.:YOZGATNUR66:. Aklını Doğru Kullan Huzur Bul!

RİSALE

50-

Hayırlı Cumalar

2015-07-31 14:49:00

  Risale-i Nur Araştırma Merkezi Yozgatnur   Devamı

Hulusi YAHYAGiL Ağabeye Münafıkların Musallat Olması Hakkında

2015-07-08 18:27:00

Hulusi YAHYAGiL Ağabeye Münafıkların Musallat Olması Hakkında     Sual: 10. Lema'da üçüncüsünde Hulusi Abi'ye atfen anlatılan münafıkların ona bir iki sene musallat olma hadisesini açıklar mısınız.   İşte Hulusi'nin kalbi çendan lâ-yetezelzel idi. Fakat bu vaziyet onu fütura sevkettiğinden şefkatli tokat yedi. Tam bir-iki sene bazı münafıklar ona musallat oldular. Dünyanın lezzetini de kaçırdılar. Hem dünyayı ondan, hem onu dünyadan küstürdüler. O vakit vazife-i maneviyesindeki ciddiyete tam manasıyla sarıldı. Lem'alar ( 42 )       Perde altındaki düşmanımız münafıklar, şimdiye kadar yaptıkları gibi, adliyeyi ve siyaset ve idareyi zahirî dinsizliğe âlet edip, bize hücumları akîm kaldığı; ve Risale-i Nur'un fütuhatına menfaati olan eski plânlarını bırakıp, daha münafıkane ve şeytanı da hayrette bırakacak bir plân çevirdiklerine dair buralarda emareleri göründü.    O plânların en mühim bir esası; has, sebatkâr kardeşlerimizi soğutmak, fütur vermek, mümkün ise Risale-i Nur'dan vazgeçirmektir.     Bazı da dost suretinde hulûl edip, korkutmak mümkünse, habbeyi kubbe edip evham veriyorlar. "Aman, aman Said'e yanaşmayınız! Hükûmet takib ediyor" diye zaîfleri vazgeçirmeye çalışıyorlar.    Hattâ bazı genç talebelere, hevesatlarını tahrik için, bazı genç kızları musallat ediyorlar.    Hattâ Risale-i Nur erkânlarına karşı da, benim şahsımın kusuratını, çürüklüğünü gösterip; zahiren dindar ehl... Devamı

On dördüncü Reşha (5. Arabi Nükte)

2015-07-03 11:54:00

On dördüncü Reşha Beşinci Nükte (1) اعلم! .. ان في ختم الآيات في الأغلب بفذلكات متضمنة للاسماء الحسنى، أو بعينها، أو متضمنة للأمر بالتفكر والحوالة على العقل، أو متضمنة لأمر كلي من المقاصد القرآنية، شرارات من نور حكمته العلوية ورشاشات من ماء هدايته الالهية؛ اذ القرآن الحكيم ببيانه الاعجازي، يبسط الآثار وافعال الصانع للنظر، ثم يستخرج منها الاسماء، أو ثبوت الحشر، أو التوحيد، كأمثال (خلق لكم ما في الأرض جميعاً ثم استوى الى السماء فسويهن سبع سموات وهو بكل شيء عليم) (ألم نجعل الأرض مهاداً .. والجبال أوتاداً .. وخلقناكم أزواجاً .. وجعلنا نومكم سباتاً. وجعلنا الليل لباساً .. وجعلنا النهار معاشاً .. وبنينا فوقكم سبعاً شداداً .. وجعلنا سراجاً وهاجاً .. وانزلنا من المعصرات ماءً ثجاجاً .. لنخرج به حباً ونباتاً .. وجناتٍ ألفافاً .. ان يوم الفصل كان ميقاتاً) وكذا ينشر للبشر منسوجات صنعه ثم يطويها في الاسماء، أو الحوالة على العقل كأمثال (قل من يرزقكم من السماء والأرض أمّن يملك السمع والابصار ومن يخرج الحي من الميت ويخرج الميت من الحي ومن يدبّر الأمر فسيقولون الله فقل أفلا تتقون .. فذلكم الله ربكم) و (ان في خلق السموات والأرض واختلاف الليل والنهار والفلك التي تجري في البحر بما ينفع الناس وما انزل الله من السماء من ماء فأحيا به الأرض بعد موتها وبث فيها من كل دابة وتصريف الرياح والسحاب المسخّر بين السماء والأرض لآيات لقوم يعقلون) وكذا يفصل أفاعله ثم يُجملها باسمائه أو بصفته، كأمثال (وكذلك يجتبيك ربك ويعلمك من تأويل الأحاديث ويتم نعمته عليك وعلى آل يعقوب كما اتمّها على أبويك من قبل ابراهيم واسحق ان ربك عليم حكيم) (قل اللّهم مالك الملك تؤتي الملك من تشاء وتنزع الملك ممن تشاء وتعزّ من تشاء وتذل من تشاء بيدك الخير اِنك على كل شيء قدير) وكذا يرتب المخلوقات ويشففها باراءة نظامها وميزانها وثمراتها ثم يريك الاسماء المتجلية عليها كأن تلك المخلوقات ألفاظ وهذه الاسماء معانيها أو ماؤها أو نواتها أو خلاصتها، كأمثال (ولقد خلقنا الانسان من سلالة من طين _ ثم جعلناه نطفة في قرار مكين _ ثم خلقنا النطفة علقةً فخلقنا العلقة مضغةً فخلقنا المضغة عظاماً فكسونا العظام لحماً ثم أنشأناه خلقاً آخر فتبارك الله أحسن الخالقين) (ان ربكم الل... Devamı

DECCALİYET YAŞAYIŞ TARZINI DEĞİŞTİRİR!

2015-06-23 23:12:00

En dehşetli anarşiyi doğuran Deccaliyet hak­kında so­rulan bir suale verdiği cevabında, Bediüzzaman Hazretleri o cereya­nın tahribatına dikkat çekerek şu izahatı verir: «…Rivayetlerde Hazret-i İsa Aleyhisselama “Mesih” namı verildiği gibi her iki deccala dahi “Mesih” namı ve­rilmiş ve bütün rivayetlerde ‘min fitneti’l mesihı’d deccal, min fitneti’l mesihı’d deccal’ denilmiş. Bunun hikmeti ve te’vili nedir? Elcevap: Allahu a’lem, bunun hikmeti şudur ki: Nasıl ki emr-i İlâhî ile İsa Aleyhisselâm, şeriat‑ı Mûseviyede bir kısım ağır tekâlifi kaldırıp şarap gibi bazı müştehiyâtı helâl etmiş; aynen öyle de, büyük Deccal, şeytanın iğvâsı ve hükmüyle şeri­at‑ı İseviyenin ahkâmını kaldırıp Hıristiyanların ha­yat-ı içtimaiyele­rini idare eden rabıtaları bozarak anarşistliğe ve Ye’cüc ve Me’cüc’e zemin hazır eder. Ve İslâm Deccalı olan “Süfyan” dahi, şeriat-ı Muhammediyenin (a.s.m.) ebedî bir kısım ahkâmını nefis ve şeytanın desiseleriyle kal­dırma­ya çalışarak, hayat-ı beşeriyenin maddî ve mâ­nevî rabıtalarını bozarak, serkeş ve sarhoş ve sersem nefisleri ba­şıboş bırakarak hürmet ve merhamet gibi nuranî zincirleri çözer, hevesat-ı müteaffine bataklı­ğında birbirine saldırmak için cebrî bir serbesti­yet ve ayn-ı istibdat bir hürriyet vermek ile deh­şetli bir anar­şistliğe meydan açar ki, o vakit o in­sanlar gayet şiddetli bir istibdattan başka zapt altına alınamaz.» (Şualar sh: 593) İşte böyle bir fitne cereyanının doğurduğu ve Kur’an ve Hadîs lisanında “Ye’cüc ve Me’cüc” denilen T... Devamı

Zübeyr Ağabeyin Gazete Şartnamesi

2015-06-23 18:10:00

(1968-1971 YILLARI) İttihad İlmi Araştırma Heyeti  Bu devrenin başlangıç tarihi: 1968 lerden başlıyarak Türkiye'de din adına yapılan miting ve toplantılar, siyasi amaçlı cemaatle namazlar ve daha son­ra din ismi altında kurulan partiler ve sairelerle başladı. Hazret-i Üstadın vefatından 1968-1971'e kadar, her ne kadar Nur talebeleri sarsıntılar geçirdilerse de, fakat umumiyetle ve yüzde seksen ittifaklık ve yekvücudluk içinde kaldı­lar. Merhum Zübeyr Ağabeyin hayatta olması ve bu zatın Üstadın tarz-ı meşrebini iyi bilmesi ve şahsî dirayet, mertlik, fedakârlık gibi seciyelere sahip bulunması hasebiyle, bütün Nur hizmetiyle alakadar mes'elelere çok önemle ve bizzat eğil­mesi gibi sebeblerle, Nur cemaatı fazla bir zarar ve ihtilaf görmediler. Amma 1968'den başlıyarak, 1971 ve takib eden senelerde kurulan dini partiler ve bunla­rın sempatizanları; Nur talebelerinin kendilerine kayıtsız şartsız tabi' olmama­sından ve arkalarından sürüklenip gitmediklerinden, bir çok iftiralar ve siyasi oyun ve yalanlarla leke sürmeye başladılar. Bazı mütevassıt dindar gazeteler de gâh bu yana, gâh o yana lehte aleyhte yazılar neşrettiler. Derken, Nur talebeleri hem o siyasi adamlarla, hem de adı geçen orta halli bazı gazetelerin sahipleriyle yer yer münakaşalara girişmiş oldular. Bu sıralarda, Nur talebeleri bazı muharrirler başkasının gazetesinde ve emirleri altında çalışıyor ve o gazetelerde makaleler yazıyorlardı ise de, istedikle­ri manada yazılarını serbestçe yazamıyorlardı. Çünki bir gazetenin bünyesinde ve gazete sahibinin emri altında idiler. GAZETE ÇIKARMA İHTİYACI Sene 1968, "Bugün" gazetesi gittikçe trajini yükseltmekte idi. Bu gazete bazı Nurcu muhar­rir zatların istediği ya­zı... Devamı

HELAL SERTİFİKASI ARANMASI GEREKLİ KATKI MADDELERİ

2015-06-20 13:18:00

SIKINTI SADECE MONO VE DİGLİSERİD; MONOSODYUM GLUTAMAT; JELATİN; SİSTAİN’LE BİTMİYOR! GİMDES DİYOR Kİ; SIKINTI SADECE MONO VE DİGLİSERİD; MONOSODYUM GLUTAMAT; JELATİN; SİSTAİN’LE BİTMİYOR. HELAL SERTİFİKASI ARANMASI GEREKLİ EN AZ 140 ADET KATKI MADDESİ VAR… GİMDES’in hazırladığı Kritik Katkı Maddesi El Kitabında; Yaklaşık 305 adet kritik katkı maddesi bulunmaktadır. Mutlaka Helal sertifikası istenen 140 adet katkı maddesinde helal sertifikası istenmesinin farklı sebepleri ise aşağıda belirtilmiştir: • Mikrobiyal fermantasyon ile üretildiği için mikroorganizmanın geliştirilme ortamında dinen sakıncalı katkıların kullanımı ve GDO riski mevcuttur. • Üretimde kullanılan şüpheli (gliserin gibi) katkılar olma riski vardır. • Üretiminde kullanılan enzimlerin ve karbon filtrenin hayvansal kaynaklı olma ve GDO riski vardır. • Üretim prosesinde alkol ile muamele edilme riski vardır. • Peyniraltısuyundan üretilmesi ve peynir üretiminde kullanılan enzim, maya ve diğer katkı maddeleri risklidir. • Bira üreticilerinden tedarik edilmesi ve üretim prosesinde aroma gibi riskli katkılar kullanılabilmektedir. • Üretiminde kullanılan enzim ve diğer katkılardan dolayı risklidir. • Üretimde kullanılan yumurtalarda yapay renklendirici ve antibiyotik olma riski vardır. • Yağ bazlı olduğu için hayvansal kaynaklı olma ihtimali vardır. • Mayanın geliştirilmesinde kullanılan katkılar ve mayaya ait GDO riskleri mevcuttur. • Petrol kökenli olduğu için üretimde zararlı girdilerin kullanılma riski vardır. • Domuz vs. haram hayvanlar ile helal olan ancak islami usullerle kesilmemiş hayvanların hammaddelerinden üretilebildiği için risk vardır. • Üretim prosesinde antibiyotikli süt kullanma ihtimali vardır. Üretim hattınd... Devamı

Kim Demokrat ?

2015-06-03 18:51:00

Kim Demokrat ?     Bediüzzaman Hazretleri  KİME DEMOKRAT DER?   Risale-i Nur Külliyatında, Bediüzzaman Hazretleri demokratları tarif eder. Demokratlarda aranan vasıflar nelerdir sıralar.   Burada bilinmesi gereken önemli bir nokta da, Demokratlar tasvib edilmiyor sadece azammüşşere karşı tercih ediliyor. Malûmdur ehvenüşşer tasvib edilmez tercih edilir.   Siyaset yoluyla hizmet etmek isteyenlerden istenen özellikler :       Mükemmel bir reis (bulmak). (E. 219) Hakaik-i imaniye namına çık(mak). (E.219) Tam bir hürriyet-i şer’iyeye vesile ol(mak). (E.20) Din dersleri gibi şeâir-i İslâmiye ile Kur’ân’a hizmet (etmek). (Em.24) ·Eskilerin Kur’ân zararına tahribatları(nı) tâmir (etmek). (Em.24) İttihad-ı İslâm cereyanını kendine nokta-i istinad yapmak. (Em.24) Âlem-i İslâmı arkasında ihtiyat kuvveti yapmak. (Em.208) Komünist ve masonluk cereyanına karşı vaziyet alma(k). (Em.24)  Nurcuları, hem ulemâyı, hem milleti memnun ve minnettar etmek. (Em.24) Ayasofya’yı da beş yüz sene devam eden vaziyet-i kudsiyesine çevirmektir. (Em.24) · (Particilik tarafgirliğine ve ırkçılık tehlikesine karşı) Uhuvvet-i İslâmiyeyi ve esas İslâmiyet milliyetini o kuvvetin temel taşı yap(mak). (Em.172) Memuriyet(i) bir hizmetkârlık (olarak görmek). (Em.163)  (Müfredatı Risalelerde bulunan) Şark Darülfünunu’nun (Doğu Üniversitesi) tesis edilmesi için gayret göstermek. (E.185) Risale-i Nurların resmen (devlet eliyle) neşrine hizmet etmek. (Em.208)   Halkçıların iktidara gelmesine mani olmak. “hayat-ı içtimaiye ve vatanımıza dehşetli bir tehlike teşkil eden bu partinin (C.H.P... Devamı

Risale-i Nur'da da keyfiyyet esastır - Rüştü Tafral Ağabey

2015-06-03 18:44:00

Risale-i Nur'da da keyfiyyet esastır - Rüştü Tafral Ağabey       Pekkendir: Bu yaptığınız çalışmaların, derlemelerin, Anadolu'ya ve İstanbul'a neşredilmesi neticesinde, o bid'atlara bulaşan ve hatalı hizmet tarzına yönelmiş olan gruplarda, değişim veya bir ıslah olmuş mudur sizce?    RTafral: Bazılarında değişim oluyor fakat bu malum Sinsi Cereyan, kimin ne yapıp ne yapmadığını biliyor. Bunlar içerisinde bazı garazkârları da çalıştırıyor aleyhimde. Bunu ben yakinen biliyorum, bu bakımdan onların bulantıları var, destek olacakları yerde köstek oluyorlar. Bu bakımından mevcut Cemaatin şu andaki durumu oldukça avami hatta avam dahi diyemiyorum, Ahir zamanda avam durumu geçerli değil, avama da tahkiki iman dersinin verilmesi lüzumunu anlatıyor Üstad Hazretleri Bu itibarla keyfiyet önem arz eder ve sen de az olmayı esas alacaksın.    Pekkendir: O zaman keyfiyeti değil de kemiyeti, çoğalmayı esas alan Nur talebelerinde, bu tür hizmet esaslarından Risale-i Nur'un asıl prensiplerinden kayma, uzaklaşma durumu ortaya çıkıyor öyle mi?    RTafral: Evet aynen öyle oluyor. Halbuki Tekasür Suresi bu mevzuyu baştan sona kadar anlatıyor. Tabi anlayanlar için. O bakımdan, Risale-i Nur'da da keyfiyyet esastır. Neredeyse bir asır önce yazılmış Muhakemat'ta iki satır var, çok dikkat çekici, bilmem senin hatırında mı, ta o zaman şöyle söylüyor Üstad:  "Hem de bilâ-perva olarak ilân ederim: Beni geçmiş asırların efkârına karşı mübarezeye heyecan ve şecaate getiren (bu vermiş olduğu taraf düşman değil, bizim İslam dairemiz) ve yüzer senelerden beri sevk-ül ceyş ile kuvvet bulan hayalât (o zamanki avamın ilmi) ve evhamın müdafaasına beni gayrete getiren i... Devamı

Kredi Kartı Gecikme Cezası

2015-06-03 12:47:00

Kredi Kartı Gecikme Cezası   Katılım bankacılığı finans kurumları kredi kartı gecikme tutarı alıyorlar bu caiz mi.     Finans kurumlarından birine bu soruyu sorduğumuzda bize verilen cevap şöyledir: Uygulama Nedir: Bazı müşterilerimiz Bankamızın yapmış olduğu finansmanlarda belirlenen taksit tutarını tarihinde yatırmamakta veya kredi kartında Bankamız tarafından belirtilen son ödeme tarihinde borçlarının tamamını ödememekteler. Katılım Bankalacılığında önceki yıllarda müşteriler bu tip ödemelerini yapmadıklarında veya geç ödeme yaptıklarında herhangi bir fazlalık tahsil edilmiyordu ancak müşteriler bu durumda diğer Bankalardaki borçlarını ödüyor ve Katılım Bankasına olan borcunu ödemiyorlardı. Buda Katılım Bankasının dağıtacağı kar payını olumsuz etkiliyor ve nakit akışında bozulmalara sebep oluyordu. Bunu aşmak için Katılım Bankası Danışma Kurulları mahrum kalınan kar payı şeklinde bir uygulama yapıyordu. ancak AAOIFI tarafından yayımlanan standartlardan sonra bu uygulama gecikme cezası uygulaması şeklinde değişti.    Danışma Kurul Kararı Nasıl Verildi: AAOIFI Fetva Kurulunun belirlemiş olduğu standartlarda 3. olan "Ödeme Gücü Bulunduğu Halde Ödeme Yapmayan Borçlu" standartına göre hareket ediliyor. Bütün Katılım Bankaları şu anda gecikme cezası şeklinde uygulama yapıyorlar. Bu karara göre insanlar verdiği sözde durarak ödemelerini yapmak durumundadırlar. Eğer vaktinde ödemesini yapmaz ise nasıl bir sözleşmede ceza söz konusu ise karşı tarafın mağduriyetini karşılamak için gecikme bedelini ödemek durumundadır. Burada önemli husus Katılım Bankası gecikme cezası uygulamasından kar elde etmemelidir. Danışma Kurulumuzun kararı gereği Bankamız müşterilerin yapmış olduğu geç ödemelerde alınan cezadan ... Devamı

Nar Ekşisinin Faydaları

2015-06-02 15:21:00

(SAHTE NAR EKŞİLERİNE DİKKAT)  Her tarafta hakiki nar ekşisi diye satılan fakat % 99'u glikoz ve sitrik asitten oluşan sahte nar ekşilerine dikkat edilmeli      ¨      Şeker Hastalığına iyi gelir, ¨      Dişeti kanamalarına iyi gelir, ¨      Kellik tedavisinde oldukça etkilidir, ¨      Tansiyonu yüksek olanlar için faydalıdır, ¨      Tansiyonumuzu olumlu bir şekilde düzenler, ¨      Kalbimizi korur düzenli çalışmasına destek olur, ¨      Enfeksiyona karşı vücut direncini korur ve artırır, ¨      Enerji verir, yorgunluğu giderir, ¨      İdrar söktürücü etkisiyle toksin atılımını sağlar, ¨      Bağışıklık sistemini güçlendirir hastalıklara karşı korur, ¨      Kolesterol ve kan şekerimizi regüle eder artmasını engeller, ¨      Bağırsak parazitlerinin düşmanıdır, iyi bakterilerin artmasını sağlar, ¨      İshali (diare) önler, tedavide destek sağlar, ¨      Ciltte olumlu katkısı vardır, pürüzsüz görünüm sağlar, ¨      Cilt enfeksiyonlarında olumlu katkısı vardır, ¨      Böbrek yaralarına karşı tatlı narın bol bol yenilmesi; ¨      Göz ağırısına karşı ekşi nar taneleri, mercimek ve gül suyundan oluşan karışımın göz kapakları üzerine yarım saat konması; ¨    ... Devamı

Gülme krizine sokan İmam aranıyor

2015-05-23 19:03:00

Gülme krizine sokan İmam aranıyor   Akıllı telefonların ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte herkes her anını kayda almaya başladı. Bu durumdan camilerimiz de nasibini alıyor. Cemaat elinde kamera bir yandan hocayı kaydediyor, bir yandan nasihati dinliyor. İşin ilginç yanı hiç dinle diyanetle işi olmayan web siteleri bile bu videoları servis ediyor. Çünkü eğlenceli. Başlıklar ise şöyle: “İmam gülmekten öldürdü” “Cemaat gülme krizine girdi” “Hoca anlattı cemaat kahkahalardan yerlere yattı” “X Hoca kahkahalara boğdu” Merak ettiğim gülmek ve güldürmek, bilmediğimiz bir tarihte tedavüle giren bir tebliğ aracı mıdır? Yoksa makbuliyeti stand-up yetenekleriyle ilişkilendirilen bir imam imajı mı çizilmeye çalışılıyor? Yani bir zaman gelecek cemaat daha çok güldüren hocaların vaazlarını mı dinlemeye başlayacak? Ya da bir zaman gelecek imamlar şaka yeteneklerine göre konservatuardan mı mezun olacak?  Yada şöyle bir diyalogu hayal edebiliyor musunuz: -Hafta sonu bir camiye gittik, inanmazsın gül gül öldük. İmam anlattı biz güldük. Ne komik hoca ya? Bir gün senle de gidelim, hep beraber güleriz. -Nasıl yani? -Pampa, çok komik diyorum ya! Adam öyle bir anlattı ki cehenneme gidesin gelir. Gülmek çoğu zaman durumun anormalliğinden kaynaklanır. Bir hakikatin yansımasından kaynaklanabilir. Şakalar, espiriler, nükteler hitabetin bir parçası olabilir. Dikkatlerin dağıldığı noktalarda kullanılabilir. Yerine yöntemine kişisine işlevine göre farklılık gösterebilir. İmamlar da bu yöntemi çok masumane kullanıyor olabilir. Fakat imamlık mesleğinin ve camilerin hayatımızdaki yeri düşünüldüğünde güldürme/komiklik enstru... Devamı

Muhakemat ve İşaratü’l-İcaz

2015-05-12 08:23:00

Bediüzzaman, Muhakemat isimli eseriyle tefsire giriş yapmış. Tefsirlerin usul, üslup ve metotlarını en ince detaylarına kadar nazara vermiştir. Kur’ân ve Hadis’i hakikat, belağat sanatları ve itikat esasları çerçevesinde anlamanın metotlarını, prensiplerini, formüllerini ihtiva eden harika bir eser olan Muhakemat, Bediüzzaman’ın tabiriyle, “İşaratü’l-İcaz tefsirinin girişi, mukaddimesididir.” Muhakemat, 19. asra kadar, İslâm alimleri tarafından yazılan tefsir, kelam, tasavvuf, ahlâk ve sair eserlere giren birtakım farklı düşünceleri, yanlış yorum ve  değerlendirmeleri, İsrailiyyat (İslâm)’dan olmayıp Yahudi, Hıristiyan ve sair din ile kültürlerden giren muzahref, yani, doğru ile yanlışların karışık olduğu bilgilerin ve rivayetleri ilmi metotlarla tahkik edip akıl, mantık süzgecinden geçirmiş, okuyucuya sunmuştur. Keza, Batı felsefe ve kültür kaynaklarından etkilenen İslâm filozoflarının da kabul ettiği bir derin ve yanlış düşünce ve görüşleri de yine İslâm akidesinin, inancının ince ayarından geçirerek, hassas mihengine vurularak Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye ışığında ulemanın, havassın istifadesine takdim edilmiştir. Diğer bir ifadeyle, çağın ihtiyacına ve ilmi birikimine uygun bir tefsir sistematiğinin girişidir. İşaratü’l-İcaz isimli eseri ile de Muhakemat’ı açarak, Kur’ân mucizeliğini harflere, en ince detaylarına kadar ispat ve izah etmiştir. Ali Ferşadoğlu Risale-i Nur Araştırma Merkezi Yozgatnur ... Devamı

İstibdat nedir; meşrutiyet nedir?

2015-05-11 07:33:00

  İstibdat nedir; meşrutiyet nedir?   Sual: “İstibdat nedir? Meşrutiyet nedir?” Diğeri: “Ermeniler ağa oldular. Biz sefil kaldık.” Başkası: “Dînimize zarar yok mu?” Daha başkası: “Jön Türkler şöyledirler, böyledirler, bizi de zarardîde edecekler.” Diğeri: “Gayr-i müslim, nasıl asker olacak?” İlâ âhir... Cevap: Yahu, şu gürültülü, karma karışık, sizin gibi intizamsız suallerinize nasıl cevap vereceğim? **** Sual: Kâide-i suali sen göster? Cevap: Meşrutiyet kanunuyla sual ediniz. Yani içinizden bir iki zekî adamı intihap ediniz; ta size vekil olarak müşteri olup, sual etsin. Siz de dinleyiniz. Onlar: Peki, peki... **** Sual: İstibdat nedir; meşrutiyet nedir? Cevap: İstibdat tahakkümdür, muâmele-i keyfiyedir, kuvvete istinad ile cebirdir, rey-i vâhiddir, sû-i istimâlâta gâyet müsâit bir zemindir, zulmün temelidir, insâniyetin mâhisidir. Sefâlet derelerinin esfel-i sâfilînine insanı tekerlendiren ve âlem-i İslâmiyeti zillet ve sefâlete düşürttüren ve ağrâz ve husumeti uyandıran ve İslâmiyeti zehirlendiren, hatta herşeye sirâyet ile zehrini atan, o derece ihtilâfâtı beyne’l-İslâm îkâ edip, Mûtezile, Cebriye, Mürcie gibi dalâlet fırkalarını tevlid eden, istibdattır. Evet, taklidin pederi ve istibdad-ı siyasînin veledi olan istibdad-ı ilmîdir ki, Cebriye, Râfıziye, Mûtezile gibi İslâmiyeti müşevveş eden fırkaları tevlid etmiştir. **** Sual: “İstibdat bu derece bir semm-i katil olduğunu bilmezdik. Lehü’l-hamd, parçalandı. Onu esâsiyle tedâvi edecek olan t... Devamı

Beğendiğin Şeyde İfrat Etmek!

2015-05-09 08:34:00

Sual:"Beğendiğin şeyde ifrât etme. Bir derdin dermanı başka derde derd olur, panzehiri zehir olur. Derman hadden geçerse, derd getirir, öldürür." (Lemaat) Açıklar mısınız?     "Her hareketinde istikamet ve itidal üzere gitmiş, ifrat ve tefritten içtinab etmiştir. Lem'alar"    "Ve keza ifrat ve tefrit, hayat-ı içtimaiyeye karşı isyan ateşini yakan iki âmildir.İşarat-ül İ'caz"   "Ve keza ifrat ve tefrit hayat-ı nefsiye ve ruhiyenin maraz ve hastalığını intac eden esbabdandır. İşarat-ül İ'caz"     " Kur'an-ı Hakîm'in hikmet-i kudsiyesi ise, o ifrat ve tefriti bırakıp hadd-i vasatı ihtiyar edip der..Nur Çeşmesi "   ifrat tefriti doğurur. düşünün ki bir ilaç var. içeriğine prospektüsüne bakınca şundan şu kadar bundan bu kadar diye yazmaktadır.içerisinde ki değerler birisi değişse o ilaç beklenilen şifanın gelmesine vesile olmak hasiyetini kaybetmektedir.   Bunun gibi aşırık olan ifratı dayatırsak birilerine o aşırılıktan memnun olmayan kimseler müfrit(aşırı giden)lerden nefret duymasına ve onlara inat olarak yapmamaya başlayacaktır. buna dair gene lemaatte: "   Hangi şeyi vasfetsen olduğu gibi vasfet. Medhin mübalağası bence zemm-i zımnîdir. İhsan-ı İlahîden fazla ihsan, ihsan değildir..." demektedir.    Birisi bir mesleği/meşrebi haddinden fazla medih ederse illa oraya muhalif kimselerin de oluşmasına sebep olacaktır.   Bu arada ifrat tefritinde doğmasına zemin teşkil eder. bu sebeple ifrat edenler tefrit ehlinin ortaya çıkmasını sağlarlar. Zaten mezheb-i ehl-i sünnet olarak bizler orta yolu tutmuşuz. üstadımız Bediüzzaman (ks)'da bunu belirtmektedir... Devamı

Neşir Nüshası Olmayan Kitaplar!

2015-05-04 15:13:00

İSTİZAH Bu KASTAMONU LÂHİKASI’nı Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri Kuleönlü Küçük Ali Ağabey’e yazdırıp, tashih ettikten sonra hangi mektupların neşredilip, hangilerinin neşredilmiyeceğini bizzat kendi elleriyle işaretleyip, neşir nüshası olarak Ankara’ya göndermişlerdir.   Ma’lûmunuz matbaa ile basım devresinden evvel binlerce insan Risâle-i Nur’a hizmet etmek ve Bediüzzaman Hazretlerinin duasını almak için, Risâle-i Nur kitaplarını ve Lâhika mektuplarını elle yazıp Üstada tashih ve sonuna dua için göndermişlerdir. Üstad Hazretleri de gelen, elle yazılmış eski yazılı risâleleri ve lâhika mektuplarını tashih ederek sâhiblerine bir dua yazıp geri gönderiyordu.   Bilhassa bu nüshalar ve lahika mektupları (Neşir nüshası olmayıp) matbaa ile basım neşriyatı için medâr ve asıl olamaz.   Çünkü o zaman etrafa gönderilen bazı mektuplar, husûsî şahısları alakadar edip, muvakkat bir zaman için yazılmıştı, dâimî ve umuma neşr olunacak mektuplardan değildi.   Ve bunlar da lahikalara yazılmıştı. Nitekim Üstad Hazretleri matbaa ile neşir için tashih ederek bize gönderdiği Emirdağ Lâhika mektuplarında, neşrolunacak mektupların baş ve sonlarını bizzat parantezlerle işaretlemiştir.   Bazı mektupların bir kısmını ve hatta ba’zan mektubun baş ve son kısımlarını neşir hârici bırakmışlardır.   Kastamonu Lâhikasında da dördüncü kısmına kadar neşrolmayacak mektupların etrafını bir çizgi ile çevirmişler, neşrolacak mektupları da tashih edip dokunmamışlar.   Kastamonu Lâhikasının beşinci son kısmını da neşrolacak mektupların baş ve sonlarını parentezlerle işaretlemişler; neş... Devamı

Bir kardeşimizin müşahedatıdır!

2015-04-12 00:16:00

Bir kardeşimizin müşahedatıdır! Liseli bir kardeşimiz yakın tanıdıkları vasıtasıyla nurları medreseyi tanıyor. Derslere gelip gidiyor okuyor soruyor okutmaya neşir etmeye çalışıyor. Ve diğer kalanlar gibi medresede kalmak talebinde bulunuyor kabul görüyor kalıyor. Burada devamına dikkati celb etmek istediyorum. Medresede vakfı hayat Abinin bir kişiye taraf olmasıdır. Oradaki bulunan vakfı hayat abi Üstadı ve ağabeyleri temsil etmektedir. Bir kardeş milli duyguları ön planda veyahut şahsi yanlışları siyasi yanlışları mevcut diyerek ona ön yargılı olmak kötülemek kusturmek dershaneden uzaklaştırmak yerine acaba elimizde hizmette nur dairesi içinde nasıl tutmalıyım diye çaba harcamali terlemelidir. Üstadın kemmiyet keyfiyet kıyaslamasi elimizden bir kalsın on gidebilir demek değildir. Insanlara doğru yolu istikameti gücendirmeden göstermeye çalışmalıdır. Bizim elimizle kimse nurlardan ve daireden ayrılmamalıdır. Biz bu şekilde Bıktırıcı dariltici usandırici gücendirici değil sevdirici ögretici sabredici olmakla mükellefız. O kardesimizin Medresede yasadiklarini kısaca anlatıyorum. Medresede okuldan kalan tüm vaktini kendi imanını kurtarmaya çalışıyor. Günlük okumalarını ibadetlerini kendine düşen vazifelerini görevlerini yapmaya gayret ediyor. Ev derslerine Medrese Derslerine hizmetlerine koşturuyor. Tek eksiği maddi açıdan destek verememek. Buda bazıları tarafından göze batıyor. O kardeşimiz genç 17 18 yaslarinda istese evinde kalabilir evi medrese yakın.   Ama bir kere oradaki lezzeti almış. Olay ise şu medresede birde öğretmen kardeşimiz var. Bazı menfi milliyet düşünceleri mevcud herkez tarafından biliniyor. Liseli kardeşle aralıklı sürtüşme oluyor üst perdeden konuşmalar küçük düşürüc&uum... Devamı

Risale-i Nur okurken en iyi şekilde nasıl istifade edebiliriz?

2015-04-04 20:12:00

Risale-i Nur okurken en iyi şekilde nasıl istifade edebiliriz? Sesli okumak mı, sessiz okumak mı? Veya çok okumak mı, düşünerek az okumak mı? Ayrıca cevşen ve sair evradları okumanın Risale-i Nur’dan istifadeye faydası var mı? Risale-i Nur, Kur’an-ı Kerim’in harika bir tefsiridir. Böyle kıymetli bir eserden istifade etmek büyük bir nimettir, bir ayrıcalıktır. Okurken şu gibi esaslara dikkat edilse, istifade çok daha fazla olur diye düşünmekteyiz: • Başkalarına anlatmak için değil, kendi nefsimize hitap ederek okumak. • Az da olsa her gün okumak. • Küçük Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, Haşir Risalesi gibi daha kolay anlaşılabilen risalelere öncelik vermek. • Bilinmeyen kelimelerle ilgili lügat çalışması yapmak. Bir insan her ay bir risalenin kelimelerini çıkararak okusa, bir yıl gibi bir sürede çok mesafe alabilir. • Çevremizde Nur dersleri yapılıyorsa düzenli olarak takip etmek, yapılmıyorsa da başlatmak. • Seviyesi iyi kimselerle ön çalışmalı dersler yapmak. Mesela, bir hafta önceden belirlenen bir derse hazırlanıp gelmek, başkalarıyla bu konuyu enine boyuna müzakere etmek son derece faydalı olacaktır. • “Ya Rabbi, bu eserleri anlamayı ve yaşamayı nasip eyle” şeklinde dualar etmek. • Her gün hiç olmazsa on beş dakika sesli okumak, hem okuyuşu düzgünleştirir, hem telaffuzu güzelleştirir. • Ayrıca sessiz olarak da yoğun bir şekilde okumak gerekir. Külliyetle dalmak mühimdir. • Okuduğumuzu başkalarıyla paylaşmak önemlidir. İlim, paylaşıldıkça artar ve bereketlenir. • Başlangıçta anlamasak da çok okumak, sonraki okuyuşlarda ise anlama ağırlıklı okumak daha faydalı olacaktır. • Cevşen ve sa... Devamı

Mutluluğun Formülü

2015-04-01 23:58:00

1.YALAN KONUŞMAYACAKSIN. 2. HARAM YEMEYECEKSİN. 3. KİMSENİN AHINI ALMAYACAKSIN. 4. VEFASIZLIK YAPMAYACAKSIN. 5. HASEDİNİ KONTROL EDEBİLMEK İÇİN ONA DEVAMLI DUA EDECEKSİN.(KİME HASED EDİYORSAN). 6. DUA’YI BIRAKMAYACAKSIN. 7. SILA-İ RAHMİ KESMEYECEKSİN. 8. BEN MERKEZLİ YAŞAMAYACAKSIN. 9. NİÇİN YAŞADIĞINA SAMİMİ CEVAP ARAYACAKSIN. 10. ÜZERİNDE HAKLARI OLANLARIN GÖNÜLLERİNİ ALARAK HAKLARINI HELAL ETTİRECEKSİN. 11. KENDİNE MADDİ VE MANEVİ YATIRIM YAP VE KIYMET VERECEKSİN. 12. GIYBETTEN, İFTİRADAN VE BUNLARA ALET OLMAKDAN KOĞUCULUKTAN, VESİLE OLMAKTAN UZAK DURACAKSIN. 13. SUİZANDAN ŞİDDETLE KAÇINACAKSIN. 14. HAYALİNE HAKİM OLACAKSIN. 15. GURUR, KİBİR, HASED, BEN MERKEZCİLİKDEN, YE’S DEN, KORKULARINDAN UZAK DURACAKSIN. 16. TEFEKKÜR EHLİ OL, TESLİM EHLİ OL. 17. KENDİNİ KEŞFETMEYE ENFÜSİ SEYAHATLER YAP. 18. ALLAH’A SUİZAN YAPMA. 19. EVRADLARINI SAKIN BIRAKMA. 20. NAMAZINI VAKTİNDE KIL AKABİNDE TESBİHATINI UNUTMA. 21. ‘’ŞEFKATE MUHTAÇ OLACAK KADAR İNSANLARA ŞEFKAT YAPMA’’ (Hadis).  22. KENDİ DİMAĞINI VE KALBİNİ ENFÜSÜNÜ TAHRİP EDECEK, KALDIRAMAYACAĞIN HABERLERİ DİNLEME. 23. DÜNYADA MİSAFİR GİBİ OL. 24. VER VERMEYE ALIŞ CANINI RAHAT VERİRSİN. 25. SÖZÜNDE DUR, HER DOĞRUYU HER YERDE DEME. 26. ACIMASIZ DÜŞMANLARIN OLAN ŞEYTAN VE NEFİSİNİ UNUTMA. 27. ZİKİR EHLİ VE İLİM EHLİ OL. 28. MADDİ MANEVİ İSRAFLARDAN KAÇIN (YANİ HAYALİNİ BİLE İSRAF ETME). 29. ÖZEL HAYATINDA MUTEDİL OL. 30. BELAGAT EHLİ OL YOKSA DOSTLARINI KAÇIRIRSIN, ADALET YAPIP EŞİT DAVRANMA HAK SAHİBİNE RİYAKATA GÖRE DAVRAN YOKSA EŞİT DAVRANMAK ADALET DEĞİL ZULUMDÜR. 31. KİMSEYE NAZLANMA NAZ YAPMA (HELE ALLAH’A SAKIN NAZ YAPMA). 32. ZİLLETTEN UZAK DUR, İZZETİ NEFSİNİ KORU, VAKARINI BIRAKMA. 33. ACELECİ OLMA, SABIRLI OLMAYA &Cc... Devamı

[G.M.] Kahraman Zübeyr’in Kocatepe Gazetesi’ne verdiği cevabdır.

2015-03-25 06:17:00

439/449 (Kahraman Zübeyr’in Kocatepe Gazetesi’ne verdiği cevabdır.)                Bediüzzaman Said-ün Nursî gibi realizmin yüksek bir feylesofu olan bir dâhî hakkında vereceğiniz bir malûmattan memnun kalmış, sevinmiştik. Bu husustaki merak ve tecessüsle takib edeceğimiz yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorduk.   29 Teşrin-i Evvel 948 tarihli nüshanızda ilk yazınızı okuyunca müteessir olmakla beraber, bu ehemmiyetli âlemşümul hâdisenin içyüzüne vâkıf olmadan sathî bir malûmat eseri olan yazılarınızı sütunlarınızda neşrettiğinize hayret ettik. Zira biz gazeteyi realiteyi tahrif veya tahvil etmeden motomot (aynen) efkâr-ı umumiyeye arzeden bir neşir vasıtası olarak biliyoruz ve böyledir. Şimdi yazılarınızdaki yanlışları sırasıyla takdim ediyoruz:   1-Said-ün Nursî’nin şöhreti “Bedi’zaman” değildir, “Bediüzzaman”dır.   2-Bediüzzaman Denizli’ye nefyedilmemiştir. Orada sadece beraetle neticelenen muhakemesi yapılmıştır.   3-Bediüzzaman Denizli ve Isparta’da mahkûm edilmemiştir. Bilakis masumiyeti güneş gibi aşikâr olarak beraet ettirilmiştir.   4-Şeyh diye, tarîkat tesis eden ve tarîkat dersi verene denir. Bediüzzaman’ın tarîkatla ilgisi olmadığı mahkemelerde isbat edilmiştir. Bu itibarla Bediüzzaman şeyh değildir. Onun eserleri vardır. Cem’iyeti eserleriyle irşad etmiş ve etmektedir. Eser veren bir kimseye de müellif denir. O hârika eserleriyle dâhî bir müellif olarak büyük bir şöhret ve değere mazhar olmuştur.   5-Mürid tabiri de, şeyhle talebesi mabeynindeki bir ıstılahtır. Bediüzzaman’la mahkemeye ve... Devamı

Fotoğraf |  görsel 1