Referandum ve Kader-i ilahi

RİSALE

50-

Referandum ve Kader-i ilahi

2017-04-17 16:24:00

     Referandum ve Kader-i ilahi

Her şeyin malumdur kibir kader boyutu var bir de sebepler boyutu var. Buna mülk ve melekût Yani iç ve dış Alem referandum ile ilgili görsel sonucugörünen veya görünmeyen Alem mikro veya Makro Alem maddi veya manevi alem gibi tabirler de verilebilir. Biz insanlar sadece maddi sebepler bakıp ona göre yorum yapmaktayız ve hayatı buna göre yorumlamaya  gayret ederiz genellikle.

     Mehmet Akif bir şey söyler üstadla alakalı. “Bizler sevindirici bir haber aldığımızda bunu Bediüzzam’a söylerdik o bize bu hadisenin perde arkasını söylerdi. Üzücü bir haberi söylerdik o gene perde arkasını söylerdi. Ve sevindirici haberden üzüntü, üzüntü vericiden neşe alırdık. Sonra karar verdim Bediüzzam bir şey demeden ne üzülür ne sevirim.”

16 Nisan Referandum meselesine de bu cihetten bakmaya çalıştım. Ve Kastamonu Lahikasında ikinci Dünya Harbinde bitaraf kalmasının kader-i vechesinden izahı yapılmış olup herkesin aklına muvafık bir tarzda olup vicdan sahibi olanlar için elhamdülillah derdirtmektedir. Şimdi biz de bu formülü taslağı alıp referanduma tatbik edelim.

“O zaman, o manevî meclis demiş ki:"Bu Alman mağlubiyetiyle neticelenen bu harbde, Osmanlı Devleti'nin mağlubiyetinin hikmeti nedir?"

   Cevaben Eski Said demiş ki: Eğer galib olsaydık, medeniyet hatırı için çok mukaddesatı feda edecektik.

-Nasılki yedi sene sonra edildi. - Ve medeniyet namıyla Âlem-i İslâm hususan Haremeyn-i Şerifeyn gibi mevâki'-i mübarekeye Anadolu'da tatbik edilen rejim kolaylıkla, cebren teşmil ve tatbik edilecekti.

İnayet-i İlahiye ile onların muhafazası için, kader mağlubiyetimize fetva verdi.
   Aynen bu cevabdan yirmi sene sonra, yine gecede: "Bîtaraf kalıp, giden mülkünü geri almakla beraber, Mısır ve Hind'i de kurtararak, bizimle ittihada getirmek, siyaset-i âlemce en büyük muzafferiyet kazanmak varken; şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, böyle zeki, belki dâhî insanların nazarında saklı kalmasının hikmeti nedir?" diye sual benden oldu.
   Gelen cevab manevî canibden geldi.

Bana denildi ki: "Sen, yirmi sene evvel manevî suale verdiğin cevab, senin bu sualine aynı cevabdır.

Yani: Eğer galib taraf iltizam edilseydi, yine mimsiz medeniyet namına galibane mümanaat görmeyecek bir tarzda bu rejimi Âlem-i İslâm'a, mevâki'-i mübarekeye teşmil ve tatbik edilecekti.
Üç yüz elli milyon İslâm'ın selâmeti için bu zahir yanlışı görmediler, kör gibi hareket ettiler."[1]

Söz zamanlarda Hristiyan  Avrupa Ruhani liderleri olan Papaları etrafında bir istişare yaptılar. Mutlak suretle Türkiye Cumhuriyetinin Osmanlı İmparatorluğu Ruhunu canlandırıp etrafında Cemahir-i Müttefika-i islamiyeyi tesis etmesi hususunda fikir teatisi yaptılar. Ve toplantılarından sonra toplu bir şekilde biz İttifak ve İttihat ettik manasını oluşturmak için zihinlerde toplu fotoğraf verdiler Tıpkı bir ordunun başkomutana önde olduğu ortada olduğu bir fotoğraf gibi ön ve ortada Ruhani liderleri, arkada ise Geri kalanlar.

Tabii ki Cumhurbaşkanımızın İslam âlemindeki nifak tohumlarını gidermek yok etmek için çalıştığı Aşikardır ve gitmiş olduğu yerlerde de ttihad-ı İslam manasında çalışmalar yaptığını görüşmeler yaptığını tahmin ediyoruz Nitekim ülkelerin alimleri ile bir araya gelip görüşmeler yapması fotoğraflar çektirmesi ve alem-i İslam'ın umudu Türkiye Cumhuriyeti olduğunu herkes biliyor. Bunu Avrupa'da biliyor içimizdeki Avrupa hayranları da biliyor Herkes biliyor.

Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı İmparatorluğu'nun veliahtı mesabesindedir. Nitekim şöyle bir şey var Bizler bir şeyi nerede kaybettiğimizi biliyorsak o kaybettiğimiz şeyi o tahmin ettiğimiz veya bildiğimiz yerde ararız lemi İslam'ın halifesi reisi bu topraklarda yaşamış ve bu topraklarda lagv edilmiş. Bunun gibi bir şeyin nerede kaybedilmiş s Tekrar oradan bulunur bir gemi nerede batmış ise battığı yerden çıkarılır tekrar. Alemi İslam içinde Türkiye Cumhuriyeti'nde Cemahir-i müttefika-i islamiye yani birleşik İslam Cumhuriyetleri Birliği manasını tesis ve teşkil edecek bu ülkedir. Bunun için de Hem maddi hem manevî sebeplere müracaat edilmesi gerekmektedir.

Maddi kuvvet belli. Manevi kuvvet ise Ehl-i Sünnet itikat ve amelini kim edip hizpcilik yapmadan tüm Ehl-i sünnet vel cemaat hizmet hareketlerini bir mecliste ittihada ettirip ortak bir şûra tesis ettirip önce Ehl-i sünnet içinde ittihadı tesis ettirmesidir. Daha sonra bu ortak akıl ile diğer ülke alimleriyle ortak şûra tesis edip ilmi ve irfani manada ittihadı teşkil ettirmeli. Çünkü alimlerin kalbleri ittihada ederse o kalben lemaan eden manalar ve lafızlar daha da tesir edecektir.

Bir milletin veya insanın kalbi ve aklı sadece maddi yatırımlar ile cezb ve celbedilmesi pek söz konusu değildir. Çünkü bu millet materyalist değildir. Komünist olsa maddi yatırımlar ile kazanılır. Ama bu ülke islam beldesidir. İslam beldesinde ise bu cezb ve celb manevî yatırımlarla mümkündür. Biz elhamdülillah müslümanız ve bizler manevî sahada olan yatırımlar ile sizi daha ziyade seviyoruz. Çünkü alemimizde olan ve bizi daha ziyade rabteden dindir. “Hususan biz şarklılar, garblılar gibi değiliz. İçimizde kalblerde hâkim, hiss-i dinîdir. Kader-i Ezelî ekser enbiyayı şarkta göndermesi işaret ediyor ki; yalnız hiss-i dinî şarkı uyandırır.” [2]   bu sebeple islami ıslahatlar yapılıp milletin kalb hastalığı olan zaaf-ı Diyanet tahkim edilmelidir. Bazı hususları arz etmek istiyorum.

1.      Bu milletin müstakbel zihinlerini şimdiden ifsad etmemek için kız erkek eğitimi ve Öğretimi okullarda ayrılmalıdır.

2.      Manevi hizmetler yapan Hizmetleri Diyanet ile koordine edip beraber hareket ettirmek.

3.      Risale-i Nur kulliyatinin tamamını ve Ehl-i sünnet plan diğer hizmetlerin istifade ettiği kitapları Diyanet eliyle tab etmek.

4.      Manevi eğitime ağırlık verilerek okullardaki derslerin yanında manevîyat verilerek sukut-u ahlaktan muhafaza edilmeli.

5.      Aile hayatını mahveden tv programları vs şeyleri men etmek ve islami ve gelenekçi aile yapısını güçlendirmek

Tekrar sadece gelecek olursak Şayet islam beldesi olan bu devlette %75 gibi bir ezici oran çıksa idi Hristiyan birlikleri bu ülkeye daha fazla hücum edip dört bir yandan ülkemizi ve milletimizi madden ve manen perişan etmeye sebep olacaklardı.

%52 gibi bir oran çıkması Hayır propagandası yapan Avrupa Devletlerinde şu fikri uyandırdı ki bu insanlar meselesi din Osmanlı değil maddidir. Yani ekonomidir. Deyip onlar da rahat bir nefes aldılar. Çünkü ittihad-ı islamdan ödleri kopuyor. Yer altı ve üstü ihsanları islam beldelerindedir. Bunları işletmekle muazzam bir ekonomik güç hasıl olacak bunu çok iyi biliyorlar.

Bir başka veçhesi de zafer sarhoşluğundan istifade eden ehl-i dalaletin, islamlar içine  girip ifsad etmesi meselesi var ki buna dair Üstad Bediüzzaman Hazretleri de bir hadise nakletmektedir. “İslâm ordusunun Yunan'a galebesindenneş'e alan ehl-i imanın kuvvetli efkârı içinde, gayet müdhiş bir ZINDIKA FİKRİ, İÇİNE GİRMEK VE BOZMAK VE ZEHİRLENDİRMEK için dessasane çalıştığını gördüm. Eyvah dedim, bu ejderha imanın erkânına ilişecek![2] bir de buna kadere fetva verdirmemek için beyne beyne  bir oran nasip oldu.

Hülasa: daha mana itibariyle tam teşekkül etmemiş ittihad-ı islam manasına çalışan Türkiye hamiyetperverlerine ve millet-i islamiyeye çok ağır darbeler vurmaya ellerindeki tüm imkânlarla saldırmasına mani olmak için rahmet-i ilahi neredeyse beyne beyne bir neticeye fetva verdi kader itibariyle. Bu da rahmet-i ilahinin bir tecellisidir.

Biz Nur talebeleri siyasete sadece ihtiyaca binaen bakarız ve maddi kuvvetle ve hadise çıkartmak gibi bir şekilde karışmayız. Tüm kuvvetimizi asayişe sarf ederiz. Ve maksad-ı aslimiz din ve diyanettir. Siyasete bakacak olursak gene din ve diyanet veçhesinden bakarız çünkü bizler ilim talebesiyiz. Bu sebeple müvazenelerimiz de dinî olacaktır.

Neticenin hakkımızda mübarek olmasını temenni ederim.

Selam ve duayla

Muhammed Numan özel

Risale-i Nur Araştırma Merkezi

YozgatNur


[1]Kastamonu - 19

[2]Tarihçe-i Hayat ( 149 )

237
0
0
Yorum Yaz

Fotoğraf |  görsel 1