.:YOZGATNUR66:. Aklını Doğru Kullan Huzur Bul!

RİSALE

50-

Nurettin Yıldız ve İsmail Mutluya Bediüzzamanın Talebesi Abdulka

2015-03-17 18:39:00

Nurettin Yıldız ve İsmail Mutluya Bediüzzamanın Talebesi Abdulkadir BADILLI ağabeyden Reddiye       Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin talebelerinden Abdulkadir Badıllı Nurettin Yıldız ve İsmail Mutlu’nun yaptığı bazı açıklamalara reddiye yazdı.   Birincisi kem ayarların diyarından gelen cahilane vızıltılar ve cehli mutlak olan vızıltıların biri kendini yegane fetva emini sayanNurettin Yıldız isimli bir şahıs.   İkincisi de yıllardan beri izinsin haksız bir tarzda risale-i nurlara fuzuli ve alakası olmayan bazı konuları ekleyerek satıp onun ile geçinen ve kendini hülyalarla allame sayan kangallı İsmail Mutlu adlı bir kimse.   Birinci cehaletli vızıltı sahibi olan şahıs ‘fetvameclisi.com’ isimli sitesinde kendisine yöneltilen Kuranda Risalelere İşaret Var mı? Sualine cevaben  demiş ki : Ciddi olalım; Kur’an’ımız Abdullah’ın oğlu Muhammed aleyhisselamdan başkasını göstermemiştir. Gerisi hüsnü kuruntudur.   El Cevab: Kuranı hakaiki ile dekaiki ile bilen ve kainatı içine alan esrarından haberdar olan bir kimse böyle gözünü kapatıp cetvel kalem cahilane ağız etmez. Hususiyle Hz. Bediüzzaman Said Nursi Birinci Şua risalesini ve diğer gaybi işaretleri dile getiren 8. – 18. – 28. Lemaları ve 8. Şuaı ve Sırrı İnna Ataynasını haberlerini ve maksatla hangi gaye ile nasıl bir çerçevede yazdığını dikkatle okuyup inceleyen bir kimse böyle bir reddi ve itiraza asla tevessül etmez.   Bediüzzaman hazretleri şu bahsi yapılan esrarı gaybiyenin yazılış sebeplerini ve hangi mana ve makamında yazdığını şöyle beyan eder :   “Ve o risalede biz demiyoruz ki, ayatın mana-yı sarihi budur. Ta hocalar ... Devamı

Tashihat ve Ehemmiyeti

2015-03-10 19:16:00

Tashihat Vazifesinde Bizzat Üstad Hazretleri çalışmışdır Harb-i Umumî'de fariza-i cihadda avcı hattında ne kadar fırsat buldumsa kalbime tulû' eden nükteleri yazıyordum. Derelerde, dağlarda hücum ederken kaydederdim. Fakat o acib ayrı ayrı haletlerin tesiriyle çeşit çeşit olmasından tashih ve ıslah edilmesine çok ihtiyaç varken, benim kalbim tebdil ve tağyirine razı olmadı.                                                                                                                                              (Emirdağ - 2 - 90)   Şu sünuhatım eğer tefsirlere muvafık ise, nurun alâ nur; şayet muhalif cihetleri varsa, benim kusurlarıma atfedilebilir. Evet tashihe muhtaç yerleri vardır, fakat hatt-ı harbde büyük bir ihlas ile, şehidler arasında yazılıp giydirilen o yırtık ibarelerin tebdiline (şehidlerin kan ve elbiselerinin tebdiline cevaz verilmediği gibi) cevaz veremedim ve kalbim razı olmadı. Şimdi de razı değildir, çünki o zamandaki ihlas ve hulûsu şimdi bulamıyorum. (Haşiye-2): Yeni Said, Risale-i Nur'daki hakikî ihlas ile yine o ihlası buldu. Yeni Said, aynı ihlas ile baktı, tashih ... Devamı

Bediüzzaman ve Ali Haydar Efendi

2015-03-10 13:41:00

Bediüzzaman Said Nursi ve Ali Haydar Efendi   (İstanbul’da Risale-i Nur Şakirdlerine Gönderilen Bir Mektubdur.) بِاسْمِهِسُبْحَانَهُ          Aziz, sıddık kardeşlerim Hâfız Emin, Seyyid Şefik, Hoca Mustafa!               Evvelâ: Geçen Leyle-i Beraetinizi ve gelen Ramazanınızı tebrik ederiz.               Sâniyen: Risale-i Nur şakirdlerinin dairesindeki uhrevî kazanç cihetinde manevî şirket hesabına ve her birisi umumun defter-i a’maline hasenat yazdırmak noktasındaki faaliyete ve çalışmaya Isparta ve Kastamonu gibi İstanbul şakirdleri ve Risale-i Nur ile alâkadarları dahi bu iştiraktan gelen pek büyük kazanca girişsinler.               Sâlisen: İstanbul büyük âlimlerinden ve kıymetli vaizlerinden Risale-i Nur hesabına bir meded, bir yardım, bir takdir ve tahsin bekliyorduk. Başta merhum fetva emini Ali Rıza olarak bir kısım mübarek zâtlar takdir ve tahsinleriyle bizleri yani Risale-i Nur şakirdlerini ebedî minnetdar ve müteşekkir eylediler. Cenab-ı Hak onlardan ebeden razı olsun. Hususan yeniden haber aldık ki, meşhur ve hakikatlı ve kıymettar ve tesirli vaiz ve âlimlerden Mahmud Efendi ve Ali Haydar Efendi Risale-i Nur’un ehemmiyetini tam takdir ederek bizleri pek çok mesrur edip, bizi himaye eden merhum Ali Rıza Efendi’nin zevalindeki acıyı izale ettiler. Biz şakirdler dahi o zâtları bu mübarek günler ve gecelerdeki manevî kazançlarımıza hissedar edeceğiz. Bizim tarafımızdan o kıymetdar zâtlara çok arz-ı hürmet ve selâm ve selâmetlerine duamızı tebliğ ediniz. Oradaki o iki z... Devamı

Pişmanlık ve Desiselere Kapılmak

2015-03-04 10:30:00

Pişmanlık ve Desiselere Kapılmak SUAL: İşte bu hakîkata binaen “Senin yüzünden bu belâyı çektik” diye minnet etmeyiniz. Belki beni helâl ediniz. Ve bana dua ediniz. Hem birbirinizi tenkid etmeyiniz. Demeyiniz ki: “Sen böyle yapmasaydın, böyle olmayacaktı.” Meselâ, bir kardeşimiz iki üç imza sahibini söylemesiyle, müfsidlerin pek çok zâtları belâya atmak için düşündükleri plânı küçültüp, çoklarını kurtarmış. Değil zarar, belki büyük menfaat olmuş. Çok mâsumların bu belâdan kurtulmasına bir vesile oldu. 1-imza meselesi nedir? 2-bazı şahıslar suçlanmış mı hapise girmek sebebiyle? elcevap: 1- Burada dar ve geniş daire farkını bilmek ve ayırt etmek öncelikle elzemdir.   a) dar daire Risale-i nur dairesi olup daha dar dairesi ise risalelerin esasatıyla alem eden esasatını muhafaza eden haslar, talebeler dairesidir. şahsi hukuka bakar.   b) geniş daire risalelerin dairesi haricidir. umumi hukuktur. umumi hukuk hukukullah hükmüne geçer.   Bu kısa izahtan sonra "bütün kuvvetleriyle Kur'anın hizmetine çalışan Nur şakirdlerinin geniş bir imha plânından ve elîm ve dehşetli bir beladan ve Denizli hapsinden kurtulmalarına tevafukla, bir mana-yı remzî ile onlara da bakar. Asa-yı Musa ( 86 )"   o çok geniş daireyi Osmanlı memleketinde gördüğünü şöyle  Emirdağ Lahikası-2 ( 113 )   ... dinsiz felsefenin bataklığındaki nursuz prensipler, edebsiz edib ve feylesofların fikir ve ideolojileri; gizli komünistler, farmasonlar, dinsizler tarafından telkin ediliyor ve çok geniş bir çapta tedris ve talime çalışılıyordu.  ... Devamı

Risale-i Nurun Dersinin Dinleyende Tesir Etmesinin 5 Şartı Şunla

2015-02-23 14:24:00

Risale-i Nurun Dersinin Dinleyende Tesir Etmesinin 5 Şartı Şunlardır: o hakaik-i İlahiye ve o hakaik-i kevniyeyi beyandan sonra ve safa-yı kalb ve tezkiye-i nefisten sonra ve ruhun terakkiyatından  ve aklın tekemmülünden sonra beşerin ukûlü "Sadakte" deyip o hakaikı kabul eder. Envar & ihlas Nur Neşriyat - Sözler ( 406 ) ... Devamı

Risaleleri Tenkid Edememeleri

2015-02-23 08:47:00

Risaleler, umumiyetle pek çok intişar ettiği halde, en büyük âlimden tut, tâ en âmi adama kadar ve ehl-i kalb büyük bir veliden tut, tâ en muannid dinsiz bir feylesofa kadar olan tabakat-ı nâs ve taifeler o risaleleri gördükleri ve okudukları ve bir kısmı tokatlarını yedikleri halde tenkid edilmemesi ve her taife derecesine göre istifade etmesi, doğrudan doğruya bir eser-i inayet-i Rabbaniye ve bir keramet-i Kur'aniye olduğu gibi, çok tedkikat ve taharriyatın neticesiyle ancak husul bulan o çeşit risaleler, fevkalâde bir sür'atle, hem idrakimi ve fikrimi müşevveş eden sıkıntılı inkıbaz vakitlerinde yazılması dahi, bir eser-i inayet ve bir ikram-ı Rabbanîdir. Sikke-i Tasdik-i Gaybi ( 236 ) Devamı

Ehli Sünnet İnanışı Ve Vehhabilerin İthamlarına Reddiye

2015-02-22 09:40:00

Birinci harbi umumiden ve hilafetin kaldırılmasından sonra özellikle İngilizlerin; gerek Türkiye de gerek İslam aleminde İslamiyet’i sünnet ve cemaatle muhafaza eden ve ehli sünnet ve cemaat denilen, Müslümanların % 90‘ını teşkil ve İslamiyet’in ana ekseni olan inanışı tahrip etmeye yönelik planlı icraatlarının (medreselerin kapatılması, tarikatlara bid’aların sokulması, hakiki susturulmaya çalışılması gibi) son yıllarda menfi tezahürleri maalesef artmaya başlamıştır.   Bu cümleden olarak özellikle Arap aleminde ve kuzey Afrika’da harici vehhabi zihniyete sahip dışlayıcı, sığ, tekfirci, ilmi derinliği ve geleneği olmayan katı zahirci Müslümanların ve örgütlerin çoğaldığı ve tesirlerini artırdığı aşikar bir şekilde görülmektedir. Bu zihniyet ve davranışları ittihadı İslam’a fevkalade zarar verdiği gibi hakiki İslamiyet’i dünyaya tanıtmaya da perde olmaktadır.   Son yıllarda bu zihniyet sahiplerinin bizim ülkemizde de tesirlerini artırdıkları ve özellikle de Rısale-i Nura ve üstadımıza da planlı ve bilinçli bir şekilde taarruz ettikleri, bu iddia ve iftiraların cemaatimize ve kardeşlerimize ulaştığı, onları bazen şüpheye düşürdüğü veya cevap verme noktasında çaresiz kaldıkları pek çok örnekle müşahede edilmiştir. Risale-i Nur gerçi ehl-i imanla mübareze etmez dinsizlik ve zındıka ile mücadele eder. Fakat bu itirazlara ve ithamlara cevap vermemizi üstadımızda mektuplarında tavsiye ediyor.   İşte bu çalışma hem bu ithamların en önemlilerine cevap vermek hem  ehli sünnet itikadını Türkiye’de Risale-i Nur’un muhafaza ve temsil ettiğini göstermek hem ehli sünnet inanışının esaslarını cemaatimize ders vermek ve bu noktada onları şuurlandırmak için yapılmı... Devamı

Sarık şeair midir? Şeair ise, Üstad'ın en zor zamanlarda taktığı

2015-02-21 08:37:00

  Sarık şeair midir? Şeair ise, Üstad'ın en zor zamanlarda taktığı sarığı, neden Nur talebeleri ve hocalar takmıyor?   Şeair ile ilgili aşağıdaki linkte detaylı bilgi verilmiştir. Orada da görüleceği gibi, şeair, herkesi ilgilendirir, ama herkesin yapması şart değildir. Mesela ezan okumak şeairdendir, ama herkesin okuması şart değildir. Bir kişi okusa, diğerlerinden de mesuliyet kalkar. Hiç kimse okumasa herkes mesul olur. Üstad zamanında hiç kimse şeair olan sarığı takmıyordu. İşte Üstadımız en zor bir zamanda ve en zor bir şeairi temsil etmiştir. Şimdi ise yüzlerce insan sarık sarıyor. Dolayısı ile mesuliyet ortadan kalkmıştır. İlave bilgi için tıklayınız: Şeair-i İslamiye Ne Demektir, Nelerdir?.. Kaynak: Nuriklimi ... Devamı

Neden Nur Talebeleri Üstadları Gibi Cübbeli-Sarıklı Gezmiyorlar?

2015-02-21 08:35:00

Neden Nur Talebeleri Üstadları Gibi Cübbeli-Sarıklı Gezmiyorlar?   Üstad kendisi cübbeyi giyerken, talebelerine giymeleri için herhangi bir baskıda bulunmamıştır.  Talebelerinin giymemeleri, Üstad'a bir muhalefet değildir. Üstad onların giyimlerine karışmamıştır. Kaldı ki, belli dönemlerde cübbe ve sarık resmen yasaklanmıştır. Talebelerin kaldığı evlerde sarık ve cübbe ile namaz kılınmaktadır. Bu sünnet bu şekilde de işlenmiş olmaktadır. Sadece Nur talebeleri değil, nice büyük âlimler dahi, sarıksız ve cübbesiz dolaşmaktadır. İçinde yaşadığımız asrın şartlarına bağlı olarak meseleleri değerlendirsek daha isabetli olacağını düşünüyoruz. Kaynak: Nuriklimi ... Devamı

"Nurcuların hemen hepsi, sakal yerine, Said Nursi’nin sünneti ol

2015-02-21 08:29:00

  96. "Nurcuların hemen hepsi, sakal yerine, Said Nursi’nin sünneti olan bıyığı tercih ederler!.."   İddiaya Cevap: Bugün Türkiye’de âlimi olsun şeyhi olsun, insanların büyük çoğunluğu sakalsızdır. Nurcuların da bunlar gibi sakalsız olmalarını neden “Üstatlarının sünneti” olarak vasıflandırıyorlar? Bugün Nurcular arasında hatırı sayılır bir kısım insanlar, hatta Üstad’ın bizzat kendi talebelerinin sakallı olduğu ortada iken, böyle bir hezeyan savurmanın sebebi ne olabilir?  Fitne-fesattan başka ne olabilir ki?.. Ayrıca Nur talebelerinin ekseriyeti memur kesimidir. Memurlar yasa gereği sakal bırakamamaktadır.   Kadı ki, elli yıldır bu memleketin sakala karşı alerjisi ortadadır. Nur talebelerinin okullarda, üniversitelerdeki gençlerin imanını kurtarmak gibi bir görevleri varken, acaba sakalı bırakıp hiçbir şey yapmamak mı, yoksa bir sünnet olan sakalı terk edip bir farz-ı ayin olan manevi cihat yapmak mı daha uygundur?   Kaldı ki, bu iddiacıların Hanefi mezhebine bağlı oldukları bilinmektedir. Buna rağmen bunların sünnete uygun sakal bırakmadıkları da bellidir. Zira Hanefî mezhebinin muteber bir kaynağı olan“Reddu’l-Muhtar”da “Sakalın bir tutamdan daha az bırakılmasına hiçbir âlim cevaz vermemiştir.”ifadesine yer verilmiştir. Kaynak : Nur iklimi ... Devamı

[G.M.] Abdurrahmân Salâhaddin'in Bir Fıkrası

2015-02-19 11:04:00

İnebolu havâlîsindeki umum nûr şâkirdleri nâmınaSalâhaddin’in Üstâdının târîhçe-i hayatından çıkardığıbir kısacık hulâsanın bir parçasıdır.    Üstâdımızın tercüme-i hâline kısaca bir nazar   Şark isyanında Şeyh Saîd ve askerleri, Üstâdımız Bedîüzzaman’ı, şarktaki büyük nüfûzundan istifâde için mücâdeleye iştirâke da‘vet ettikleri zaman, cevâben demiş: “Yaptığınız mücâdele, kardeşi kardeşe öldürtmektir ve neticesizdir. Çünki Türk milleti bin senedir İslâmiyet’e bayrakdârlık etmiş. Dini uğrunda binlerle şehîd vermiş. Ve binlerle veli yetiştirmiştir. Binâenaleyh kahraman ve fedâkâr İslâm müdâfi‘lerinin torunlarına, yani Türk milletine kılıç çekilmez. Ve ben de çekmem” diyerek hem redd-i cevâb vermiş, hem mücâdelesinden vazgeçmesini söylemiştir.             Eski harb-i umûmîde taarruz eden Rus ordularına karşı Bitlis millî kuvvetleri kumandanı olarak, çok fâik kuvvetlerle hücum eden Rus ordusuna günlerce ve kahramanca müdâfaa ile, şehirdeki bütün mühimmât ve erzâk ve halkın ve askerin Sibirya’da üserâ ikāmetgâhlarında iki sene üçay kalmış. Bu müddet zarfında esîr olan doksan zâbit kardeşlerinin ma‘neviyâtlarınıtakviye etmiş. Sonra Varşova yoluyla İstanbul’a gelmiştir. O sırada İngiltere Anglikan kiliseleri başpiskoposunun, hürriyetden sonra padişah hükûmetinden sorduğu suâllere cevab veren; ve Lemeât, Katre, Zerre, Habbe, ... Devamı

Bir Model Olarak Medresetüzzehra Projesi

2015-02-18 18:37:00

Bir Model Olarak Medresetüzzehra Projesi     Ümit Alparslan   Kuruluşları IX. asra kadar giden medreseler, Büyük Selçuklu Veziri Nizamülmülk (ö.1092) tarafından sistemli hale getirilmiş ve daha sonra kurulan medreselere model olmuştu. Fıkıh, Kelam, Tefsir, Hadis, Astronomi, Matematik, Fizik gibi ilimlerin beraber okutulduğu medreselerde, bilhassa yüksek kısımlarında XV. yüzyıla kadar, alanlara göre ihtisaslaşma da gerçekleşti-rilmişti. İslam dünyasında, ilk mektepler dışındaki bütün kademeleri içine alan örgün öğretim kurumu olan medreseler, gittikçe dar bir alana yönelerek, özellikle yüksek kısımlarda İslam hukukunun öğretildiği meslek okullarına dönüşmüştür. Avrupa'nın XVI. yüzyıldan itibaren fikir, fen ve teknoloji alanında hızlı gelişme göstermesi doğunun zaafiyetini su yüzüne çıkarmıştır. Bu dönemde klasik medreselere karşı tavır, bölgeler itibarıyla farklılık göstermeye başlamıştır. Rusya'nın işgalindeki bölgelerde Kazan'dan başlamak üzere, XVII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, medreselerin aynen korunması ile yenilikler yapılması konularında tartışmalar başlamış ve yenilikçiler tarafından usul-ı cedid tarzında medreseler açılmaya başlamıştır. Bu hareket, İslam dünyasında tartışılarak yayılırken üçüncü bir yol olarak da -II. Meşrutiyet dönemindeki hareketi hariç- Osmanlı Devleti'nde uygulanan Avrupaî mektebler açılarak medreselerin kendi hallerine bırakılması tarzı ortaya çıkmıştır. Osmanlı Devleti'nde XVII. yüzyılın sonlarında Avrupaî askeri okulların açılmasıyla başlayan süreç Rüştiye (orta), idadi/sultani (lise) ve Yüksek Okul ile Darülfünun (Üniversite) 'u... Devamı

Sormadan Cevap ..

2015-02-17 16:54:00

Sormadan Cevap ..     Sual: "İKİNCİ NOKTA: İmkânın envâı var. İmkân-ı aklî, imkân-ı örfî, imkân-ı âdî gibi kısımları vardır. ÜSTAD HAZRETLERİNE BU İZAHI YAPTIRAN SORU NEDİR ACABA. ne sorulduğu için izah gereği duymuş yani?"   Tevcih edilen soruda şöyle bir mana hafi olarak hükmetmekte ki;   Evvela: "kendisi hiç sual sormadan suallerine noksansız olarak doğru cevab veren ve bütün hayatını bu milletin saadetine hasreden ve yüzer risale, o milletin Türkçe olan lisanıyla neşredip o milleti tenvir eden.. Lem'alar ( 174 )"   "Risale-i Nur'un postacısı mübarek Abdullah ne halde olduğunu soracaktım. Hâfız Ali'nin mektubunda, sormadan cevabımı aldım.  Kastamonu Lahikası ( 120 )"     Saniyen: Risale-i Nur Müeelifi üstad Bediüzzaman Said Nursi bir çok mesaili sorulmadan cevaplamıştır.   " esrar-ı Kur'aniyeye ait yazılan Sözler, şu zamanın yaralarına en münasib bir ilâç, bir merhem ve zulümatın tehacümatına maruz heyet-i İslâmiyeye en nâfi' bir nur ve dalalet vâdilerinde hayrete düşenler için en doğru bir rehber.. M ektubat ( 23 )  "    " bu zamanın tam yarasına bir tiryak olarak Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın bir mu'cize-i maneviyesi ve lemaatı bulunan Risale-i Nur, pekçok müvazenelerle, en dehşetli muannid mütemerridleri, Kur'anın elmas kılıncı ile kırıyor.  Şualar ( 678 )  "   "Risale-i Nur, bu zamanın müdhiş yaralarına ... Devamı

“pot” mu “put” mu ?

2015-02-17 09:17:00

Said  Nursi'nin M. Kemal ile tartışması sırasında kullandığı ve “pot” mu “put” mu dediği tartışmaları açıklığa kavuştu   RİSALEHABER-Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin M. Kemal ile tartışması sırasında kullandığı ve “pot” mu “put” mu dediği tartışmalarına yol açan konuyu İttihad Yayınları Müdürü Mesut Zeybek açıklığa kavuşturdu. Daha önce de benzer, tartışmaların yaşandığına dikkat çeken Zeybek, konuyu zamanında Bediüzzaman’ın talebelerinden merhum Abdülkadir Badıllı ve Ahmet Aytimur ağabeylere de sorduğunu söyledi. Zeybek’in açıklaması şöyle: Bu meseleyi, suali evvela Envar Neşriyat sahibi Ahmet Aytimur ağabeye sorduk, dediler ki: “Evet bu kelime put değil, pot’dur.” Hem de Nur’un değerli alim talebelerinden olan Abdülkadir Badıllı ağabeye sorduk. o da “evet pot’dur” dediler. Hem dediler ki: “Büyük lügatlardan olan Kamus-u Türki’de de ve TDK de aynen, “karşındakine saygı göstermeden yüzüne sözü söylemektir; hazirundan birine dokunacak bir söz söylemek” manasındadır” dediler. Biz de araştırmalarımız neticesinde pot olduğu kanaatine vardık. Kamus-i Türki sözlüğünde “pot” birkaç manaya gelmektedir. Şöyle ki: Kamus-i Türki, Müellif: Şemsettin Sami, Sahip ve Naşiri: Ahmet Cevdet, Dersaadet: 1317 (1900-1901) İkdam Matbaası Bu lugatda harfi harfine şöyledir: “POT: 1. Kırma, buruşuk. 2- Dikişde iki taraftan biri ziyade gerilip, diğeri küçük bırakmakla hasıl olan şiş. Pot yapmak, Pot kırmak: Sözü nabemahal söylemek. Mün... Devamı

Zübeyir Ağabeyin okuduğu kitap, o anda satılırdı.

2015-02-17 08:40:00

    Zübeyir Ağabeyin okuduğu kitap, o anda satılırdı.   Mehmet Emin Birinci’den bir hâtıra: Zübeyir Ağabeyin okuduğu kitap, o anda satılırdı. Misafir olan kişinin gözüne mutlaka takırdı. Bir o risaleye, bir Zübeyir ağabeye bakar bakar dururdu. Hayret ederdi. Ders bitince hemen kitabı satın alırdı. Biz derdik ki: “Kardeşim, bak! Zübeyir ağabeyin okuduğu bu kitap eski, biz sana yenisini verelim!” “Hayır, ben bunu almak istiyorum. Bu kitap bende de var. Ama çok acayip, benim kitabımda sanki Zübeyir ağabeyin okuduğu yerler yok! Var, ama yok işte… Onun için ben bu kitabı alacağım.” Mecburen o kitabı ona verirdik. O derece tesirli Risale-i Nur okurdu. Sadece düz okuyarak geçerdi. Bazen kelimelerin meallerini verirdi. Ama öyle tesirli okurdu ki, âdeta o anda bütün zerreleriyle birlikte, ruhuyla okurdu. Kendisi derdi ki: “Benim okuduğum kitabı karşı taraftaki satın almazsa, ben onu okuma saymam!” Ben kendim sadece bir defa okuyabildim. Bekir ağabeyin yazıhanesinde okumuştum. Laz bir tüccar vardı. Ben okuduğum zaman yanımızda idi. Risaleyi okudum, okudum, okudum sonra kitabı kapattım. Kapatır kapatmaz, “Sar oniii!” dedi. “Aynısı var sende!” dedim. “Sar oniii!” dedi. Mecbur kaldım ve verdim. Bazen ne oluyorsa, hâlet-i ruhiye karşı tarafa sirayet edebiliyor. Onun için Zübeyir ağabey derdi ki: “Risale-i Nur okurken mutlaka kendi nefsine okuyacaksın. Başkasına okuma, kendine oku!” Biz okurken başkasının gözüne bakarak okuyoruz. “Bak Bediüzzaman ne diyor!” dercesine. Sana demiyor mu kardeşim, muhatap sen değil misin? (Zübeyir Gündüzalp, İ. Kaygusuz, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2009, s. 347)  ... Devamı

RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI ASIL NÜSHALARIN BELİRLENMESİ

2015-02-16 13:07:00

باسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَإنْ مِنْ شَيْءٍ إلاَّ يُسَبّحُ بحَمْدِهِ RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI ASIL NÜSHALARIN BELİRLENMESİ Bilindiği üzere 26/11/2014 tarihli ve 29187 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/7007 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Diyanet İşleri Başkanlığına Üstad Bediüzzaman’ın eserlerinin asıl metinlerinin belirlenmesi vazifesi verilmiştir. Bu vazifenin yerine getirilmesinde Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde çalışmalar şu kıstaslar üzerinden yürütülmüştür: • Üstad Bediüzzaman’ın eserlerinin günümüze değin pek çok yayınevi tarafından pek çok baskısı yapılmıştır ve bu baskılarda aynı eserin çeşitli baskıları arasında ileride detayları zikredilecek olan farklar ortaya çıkmıştır. Bu farkların giderilebilmesi ve eser metinlerinin bizzat eser sahibi Üstat Bediüzzaman’ın muvafakatiyle son şeklini verdiği hale getirilebilmesi için kelime seçimi, tashihi, yer değiştirmesi vs. gibi ya da cümle/paragraf yerleşimi, mektup/bölüm yerlerinin eser sahibinin tercihi doğrultusunda belirlenmesi veya eserde herhangi bir paragrafın, mektubun/bölümün yer alıp almayacağı gibi hususlarda -elyazması ya da (müellif hayatta iken kendi nazarından geçerek basılmış olan) Osmanlıca-Latince matbu nüshalarda- bizzat eser sahibinin ortaya koyduğu kendi fiili uygulamaları ve tasarrufları ya da metinlerdeki kendi elyazısı ile yaptığı düzeltmeler/tashihler esas ittihaz edilmiştir. • Ayrıca eğer varsa, eser sahibinin konu ile ilgili mektuplarındaki yönlendirmeleri esas alınmıştır. 1950’lerden günümüze kadar Risale-i Nur Külliyatının basımını yapmakta olan 20’nin üzerinde yayınevibulunmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığınca yapılan metin analizi çalışmalar... Devamı

kalbleri ifsad edip asabî ruhları azab

2015-02-14 15:35:00

Evet bu zamandaki siyaset, kalbleri ifsad edip asabî ruhları azab içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-ı ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı.   Evet, şimdi küre-i arzda herkes ya kalben, ya ruhen, ya aklen, ya bedenen gelen musibetten hissedarlıktan, azab çekiyor, perişandır.   Bilhâssa ehl-i dalalet ve ehl-i gaflet, merhamet-i umumiye-i İlahiyeden ve hikmet-i tâmme-i Sübhaniyeden habersiz olduğundan, nev'-i beşere rikkat-i cinsiye, alâkadarlık cihetiyle kendi eleminden başka nev'-i beşerin şimdiki elîm ve dehşetli elemleriyle dahi müteellim olup azab çekiyor     Sikke-i Tasdik-i Gaybi ( 193 )   Devamı

Vicdan Bir Sistemdir

2015-02-14 11:08:00

Sual: Bu davaya ihlas ve sadakatla hizmet edenin günahları boynumun borcu olsun buyuruyor üstadımız. Böyle bir kişiyide rabbimiz vicdanen yakacak mı ? eger yakacaksa üstadımızın sözü yalan olmadıgına göre nasıl anlamalıyız .     Değerli Kardeşim!   Vicdan bir sırdır bir sistemin bütünselliğinin ismidir. Müezzen-i Ahirzaman Bediülbeyan Bediüzzaman Said Nursi bir yerde şöyle demekte: "Ben kendi elemlerime tahammül ettim; fakat ehl-i İslâmın eleminden gelen teellümat beni ezdi. Âlem-i İslâma indirilen darbelerin, en evvel kalbime indiğini hissediyorum. Onun için bu kadar ezildim. Envar/ihlasnur Tarihçe-i Hayat ( 137 ) "   üstad vicdanen yanması değil zaten dünya iken elemlerin insanlığın imanını kurtarmak için gayreti ve bundan gelen elemlerle ezildiğini ifade etmektedir.   Alem-i islama ve hakaike karşı atılan adımlar fiiller ise üstadımızın kalbine inen darbeler olduğunu ifade ediyor.   Ama bunu izah etmek için ancak Bediüzzaman olmak lazım ki ifade etsin kendisi tercüme-i halini.     Risale-i Nur Araştırma Merkezi   Yozgatnur  ... Devamı

Bediüzzaman'ın talebeleri tahrifat iddalarını yalanladı

2015-02-13 16:13:00

  Bediüzzaman'ın talebeleri tahrifat iddalarını yalanladı!     Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınevlerine verdiği Risale-i Nur izninde tahrifat yapıldığı iddiaları Bediüzzaman Hazretlerinin talebeleri tarafından yalanlandı. Risale Haber'e konuşan Ahmet Aytimur ve Said Özdemir ağabeyler, yayınevlerine verilen Risale-i Nur Külliyatının, Bediüzzaman Hazretlerinin hayatta iken Diyanet'e gönderdiği orjinal külliyat olduğuna dikkat çektiler. Ağabeylerin açıklamaları şöyle: Ahmet Aytimur: Şua'lar eserindeki "Hata-Sevap cetveli"ni Üstadın vefatından sonra Zübeyir abiyle istişare ettikten sonra abiler ekledi.  Said Özdemir ağabey: 1959'da Üstadımızın bastrırıp verdiği ve "Risale-i Nur budur" dediği risalenin orjinali bende. Bütün abilerin imzası var. O metinde hata-sevap cetveli yok. Ayrıca Üstadımızın Diyanet'e gönderdiği metinde de hata-sevap cetveli yok. Abiler istişare edip karar vererek Hata-sevap cetvelini daha sonra ilave etti.  Put veya Pot kırdım meselesi ise; Osmanlıcada aynı yazılıyor ve iki türlü de okunabiliyor. Bazı yayınlarda "put" bazı yayınlarda da "pot" olarak kullanıldı. Bazı yayınevleri "put" olarak çevirdi. Karışılık bundan dolayıdır. Diyanet'in metni zamanında Ahmet Akseki'ye verilen metindir. Burada bir tahrifat yoktur.  Barla Lahikası ve Emirdağ Lahikası-2 ise tashihatını geç verdiğimiz için gecikti. Onların basılmaması gibi bir durum söz konusu değildir. Nasılki bütün kitaplar basılcak Barla Lahikası ve Emirdağ Lahikası-2 de basılacak. Envar Neşriyat Genel Müdür Nihat Ölmez ise bandrol alan kitapların listesinin şöyle olduğunu açıkladı: 1-Nurun ilk Kapısı 2-Sözler 3-Mekt... Devamı

Fotoğraf |  görsel 1