.:YOZGATNUR66:. Aklını Doğru Kullan Huzur Bul!

RİSALE

50-

Bankaların memur ve çalışanlara verdiği promosyonları almak caiz

2017-04-04 10:13:00

  Bankaların memur ve çalışanlara verdiği promosyonları almak caiz midir? Değerli kardeşimiz, Faizcilik yaparak para kazanan bankalar, mesela maaşlarınız onlara yatırıldığında, orada kaldığı sürece, sizin paralarınızla faizcilik yapar ve bundan para kazanırlar. Promosyon adıyla size verdikleri de bu faiz gelirinin küçük bir kısmıdır. Bu sebeple haram-helal kaygısı taşıyan Müslümanların maaşlarını, faizcilik yapmayan bankalara yatırmaları gerekir. Bilindiği gibi İslam faizin azını ve çoğunu ve bu arada faizli işlem ve akitleri haram kılmıştır. Bir grup memurun veya çalışanın maaşları faizci bir bankaya yatırıldığı zaman bu banka o parayı -çekilmediği sürece- sisteme sokmakta ve faizli işlemler yaparak para kazanmaktadır. Kazanılan faiz gelirinin bir kısmı bankaya kalmakta, bir kısmını da banka kurumlara ve memurlara vermektedir. Bu arada çalışanların ayaklarını bankalara alıştırmayı da hedeflemek söz konusudur. Maaşlar faiz sistemiyle çalışan bankalardan alındığı takdirde iki sakınca doğuyor: 1. Bankaya paranızla faizcilik yapma imkanı vermiş oluyorsunuz. 2. Gelirinin çok büyük bir bölümü faizden olan bir kurumdan hediye kabul etmiş oluyorsunuz. Aslında bu hediyenin de oraya yatırılan maaşlarınızın faizle işletilmesinden elde edildiğini yukarıda ifade etmiştim. Bu durumda ne yapalım? - Mümkünse maaşlarımızı faizli işlem yapmayan katılım bankalarına yatırıp oradan çekelim. - Bunun mümkün olmadığı yerlerde ve şartlarda ise, verilen promosyonları alalım, ama -yoksul değilsek- bunu yoksullara verelim. Selam ve dua ile... Sorularla İslamiyet   Risale-i Nur Araştırma Merkezi YozgatNur... Devamı

Talikata Dair..

2016-05-01 17:13:00

Risale-i Nur'da Talikata Dair.. Ta'likat Hakkında Bilgi Verir Misiniz? “Ta’likat namındaki te’lifatı, Mantık’ta bir şaheserdir." (S: 762)  “Bilâhare Hazret-i Üstad (R.A.) -İşarat-ül İ’caz, Kızıl Îcaz, Hutbe-i Şamiye, Reçetet-ül Ulema ve Reçetet-ül Avam ve elyazı Ta’likatkitabları hariç- bütün Arabî risalelerini Mesnevî-i Nuriye şeklinde tasnif ettikleri zaman, çok kavî bir ihtimal ile bu eser Üstadımızın eline o sıra geçmemiş olsa gerektir." (Basdıllı Ms: 339) “Ve ilm-i mantıkta, İbn-i Sina’nın te’lifatından geçecek "Ta’likat" namında hârika bir risalesi var." (B: 149) "Ta'likat" namında hârika bir risalesi var. İşkal-i mantıkıyeyi kıyas-ı istikraî cihetiyle on bine kadar iblağ edip, hiçbir âlimin yetişemediği bir derece-i ihata göstermiş. (T: 212 ) Ta'likat'tan “Hem Eski Said’in ilm-i mantık noktasında bir şaheser hükmünde bulunan gayr-ı matbu’ Ta’likat’tan süzülen i’cazlı bir îcaz-ı hârikada, müdakkik ülemaları hayret ve tahsinle dikkate sevkeden, matbu’ "Kızıl Îcaz" namındaki risale-i mantıkıye Risale-i Nur’la bağlanmasına ve şakirdlerinin âlimler kısmının nazarına göstermek lâyık gördüm." (K: 140) Ta'likat: Mantıkta bînazir bir eserdir, nazariyat-i mantıkiyeyi tatbikata takrib eder. (A.Bediyye: 691) Son Şahitlerde ise; Molla Habib ve Tâlikat Evet, Molla Habib Milis Albayı Bediüzzaman'ın ilk nur kâtibiydi. İşârâtü'l-İ'caz tefsirinde ve Emirdağ mektuplarında sadece ismini okuyabildiğimiz böyle bir kahraman şehid, şefkat kahram... Devamı

Bediüzzaman Said Nursinin ümidi Ne idi?

2015-11-03 09:10:00

Bediüzzaman Said Nursinin ümidi Ne idi?   Cenab-ı Hakk'a hadsiz şükür ve hamdederim ki, İhtiyarlar Risalesi'ndeki ümidimi ve Müdafaat Risalesi'ndeki iddiamı sizinle tasdik ettirdi. Kastamonu - 5 Üstadın İhtiyar risalesindeki ümidi ve Müdafaat risalesindeki iddiası nedir?   metne baktığımızda:   " Aziz, sıddık, mübarek kardeşlerim ve hizmet-i Kur'aniye ve imaniyede ihlaslı ve kuvvetli ve şanlı arkadaşlarım!   Cenab-ı Hakk'a hadsiz şükür ve hamdederim ki, İhtiyarlar Risalesi'ndeki ümidimi ve Müdafaat Risalesi'ndeki iddiamı sizinle tasdik ettirdi. Evet, lillahilhamdü biadedi-z zerrati min-el ezeli ile-l ebed sizin ile otuz bine mukabil gelen otuz Abdurrahman'ı, belki yüz otuz, belki bin yüz otuz Abdurrahman'ı Risalet-ün Nur'a ihsan etti.    Hem unutulmayan, her vakit yanımda bulunan kardeşlerim, Risale-i Nur'a sizin gibi pek ciddî sahib ve muhafız ve vâris ve hakikatbîn ve kıymetşinas zâtların benim yerimde benden daha kuvvetli, ihlaslı olarak vazife-i Kur'aniye ve imaniyede çalıştıklarını gördüğümden, kemal-i ferah ve sürur ve itminan ve istirahat-ı kalb ile ecelimi ve mevtimi ve kabrimi karşılıyorum, bekliyorum.    Ben sizi yazılarınızda ve hatırımdan çıkmayan hidematınızda günde müteaddid defalar görüyorum ve size olan iştiyakımı tatmin ediyorum. Siz de bu bîçare kardeşinizi risalelerde görüp sohbet edebilirsiniz. Ehl-i hakikatın sohbetine zaman, mekân mâni' olmaz; manevî radyo hükmünde biri şarkta biri garbda, biri dünyada biri berzahta olsa da rabıta-i Kur'aniye ve imaniye onları birbiriyle konuşturur.   Envar / Kastamonu Lahikası ( 5 ) "   _____________... Devamı

BiTLiS HADiSESi ( 1913 ) NEDiR?

2015-09-19 12:37:00

  BiTLiS HADiSESi ( 1913 ) NEDiR?     (*) Bediüzzaman Hazretleri Van’a geldiğinde evvela Horhor Medresesi’ni tanzim ve tedris işini ayarlayıp ders vermeye başladığı gibi, 1913'ün yaz aylarında Medreset-üz Zehra’sının temelini atma işini de yürütmekteydi.  Bu sene içinde Bitlis hadisesi ismiyle anılan Hizanlı şeyh Selim başkanlığında ve Bitlisli şeyh şehabeddin ve Seyyid Ali'nin kumandasındaki hareketi de zuhura gelmişti.  Bediüzzaman Hazretleri bu hareketin yayılmaması, umumileşmemesi ve küçülüp mahallî kalması için azami gayret sarfetti.  Molla Abdülmecid Efendi Hatıra defteri'nde bu hadiseyle ilgili olarak şunları kaydeder:  “Birinci Harb-i umumi arefesinde Bitlis çevresinde vuku' bulan bu hadisede, hadisenin etrafa yayılmaması için Van Valisi Tahsin Bey ve Bitlis Valisi Mustafa Abdûlhalık (Renda) ile beraber çalıştı. Hadisenin mahallî, cüz'î ve te'sirsiz bir halde kalmasına muvaffak oldu.” BEDiüZZAMAN'A EDiLEN MüRACAAT  Bitlis hadisesini çıkaranların ele başıları, isyana girişmeden, önce Van'a gelerek Bediüzzaman'a müracaat ederler ve kendisinin de yardımcı olmasını isterler.  Bediüzzaman'ın bunlara cevabı; 12 sene sonra 1925'te şeyh Said'in müracaat mektubuna verdiği cevabın aynısı olmuştur.  Hadiseyi bizzat Bediüzzaman'dan dinleyelim:  “Eski Harb-i Umumi'den evvel, ben Van'da iken, bazı dindar ve müttakî zâtlar yanıma geldiler, dediler ki: “Bazı kumandanlarda dinsizlik oluyor. Gel bize iştirak et, biz bu reislere isyan edeceğiz:”  Ben de dedim: o fenalıklar, o dinsizlikler, o gibi kumandanlara mahsustur. Ordu onunla mesul olmaz. Bu ... Devamı

Hizmetle Meşgul Olmak

2015-08-21 10:31:00

Hizmetle Meşgul Olmak   Saniyen: Şöyle düşünüyordum: Eğer yalnız adüvv-i ekber olan nefsin hilesinden ve cin ve ins ve şeytanların mekrinden emin olayım diye herkes başını karanlığa çekse ve kendisi kûşe-i nisyana çekilse veya çekilmek istese ve âlem-i insan ve âlem-i İslâm mühmel kalacak, kimsenin kimseye faidesi olmayacak bir zaman olsa; ben din kardeşlerime bu nurlu hakikatleri iblâğ edeyim de, Allahü Zülcelâl nasılşe’n-i ulûhiyetine yaraşırsa öyle muamele eylesin. Nefsimi düşünmekten kat’-ı nazar etmeyi yine o zamanlarda çok faideli görüyordum. (Barla 27) Bundaki hikmet nedir? Burayı nasıl anlayabiliriz?   Elcevap:   Bir kimsenin imanını kurtarırsam, o zaman bana Cehennem dahi gül gülistan envar ve ihlas nur / Tarihçe-i Hayat ( 23 - 24 )   Cehennem'de vücudum o kadar büyüsün ki, ehl-i imana yer kalmasın. envar ve ihlas nur / Sözler ( 757 )     herkesin hoş gördüğü saadet-i uhreviye ve Cehennem'den kurtulmaya vesile etmemek ve yalnız emr-i İlahî ve rıza-yı İlahîden başka hiçbir şeye âlet etmemek, bu zamanda Nur'un hakikî kuvveti olan sırr-ı ihlas-ı hakikîyi muhafaza etmeye beni mecbur etmiş ki:    Sıddık-ı Ekber'in (R.A.) dediği olan "Mü'minler Cehennem'e gitmemek için Allah'tan isterim, benim vücudum Cehennem'de büyüsün ki, onların yerine azab çeksin" diye söylediği kudsî fedakârlığının bir zerresini ben de kendime kazandırmak için, iman ile Cehennem'den birkaç adamın kurtulmaları i&cced... Devamı

Dellâl-ı Kur'an Said'in vekili..

2015-08-21 10:07:00

Dellâl-ı Kur'an Said'in vekili..   Evvelâ: Muhterem Üstadıma mâruzatta bulunmak için kalemi elime aldığım zaman, ruhumda büyük bir inkişaf hissediyor ve ihtiyarsızkalemim o andaki muvakkat duygularıma tercüman olduğunu görüyorum. (1) burayı nasıl anlayabiliriz?   Elcevap: Sözler hakkında hüsn-ü şehadetiniz, bana büyük bir teselli verdi. Vazifemin bitmediğine dair bürhanlarınız gayet kuvvetlidirler, lâkin ben gayet kuvvetsizim. Fakat Cenab-ı Hakk'a tevekkül edip, o bürhanlara serfüru' ediyorum.   Cemaata Sözler'i okumak zamanında, sendeki hissiyat-ı âliye ve fazla inkişaf ve fedakârane hamiyet-i diniye galeyanının sırrı şudur ki:   Velayet-i kübra olan veraset-i nübüvvetteki makam-ı tebliğin envârı altına girdiğin içindir. O vakit sen, dellâl-ı Kur'an Said'in vekili belki manen aynı hükmüne geçtiğin içindir. (2)   Yani bir insan ders okurken veya birisine bir şeyler izah ederken veya tefekkürle okuduğu zaman Dellal-ı Kur'an olan üstadımız Bediüzzamanın ders verme makamına çıkmaktadır.   Selam ve Dua ile Muhammed Numan ÖZEL Haşiye - Mehaz:   (1) Envar Neşriyat / Barla Lahikası ( 27 ) (2) Envar Neşriyat / Barla Lahikası ( 253 )       Risale-i Nur Araştırma Merkezi Yozgatnur... Devamı

Yazıcı Nüshalardaki Farkların Sebebi

2015-07-28 12:25:00

Sual: Hüsrev ağabeyin yazdığı risalelerde ki metinsel farklılıkların sebebi nedir?   Hüsrev, münasib görmediği kısmı ta'dil, tebdil, ıslah edebilir. Envar - Şualar - 641 (Onbeşinci Şua/Elhüccetüzzehra'nın İkinci Makamı/İlim Bahsi) Yukarıda mezkûr olan cümleyi önce tahlil edelim. Anlamak için din düşmanı veya ehl-i bidadan birisinin ismini koyalım. * X, münasib görmediği kısmı ta'dil, tebdil, ıslah edebilir.       Bu cümlenin kelimelerinden yola çıkalım. Münasip görmemek : burada Bediüzzamanın vehbi olan telifatını beğenmemek  ve yetersiz görmek.. Ta'dil: değiştirmek, hafifletmek, dogrulaştırMak ve vasat orta hale getirmek demektir. Sual: sen Bediüzzamanın vehbi olan telifatını değiştirmek, ve içerinde yanlış bir şey mi olduğunu iddia ediyorsun? Kulliyatta İfrat veya tefrit bir şey mi var diye iddia ediyorsun? Tebdil: tağyir edip değiştirmek, bir şeyi başka hale getirip başka şeyle değiştirmek. Manasında Sual: bu tabir ile var olan mana kaldırmak, olumluyu olumsuz yapmak.. Gibi şeyler ortaya çıkar. Nitekim bunun en aleni misali sadeleştirme faaliyetidir. Yanı SeN bunu istediğin hale sokabilirsin.  Sadeleştirme nam tahrif hareketi ne kadar tantanalara sebep oldu malûm. Islah: düzeltmek ve kusurları gidermek. Sual: Bediüzzamanın vehbi olan telifatını beğenmemek ve bunda kusurlu bir şey olduğunu mu iddia ediyorsun? Kelime üzerinden gidilirse çok vahim manalar çıkmaktadır. Bir suiniyet sahibi bunları yapsa netice ne kadar feci olacağı tahMinden uzak değildir. Risale-i Nurun neşir tarihçesi nam kitapta anlatılan bir hadisede Husrev ağabey bu yetkiye istinaden bazı yerlere kalem karıştırmış ve tasarrufta bulunmuştur. Bunu her ne kadar Husrev ağabeyle alakadar olan kimseler reddetse de... Devamı

ADEM’İN CEHENNEM’DEN EŞEDDİYETİ

2015-07-27 07:34:00

ADEM’İN CEHENNEM’DEN EŞEDDİYETİ   Demek o kereme lâyıkve o rahmete şayeste bir dâr-ı saadet olacaktır. Yoksa gündüzü ışığıyla dolduran Güneşin vücudunu inkâr etmek gibi, bu görünen rahmetin vücudunu inkâr etmek lâzımgelir. Çünki bir daha dönmemek üzere zeval ise; şefkati musibete, muhabbeti hırkate ve nimeti nıkmete ve aklı, meş'um bir âlete ve lezzeti eleme kalbettirmekle hakikat-ı rahmetin intifası lâzımgelir. (Sözler:65) ...Rahmetin cilvelerinden ve latif âsârından olan aşk ve şefkat ve akıl nimetlerine dikkat et. Eğer firak-ı ebedî ve hicran-ı lâyezalîye, hayat-ı insaniye incirar edeceğini farz etsen; görürsün ki: O latif muhabbet, en büyük bir musibet olur. O leziz şefkat, en büyük bir illet olur. O nurani akıl, en büyük bir bela olur. Demek rahmet, (çünki rahmettir) hicran-ı ebedîyi, muhabbet-i hakikiyeye karşı çıkaramaz. (Sözler:521) Aklın bir hizmetkârı ve tasvircisi olan kuvve-i hayaliyeye denilse ki: "Sana bir milyon sene ömür ile saltanat-ı dünya verilecek, fakat âhirde mutlaka hiç olacaksın." Tevehhüm aldatmamak, nefis karışmamak şartıyla "oh" yerine "âh" diyecek ve teessüf edecek. (Sözler:88) Muhabbet ve şefkati, firak-ı ebedî ve hicran-ı lâyezalî ile karşıladığınız takdirde; vicdan, hayal ve ruh ne hale gireceklerdir. O muhabbet ve o şefkat en büyük, en tatlı bir nimet iken, en azîm bir musibete, bir belaya inkılab eder. (İşaret-ül İ’caz:55) Bütün lezzetler imanda olduğu gibi, bütün elemler de dalalettedir. Bunun izahı ise; bir şahıs, kudret-i ezeliye tarafından, adem zulümatından şu korkunç dünya sahrasına atılırken gö... Devamı

Bazı Ehl-i Tarikin anladıkları bir mananın izahı

2015-07-22 10:50:00

Bazı Ehl-i Tarikin anladıkları bir mananın izahı   Sual: Bazı Tarikat ehli şöyle bir şey demektedir. Sonun Sonunda Seyyidlerden Cemaat Gelecek.Onların İçlerinde Ğavs,Alim ve Seyyidler Olur. Hizmeti Onlar Alır Götürürler Bırakmazlar. B.S.Nursi  Kaynak;Emirdag L./246;Sualar,520;Mektubat,424;Lemalar,22 (sözler neşriyat) buraları mehaz olarak gösteriyorlar. _______________________________________________________________________ elcevap: bu mehazler ise mehdiyete dair mebhaslardan ibarettir.  seyyidler cemaati bahsini bu şekilde yorumlamışlar.   Üçüncü Vazifesi: İnkılabat-ı zamaniye ile çok ahkâm-ı Kur'aniyenin zedelenmesiyle ve şeriat-ı Muhammediyenin (A.S.M.) kanunları bir derece ta'tile uğramasıyla o zât, bütün ehl-i imanın manevî yardımlarıyla ve ittihad-ı İslâmın muavenetiyle ve bütün ülema ve evliyanın ve bilhâssa Âl-i Beyt'in neslinden her asırda kuvvetli ve kesretli bulunan milyonlar fedakâr seyyidlerin iltihaklarıyla o vazife-i uzmayı yapmağa çalışır.  Envar Emirdağ Lahikası-1 ( 266 ) sözler'de (246)   İkinci İşaret, yani Altıncı İşaret: Hazret-i Mehdi'nin cem'iyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid'akâranesini tamir edecek, Sünnet-i Seniyeyi ihya edecek; yani âlem-i İslâmiyette risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) inkâr niyetiyle şeriat-ı Ahmediyeyi (A.S.M.) tahribe çalışan Süfyan komitesi, Hazret-i Mehdi cem'iyetinin mu'cizekâr manevî kılıncıyla öldürülecek ve dağıtılacak. Mektubat ( 424 )   Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, gayb-aşina nazarıyla görmüş ki: Âl-i Beyti, Âlem-i İslâm içinde bir şecere-i nuraniye hükmüne ge&... Devamı

Muhakemat Eserine Dair..

2015-07-06 12:25:00

Muhakemat Eserine Dair..   Eserin Künyesi   Eser ismi: Muhakemat, Reçetet'ü-l Havas, Reçetet'ü-l Ulema Yazım Tarihi: 1911 Basım Tarihi: 1913 matbaa: Matba-i Ebuzziya     - Muhâkemât (1911/1911) Abdülkadir Badıllı ağabey, bu eserin ilk baskı tarihini 1921 olarak vermiştir. (Bkz. Tarihçe, /280)   ayırıca şunu da beyan etmiştir. Muhakemat, Arapçası Reçetet'ül Ulama veya Havas olarak 1910 yılında telif edilip, 1911 ve istabulda 1913te tab edilen bu cihan baha eser, bizzat müellif-i muhaterem Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin üslub ve ifadeleridir. Birisi diğerinin tercümesi veya şerhi olmayıp, her ikisi de aynı günlerde ayrı ayrı lisanlarda telif edilmiştir.    mustafa gül (ra) ağabeyin elyazma lem'alarında 870. sh de bir ifade var elimizde ki nüshalarda olmayan. "harb-i umumide en mühim bir vaziyete giriftar olmuştum. işarat-ül i'caz'ın müsvedde-i evvelisi düşmanın elinde parça parça olmuştu.."      Risale-i Nurun Neşir Tarihçesinde: "Hz. Üstad’ın has bazı talebelerine birçok defalar gayet samimi olarak verdiği tashih ruhsatı ve tanzim izni...               İkincisi:  İlk başlarda elle çoğaltılan risalelerin kâtibleri içinde bazılarının ya okuyamadığı veya mânasını bilemediği bazı kelimelerin imlâsında ve yazılış şeklinde yanlışlar düştüğünde veya yine kâtiblerin yazarken sehven bir iki kelimeyi veya cümleyi veya satırı noksan yazdıklarında, Hz. Üstad, bunları tashih ederken o anda ve o yerde, o makamın mânasını ifade edecek olan bazı kelime v... Devamı

KADIN DERSANESİ

2015-07-03 01:55:00

Soru: Hanımlar dershanesi meselesini anlatmıştın. O ne idi.? Cevab: İstanbuldaki taife-i nisadan Zübeyir Ağabeye bir mektub gelmişti. Mektubta kızlardan vakıf olup dershane açmalarının caiziyeti soruluyordu. Sorulan sualler ve verilen cevab mektubu aynen şöyledir: KADIN DERSANESİ (Bir kısım genç hanımların Zübeyr Ağabeye sordukları suale verdiği cevabdır.) 1- Peygamberimiz (A.S.M.) kızını niye Ashab-ı Suffa tarzında bir hayata dahil etmemiş. O zamanda kızına kız arkadaş bulunmuyor mu idi? 2-  Kadınlar da erkekler gibi bu zamanda Medrese hayatı yaşayabilirler mi? Ashab-ı Suffa’nın iki temel vazifesi vardı: A-Tedris B-Tederrüs ve Tebliğ Hanımlar da aynı vazifeyi, gerek o zamanda gerekse bu zamanda yapabilirler ve yapmalıdırlar. Bunun için evden ayrılmaya zaruret yoktur. Zaten erkeklerin evden ayrılmasına sebeb olan hal kadınlar için mevzu-u bahis değildir, şöyle ki: Erkek babasının evinde kaldığı takdirde bir işte çalışması zarureti vardır. Kadınlar ise evinde rahatlıkla okuyabilir. Ayrıca fıtraten zaife olduklarından bir hâmiye muhtaçtır. (Bakınız:Tesettür Risalesi) Fakat bu hâmi mutlaka zevci olmak demek değildir. Babası veya erkek kardeşi tasvibkâr ve hâmi olduğu müddetçe mücerred kalarak hizmet edebilir.                         Burada en mühim cihet; gayrın dedikodu ve iftiralarını nazara almak gerektir. Zira hakkında iftira olan hanımın hizmet sahası çok daralır veya hizmet edemez. Bu hususta çok dikkatlı olmalı ve tenkide sebeb olacak hallerden çekinmelidir. Hanımların tedris vazifesi evlerinde olduğu gibi tederrüs ve tebliğ de şöyle olması en münasib olur: En az iki kişi olmak üzere her gün bir arkadaşın evine gidip ... Devamı

Üç Said üç mesele

2015-06-12 19:46:00

  Üç Said üç mesele    Sual: “Üstad Hazretlerinin iman, hayat, şeriat ekseninin Üç Said dönemindeki tezahürleri nelerdir? Her üç döneme hizmet bağlantısı nasıl olmalıdır? İzah eder misiniz?” Üç Dönem, Üç Mesele Bediüzzaman Said Nursi Eski Said, Yeni Said ve Üçüncü Said olmak üzere üç dönemin toplam unvanıdır. Risale-i Nur Külliyatı dediğimizde de, bu Üç Said döneminde verilen eserler toplamı kast edilir. Risale-i Nur Külliyatı Üç Said döneminde, iman, hayat ve şeriat ana eksenlerinde yazılmış 130 temel konunun tecdidini ihtiva eder. Her bir risale bir temel konunun müceddidi hükmündedir. Bediüzzaman, görev tanımını üç ana eksen üzerinden yapıyor. Bunlar: İman, hayat ve şeriattır. Bu üç meselenin en büyüğü ve en mühimi iman meselesidir. Çünkü insanlığın en dehşetli tehlikesi imansızlık tehlikesidir. İmansız cennete gidilmez. Bedenimiz için ekmek ve su ne ise, ruhumuz için iman odur. İman ruhumuzun hayatıdır, temel gıdasıdır. Diğer iki mesele iman üzerine bina edilir. Fakat, avamın nazarında hayat ve şeriat daha parlak gözüküyor. Yani insanlar Mehdi Aleyhisselam’ı, hayatı derhal ıslah edecek ve şeriatı akşamdan sabaha getirecek olağanüstü güçlerle teyid edilmiş birisi olarak bekliyor. Oysa böyle bir güç hiçbir Peygamberde bile görülmemiştir. Âdetullah’a da aykırıdır. Öte yandan asrımızda iman son derece zaafa girmiştir. Mehdi Aleyhisselam geldiğinde iman meselesini halletmeden diğer iki meseleye bakmayacaktır. İman meselesi de çok uzun bir zaman isteyecektir ve bunu bizzat yapmaya Mehdi Aleyhisselam&... Devamı

Fotoğraf |  görsel 1