin haklarını, mâmus ve haysiyeti korumak hususlarında gösterilen gayret ve ihtimam hasleti. İman ve İslâmiyeti ve Hz. Peygamber’in (A.S.M.) Sünnet-i Seniyyesini ve din ve mücahede kardeşlerini muhafaza ve müdafaa etmek gayreti.” [1] Bu manalar çerçevesinde bakılınca insanlarda mukaddesatı ve vatanı muhafaza için kabaran bir “hamiyet-i aliye” [2]  feverana başladı ve fitil artık tutuştu bu tutuşma ile tüm satıhta bir merdane vaziyet başladı. Bu kahramancasına fiiliyat ise bazı mühim şeylerin habercisi olabilir. Bugünlerde Sikke-i Tastik-i Gaybi eserini okurken nazarımı kendisi ile meşgul eden yer ise şurası oldu. “O sema-yı maneviyeyi bazan ve zahiren bihasb-il hikmeti âfâkî bir bulut kütlesi kaplar. O celalli semadan öyle bir baran-ı feyz ve rahmet takattur eder ki istidadlar; tohumlar, çekirdekler, habbeler gibi o sıkıcı ve o dar âlemde gerçi biraz muzdarib olurlar; fakat tâ o sıkılmaktan üzerlerindeki kışırları çatlar ve yırtılır; o anda bulutlar da ufuklara çekilip nöbetçi vaziyetinde beklemesi, bir imtihan-ı Rabbanî ve bir inkişaf-ı feyezanî ve bir rahmet-i nuranîdir ki; evvelce bir habbe, bir çekirdek yeniden taze bir hayata atılır, iştiyakla ve neş’e-i inkişafla meyvedar koca bir ağaç suretini alır ve يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّئَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ sırrına mazhar olurlar.”[3] Bugünlerde Türkiye’mde yaşanan darbe yeltenmesi neticesinde tüm ... Devamı

Fotoğraf |  görsel 1