.:YOZGATNUR66:. Aklını Doğru Kullan Huzur Bul!

RİSALE

50-

Pişkin müfterilerin hamakatlarını itirafı

2017-04-07 07:55:00

Pişkin müfterilerin hamakatlarını itirafı Yeni Asya gazetesi bir “DUYURU” neşretmiş. Bu duyuruda Yeni Asya’nın FETÖ terör örgütü lideri “Fetullah Gülen ile 40 yılı aşkın süreçte mesafesini hep koruduğunu” iddia ettikten sonra, sözü 1996 da Bediüzzaman’ın talebelerinin neşrettiği bir mektub’a getirip, olmayan aklınca Hüsnü Ağabeyi o mektuptaki imzası üzerinden itibarsızlaştırmaya çalışıyor. Şunu hemen söylemeliyim 1996 da neşredilen o mektup, o günün şartlarında yine Fetullah Gülen’i kullanarak İslam’a saldıranlara verilen bir cevaptı. Ayrıca Akit tv.nin provokasyon yaptığı iftirasını diğer iftiraları yaptıkları gibi çok rahat ve pişkin bir şekilde tekrarlıyor. Son olarakta Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyi ”İslam ahlakından uzak” ve ”Üstadın son yolculuğunda şoförlüğünü yapmış bir insan” diye tanıtarak değer cellatlığı yapma gayretine girmiş. Haaa birde bir lütufta bulunuyor ve Hüsnü ağabeyi mahkemeye vermiyorlarmış..! Ama nafile… Güneşi, matbaalarında terör örgütleri ve pornografik dergileri bastıklarında ellerine bulaşan o iğrenç ve mülevves mürekkeplerle sıvayamazlar Şu husus herkes tarafından bilinmelidir ki Yeni Asya’yı ve onu yöneten komitayı en iyi bilenlerden biriyim. Zira o mevkutenin sahibi ile çok özelim var. Son defa diyorum, çünkü tabanı kalmamış bir yapı, sağa-sola saldırarak insanların ona cevap vermesini ve bu sayede tanınıp taban oluşturma gayretinin farkındayım. 1- 40 sene Fetö’ye mesafeli durdukları doğrudur. Fakat neden mesafeli durduklarını açıklamıyorlar. Aynı teşkilatın kullandığı 2 ayrı yapı aralarındaki üstünlük savaşında Fetullah Gülen, ... Devamı

RİSALE-İ NUR ÖLÇÜLERİ İLE CEVAPLAR

2016-08-13 09:29:00

20 sene evvel binlerce adet basılarak yayınlanmış bu broşürdeki cevaplar ve ikazlar Risale-i Nurdan derlenmiştir. Bu izahlardan maksat, Risale-i Nura ve Bediüzzaman Hazretlerine hürmeti, muhabbeti, sadakati ve bağlılığı olanları ikaz etmek ve İttihad-ı İslama ve İslam Kardeşliğine uymalarını temin etmekti... Yoksa Nura yakın olup da Risale-i Nurları bağlayıcı ölçü ve  kesin düstur kabul etmeyenlere, hidayet duasından başka diyecek sözümüz yoktur...      Hoca’nın Gazetelerde Çıkan Beyanatlarına ve İddialarına    RİSALE-İ NUR ÖLÇÜLERİ İLE CEVAPLAR    28.7.1995 – İstanbul    1. Hoca, Zaman Gazetesi'ndeki bir iddiasında, "Başörtüsü, tesettür füruattır. Temel mes'eleler varken füruatın kavgasını vermek, üslub bakımından yanlış..." diyor. (Zaman Gazetesi)    Hürriyet Gazetesinde ise, “Kadının başını örtme meselesi, bir iman meselesi ölçüsünde önemli değildir. Allah’a karşı kulluk, umumi manada kulluk meselesi ölçüsünde önem arzetmez bunlar. Teferruata ait meselelerdir…” (Hürriyet 27/01/2003)    Bediüzzaman Hazretleri ise tesettüre; «Risale-i Nur'un ehemmiyetli bir esası olan tesettür şiarı...» (Kastamonu Lahikası sh:262) demekle füruat değil, aksine ehemmiyetli bir esas olduğunu nazara veriyor. Evet âhirzaman fitnesinin açık-saçıklıkla hayasızlaşan kadınlardan çıktığına dikkat çeken Bediüzzaman Hazretleri diyor ki:    «Ahi... Devamı

"Risale okumanın zamanı geçti.", şeklindeki eleştirilere nasıl c

2016-05-01 16:55:00

"Risale okumanın zamanı geçti.", şeklindeki eleştirilere nasıl cevap vermeliyiz?   Bir şahıs için İslamî ilimleri, süreklilik ve devamlılık bakımından iki kısma ayırabiliriz: Birisi, her anda ve her şartta lüzumlu olan ilimlerdir ki; bunlar imana ve marifete dair ilimlerdir. Bir insan bu ilimlere ömrünün son anına kadar muhtaçtır. Bu iman ve marifet ilimlerinde bir sınır, bir son mertebe yoktur, insan ne kadar tekemmül ve terakki etse kârdır. Bu ilimler, gıda noktasından sürekli ihtiyaç duyulan ekmek ve su değerinde olan ilimlerdir.  İnsan maddeten nasıl ekmeksiz ve susuz yaşayamaz ise; aynı şekilde iman ve marifet ilimleri olmaksızın, insan manen yaşayamaz. Hatta bu ilimlerin bazı kısımları vardır ki; hava gibidir her an solumaya insan muhtaçtır; bu tevhid ve Allah’ın isim ve sıfatlarının kainat üstündeki tecellileridir. İnsan başını nereye çevirse, bu nevi ilim ve tefekkürle karşılaşır. İnsaf ve sağlıklı bir kafayla Risale-i Nurlara bakanlar, Risale-i Nurların kahir ekseriyetinin, bu sürekli ve devamlı olan ilimler sınıfından olduğunu itiraf edeceklerdir. Yani Risale-i Nurlardaki ilimler; ekmek, su ve hava mesabesinde olan ilimlerdendir. Bu sebeple Risale-i Nurlardaki ilimler, değil bir insanın, bütün insanlığın her döneminde en önemli ve gerekli bir ilim sınıfıdır. Diğer İslami ilimler ise, insanın ömründe bir veya iki defa ihtiyaç duyacağı ilimlerdir. Bunlar genelde kıraat ve ilmihal bilgileridir. İnsan ömründe namaz nasıl kılınırın cevabını bir kez öğrenir, belki bir de yanılır ve unutur ise; bir daha bakma ihtiyacı hisseder, bunun dışında başka ihtiyaç hissetmez. Bu sebeple bu gibi ilimler, insan hayatında sürekliliği ve devamlılığı olan ilimler değildir.Tabi sürekli ve devamlı olmaması, önemsiz olduğu an... Devamı

Eyüp Ekmekçi'den Kadir Mısırlıoğlu'na Cevap

2016-04-14 11:18:00

Zübeyr Gündüzalp ağabey'in yanında hizmetinde on sene kalan ve elan İzmir'de hizmeti imaniye ve Kur'aniye de çalışan Eyyüp Ekmekçi, Kadir Mısırlıoğlu'nun Bediüzzaman Hazretlerinin medresetüzzehra için tahsis edilen ondokuzbin altını güya bir kısmını şahsına kullanmış ifadelerine cevap verdi. BEDİÜZZAMAN'I ANLAMAK ( Kadir Mısırlıoğlu Hocamız da okusun )    Bazan küçük bir şey, büyük bir iş yapar         Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ a'lâ-yı illiyyîn... Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i safilîn...  Lemaat- Bediüzzaman.  "Haddini bilmek gibi irfan olamaz" Hazreti Bediüzzaman hakkında naseza laf-ü güzaf eden birilerinin naseza laflarına cevap değil; akil ve münsif olanlarla bir sohbet ve dertleşme yapmaya bir ihtiyaç hissettik. İzzet-i ilmiye hasleti o zatta çocukluğundan beri harikulade bir şekilde kendini göstermiştir.   Mesela çocukluğunda amcasının çorbasını dahi içmemek derecesinde vicdani bir izzet hissi,ileride İzzet-i ilmiyeyi muhafaza hususunda mutlak denecek derecede nastan  gelecek her türlü teberru,hatta zekatı da almamak tarzında bir izzet-i ilmiye seciyesini netice vermiştir.   Gençliğin en heyecanlı devresinde" on sene İstanbulda gezdim  bir tek kadına bakmadım"cümlesinin ifade ettiği bir takva-yı azam'ın sahibidir.Bunların hakkıyla ifadesini Tarihçe-i  Hayatına bırakalım.    Biz asıl mes'elemize gelelim asırlardan beri küfür ve dalalet hurafeler üzerine bina edile gelmiştir.Mesela ağaca tapmışlar, taşa tapmışlar,gü... Devamı

Ahmet KALKANA Cevaplar

2015-08-04 09:23:00

Nurculuk ve Gülen Hareketinin Din Anlayışı/Ahmed Kalkan isminde ki videoda Selefi ve Tekfirci anlayış ve islamoğlu ve bayındır ağzı ile konuşan videoya cevaptır.   Bu vatandaş ezbere ve mustafa islamoğlunun ve a. bayındırın ve selefi/vehhabi/harici ve tekfirci ağızla ve bunun önüne koyulan metni papağan gibi okumaktadır.  1 - Kendi karman çorman hatıraları ile bir şeyler anlatıyor.   2 - 25. dk de dediği yeri "risalelerin her harfine 20 sevap verilir"   3 - imanla kabre girmek meselesi ise okuduğumuz iman hakikatleri insanın manevi aleminde perçinleşip şeytanın insanın imanını çalamamasıdır.   4 - f. gülen ile nurculuk arasında bir bağ ve bağlantı yok.   5 - 25.48'de kur'an ayetlerinin sayıları yanlış vurgulanmış demekte ama, önüne koyulan metinde kaç tane olduğu yazmadığı için bu sakallı m. islamoğlu ve varyentalleri gibi mesnedsiz konuşmaktadır.    6 - 26.00 dk de kur'anda adı geçiyor mesele ise: bu sakallı arkadaş ne diyor ebced hesabı ile diyor. yani ebced hesabı denk geliyor. yani bu ebced hesabı bir realitedir.   7 - 27 de dediği "kendisine vahy geliyor.." bediüzzaman hayata iken kendisine bu yaftayı chp zihniyeti yapmıştı. bu sakallı arkadaşta chp'nin yolunda yürüyerek böyle bir dahiyi - AKLINCA ÇÜRÜTMEYE VE YERİNE KENDİSİNİ KOYMAYA ÇALIŞMAKTA-  bediüzzaman asla sahte peygamberlik iddiasında bulunmamıştır.  ihtar edildi, hatırlatıldı manasındadır. daha ihtar ile ilhamı veya vahyi ayırt edemeyip geçip öyle artistlik olsun diye konuşması kendisini gülünç duruma düşürmekten öte bir şey değildir. 8 -  F. GÜLEN'İN RÜYA MESELESİ İSE: bizce de bu üfürüktür. 9 - 29.16 da: KALKAN DİYOR Kİ "Cehennem'... Devamı

Komünist Cilasun'un belgeleri Said Nursi'yi doğruluyor!

2015-07-15 15:03:00

Komünist Cilasun'un belgeleri Said Nursi'yi doğruluyor!   Araştırmacı Yazar Müfid Yüksel, Emrah Cilasun tarafından yayınlanan "Bediüzzaman Efsanesi ve  Said Nursi Gerçeği" adlı kitapta yer alan yanlış bilgi ve ifadelere bir kez daha cevap verdi. Yüksel, sosyal medyadaki facebook hesabı üzerinden 10 maddelik bir paylaşımda bulundu. Yüksel, Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin Kostroma esareti, Teşkilatı Mahsusa ile ilgili durumu, Şeyh Said hadisesi gibi konulara açıklık getirdi. Müfid Yüksel; ilgili kitabın “tezvirât dolu”, “ilmilikten ve akademik formattan tümü ile uzak ve ısmarlama” olduğunu; yazarın “belgeleri kullanma yöntemini bile” bilmediğini, yazarın Nursî hakkındaki iddialarının “sağlıklı temeli”nin  bulunmadığını ve bu çalışmanın “PKK’lılar tarafından” desteklendiğini twitter hesabından ifade etmişti.  CİLASUN: NURCU CAMİA ÖZELEŞTİRİ VERSİN İSTERDİM Eleştiriler üzerine Emrah Cilasun yaptığı açıklamada: "Doğrusu ODTÜ mezunu bir sosyologtan ben, münakaşanın dışında, kenarında değil bilakis göbeğinde durup, tez sunmasını ve daha “müfit” bir açıklama yapmasını beklerdim. Ya da bugüne kadar kendisi de dahil bir dizi Nurcu “akademisyen”in neden zahmet edip de yabancı arşivlerde Said Nursî hakkında araştırma yapmadıklarını izah etmesini beklerdim. Hatta, bu araştırmayı bir komünistin yapmış olmasından ötürü Nurcu camiaya özeleştiri vermesini arzu ederdim." demişti.  ECNEBİ BELGELER, BEDİÜZZAMAN'I YÜCELTİYOR Müfid Yüksel, facebook hesabından şunları paylaştı: "Emrah Cilasun, Sosyal medyadaki bazı spot eleştirilerim... Devamı

ANARŞİYE VE ÇATIŞMALARA SEBEB OLAN BİR TEHLİKE DE MENFÎ MİLLİYET

2015-06-23 23:17:00

ANARŞİYE VE ÇATIŞMALARA SEBEB OLAN BİR TEHLİKE DE MENFÎ MİLLİYETÇİLİKTİR! Beşer tarihinde görülen pek çok hadiselerin mü­him bir kısmının temelinde ırkçılık taassubu ve tarafgirliği bulundu­ğundan bu menfî ırkçılığın sebeb olduğu çok zararlı müca­dele ve zulümlerin önlenmesi için gerekli tedbir­lerin alın­ması lâ­zımdır. Nitekim, Bediüzzaman Hazretleri bu mühim mes’e­le­nin de üzerinde durmuş, ikaz ve irşad­larda bulunmuştur. Bir nümune olarak eserle­rinden mevzu ile alâkalı bazı kı­sımları aynen alıyoruz:  «’Bismillahirrahmanirrahim, Ya eyyühennasü inna halaknaküm min zekerin ve ünsâ... ilh’([1]) Yani, ‘li teârafû münasebeti... ilh’ Yani, “Sizi taife taife, millet millet, kabile ka­bile yaratmışım, tâ birbirinizi tanımalısınız ve birbiri­niz­deki ha­yat-ı içtimaiyeye ait münasebet­lerinizi bilesiniz, birbirinize muavenet edesiniz. Yoksa, sizi kabile kabile yaptım ki, yekdiğerinize karşı in­kârla yabanî bakası­nız, husumet ve adâvet ede­siniz değildir.” Şu Mebhas Yedi Meseledir. BİRİNCİ MESELE Şu âyet-i kerimenin ifade ettiği hakikat-i âliye hayat-ı içtimaiyeye ait olduğu için, hayat-ı içtima­iye­den çekil­mek isteyen Yeni Said lisanıyla değil, belki İslâmın hayat-ı içtimaiyesiyle münasebettar olan Eski Said lisanıyla, Kur’ân-ı Azîmüşşâna bir hiz­met maksa­dıyla ve haksız hücumlara bir siper teşkil etmek fik­riyle yazmaya mecbur ol­dum. İKİNCİ MESELE Şu âyet-i kerimenin işaret ettiği teârüf ve teâvün düsturunun beyanı için deri... Devamı

Rüştü TAFRAL Ağabeye iftiralara Cevap!

2015-06-23 18:42:00

Rüştü TAFRAL Ağabeye iftiralara Cevap!   Aziz Kardeşim, E-Mail mektubunu okudum. Bazı şeyler soruyorsunuz. Ben de bildiğimce cevaplıyorum. Birinci sorunuz: 1- Rüşdü abi  Yeni Asya'nın erkan-ı sittesinden  mi  idi? Cevap: Rüşdü Abi Yeni Asya'nın rüknü değildir. Benim bildiğim kadarıyla  Merhum Zübeyir Abinin tensibiyle istişare/denetleme heyetindeydi. Daha doğrusu Zübeyir Ağabey onunla Yeni Asyacıları kontrol altında tutmak istiyordu. https://www.youtube.com/watch?v=G36Ni2oPOmw 2- O heyetin içinde, meşveretlerine  dahil miydi?  Ne zamana kadar bu beraberlik oldu? Cevap: Zübeyir Abinin teşkil ettiği ve 19 madde halinde yazılı hale getirdiği gazeteyi denetleme/istişare heyeti var. Bu 13-14 kişilik heyetin içinde Rüşdü abinin ismi de konmuştur. Fakat baştaki Mehmetler bu heyeti hiç toplamamışlar ve heyetin faaliyeti olmamıştır. Bu 19 maddelik Gazete Şartnamesi ittihad.com.tr ve http://yozgatnur66.blogcu.com/zubeyr-agabeyin-gazete-sartnamesi/20112431 adreslerinde vardır.  Bunun işlemediğini gören Zübeyir Abi Süleymaniye dersanesinden Rüşdü Abilerle beraber 1967-1968 lerde ayrılmıştır. Fakat bu ayrılış öyle bıçak keser gibi ayrılış değildir. 3- Doksanlı yıllarda FG'in aleyhinde y.asyacılarla ittifak etmiş miydi?  Çünki "FG nin aleyhindeki 
kahramanlıkları da ortak tezgahlarıdır. Cüz'î maksadlar takip edip muvaffakta olamamışlardır." deniyor.... Cevap: Rüşdü Abiyi 92 yılı başlarında tanıdım. Elhamdülillah bugüne kadar da beraberliğimiz devam etti. Bu 23 sene zarfında çok olaylar oldu. Fakat uzun çeker, detaylarını ihtiyaç olursa anlatırım. "Bunlar Yeni Asyacılarla, F. Hocalarla ittifak ettiler; fakat muv... Devamı

Bediüzzaman Neden Seyyid'liğini Gizledi

2015-06-21 15:16:00

Bediüzzaman Neden Seyyid'liğini Gizledi   NEDEN SEYYİD OLDUĞUNU SÖYLEMEDİ? Akgündüz, Nursi'nin neden Seyyid olduğu gizleyenlere de şu cevabı veriyor: "Çünkü seyyidlik konusunda Bediüzzaman'ın kendisini öne çıkarması Mehdi olduğu iddiası olduğunu gündeme getirecekti.  Toplumda Mehdi hakkında öylesine bir imaj yerleşmiştir ki, o sanki harikulade özelliklere sahip bir kimsedir. Bir çırpıda zulme gömülen dünyayı düzeltecek, hakkı, adaleti tesis edecek, kurtla kuzuyu barıştıracak, birden Sünnet-i Seniyyeyi yerleştirecek, şeriatı hakim kılacak...  Ve bunları iman, hayat ve şeri'at hakikatleri çerçevesinde gerçekleştirecek. Bu durum gönlü kırık, morali bozuk bir kısım müminlere büyük bir ümit ve teselli kaynağı olurken, birçoklarına da aradıklarını bulamamanın, görememenin ezikliğini de yaşatabilmektedir. Bu ve buna benzer bir kısım hikmetler sebebiyledir ki Bediüzzaman kendini, seyyidliğini her zaman mevz-u bahis etmemiş, Risalelerde ise bu konu hakkında kesin ifade kullanmamıştı. Afyon Mahkemesi müdafaasında "Hiçbir vakit böyle haddimden yüz derece ziyade hallerde bulunmamışım" diye cevap vermiştir."   Risale-i Nur Araştırma Merkezi Yozgat Nur... Devamı

Risalelerde Neden Kaynak Belirtilmemiştir?

2015-06-02 16:05:00

Risalelerde Neden Kaynak Belirtilmemiştir?             Evvela, Risale-i Nurlar çok zor ve meşakkatli bir süreç ve ortamda telif edilmiştir. Masa başında ya da medrese kütüphanelerinde kahvesini yudumlayarak telif edilmiş bir eser değildir. Risale-i Nurların ekser eczaları hapishane köşelerinde ve karakol gözetiminde, yasaklar kıskacında telif edildiği için, kaynak tarama ve kaynak kaydetme gibi imkanları elde edememiştir.   İkincisi, Risale-i Nurlar klasik ya da rivayet tarzı bir tefsir değil, daha ziyade vehbi ve dirayet tarzı bir tefsir olduğu için, kaynak olarak ekseri ayetleri ele almış ve onları yorumlamıştır. Bütün ayetleri ve hadisleri konu sıralaması ve bütünlüğü içinde incelemediği için, kaynak gayet derece az düşmüştür. Bu az  düşen kaynaklarda senetleri ile belirtilmiştir.   Üçüncüsü, Risale-i Nur Külliyatı'nın içinde geçen ayetlerin ve hadislerin kaynakları üzerinde bir çok çalışma yapılmış ve hepsinin kaynakları tek tek verilmiştir. Zaten bu kaynakların  büyük bir kısmını Üstad Hazretleri bizzat kendisi belirtmiştir; belirtmediklerini de sonraki akademisyen talebeleri belirtmişlerdir. Abdulkadir Badıllı Ağabeyin "Risale-i Nur'un Kudsi Kaynakları" çalışması, bu hususta örnek olarak verilebilir.   Dördüncüsü, Üstad Hazretlerinin ifadesi ile Risalelerin tarifi:   "Sözler, tasavvur değil, tasdiktir. Teslim değil, imandır, marifet değil şehadettir, şuhuddur; taklid değil tahkiktir. İltizam değil, izandır. Tasavvuf değil, hakikattir. Dava değil, dava içinde burhandır…" &... Devamı

Bediüzzaman Maturidi ve Eş'ari'den Farklı Bir Yol Mu İzlemiş?

2015-05-20 11:59:00

Bediüzzaman Maturidi ve Eş'ari'den Farklı Bir Yol Mu İzlemiş?           Ehl-i sünnet, itikadi ve inanç noktasından üç mezhep, üç ekoldür.   Birincisi selefi salihin dediğimiz sahabe, tabiin, tebei tabiin dönemini içine alan ve İslam'ın temelini oluşturan ana omurgadır.   Ehl-i sünnet içindeki bütün ameli ve itikadi mezhepler, bu temel üzerine bina edilmiştir. Bu dönemde en çok üzerinde durulan husus, itikattan ziyade, ameli konulardır. Yani amele dair mezheplerin hepsi bu dönemde şekillenmiştir. Bu dönemde, felsefe ve farklı görüşler daha inkişaf edip  bulaşmadığından, iman ve inanç katışıksız ve safi idi. Herkesin teveccühü, Kur'an'ı anlamaya ve yaşamaya yönelikti. Bu yüzden, itikadi bir ekol ve mezhep söz konusu değildi.  Kur'an ve Hadislerdeki müteşabih ifadeler üzerinde durmazlar, duranları da şiddetle men ederlerdi. Ama ameli konularda alabildiğine açık ve geniş idiler.   Bundan sonra İslam toprakları genişleyip farklı medeniyet ve kavimleri içine almaya başlayınca, o eski safiyet ve Kur'an’a olan teveccüh azalmaya başladı.   Yunanca'dan tercüme edilen felsefeye karşı ilgi duyulmaya başlandı.   Böyle olunca artık itikad ve inanç sorgulanmaya ve eski gelenekler tartışılmaya açıldı. Farklı ekol ve mezhepler ortaya çıktı. Bu mezhep ve ekoller, felsefeden beslendiği ve onun usulü ve metodu ile hareket ettiklerinden, İslam aleminde fikri ve itikadi karmaşayı ve kaosu ateşlediler. Artık, İslam için ya da sahabe çizgisi için, açık bir tehdit olmaya başladıl... Devamı

Bir Yorum! Suç Kimde?

2015-04-13 18:16:00

http://www.yeniasya.com.tr/sebahattin-yasar/istisareyi-bir-ahlak-haline-getirebilmek_330247 bu linkte yayınlanan bir taassuplu yazıya ve kalemşörü olan mutaassıp beye bir yorum!   "Kur’an’ın bu önemli emri olan meşvereti, ne gariptir ki sadece Yeni Asya topluluğu yerine getirmeye çalışmaktadır."   Sn Yaşar öyle demiş buna derim ki:   "* Evet, bir şeyi dünyada var desen, yalnız o şeyi göstermek kâfi gelir. Eğer yok deyip nefyetsen, bütün dünyayı eleyip göstermek lâzım gelir ki, tâ o nefiy isbat edilsin. Lem'alar ( 121 ) "   Böyle şeyler yazılıyor sonra "Bu hazımsızlık neden?" diye başka yazılar yazılıyor. Sn. Yaşar'a soruyorum üstadın bu kaidesini uygulanız mı? Tüm Nur meşreblerini gezdiniz mi? Yoksa zanna binaen, kulaktan dolmalarla mı dediniz bilemiyorum.   NASIL İŞLEDİĞİNİ 3 CÜMLE İLE ANLATAYIM.   1- KüÇüK/Dar Daire, 2-Geniş Daire, 3-Türkiye meşvereti sisteminde işlemekte sistemimiz. herkesin 1 reyi vardır.   şimdi soruyorum bu tip iddialarla yazıp çiziliyor sonra bu hazımsızlık neden deniyor. soruyorum bunu her yeri bilip görmeden 1-2 yeri görüp yazılan yazılar ne kadar cari? sonra vay bize neden muhalefet deniyor.   Bu tipleri anlatan bazı yazı linklerimiz:   http://yozgatnur66.blogcu.com/sedd-i-taassub/20028101 http://yozgatnur66.blogcu.com/dagin-yurudugunu-duyarsaniz-inanin/20022704 http://yozgatnur66.blogcu.com/havz-i-kevser-olmak/19954960 http://yozgatnur66.blogcu.com/bedduamiz-cahilligimze-olmali/19915317 http://yozgatnur66.blogcu.com/entelektuel-gorunumlu-ne-cok-psikolojik-ariza-var/19923067 http://yozgatnur66.blogcu.com/manevi-istibdadlar-kirilmali/19872592      Risale-i Nur Araşt... Devamı

Risale-i Nurun tercümesi kolay değil, çünkü...

2015-03-21 00:12:00

Risale-i Nurun tercümesi kolay değil, çünkü... Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmed Akgündüz, “Risale-i Nurun Tercümesinde Karşılaşılan Problemler ve Uyulması Gereken Kriterler”i kaleme aldı. 1- Risale-i Nuru Tercüme işi bir istihdam meselesidir Önemle ifade edelim ki, Risale-i Nuru tercüme etmek ilim ve ehliyetin yanında ilahi bir istihdam meselesidir. Bunu biraz açalım: Hanefi fıkıh kitapları içinde çok sayıda telif edilmiş ve daha düzenli eserler bulunmaktadır; ancak Kuduri’nin Muhtasar isimli ve Kitab diye meşhur olan eseri asırlarca ders kitabı olarak tercih edile-gelmiştir. Aynı şey, İmam Gazali’nin İhyâ’u Ulûmid-Din adlı eseri için de geçerlidir. Üzerinden bin yıl geçmesine rağmen hala Müslümanların tamamının el kitabı olarak devam etmektedir. Bu hakikatı, kendisine sorulan “Neden senin eserlerin Bediüzzaman’ın eserleri gibi her yerde ve her grup insan arasında okunmuyor?” soruya Ömer Nasuhi Bilmen’in verdiği “Onun kulağına üfleyen vardı; ben kesbî ilmimle kalemimi oynattım” şeklindeki cevabı daha net açıklamaktadır. Aynı şey Risale-i Nurun tercümesinde de geçerlidir. Mesela, kendisi aslında Biyoloji Öğretmeni olan İhsan Kasımî Ağabey Nurların Arapçaya tercümesinde istihdam edilmiştir. Molla Zahid ve Prof. Ramazan Buti gibi allameler, bu konuda büyük gayretler göstermişler ise de, kabule mazhar olan İhsan Ağabeyinki olmuştur ve o tercüme bütün aleme yayılmaya başlamıştır. İnglizce tercümede ise Şükran Vahide ablamızın istihdam edildiğine inanıyorum. Başka tercümeler mevcuttur ve emeği geçen herkesi tebrik ediyoruz; ancak Onuncu Sözün İngilizce tercümesini Şükran Ablanınkinden oku... Devamı

Nurettin Yıldız ve İsmail Mutluya Bediüzzamanın Talebesi Abdulka

2015-03-18 03:39:00

Nurettin Yıldız ve İsmail Mutluya Bediüzzamanın Talebesi Abdulkadir BADILLI ağabeyden Reddiye       Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin talebelerinden Abdulkadir Badıllı Nurettin Yıldız ve İsmail Mutlu’nun yaptığı bazı açıklamalara reddiye yazdı.   Birincisi kem ayarların diyarından gelen cahilane vızıltılar ve cehli mutlak olan vızıltıların biri kendini yegane fetva emini sayanNurettin Yıldız isimli bir şahıs.   İkincisi de yıllardan beri izinsin haksız bir tarzda risale-i nurlara fuzuli ve alakası olmayan bazı konuları ekleyerek satıp onun ile geçinen ve kendini hülyalarla allame sayan kangallı İsmail Mutlu adlı bir kimse.   Birinci cehaletli vızıltı sahibi olan şahıs ‘fetvameclisi.com’ isimli sitesinde kendisine yöneltilen Kuranda Risalelere İşaret Var mı? Sualine cevaben  demiş ki : Ciddi olalım; Kur’an’ımız Abdullah’ın oğlu Muhammed aleyhisselamdan başkasını göstermemiştir. Gerisi hüsnü kuruntudur.   El Cevab: Kuranı hakaiki ile dekaiki ile bilen ve kainatı içine alan esrarından haberdar olan bir kimse böyle gözünü kapatıp cetvel kalem cahilane ağız etmez. Hususiyle Hz. Bediüzzaman Said Nursi Birinci Şua risalesini ve diğer gaybi işaretleri dile getiren 8. – 18. – 28. Lemaları ve 8. Şuaı ve Sırrı İnna Ataynasını haberlerini ve maksatla hangi gaye ile nasıl bir çerçevede yazdığını dikkatle okuyup inceleyen bir kimse böyle bir reddi ve itiraza asla tevessül etmez.   Bediüzzaman hazretleri şu bahsi yapılan esrarı gaybiyenin yazılış sebeplerini ve hangi mana ve makamında yazdığını şöyle beyan eder :   “Ve o risalede biz demiyoruz ki, ayatın mana-yı sarihi budur. Ta hocalar ... Devamı

Ehli Sünnet İnanışı Ve Vehhabilerin İthamlarına Reddiye

2015-02-22 19:40:00

Birinci harbi umumiden ve hilafetin kaldırılmasından sonra özellikle İngilizlerin; gerek Türkiye de gerek İslam aleminde İslamiyet’i sünnet ve cemaatle muhafaza eden ve ehli sünnet ve cemaat denilen, Müslümanların % 90‘ını teşkil ve İslamiyet’in ana ekseni olan inanışı tahrip etmeye yönelik planlı icraatlarının (medreselerin kapatılması, tarikatlara bid’aların sokulması, hakiki susturulmaya çalışılması gibi) son yıllarda menfi tezahürleri maalesef artmaya başlamıştır.   Bu cümleden olarak özellikle Arap aleminde ve kuzey Afrika’da harici vehhabi zihniyete sahip dışlayıcı, sığ, tekfirci, ilmi derinliği ve geleneği olmayan katı zahirci Müslümanların ve örgütlerin çoğaldığı ve tesirlerini artırdığı aşikar bir şekilde görülmektedir. Bu zihniyet ve davranışları ittihadı İslam’a fevkalade zarar verdiği gibi hakiki İslamiyet’i dünyaya tanıtmaya da perde olmaktadır.   Son yıllarda bu zihniyet sahiplerinin bizim ülkemizde de tesirlerini artırdıkları ve özellikle de Rısale-i Nura ve üstadımıza da planlı ve bilinçli bir şekilde taarruz ettikleri, bu iddia ve iftiraların cemaatimize ve kardeşlerimize ulaştığı, onları bazen şüpheye düşürdüğü veya cevap verme noktasında çaresiz kaldıkları pek çok örnekle müşahede edilmiştir. Risale-i Nur gerçi ehl-i imanla mübareze etmez dinsizlik ve zındıka ile mücadele eder. Fakat bu itirazlara ve ithamlara cevap vermemizi üstadımızda mektuplarında tavsiye ediyor.   İşte bu çalışma hem bu ithamların en önemlilerine cevap vermek hem  ehli sünnet itikadını Türkiye’de Risale-i Nur’un muhafaza ve temsil ettiğini göstermek hem ehli sünnet inanışının esaslarını cemaatimize ders vermek ve bu noktada onları şuurlandırmak için yapılmı... Devamı

Sarık şeair midir? Şeair ise, Üstad'ın en zor zamanlarda taktığı

2015-02-21 18:37:00

  Sarık şeair midir? Şeair ise, Üstad'ın en zor zamanlarda taktığı sarığı, neden Nur talebeleri ve hocalar takmıyor?   Şeair ile ilgili aşağıdaki linkte detaylı bilgi verilmiştir. Orada da görüleceği gibi, şeair, herkesi ilgilendirir, ama herkesin yapması şart değildir. Mesela ezan okumak şeairdendir, ama herkesin okuması şart değildir. Bir kişi okusa, diğerlerinden de mesuliyet kalkar. Hiç kimse okumasa herkes mesul olur. Üstad zamanında hiç kimse şeair olan sarığı takmıyordu. İşte Üstadımız en zor bir zamanda ve en zor bir şeairi temsil etmiştir. Şimdi ise yüzlerce insan sarık sarıyor. Dolayısı ile mesuliyet ortadan kalkmıştır. İlave bilgi için tıklayınız: Şeair-i İslamiye Ne Demektir, Nelerdir?.. Kaynak: Nuriklimi ... Devamı

Neden Nur Talebeleri Üstadları Gibi Cübbeli-Sarıklı Gezmiyorlar?

2015-02-21 18:35:00

Neden Nur Talebeleri Üstadları Gibi Cübbeli-Sarıklı Gezmiyorlar?   Üstad kendisi cübbeyi giyerken, talebelerine giymeleri için herhangi bir baskıda bulunmamıştır.  Talebelerinin giymemeleri, Üstad'a bir muhalefet değildir. Üstad onların giyimlerine karışmamıştır. Kaldı ki, belli dönemlerde cübbe ve sarık resmen yasaklanmıştır. Talebelerin kaldığı evlerde sarık ve cübbe ile namaz kılınmaktadır. Bu sünnet bu şekilde de işlenmiş olmaktadır. Sadece Nur talebeleri değil, nice büyük âlimler dahi, sarıksız ve cübbesiz dolaşmaktadır. İçinde yaşadığımız asrın şartlarına bağlı olarak meseleleri değerlendirsek daha isabetli olacağını düşünüyoruz. Kaynak: Nuriklimi ... Devamı

"Nurcuların hemen hepsi, sakal yerine, Said Nursi’nin sünneti ol

2015-02-21 18:29:00

  96. "Nurcuların hemen hepsi, sakal yerine, Said Nursi’nin sünneti olan bıyığı tercih ederler!.."   İddiaya Cevap: Bugün Türkiye’de âlimi olsun şeyhi olsun, insanların büyük çoğunluğu sakalsızdır. Nurcuların da bunlar gibi sakalsız olmalarını neden “Üstatlarının sünneti” olarak vasıflandırıyorlar? Bugün Nurcular arasında hatırı sayılır bir kısım insanlar, hatta Üstad’ın bizzat kendi talebelerinin sakallı olduğu ortada iken, böyle bir hezeyan savurmanın sebebi ne olabilir?  Fitne-fesattan başka ne olabilir ki?.. Ayrıca Nur talebelerinin ekseriyeti memur kesimidir. Memurlar yasa gereği sakal bırakamamaktadır.   Kadı ki, elli yıldır bu memleketin sakala karşı alerjisi ortadadır. Nur talebelerinin okullarda, üniversitelerdeki gençlerin imanını kurtarmak gibi bir görevleri varken, acaba sakalı bırakıp hiçbir şey yapmamak mı, yoksa bir sünnet olan sakalı terk edip bir farz-ı ayin olan manevi cihat yapmak mı daha uygundur?   Kaldı ki, bu iddiacıların Hanefi mezhebine bağlı oldukları bilinmektedir. Buna rağmen bunların sünnete uygun sakal bırakmadıkları da bellidir. Zira Hanefî mezhebinin muteber bir kaynağı olan“Reddu’l-Muhtar”da “Sakalın bir tutamdan daha az bırakılmasına hiçbir âlim cevaz vermemiştir.”ifadesine yer verilmiştir. Kaynak : Nur iklimi ... Devamı

Fotoğraf |  görsel 1