Reenkarnasyon nedir?

RİSALE

50-

Reenkarnasyon nedir?

2007-01-14 17:36:00

Reenkarnasyon nedir?


Konya’dan : “Reenkarnasyon nedir? Bunu iddia edenler var? Nasıl oluyor? Risâle-i Nûr’da var mı? Açıklar mısınız?”

Ölümün bir yok oluş olmadığı ve öldükten sonra hayatın devam ettiği inancı haktır ve gerçektir. Bu inanç, hak olsun, batıl olsun, bütün dinlerin gündeminden hiçbir zaman düşürmedikleri en temel inançtır. Fakat bu, en temel olduğu kadar, en muhtaç olduğumuz bir alanı da ilgilendiren önemli inançta, peygamberlerin doğru bilgi ve haberlerine inat, ne esef vericidir ki, insanoğlu yanlış ve batıl inançlar da geliştirmiş ve maalesef peşinden de bazı insanları sürüklemiştir. Reenkarnasyon bunlardan birisidir. 

Bütün peygamberler, öldükten sonra hayatın devâm ettiği, ruhların ölmediği, kıyâmetten sonra yeniden dirilişin vâki olacağı ve âhirette hayatın ebedî olduğu haberini insanlığın dimağına sürekli perçinleyerek işlemişlerdir. Bu hak haber en son âhir zaman Peygamberine (asm) gelen âyetlerde ifâdesini bulmuş ve çok net biçimde insanlığı ebedî hayata çağırmıştır. Fakat hep kısır döngüsünün kurbanı olan insanoğlu, öldükten sonra hayatın devam etmesini çok içten temennî etmekle berâber, kimi zaman bu temennîyi bâtıl bir çerçeveye oturtmuştur.

İnsanoğlu, “Öldükten sonra hayat olsun; ama benim kafamda şekillendiği şekilde olsun!” deme hakkına sahip olabilir mi? Öldükten sonra hayat elbette var; ama Yüce Yaratıcının dilediği, haber verdiği ve vaad ettiği şekilde var. Yüce Yaratıcı bunu Kur’ân’ında haber vermiştir. Kur’ân’da reenkarnasyon yok, fakat öldükten sonra diriliş vardır; ruh göçü yok, fakat ruhların hayatlarının devamlılığı vardır; insanın başka bir bedende tekrar dünyaya dönmeleri söz konusu değil, fakat lâtîf ruhların dünyada olsun, sair gezegenlerde olsun, dilediği ulvî mekânlarda olsun gezmeleri söz konusudur.

Reenkarnasyon, ölen kimsenin ruhunun, dünyada bir başka insanın veya hayvanın bedenine geçtiği şeklindeki bâtıl inanıştır. Ruh göçü veya tenasuh inancı da denmektedir. Eski Hind geleneğinde, Firavun dönemi inançlarında, putperest inanışlarda, Budizm’de ve sâir ilkel inançların hemen hepsinde görülen bu batıl inanış, gelenekten geleneğe değişiklikler de göstermiştir. Kimi inançlarda ruhun insandan insana, kimisinde insandan hayvana, bazısında hayvandan insana geçişi tarzında telakkîler geliştirilmiştir. Ki, hiçbirisi hak ve hakîkat değildir.

Zaman zaman bir takım kimselerin ortaya çıkıp, kendilerinin ikinci hayatı yaşadıklarını, önceki hayatlarının başka bir ülkede, başka bir cinsiyet veya meslek içinde geçtiğini iddiâ ettikleri, hattâ o ülke, o zaman veya o meslekle ilgili bir takım doğru bilgileri de delil olarak sıraladıkları görülmektedir. 

Oysa böyle iddiâlara, ya hâricî plânda cinler neden olmakta, ya da dâhilî çerçevede ruhsal hastalıklar ve sinirsel bozukluklar kapı açmaktadır. İnsanın bazen cinlerle herhangi bir biçimde farkında olmadan kurduğu bir temas sinirlerini bozmakta, his, duygu, düşünce ve muhakeme dünyalarını alt üst etmektedir. Böyle kişiler ortaya çıkıp kendilerini ya başka bir insan bedeninde olduğunu, ya geçmişte de yaşadığını, ya da kendisini bir hayvan karakterinde hissettiğini söyleyebilmektedirler. Tedâvî olmaları gerekirken, yön değiştirip, reenkarnasyon meraklılarına malzeme olmaktadırlar. Medya da bunu kullanmaktadır. 

Unutulmamalıdır ki, çürük ve batıl inançların tek çâresi sağlam inançlardır. İslâmiyet’in ter ü tâze âhirete îmân akîdesi tüm batıl inançları ve tüm reenkarnasyon telâkkilerini kökünden yıkacak mahiyettedir.  

Nitekim Kur’ân, “Biz ölüleri diriltiyoruz”1 diye haber vermektedir. Bu diriliş rûhun kendi kişiliğinde ve müstakil hüviyetiyle dirilişinden başka bir şey değildir. Ne Kur’ân’da, ne hadislerde, ne de Risâle-i Nûr’da reenkarnasyona haklılık verecek tek bir işâret yoktur.

Evet, öldükten sonra hayat vardır; fakat ilkel iddiâcıların dediği gibi “başka bedenlere göçüş” şeklinde değil; Kur’ân’ın îlân ettiği gibi “müstakil diriliş” biçimindedir.

Dipnot:
1- Yâsîn Sûresi, 36/12.

0
0
0
Yorum Yaz

Fotoğraf |  görsel 1