.:YOZGATNUR66:. Aklını Doğru Kullan Huzur Bul!

RİSALE

50-

Üç Said üç mesele

2015-06-12 19:46:00

  Üç Said üç mesele    Sual: “Üstad Hazretlerinin iman, hayat, şeriat ekseninin Üç Said dönemindeki tezahürleri nelerdir? Her üç döneme hizmet bağlantısı nasıl olmalıdır? İzah eder misiniz?” Üç Dönem, Üç Mesele Bediüzzaman Said Nursi Eski Said, Yeni Said ve Üçüncü Said olmak üzere üç dönemin toplam unvanıdır. Risale-i Nur Külliyatı dediğimizde de, bu Üç Said döneminde verilen eserler toplamı kast edilir. Risale-i Nur Külliyatı Üç Said döneminde, iman, hayat ve şeriat ana eksenlerinde yazılmış 130 temel konunun tecdidini ihtiva eder. Her bir risale bir temel konunun müceddidi hükmündedir. Bediüzzaman, görev tanımını üç ana eksen üzerinden yapıyor. Bunlar: İman, hayat ve şeriattır. Bu üç meselenin en büyüğü ve en mühimi iman meselesidir. Çünkü insanlığın en dehşetli tehlikesi imansızlık tehlikesidir. İmansız cennete gidilmez. Bedenimiz için ekmek ve su ne ise, ruhumuz için iman odur. İman ruhumuzun hayatıdır, temel gıdasıdır. Diğer iki mesele iman üzerine bina edilir. Fakat, avamın nazarında hayat ve şeriat daha parlak gözüküyor. Yani insanlar Mehdi Aleyhisselam’ı, hayatı derhal ıslah edecek ve şeriatı akşamdan sabaha getirecek olağanüstü güçlerle teyid edilmiş birisi olarak bekliyor. Oysa böyle bir güç hiçbir Peygamberde bile görülmemiştir. Âdetullah’a da aykırıdır. Öte yandan asrımızda iman son derece zaafa girmiştir. Mehdi Aleyhisselam geldiğinde iman meselesini halletmeden diğer iki meseleye bakmayacaktır. İman meselesi de çok uzun bir zaman isteyecektir ve bunu bizzat yapmaya Mehdi Aleyhisselam&... Devamı

AYM, Risale-i Nur kanununu iptal etti

2015-06-11 15:08:00

AYM, sahibi vefat eden her eserin memleket kültürü bakımından önemli görülerek kamuya mal edilmesi sonucunu doğurabilecek şekilde Bakanlar Kurulu'na takdir yetkisi tanınmasının, ifade özgürlüğü ile bilim ve sanat özgürlüğüne demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşmayan bir müdahale teşkil ettiği kanaatine ulaşarak dava konusu kuralın Anayasa’nın 13., 26. ve 27. maddelerine aykırı olduğuna karar verdi. Kültür Bakanlığı'nın Risale-i Nur Neşriyatı'na yönelik bandrol tedbiri bir yıldan fazla süredir yürürlükte. Kültür Bakanlığı'nın uygulamaya koyduğu bandrol tedbirinin ardından geçen Ağustos ayında, Torba Yasa'ya sonradan eklenen madde ile Risale-i Nur'ların basım yetkisi Diyanete verilmişti. Risale-i Nur'lar hakkındaki bu karar için AYM’den hükümet kararnamesi için de Danıştay’da yürürlüğün durdurulması talepleriyle açılan iptal davalarından karar çıktı.  AYM, hükümet kararnamesini oy çokluğu ile iptal ettiğini açıkladı. AYM, kararı mülkiyet hakkı ve ifade özgürlüğü ile bilim ve sanat özgürlüğü yönünden ele alındığının altını çizerek şu ifadelere yer verdi: “Anayasa Mahkemesi, eser sahibinin mirasçılarının eser sahipliğinden doğan mali hakları ile manevi haklarının kullanım yetkilerinin kamuya mal edilmesinin mülkiyet hakkına müdahale niteliği taşıdığı tespitinde bulunduktan sonra, Anayasa’nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabileceğini vurgulamıştır. Eser sahipliğinden kaynaklanan hakların kamuya mal edilmesinin, memleket kültürü bakımından önem taşıyan eserlerin kamuya ve dolayısıyla toplumun yararl... Devamı

Risalelerden seçme vecizeler

2015-06-09 13:13:00

Risalelerden seçme vecizeler   1- Bismillah her hayrın başıdır. Sözler - 5  2- Ben nefsimi herkesten ziyade nasihata muhtaç görüyorum. Sözler -5  3- Herşey, Cenab-ı Hakk'ın takdiriyledir. Sözler - 468  4- Sizin herşey'iniz muhafaza ediliyor. Her ameliniz yazılmıştır. Mektubat - 227  5- şu âlemde mü'minin mü'mine karşı en büyük yardımı dua iledir.Barla -247  6- Kabir var, hiç kimse inkâr edemez. Sözler -1 42  7- Ey arkadaş! insan da başıboş, serseri, sahibsiz bir hayvan değildir.Mes-- 44  8- Cesed-i insan; havaya, suya, gıdaya muhtaç olduğu gibi, ruh-u insan da namaza muhtaçtır. Sözler - 778  9- Zulme rıza zulümdür; tarafdar olsa, zâlim olur. Kastamonu L. - 207 10- Dinleyen söyleyenden daha iyi anlar. Sözler - 355  11- Cenab-ı Hakk'ın rızası ihlas ile kazanılır. Lem'alar - 152  12- Allah'a tevekkül edene Allah kâfidir. Mesnevi - 130  13- Nasihat istersen, ölüm yeter. Mektubat - 282  14- Hastalık, sabun gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler. Lem'alar - 209  15- Nefsini ıslah etmeyen, başkasını ıslah edemez. Sözler - 269  16- Sen başıboş olmadığın gibi, bu hâdiseler de başıboş olamazlar. şualar -109  17- Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki, bütün vaktini ona sarfediyorsun! S - 271  18- Dünya seyyar bir ticaretgâhtır. öyle ise alış-verişini yap, gel...Sözler - 204  19- Evet bir incir çekirdeğinden koca bir incir ağacını ve ince bir sap ile koca bir kavunu bağlayıp çıkaran kudrete hiç bir şey ağır gelmez. Mesnevi - 94&nb... Devamı

İstikamette Gidebilmek!

2015-06-09 13:02:00

İstikamette Gidebilmek! Derleme Rüştü Tafral Ağabey (rh)   CEZBELİ ŞAHISLAR VE ARKASINDAN GİDENLER! Bediüzzaman Hazretleri bir asra yaklaşan hayatındaki mücadelesinde umumiyetle din düşmanları ile mücadele etmekle beraber zaman zaman da “cahil dost” dediği kimselerle ile zaman zaman da “ulema-i su’” ile mücadele etmek zorunda kalmıştır.   Bediüzzaman Hazretlerinin ilk hayatında olduğu kadar, Risale-i Nurları telif ve neşir devresinde de bu zatların durumlarını beyan etmek olmuştur. Bu kişiler Risale-i Nurlarda tezahür eden Kur’an hakikatları ile değil de, -bilhassa sosyal meselelerde- kendi fikirlerinin ürünü olan düşünceyi ve anlayışı savunarak yanlışa düşmektedirler. Kendi ilmini, dersini yeterli zannederek görüş beyen etmektedirler. Hele Risale-i Nurun yakın dairesinde bulundukları halde Risale-i Nurun bilhassa içtimai, siyasi derslerini okumadıklarından veya rehber yapmadıklarından millete zararlı davranışlar telkin edebiliyorlar. Üstad Bediüzzaman Hazretleri böyle müvazenesiz kimseler hakkında der ki:   “Lübbü bulmayan, kışır ile meşgul olur. Hakikatı tanımayan hayalâta sapar. Sırat-ı müstakimi göremeyen, ifrat ve tefrite düşer. Müvazenesiz ve mizansız olan çok aldanır, aldatır.” Muhakemat (49)   Fennin keşfettiği ve kabul ettiği açık bir meseleyi kabul etmekte direnen basit anlayışlı zahirperest kimselerin verdiği zararı izale etmek için der ki: “Onu bahane ederek büyük bir iftirayı ettiler. O derecede kalmadı. Vesveseli ezhanı, iftiranın büyümesine müsaid bir zemin bulduklarından, iftirayı o derece büyüttüler ki; ehl-i diyanetin hakikaten ciğerlerini dağdar ve ehl-i hamiyeti, gerd-i terakkiyatından me’yus ettiler. Lâkin bu ... Devamı

Arı su içer bal akıtır, yılan su içer, zehir döker

2015-06-09 09:49:00

Arı su içer bal akıtır, yılan su içer, zehir döker   Sual: Veli olan şeyhin, müddeî olan müteşeyyih ile farkları nedir? Cevap: Eğer hedef-i maksadı, İslâmın ziya-yı kalb ve nur-u fikriyle ittihad; ve mesleği muhabbet; ve şiârı terk-i iltizâm-ı nefis; ve meşrebi mahviyet; ve tarikati hamiyet-i İslâmiye olsa; kabildir ki, bir mürşid ve hakikî şeyh olsun. Lâkin, eğer mesleği, tenkîs-i gayr ile meziyetini izhar ve husumet-i gayr ile muhabbetini telkin ve inşikak-ı âsâyı istilzam eden hiss-i taraftarlık ve meyelân-ı gıybeti intaç eden kendine muhabbeti başkasına olan husumete mütevakkıf gösterilse; o bir müteşeyyih-i müteevviğdır, bir zi’b-i mütegannimdir. Din ile dünyanın saydına gider. Ya bir lezzet-i menhuse veya tehevvüs-ü süflî bir içtihad-ı hatâ onu aldatmış; o da kendisini iyi zannedip büyük meşâyihe ve zevât-ı mübarekeye sû-i zan yolunu açmıştır. Sual: Sözlerin iyi, fakat dinleyen nerede? Mesleğin âli, ittibâ edenler aşağıdır. Cevap:  1 اِنَّمَا اْلاَعْمَالُ بِالنِّيَاتِ 2 مَالاَ يُدْرَكُ كُلُّهُ لاَ يُتْرَكُ كُلُّهُ 3 اَلْمَلاَمُ عَلٰى مَنِ اتَّبَعَ الْهَوٰى وَالسَّلاَمُ عَلٰى مَنِ اتَّبَعَ الْهُدٰى Sual: Âlem-i İslâm ulemasının ortalarındaki müthiş ihtilâfata ne dersin? Reyin nedir? Cevap: Ben âlem-i İslâmiyete gayr-ı muntazam veya intizamı bozulmuş bir meclis-i meb’usan ve bir encümen-i şûrâ nazarıyla bakıyorum. Şeriattan işitiyoruz ki, rey-i cumhur budur, fetvâ bunun üzerinedir. İşte şu, bu meclisteki rey-i ekseriyetin nazîresidir. Rey-i cumhurdan mâadâ olan akval, eğer hakikat ve mağzdan hâli ve boş olmazsa, istidâdât... Devamı

Münafığın alametleri

2015-06-09 08:28:00

Münafığın alametleri : 1-“Münafığın alameti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiği zaman yerine getirmez ve ona güvenildiği zaman hıyanet eder” (Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai / Camius-Sağir, İmam Suyuti, H No:25) Müslim rivayetine göre şu ek de vardır:  ...“Oruç tutup, namaz kılar ve Müslüman olduğunu iddia etse bile”(Cem’ul Fevaid: H No:8099)  2_ “Kimde dört vasıf bulunursa halis münafık olur O dört şeyden biri kendisinde bulunan kişi ise onu terk edinceye kadar münafıklıktan bir haslet bulunur Bunlar: Kendisine bir emanet bırakıldığı zaman ihanet eder; konuştuğunda yalan konuşur, anlaştığı zaman sözünde durmayıp bozar Bir kimseyle çekiştiği zaman aşırı giderek karşısındakinden fazla kötülük yapar”(Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai/Cem’ül Fevaid, H No: 8097)… 3 “Münafık, gözlerine hâkim olup istediği şekilde ağlayabiliyor”(Deylemi / Cami’us Sağir, İmam Suyuti H, No:9237) …..   ….   ….. Îtikadsızdır.. Kalbsızdır.. Vicdansızdır.. ……... Dokuz tane doğrunun içine bir yalanı sokar.. (9/Tevbe, 48) Mü'minlere iftira atarlar: "O uydurma haberi (iftirayı) ortaya atanlar, içinizden (belli) bir gruptur... Bu iftirayı işittiğinizde erkek ve kadın mü'minlerin, kendi vicdanlarıyla hüsn-i zanda bulunup da: 'Bu apaçık bir iftiradır' demeleri gerekmez miydi?".. (Tevbe:101):Hem çevrenizdeki bedevilerden münafiklar var, hem de Medine halkindan münafiklikta israr edenler var. Sen onlari bilmezsin. Onlari biz biliriz. Biz onlari iki kere azaba ugratacagiz. Daha sonra da büyük bir azaba itilecekler... İman esaslarını kafir inkar eder. Münafık ... Devamı

Kim Demokrat ?

2015-06-03 18:51:00

Kim Demokrat ?     Bediüzzaman Hazretleri  KİME DEMOKRAT DER?   Risale-i Nur Külliyatında, Bediüzzaman Hazretleri demokratları tarif eder. Demokratlarda aranan vasıflar nelerdir sıralar.   Burada bilinmesi gereken önemli bir nokta da, Demokratlar tasvib edilmiyor sadece azammüşşere karşı tercih ediliyor. Malûmdur ehvenüşşer tasvib edilmez tercih edilir.   Siyaset yoluyla hizmet etmek isteyenlerden istenen özellikler :       Mükemmel bir reis (bulmak). (E. 219) Hakaik-i imaniye namına çık(mak). (E.219) Tam bir hürriyet-i şer’iyeye vesile ol(mak). (E.20) Din dersleri gibi şeâir-i İslâmiye ile Kur’ân’a hizmet (etmek). (Em.24) ·Eskilerin Kur’ân zararına tahribatları(nı) tâmir (etmek). (Em.24) İttihad-ı İslâm cereyanını kendine nokta-i istinad yapmak. (Em.24) Âlem-i İslâmı arkasında ihtiyat kuvveti yapmak. (Em.208) Komünist ve masonluk cereyanına karşı vaziyet alma(k). (Em.24)  Nurcuları, hem ulemâyı, hem milleti memnun ve minnettar etmek. (Em.24) Ayasofya’yı da beş yüz sene devam eden vaziyet-i kudsiyesine çevirmektir. (Em.24) · (Particilik tarafgirliğine ve ırkçılık tehlikesine karşı) Uhuvvet-i İslâmiyeyi ve esas İslâmiyet milliyetini o kuvvetin temel taşı yap(mak). (Em.172) Memuriyet(i) bir hizmetkârlık (olarak görmek). (Em.163)  (Müfredatı Risalelerde bulunan) Şark Darülfünunu’nun (Doğu Üniversitesi) tesis edilmesi için gayret göstermek. (E.185) Risale-i Nurların resmen (devlet eliyle) neşrine hizmet etmek. (Em.208)   Halkçıların iktidara gelmesine mani olmak. “hayat-ı içtimaiye ve vatanımıza dehşetli bir tehlike teşkil eden bu partinin (C.H.P... Devamı

Risale-i Nur'da da keyfiyyet esastır - Rüştü Tafral Ağabey

2015-06-03 18:44:00

Risale-i Nur'da da keyfiyyet esastır - Rüştü Tafral Ağabey       Pekkendir: Bu yaptığınız çalışmaların, derlemelerin, Anadolu'ya ve İstanbul'a neşredilmesi neticesinde, o bid'atlara bulaşan ve hatalı hizmet tarzına yönelmiş olan gruplarda, değişim veya bir ıslah olmuş mudur sizce?    RTafral: Bazılarında değişim oluyor fakat bu malum Sinsi Cereyan, kimin ne yapıp ne yapmadığını biliyor. Bunlar içerisinde bazı garazkârları da çalıştırıyor aleyhimde. Bunu ben yakinen biliyorum, bu bakımdan onların bulantıları var, destek olacakları yerde köstek oluyorlar. Bu bakımından mevcut Cemaatin şu andaki durumu oldukça avami hatta avam dahi diyemiyorum, Ahir zamanda avam durumu geçerli değil, avama da tahkiki iman dersinin verilmesi lüzumunu anlatıyor Üstad Hazretleri Bu itibarla keyfiyet önem arz eder ve sen de az olmayı esas alacaksın.    Pekkendir: O zaman keyfiyeti değil de kemiyeti, çoğalmayı esas alan Nur talebelerinde, bu tür hizmet esaslarından Risale-i Nur'un asıl prensiplerinden kayma, uzaklaşma durumu ortaya çıkıyor öyle mi?    RTafral: Evet aynen öyle oluyor. Halbuki Tekasür Suresi bu mevzuyu baştan sona kadar anlatıyor. Tabi anlayanlar için. O bakımdan, Risale-i Nur'da da keyfiyyet esastır. Neredeyse bir asır önce yazılmış Muhakemat'ta iki satır var, çok dikkat çekici, bilmem senin hatırında mı, ta o zaman şöyle söylüyor Üstad:  "Hem de bilâ-perva olarak ilân ederim: Beni geçmiş asırların efkârına karşı mübarezeye heyecan ve şecaate getiren (bu vermiş olduğu taraf düşman değil, bizim İslam dairemiz) ve yüzer senelerden beri sevk-ül ceyş ile kuvvet bulan hayalât (o zamanki avamın ilmi) ve evhamın müdafaasına beni gayrete getiren i... Devamı

Kredi Kartı Gecikme Cezası

2015-06-03 12:47:00

Kredi Kartı Gecikme Cezası   Katılım bankacılığı finans kurumları kredi kartı gecikme tutarı alıyorlar bu caiz mi.     Finans kurumlarından birine bu soruyu sorduğumuzda bize verilen cevap şöyledir: Uygulama Nedir: Bazı müşterilerimiz Bankamızın yapmış olduğu finansmanlarda belirlenen taksit tutarını tarihinde yatırmamakta veya kredi kartında Bankamız tarafından belirtilen son ödeme tarihinde borçlarının tamamını ödememekteler. Katılım Bankalacılığında önceki yıllarda müşteriler bu tip ödemelerini yapmadıklarında veya geç ödeme yaptıklarında herhangi bir fazlalık tahsil edilmiyordu ancak müşteriler bu durumda diğer Bankalardaki borçlarını ödüyor ve Katılım Bankasına olan borcunu ödemiyorlardı. Buda Katılım Bankasının dağıtacağı kar payını olumsuz etkiliyor ve nakit akışında bozulmalara sebep oluyordu. Bunu aşmak için Katılım Bankası Danışma Kurulları mahrum kalınan kar payı şeklinde bir uygulama yapıyordu. ancak AAOIFI tarafından yayımlanan standartlardan sonra bu uygulama gecikme cezası uygulaması şeklinde değişti.    Danışma Kurul Kararı Nasıl Verildi: AAOIFI Fetva Kurulunun belirlemiş olduğu standartlarda 3. olan "Ödeme Gücü Bulunduğu Halde Ödeme Yapmayan Borçlu" standartına göre hareket ediliyor. Bütün Katılım Bankaları şu anda gecikme cezası şeklinde uygulama yapıyorlar. Bu karara göre insanlar verdiği sözde durarak ödemelerini yapmak durumundadırlar. Eğer vaktinde ödemesini yapmaz ise nasıl bir sözleşmede ceza söz konusu ise karşı tarafın mağduriyetini karşılamak için gecikme bedelini ödemek durumundadır. Burada önemli husus Katılım Bankası gecikme cezası uygulamasından kar elde etmemelidir. Danışma Kurulumuzun kararı gereği Bankamız müşterilerin yapmış olduğu geç ödemelerde alınan cezadan ... Devamı

Meşveret - Eyüp Ekmekçi Ağabey

2015-06-02 18:53:00

Meşveret - Eyüp Ekmekçi Ağabey   Bazıları ‘biz de meşveret ettik’ diyorlar?   Üstadımızın en son vasiyetinde kimlerin ismi geçiyorsa onlar meşveretin çekirdeğidir. Yani onların bulunmadığı meşveret umum nurcuları bağlamaz. Orada Sungur ağabey, Bayram ağabey, Hüsnü Bayram ağabey, Abdullah ağabey var.    Ve onların kabul ettiği kimseler aralarında vardı. Üstad hazretlerinin bir cümlesi var “Bir iki talebem içinde bulunan meşveretinizin reyini kabul ederim.” Yirmi senedir bizim o yüz kişilik yaptığımız meşveretin içinde Sungur ağabey ile Bayram ağabeyin bulunması cemaatin istikametine medar olmuştur.   Hatta çoğu zaman takılmışız Sungur ağabey ve Bayram ağabeyin Üstaddan naklettikleri ile meşveret istikametle hizmete devam etmiştir.    Eyüp Ekmekçi Ağabey     Risale-i Nur Araştırma Merkezi   Yozgatnur  ... Devamı

Rüştü Tafral Ağabeyin Üstada Yazdığı Mektup

2015-06-02 18:22:00

Rüştü Tafral Ağabeyin Üstada Yazdığı Mektup     Çok aziz müşfik Üstadım Hazretleri !   Evvelen: Şuhuru-u Selase;Leyle-i Kadir ve bayramlarınızı ruh-u canımla tebrik eder eşrat-ı makbuleye mazhar dualarınıza amin der Zülfikar-ı maneviyeyi kullanan ellerinizden hurmetle öperim.Arz ediyorum.   Kur'an-ı Hakim'in ayinedarlığında bulunup o envar-ı muazzamadan alem-i insaniyete aksettirdiğiniz nur ehl-i iman için muzmer hakaik-ı kevniyenin vuzuhan görülmesine ziya ve hakaik-ı gaybiyenin bakiyane müşahedesine dürbün;insanlık mertebelerinin a'la-yı iliyyin derecelerine sür'atle nurdan bir zat buyuruyor ve bid'alar zulumatı içinde ve istilası anında cadde-i Kur'aniyeyi gösteren ve güneş altında birer projektör olmuştur. Ve tadadla bitmez.   Tavsifinden bizzarure aciz kaldığımız meziyetleri havi külliyatından bizi ayıracak beşeri kuvvet yoktur.Allah ebediyyen siz Üstadımızdan razı olsun.   Evet, Üstadım Hazretleri! Nur külliyatı kainatın manasını;hilkatın gayesini ve marziyatı ilahiyeyi Kur'an hazinesinden öğretiyor.Bu külliyat canımız;cananımız;ona hizmet etmek en büyük gayemizdir.     Duanıza çok muhtaç ve müştak talebeniz Rüşdü Tafral   Bütün udebaların tavsifinden aciz kalacakları Nur külliyatı hakkında söz söylemekten çekiniriz. Siz üstadım Hazretlerine dersimden bir nebze arz ederim.     Üstadın cevabı mektubu ;   Aziz kardeşimiz Rüşdü,   Güzel mektubunuzu hasta olan Üstadımıza okuduk.Size çok selam ve dua ediyor. Siz de Üstadımıza dua ediniz.Elhamdülillah, nurların futuhatı hertarafta fevkalededir.Hatta Mısır'da Hutbe-i Şamiye y... Devamı

Risalelerde Neden Kaynak Belirtilmemiştir?

2015-06-02 16:05:00

Risalelerde Neden Kaynak Belirtilmemiştir?             Evvela, Risale-i Nurlar çok zor ve meşakkatli bir süreç ve ortamda telif edilmiştir. Masa başında ya da medrese kütüphanelerinde kahvesini yudumlayarak telif edilmiş bir eser değildir. Risale-i Nurların ekser eczaları hapishane köşelerinde ve karakol gözetiminde, yasaklar kıskacında telif edildiği için, kaynak tarama ve kaynak kaydetme gibi imkanları elde edememiştir.   İkincisi, Risale-i Nurlar klasik ya da rivayet tarzı bir tefsir değil, daha ziyade vehbi ve dirayet tarzı bir tefsir olduğu için, kaynak olarak ekseri ayetleri ele almış ve onları yorumlamıştır. Bütün ayetleri ve hadisleri konu sıralaması ve bütünlüğü içinde incelemediği için, kaynak gayet derece az düşmüştür. Bu az  düşen kaynaklarda senetleri ile belirtilmiştir.   Üçüncüsü, Risale-i Nur Külliyatı'nın içinde geçen ayetlerin ve hadislerin kaynakları üzerinde bir çok çalışma yapılmış ve hepsinin kaynakları tek tek verilmiştir. Zaten bu kaynakların  büyük bir kısmını Üstad Hazretleri bizzat kendisi belirtmiştir; belirtmediklerini de sonraki akademisyen talebeleri belirtmişlerdir. Abdulkadir Badıllı Ağabeyin "Risale-i Nur'un Kudsi Kaynakları" çalışması, bu hususta örnek olarak verilebilir.   Dördüncüsü, Üstad Hazretlerinin ifadesi ile Risalelerin tarifi:   "Sözler, tasavvur değil, tasdiktir. Teslim değil, imandır, marifet değil şehadettir, şuhuddur; taklid değil tahkiktir. İltizam değil, izandır. Tasavvuf değil, hakikattir. Dava değil, dava içinde burhandır…" &... Devamı

Nar Ekşisinin Faydaları

2015-06-02 15:21:00

(SAHTE NAR EKŞİLERİNE DİKKAT)  Her tarafta hakiki nar ekşisi diye satılan fakat % 99'u glikoz ve sitrik asitten oluşan sahte nar ekşilerine dikkat edilmeli      ¨      Şeker Hastalığına iyi gelir, ¨      Dişeti kanamalarına iyi gelir, ¨      Kellik tedavisinde oldukça etkilidir, ¨      Tansiyonu yüksek olanlar için faydalıdır, ¨      Tansiyonumuzu olumlu bir şekilde düzenler, ¨      Kalbimizi korur düzenli çalışmasına destek olur, ¨      Enfeksiyona karşı vücut direncini korur ve artırır, ¨      Enerji verir, yorgunluğu giderir, ¨      İdrar söktürücü etkisiyle toksin atılımını sağlar, ¨      Bağışıklık sistemini güçlendirir hastalıklara karşı korur, ¨      Kolesterol ve kan şekerimizi regüle eder artmasını engeller, ¨      Bağırsak parazitlerinin düşmanıdır, iyi bakterilerin artmasını sağlar, ¨      İshali (diare) önler, tedavide destek sağlar, ¨      Ciltte olumlu katkısı vardır, pürüzsüz görünüm sağlar, ¨      Cilt enfeksiyonlarında olumlu katkısı vardır, ¨      Böbrek yaralarına karşı tatlı narın bol bol yenilmesi; ¨      Göz ağırısına karşı ekşi nar taneleri, mercimek ve gül suyundan oluşan karışımın göz kapakları üzerine yarım saat konması; ¨    ... Devamı

Gayemiz bir ise hepimiz biriz

2015-05-27 13:13:00

Abdullah yeğin abi: Gayemiz bir ise hepimiz biriz Nur Talebeleri arasındaki gruplaşmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Birleşme olmayacak mı? Üstadımız derdi ki mesleklerde ve meşreplerde ittihad mümkün olmadığı gibi caiz de değildir. Gaye bir ise hepsi bir demektir. Meselâ siz ne yapıyorsunuz: Risale-i Nur’dan anladığınızı tatbike çalışıyorsunuz. Risale-i Nur’u program yapmışsınız. Eskiden kos koca İstanbulda tek bir dershane vardı oda Süleymaniyede kirazlı mescid sokağı 46 numarada idi.orada birisi hükmetmesi kolay idi. Şimdi bütün Türkiye de ki dershanelere birisi hükmetmesi kolay olmaz. Her dershanenin başında biri vardır. Bütün bunlar tek bir yerden emir almak  kolay değildir.Her dershanenin başında olan Risale-i Nurdan istifade ettiği derecede derse gelenlere vermeye çalışır, kabiliyeti ve gücü yettiği kadar Risale-i Nurdan, cemaate birşeyleri öğretmeye çalışırlar. Herkesin gayesi neticede imana hizmet olduğu için hepsinin gayesi birdir. Ben hepsi dinsizliğin karşısında bir yumruktur diyorum. Bunlar ayrı ayrı gibi görünüyorlar, ama işbölümü yapmış durumdalar. Meselâ ben Urfa’ya gidiyorum. Gittiğim zaman 1951’di, Urfa’da ancak iki yerde (yazın başka, kışın başka yerde oturuyorduk) ders okunuyordu. Şimdi ise sayısı belli değil. İstanbul, İzmir, Adana, Erzurum da öyle. Her tarafta böyle. Demek ki bu umumî bir ihtiyacın neticesi, gelişmesi oluyor elhamdülillah. Risale-i Nur bütün aklımıza gelenleri cevaplandırıyor. Bu hizmette olanlar Risale-i Nur’u iyi okumalı. İhlas, Uhuvvet Risalelerini çok okumalı ve mü’minler arasında birliği beraberliği temine çalışmalı. Arayı açmaya değil, yaklaştırmaya çalışmalı. Mü’mine, Müslümana düşen en büyük vazife ehl-i ima... Devamı

Sürgünde Ki Ayasofya

2015-05-26 12:48:00

Poligon Olan Ayasofya   “Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii’nden çıkılıp "çayhane"ye oturulduğunda.. [1]   “Ayasofya Câmii, ehl-i fazl u kemalden mübarek ve muhterem zâtlarla dolu.. [2]   “Ayasofya gibi gayet muazzam bir câmie, Cuma gününde dâhil olur." [3]   Ayasofya tarihi sürecine bakıldığında bir hususu arz etmek isterim ki bir çok Müslümanın ve Ayasofya fanlarının bilmediği bir husustur.   Evliya Çelebi'nin "Seyahatnamesi"nde; Ayasofya'nın Resulullah (A.S.V.) Efendimiz'in doğum tarihi olan 571 miladi yılında geçirdiği bir depremden bahsedilirken, kubbesinin onarılışı ile ilgili şu ilginç rivayet göze çarpar: "Peygamberimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın doğduğu gece vuku bulan zelzeleden; Kisra sarayı, Kızıl elma ve Ayasofya'nın kubbesi yıkılmış idi. Bir müddet zaman geçtikten sonra Hızır Aleyhisselam'ın hatırlatması ile Bursa'da ikamet eden üç yüz keşiş, Rahib Bahira'nın öncülüğünde Mekke'ye geldiler. O zaman küçük yaşta olan Hazreti Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam'ın ağzından bir miktar tükürük ile, mübarek ellerinin suretini aldılar. Ebu Talib'in el yazısı ile ceylan derisi üzerine resmedilen bu suret, halen bir kutuda saklıdır.   Elhasıl:Peygamber -sallAllâhu aleyhi ve sellem- in ağız suyundan ve Mekke'nin pak toprağından bir miktar alan papazlar İstanbul'a geldiler. Ayasofya'nın yıkık olan kısmını bununla tamir ettiler.     Peygambermiz Aleyhisselam'ın Tükürüğü ile yapılan yer, kubbenin kıble cihetinde, otuz iki nakışlı olarak halen bellidir. Bunu bilenler o... Devamı

Gülme krizine sokan İmam aranıyor

2015-05-23 19:03:00

Gülme krizine sokan İmam aranıyor   Akıllı telefonların ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte herkes her anını kayda almaya başladı. Bu durumdan camilerimiz de nasibini alıyor. Cemaat elinde kamera bir yandan hocayı kaydediyor, bir yandan nasihati dinliyor. İşin ilginç yanı hiç dinle diyanetle işi olmayan web siteleri bile bu videoları servis ediyor. Çünkü eğlenceli. Başlıklar ise şöyle: “İmam gülmekten öldürdü” “Cemaat gülme krizine girdi” “Hoca anlattı cemaat kahkahalardan yerlere yattı” “X Hoca kahkahalara boğdu” Merak ettiğim gülmek ve güldürmek, bilmediğimiz bir tarihte tedavüle giren bir tebliğ aracı mıdır? Yoksa makbuliyeti stand-up yetenekleriyle ilişkilendirilen bir imam imajı mı çizilmeye çalışılıyor? Yani bir zaman gelecek cemaat daha çok güldüren hocaların vaazlarını mı dinlemeye başlayacak? Ya da bir zaman gelecek imamlar şaka yeteneklerine göre konservatuardan mı mezun olacak?  Yada şöyle bir diyalogu hayal edebiliyor musunuz: -Hafta sonu bir camiye gittik, inanmazsın gül gül öldük. İmam anlattı biz güldük. Ne komik hoca ya? Bir gün senle de gidelim, hep beraber güleriz. -Nasıl yani? -Pampa, çok komik diyorum ya! Adam öyle bir anlattı ki cehenneme gidesin gelir. Gülmek çoğu zaman durumun anormalliğinden kaynaklanır. Bir hakikatin yansımasından kaynaklanabilir. Şakalar, espiriler, nükteler hitabetin bir parçası olabilir. Dikkatlerin dağıldığı noktalarda kullanılabilir. Yerine yöntemine kişisine işlevine göre farklılık gösterebilir. İmamlar da bu yöntemi çok masumane kullanıyor olabilir. Fakat imamlık mesleğinin ve camilerin hayatımızdaki yeri düşünüldüğünde güldürme/komiklik enstru... Devamı

Kemalizmi partisine alet ediyor..

2015-05-22 10:41:00

Kemalizmi partisine alet ediyor..   Kemalist birisi, kemalizme dair her şeyi kendisine alet eder, solcu birisi buna dair her şeyi alet eder, Lakin dindar birisi eline Kur'an ve Hadis ve Bir tefsir olan Risaleleri alıp göstermesi yadırganmakta.    nitekim hangi bir dini hassasiyet ve efkara malik olan birisi/parti islami bir şey yaptığı zaman "aaaa bak dini ve dini simgeleri alet ediyor!" denilmekte.   merak ediyorum. solcu ve kemalist bir partiyede solculuğu ve kemalizmi alet ediyor diye kimse neden söylemiyor.?   Cunhurbaşkanı yapılan icraatları orada gösteriyor. Bunları göstermese bu defa da "din adına ne yaptı ki?" denilecek.   Bizler aklımızı ve sözlerimizi okuduğumuz nurlardan alırsak sorun yok. amma üstadın vekili olmayan ve icma ile makbuliyeti olmayan sadece bir meşrebin ekabiri kimselerin cebine aklımızı koyup sözlerini ağzımıza alırsak sıkıntı buradan çıkmaktadır. Muhammed Numan     Risale-i Nur Araştırma Merkezi Yozgatnur  ... Devamı

Bediüzzaman Maturidi ve Eş'ari'den Farklı Bir Yol Mu İzlemiş?

2015-05-20 11:59:00

Bediüzzaman Maturidi ve Eş'ari'den Farklı Bir Yol Mu İzlemiş?           Ehl-i sünnet, itikadi ve inanç noktasından üç mezhep, üç ekoldür.   Birincisi selefi salihin dediğimiz sahabe, tabiin, tebei tabiin dönemini içine alan ve İslam'ın temelini oluşturan ana omurgadır.   Ehl-i sünnet içindeki bütün ameli ve itikadi mezhepler, bu temel üzerine bina edilmiştir. Bu dönemde en çok üzerinde durulan husus, itikattan ziyade, ameli konulardır. Yani amele dair mezheplerin hepsi bu dönemde şekillenmiştir. Bu dönemde, felsefe ve farklı görüşler daha inkişaf edip  bulaşmadığından, iman ve inanç katışıksız ve safi idi. Herkesin teveccühü, Kur'an'ı anlamaya ve yaşamaya yönelikti. Bu yüzden, itikadi bir ekol ve mezhep söz konusu değildi.  Kur'an ve Hadislerdeki müteşabih ifadeler üzerinde durmazlar, duranları da şiddetle men ederlerdi. Ama ameli konularda alabildiğine açık ve geniş idiler.   Bundan sonra İslam toprakları genişleyip farklı medeniyet ve kavimleri içine almaya başlayınca, o eski safiyet ve Kur'an’a olan teveccüh azalmaya başladı.   Yunanca'dan tercüme edilen felsefeye karşı ilgi duyulmaya başlandı.   Böyle olunca artık itikad ve inanç sorgulanmaya ve eski gelenekler tartışılmaya açıldı. Farklı ekol ve mezhepler ortaya çıktı. Bu mezhep ve ekoller, felsefeden beslendiği ve onun usulü ve metodu ile hareket ettiklerinden, İslam aleminde fikri ve itikadi karmaşayı ve kaosu ateşlediler. Artık, İslam için ya da sahabe çizgisi için, açık bir tehdit olmaya başladıl... Devamı

Politize Mi Olduk ?

2015-05-16 13:03:00

Politize Mi Olduk ?   “İman hizmeti, iman hakaiki, bu kâ­inatta her şe­yin fevkindedir hiç bir şeye tâbi’ ve âlet olamaz. Fakat bu zamanda ehl-i gaflet ve da­lâlet ve dinini dünyaya satan ve bâki el­masları şişeye tebdil eden gafil in­sanlar naza­rında o hizmet-i ima­niyeyi ha­riçteki kuvvetli cereyanlara tâbi’ veya âlet telâkki etmek ve yüksek kıymetlerini umumun nazarında tenzil et­mek endişesiyle, Kur’an-ı Hakîm’in hizmeti bize kat’î bir surette si­yaseti yasak et­miş. [1]”   “Size, kâinatın en bü­yük mes’elesi olan iman hizmeti ye­ter. [2]”   Şu zamanda ülkemiz olarak bir seçim senesi yaşamaktayız. O, bu, şu partilerin çekişmesi piyasada aşikare görünmektedir. Her meslek ve meşreb sahibi olan kimseler de bu siyasi hadiseler karşısında bir şeyler yapmaktadır.   Herkesin bir ölçüsü var. Ölçü sağlam ve cari ve umumi olmayanın ölçüsü ise heva ve hevesi ve çevresinden duyduklarından ibarettir. Hal bu ki her duyulana inanmak tetkik etmemek, tahlil etmemek durumu her sakallı dedemdir demek gibidir.   “Öyle ise hersöylenen sözünkalbegirmesine yol vermeyiniz. İşte size söylediğim sözler hayalin elinde kalsın, mehenge vurunuz. [3]”   Bediüzzaman Said Nursi gibi bir dahi, hem muvazzaf, hem müceddid, hem allame bize bunu söylerken biz ölçüsüzlüğü veya sağlam olmayan ölçüleri kendimize ölçü almamız akıl tutulması ve fikri bir kabz haletinden öte bir şey değildir.   Nur Talebeleri kendisine ölçü olarak Risale-i Nur kıssaları olan La... Devamı

Fotoğraf

2015-05-15 09:30:00
Fotoğraf |  görsel 1

Aziz, sıddık kardeşlerim!   Leyle-i Mi'rac, ikinci bir Leyle-i Kadir hükmündedir. Bu gece mümkün oldukça çalışmakla kazanç birden bine çıkar. Şirket-i maneviye sırrıyla, inşâallah herbiriniz kırkbin dil ile tesbih eden bazı melekler gibi, kırkbin lisan ile bu kıymetdar gecede ve sevabı çok bu çilehanede ibadet ve dualar edeceksiniz ve hakkımızda gelen fırtınada binden bir zarar olmamasına mukabil, bu gecedeki ibadet ile şükredersiniz.    Envar Neşriyat /Şualar ( 499 )   Devamı

Fotoğraf |  görsel 1