.:YOZGATNUR66:. Aklını Doğru Kullan Huzur Bul!

RİSALE

50-

Ders Okumak ihlasa Zarar Verir Mi ?

2017-04-04 10:11:00

Ders Okumak ihlasa Zarar Verir Mi ? Sual: “İhlâs Risâlesinin Üçüncü Düsturunda, “Eğer ‘ben sevap kazanayım, bu güzel meseleyi ben söyleyeyim’ arzûnuz varsa, çendan onda bir günah ve zarar yoktur; fakat mabeyninizdeki sırr-ı ihlâsa zarar gelebilir.” bölümünde geçen, “fakat mabeyninizdeki sırr-ı ihlâsa zarar gelebilir.” Cümlesini açıklar mısınız?” BEN SEVAP KAZANAYIM HİSSİ Bahsettiğiniz bölümde, en masum bir gerekçe üzerinde şeytanın hangi tarzda gelebileceğine işaret ediliyor. “Ben sevap kazanayım, bu güzel meseleyi ben söyleyeyim” arzusunda bir günah ve zarar yoktur aslında.  Fakat bu isteğin altında eğer bir benlik duygusu varsa, bu, insanın amelini şeytana yaklaştırmış oluyor. Şeytanın işletmesi için eline malzeme verilmiş oluyor. Şeytana girebileceği bir kapı açılmış oluyor.  Şeytan o kapıdan girip, eline verilen “benlik” malzemesini kullandığı dakikada hırsla peşine düştüğümüz sevaptan da, aşkla yoluna koyulduğumuz hizmetten de –maazallah- elimizde bir şey kalmıyor.  İşte Üstad Hazretleri bu tehlikenin ağına düşmekten sakınmamız için diyor ki:  En latif ve en güzel bir hakikat-i imaniyeyi muhtaç bir mü’mine bildirmek ki, en masumane, zararsız bir menfaattir; mümkünse, nefsinize bir hodgamlık gelmemek için, istemeyen bir arkadaş ile yaptırmak hoşunuza gitsin.”1  İSTENMEYEN BİR ARKADAŞA DERS YAPTIRMANIN FAYDALARI Demek, istemeyen bir arkadaşa ders yaptırdığımızda, şu kârları elde ediyoruz:  1-Bizim nefsimiz hodgamlık, benlik ve kendini beğenmişlik tehlikesinden kurtuluyor. İçimizde bir benlik duygusu yoksa ne â... Devamı

İlim Amel içindir !

2016-03-18 19:06:00

                         İlim Amel içindir ! Bahsimiz olan ilmin, fazileti netice vermesi ve kemal sıfatlarını kazandırması ve bu sıfatların fiili hayatta görünmesi ile alâkalı olarak Risale-i nur’dan icmalî hükümler halinde birkaç nümunesini kaydederiz. Yani hakiki bir nurcu: 1- İhlası esas alır. Yani hizmet-i diniyede Rıza-yı İlâhîden başka maksadlara ve şahsi menfaatlere göz dikmediği, fiiliyatında görünür. 2- Sadakatla hizmet eder. Yani, kitabta gösterilen düsturlara tavizsiz bağlılığını fiilen gösterir. 3- Ahirzaman fitnesinin cemiyette intişar eden bid’alarından uzak durmaya dikkat eder. 4- Lâübaliyane hareketlerden kaçarak ciddiyeti muhafaza etmeye gayret edip, vakarlılığı hareketleriyle telkin eder. 5- Teferruatta ve şahsî hukukta müsamahakâr davranıp ihtilâf çıkarmaz. Ancak hukuk-u umumiyede münakaşalara girmeden hakkı müdafaa ve tebliğ eder. 6- İktisada riayet eder ve medeniyet-i hazıranın israflı hayatından ve fantaziyelerinden fikren ve fiilen uzak durmaya gayret eder. 7- Siyaset-i hazıranın meraklarından ve alâkalarından uzak durur. 8- Hayatta istiğna düturunu esas alıp meslek-i Nuriyenin izzetini koruduğu hayatında müşahede edilir. 9- Müsbet hareket eder. Tarafgirane çekişmelere ve mücadelelere girmez. 10- Enaniyet, hodfüruşluk, riya, hubb-u cah, teveccüh-ü nas gibi hissiyatın te’sirinde kalmayıp hayatında tevazukârlık gibi haller görülür 11- Ciddî bir gayesi olup dava adamı evsafına sahib olur. 12- Hürmete lâyık olanlara samimî hürmet eder. 13- Aslâ yalan söylemez. Sözüne itimad edilir. 14- Gayetle şefkatli ve halim-selimdir, zulmetmez. 15- Mürüvvet... Devamı

CERBEZE iLE ETBAINIZI KANDIRMAYIN ARTIK YETER!

2015-10-31 11:35:00

Kazım güleçyüz'ün videosuna cevap mahiyetindedir.   http://www.yeniasya.com.tr/video/bediuzzaman-sonrasi-nurcular-in-siyasi-tercihleri_365733   Bu videoyu izledim ve çelişkili ifade ve beyanlarını dinledim. Kendi içerisinde de çelişen bu beyanlarına karşı bir şeyler yazmak istedim.   Güleçyüz'ün beyanında    * Demokrat misyonunun Adalet ile devam ettiğini söylediniz. ki bizde buna katılıyoruz. Lakin şu var. Demokrat bir misyon iken ve bunu misyonu adaletle devam ettiğini söylerken bu misyonun temsilcisi olarak şimdiki Demokrat partiyi görüyorsunuz.   4. dk de ise tüm nur meşreblerinin ve diğer mesleklerin de desteğini aldığını söylediniz ki elhak doğrudur. videonun 6.40 da ise "% veya %% kaç bunlar bizim ölçü değil". denildi.    o halde soruyorum ki üstad halkçılara karşı, millet partisi ve cevdet rifat atilhanın kurduğu ittihad-ı islam partisini neden desteklemedi demokrata verdiği desteği devam ettirdi? çünkü bu millet ve ittihad-ı islam partileri, halk partisinden oy alamaz demokrat partiden oy kaydırabilir. Demokrattan oy kayması ise halkçıların işine yarar. Dolaylı yollardan bu mllet ve ittihad-ı islam partilerine kayan demokrat oyları Halçılara verilmiş olacaktır.   Bir basit denklem. 1 Oyun var. Bunu götürüp ya Halkçı zihniyete veya bunun karşısında ki en gür sese vereceksin. Engür sese vermeyip cılız seslere verirsen senin poatnsiyel 1 oyun engürsesten 1 kayıp olduğu için Halkçıların sesinin daha gür çıkmasına sebep olacaktır.   Bu sebeple üstad Bediüzzaman (k.s.) bu siyasi dehasını kullarak millet ve ittihad-ı islam partilerine oy kaymaması ve demokratın devamı için "BU VATANDA ... Devamı

insanın Bahçesi

2015-08-16 23:23:00

 Dördüncü Nokta: Âlem için tek bir yüz, bir cihet değil, pek çok umumî ve muhtelif vecihler vardır. Ve faideleri temin eden, kesretle umumî ve mütedâhil yani birbiri içinde cihetler vardır. Ve istifade yollarının da envaen türlü türlü tarîkleri vardır. Meselâ senin güzel bir bahçen vardır. bahçe, bir cihetten senin istifadene tahsis edildiği gibi, diğer bir cihetten de halkı faidelendirir. Meselâ o bahçenin hüsnüne, güzelliğine her bakan bir zevk alır, bir inşirah peyda eder; bunda bir mâni' yoktur. Kezalik insanın beş zahirî, beş bâtınî olmak üzere on tane hassesi ve duygusu vardır. İnsan bu duygularıyla ve keza cismiyle, ruhuyla, kalbiyle dünyanın herbir cüz'ünden istifade edebilir; mâni' yoktur. İşarat-ül İ'caz ( 186 )   Devamı

Ehl-i Dalalete iltihak Tehlikesi!

2015-07-28 14:13:00

Ehl-i Dalalete iltihak Tehlikesi!   Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünki aramızdaki dere pek derindir. Doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz.   Ya siz de onlara iltihak edersiniz veya dalalete düşer boğulursunuz.[1]   Evet, menfîlikleri öğrenerek mücadele edeceğim gibi saf bir niyetle başlayıp, menfî şeylerle meşgul ola ola dinî bağları ve dinî salabet ve sadakatı eski haline nazaran gevşemiş olanlar olmuştur. [2] * * * O bîçareler, "Kalbimiz Üstad ile beraberdir" fikriyle kendilerini tehlikesiz zannederler. Halbuki ehl-i ilhadın cereyanına kuvvet veren ve propagandalarına kapılan, belki bilmeyerek hafiyelikte istimal edilmek tehlikesi bulunan bir adamın, "Kalbim safidir. Üstadımın mesleğine sadıktır." demesi, bu misale benzer ki: Birisi namaz kılarken karnındaki yeli tutamıyor, çıkıyor; hadesvuku buluyor. Ona "Namazın bozuldu" denildiği vakit, o diyor: "Neden namazım bozulsun, kalbim safidir." [3] * * *  Bediüzzaman Said Nursi Haşiye - Mehaz (Envar ve ihlas Nur Neşriyat) : [1] Mesnevi-i Nuriye ( 126 ) [2] Tarihçe-i Hayat ( 691 ) [3] Mektubat ( 412 )   Risale-i Nur Araştırma Merkezi Yozgatnur ... Devamı

Bu Vatan için en büyük tehlikelerden biri… HALK PARTİSİ İKTİDARI

2015-07-09 01:23:00

HALK PARTİSİNİN İKTİDARA GELMESİDİR 1927 yılında toplanan Türk Ocakları Kurultayında, Türk Ocağı Yasası’nda değişiklik yapılarak Ocak, Cumhuriyet Halk Partisinin emrine girmişti. Ocak “Cumhuriyet, milliyet, muasır medeniyet ve halkçılık mefkurelerini takip eden Türk Ocağı, mefkureleri tahakkuk ettirmekte olan Cumhuriyet Halk Fırkası ile devlet siyasetinde beraber” olacaktı. Halbuki 1912 deki kuruluş gayesinde var olan “asla siyasetle uğraşmama” prensibi rafa kaldırılmıştı. Yöneticiler bundan memnun olmaz. Ocak daha sonra 1932 yılında Halkevlerine dönüştürülür. Halk Partisi her yerde açtırdığı Ocakların (Halkevleri) bir şubesini de Ispartanın Barla Nahiyesinde açar. O sıralar orada sürgün olarak bulunan Bediüzzaman Hazretlerinin bu ocakların mahiyetiyle alâkalı bir tesbiti şöyledir: “Zehire tiryak namı vermekle, tiryak olmadığı gibi; zındıka hissiyatını veren ve dinsizliğe zemin ihzar eden bir heyetin vaziyetine, ne nam verilirse verilsin, Genç Yurdu denilsin, hattâ Mübarekler Yurdu denilsin, ne denilirse denilsin o mana değişmez. Başka yerlerde, Genç Yurdu ve Türklük Meclisi, Teceddüd Mahfeli gibi isim ve ünvanlarla bulunan heyetler, başka şekillerde zararsız bir surette bulunabilirler. Fakat bu köyde madem sekiz senedir ki, sırf esasat-ı imaniye, usûl-ü hakaik-i diniye ile meşgulüz. Elbette bu köyde bize karşı muannidane bir heyetin takib edeceği esas, imansızlığa ve usûl-ü diniyeye muhalif, hattâ zındıka hesabına bir hareket yerine girer. Bilinsin bilinmesin netice öyle çıkar. Çünki bu havalide umumca tebeyyün etmiş ki, siyaset cereyanlarıyla alâkadar değilim, belki yalnız hakaik-i diniye ile meşgulüz. Şimdi burada birisi bize muhalif hareket etse, hükûmet hesabına olamaz; &c... Devamı

Bediüzzaman Hazretleri MHP için ne dedi:

2015-07-01 00:46:00

25 sene Halk Partisi zorbalığında (1925-1950) bir defa hükümete müracaat etmeyen ve onları kabil-i hitap görmeyen Said Nursi Hazretleri Demokratların hükümeti devrinde (1950-1960) partilere tavsiye ve ikazlarda bulunmuştur. Bu tavsiye ve ikazlarında bugünkü MHP diye anılan partinin kökeni olan Millet Partisine hitaben önemli uyarı ve ikazları vardır. Şöyle ki: “Milletçilere gelince: Eğer bu partide sırf İslâmiyet esas olsa, (Haşiye) Demokrat Parti’ye yardım ettiği gibi, muhalif ve muarız olmayarak, iktidara gelmesine çalışmaz. Eğer bu partide: Irkçılık ve Türkçülük fikri esas ise, birden hakikî Türk olmayan bu vatandaki ekseriyetin ancak onda üçü Türktür, kalan kısmı da başka milletlerle karışmıştır. O zaman Hürriyetin başında olduğu gibi bu asil ve masum Türk milleti aleyhine bir milliyetçilik tarafgirliği meydana gelecek, o vakit hakikî Türkler’i ecnebiler boyunduruğu altına girmeye mecbur edecek. Veya Türkleşmiş sair unsurdan olan ve bu vatanda mevcud ırkçılık ve unsurculuk damarıyla bir ecnebiye istinad ile masum Türk milletini tahakkümleri altına alacaklar. Bu durum ise dehşetli, tehlikeli olduğundan, Kur’an ve vatan ve millet hesabına, dindar ve dine hürmetkâr Demokrat Parti’nin iktidarda kalmasını temin etmeleri için ders veriyorum.” dedi. (Haşiye): İslâmiyet milleti her şeye kâfidir. Din, dil bir ise, millet de birdir. Din bir ise, yine millet birdir.” (Emirdağ Lahikası sh: 206) Yine Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri diyor: “Millet Partisi ise: Eğer İttihad-ı İslâm’daki esas olan İslâmiyet milliyeti ki, Türkçülük onun içinde mezcolmuş bir millet olsa; o Demokrat&r... Devamı

ALPARSLAN AÇIKGENÇ - Said NURSİ - DİYANET ANSİKLOPEDİSİ

2015-06-13 12:52:00

    TENKİD ve TAHLİL     ALPARSLAN AÇIKGENÇ – DİYANET ANSİKLOPEDİSİ 35. Cilt – SAİD NURSİ     Evvela: AÇIKGENÇ’in yazdığı araştırması için tebrik ederim. 2008’de tahlil ettiğim bu araştırmayı kendisine ulaştırmak için birisine vermiştim.   Ulaşmadığına bugğnlerde kanaat getirdiğim için güncellemek istedim ve kamuoyuna arz ediyorum.   AÇIKGENÇ’ten de çalışmalarının devamını beklerim. Muhammed Numan ÖZEL / YOZGAT – Haziran 2015     1 -Tahsil hayatı onun zeki ve kabiliyetli bir öğrenci olduğunu gösterir. Konuları çok hızlı kavrayabildiği için hocaları kendisinin dersleri atlayarak takip etmesinden hoşlanmıyordu ve bu durum onun sık sık hoca değiştirmesine yol açıyordu. Sonunda Doğubayazıt’ta Şeyh Muhammed Celâlî’nin ders halkasına girerek 1892 yılında henüz on dört yaşında iken icâzet aldı. (35/566p.4)   C:burada sanki tahsil hayatı kesintisiz devam etmiştir gibi bir izlenim kazandırmaya çalışılmış. Bu izlenim kazandırma çalışması ise Külliyatını buralardan alıntılar yaparak yazdı gibi bir fikri akla kapı açtırmak içindir. 1/a:Kesintisiz eğitiminin sadece üç ay olduğu, diğerlerinin daha kısa sürdüğü kendi beyanından anlaşılmaktadır. (35/565p.4) C:Bu cümleyi madde 1’in devamında kullanması ise bir tenakustur. Çünkü madde 1 de ki metinde kesintisiz bir tahsil havası, akabinde ki cümlede sadece 3 aydır demekle çelişmektedir. 2:1915’te bir milis gücü oluşturarak kaymakam rütbesiyle orduya katıldı. (35/566p.3) C:“Harb-i Umumîde GönüllüAlayKumandanı olarak iki sene çalıştım, &cce... Devamı

İstikamette Gidebilmek!

2015-06-09 13:02:00

İstikamette Gidebilmek! Derleme Rüştü Tafral Ağabey (rh)   CEZBELİ ŞAHISLAR VE ARKASINDAN GİDENLER! Bediüzzaman Hazretleri bir asra yaklaşan hayatındaki mücadelesinde umumiyetle din düşmanları ile mücadele etmekle beraber zaman zaman da “cahil dost” dediği kimselerle ile zaman zaman da “ulema-i su’” ile mücadele etmek zorunda kalmıştır.   Bediüzzaman Hazretlerinin ilk hayatında olduğu kadar, Risale-i Nurları telif ve neşir devresinde de bu zatların durumlarını beyan etmek olmuştur. Bu kişiler Risale-i Nurlarda tezahür eden Kur’an hakikatları ile değil de, -bilhassa sosyal meselelerde- kendi fikirlerinin ürünü olan düşünceyi ve anlayışı savunarak yanlışa düşmektedirler. Kendi ilmini, dersini yeterli zannederek görüş beyen etmektedirler. Hele Risale-i Nurun yakın dairesinde bulundukları halde Risale-i Nurun bilhassa içtimai, siyasi derslerini okumadıklarından veya rehber yapmadıklarından millete zararlı davranışlar telkin edebiliyorlar. Üstad Bediüzzaman Hazretleri böyle müvazenesiz kimseler hakkında der ki:   “Lübbü bulmayan, kışır ile meşgul olur. Hakikatı tanımayan hayalâta sapar. Sırat-ı müstakimi göremeyen, ifrat ve tefrite düşer. Müvazenesiz ve mizansız olan çok aldanır, aldatır.” Muhakemat (49)   Fennin keşfettiği ve kabul ettiği açık bir meseleyi kabul etmekte direnen basit anlayışlı zahirperest kimselerin verdiği zararı izale etmek için der ki: “Onu bahane ederek büyük bir iftirayı ettiler. O derecede kalmadı. Vesveseli ezhanı, iftiranın büyümesine müsaid bir zemin bulduklarından, iftirayı o derece büyüttüler ki; ehl-i diyanetin hakikaten ciğerlerini dağdar ve ehl-i hamiyeti, gerd-i terakkiyatından me’yus ettiler. Lâkin bu ... Devamı

Arı su içer bal akıtır, yılan su içer, zehir döker

2015-06-09 09:49:00

Arı su içer bal akıtır, yılan su içer, zehir döker   Sual: Veli olan şeyhin, müddeî olan müteşeyyih ile farkları nedir? Cevap: Eğer hedef-i maksadı, İslâmın ziya-yı kalb ve nur-u fikriyle ittihad; ve mesleği muhabbet; ve şiârı terk-i iltizâm-ı nefis; ve meşrebi mahviyet; ve tarikati hamiyet-i İslâmiye olsa; kabildir ki, bir mürşid ve hakikî şeyh olsun. Lâkin, eğer mesleği, tenkîs-i gayr ile meziyetini izhar ve husumet-i gayr ile muhabbetini telkin ve inşikak-ı âsâyı istilzam eden hiss-i taraftarlık ve meyelân-ı gıybeti intaç eden kendine muhabbeti başkasına olan husumete mütevakkıf gösterilse; o bir müteşeyyih-i müteevviğdır, bir zi’b-i mütegannimdir. Din ile dünyanın saydına gider. Ya bir lezzet-i menhuse veya tehevvüs-ü süflî bir içtihad-ı hatâ onu aldatmış; o da kendisini iyi zannedip büyük meşâyihe ve zevât-ı mübarekeye sû-i zan yolunu açmıştır. Sual: Sözlerin iyi, fakat dinleyen nerede? Mesleğin âli, ittibâ edenler aşağıdır. Cevap:  1 اِنَّمَا اْلاَعْمَالُ بِالنِّيَاتِ 2 مَالاَ يُدْرَكُ كُلُّهُ لاَ يُتْرَكُ كُلُّهُ 3 اَلْمَلاَمُ عَلٰى مَنِ اتَّبَعَ الْهَوٰى وَالسَّلاَمُ عَلٰى مَنِ اتَّبَعَ الْهُدٰى Sual: Âlem-i İslâm ulemasının ortalarındaki müthiş ihtilâfata ne dersin? Reyin nedir? Cevap: Ben âlem-i İslâmiyete gayr-ı muntazam veya intizamı bozulmuş bir meclis-i meb’usan ve bir encümen-i şûrâ nazarıyla bakıyorum. Şeriattan işitiyoruz ki, rey-i cumhur budur, fetvâ bunun üzerinedir. İşte şu, bu meclisteki rey-i ekseriyetin nazîresidir. Rey-i cumhurdan mâadâ olan akval, eğer hakikat ve mağzdan hâli ve boş olmazsa, istidâdât... Devamı

Münafığın alametleri

2015-06-09 08:28:00

Münafığın alametleri : 1-“Münafığın alameti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiği zaman yerine getirmez ve ona güvenildiği zaman hıyanet eder” (Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai / Camius-Sağir, İmam Suyuti, H No:25) Müslim rivayetine göre şu ek de vardır:  ...“Oruç tutup, namaz kılar ve Müslüman olduğunu iddia etse bile”(Cem’ul Fevaid: H No:8099)  2_ “Kimde dört vasıf bulunursa halis münafık olur O dört şeyden biri kendisinde bulunan kişi ise onu terk edinceye kadar münafıklıktan bir haslet bulunur Bunlar: Kendisine bir emanet bırakıldığı zaman ihanet eder; konuştuğunda yalan konuşur, anlaştığı zaman sözünde durmayıp bozar Bir kimseyle çekiştiği zaman aşırı giderek karşısındakinden fazla kötülük yapar”(Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai/Cem’ül Fevaid, H No: 8097)… 3 “Münafık, gözlerine hâkim olup istediği şekilde ağlayabiliyor”(Deylemi / Cami’us Sağir, İmam Suyuti H, No:9237) …..   ….   ….. Îtikadsızdır.. Kalbsızdır.. Vicdansızdır.. ……... Dokuz tane doğrunun içine bir yalanı sokar.. (9/Tevbe, 48) Mü'minlere iftira atarlar: "O uydurma haberi (iftirayı) ortaya atanlar, içinizden (belli) bir gruptur... Bu iftirayı işittiğinizde erkek ve kadın mü'minlerin, kendi vicdanlarıyla hüsn-i zanda bulunup da: 'Bu apaçık bir iftiradır' demeleri gerekmez miydi?".. (Tevbe:101):Hem çevrenizdeki bedevilerden münafiklar var, hem de Medine halkindan münafiklikta israr edenler var. Sen onlari bilmezsin. Onlari biz biliriz. Biz onlari iki kere azaba ugratacagiz. Daha sonra da büyük bir azaba itilecekler... İman esaslarını kafir inkar eder. Münafık ... Devamı

Kemalizmi partisine alet ediyor..

2015-05-22 10:41:00

Kemalizmi partisine alet ediyor..   Kemalist birisi, kemalizme dair her şeyi kendisine alet eder, solcu birisi buna dair her şeyi alet eder, Lakin dindar birisi eline Kur'an ve Hadis ve Bir tefsir olan Risaleleri alıp göstermesi yadırganmakta.    nitekim hangi bir dini hassasiyet ve efkara malik olan birisi/parti islami bir şey yaptığı zaman "aaaa bak dini ve dini simgeleri alet ediyor!" denilmekte.   merak ediyorum. solcu ve kemalist bir partiyede solculuğu ve kemalizmi alet ediyor diye kimse neden söylemiyor.?   Cunhurbaşkanı yapılan icraatları orada gösteriyor. Bunları göstermese bu defa da "din adına ne yaptı ki?" denilecek.   Bizler aklımızı ve sözlerimizi okuduğumuz nurlardan alırsak sorun yok. amma üstadın vekili olmayan ve icma ile makbuliyeti olmayan sadece bir meşrebin ekabiri kimselerin cebine aklımızı koyup sözlerini ağzımıza alırsak sıkıntı buradan çıkmaktadır. Muhammed Numan     Risale-i Nur Araştırma Merkezi Yozgatnur  ... Devamı

Risale-i Nur Külliyatındaki Nüsha Farklarının Sebebi Nedir?

2015-05-04 11:51:00

Risale-i Nur Külliyatındaki Nüsha Farklarının Sebebi Nedir?   Evvelen: Asar- bediyye 703-710 arasında üstadın kendi tasarruflarından bir kaç nümune fotograf baskı ile gösterilmiştir. Bu ve bunun gibi nice tasarruf bizzat müellif-i nur Bediüzzamanca yapıldığı görülmektedir.  Bu farkları şöyle izah edebiliriz. (a) Kelime düzeyindeki fark ile, Risale-i Nur Külliyatında her bir eserin günümüze değin yapılan bütün baskıları arasında kelimeler arasında bulunan (a) yazım farkları, (b) bir kelimenin farklı kelimeyle değiştirilmesi, (c) eser metnine kelime ilave edilmesi, (d) eser metninden kelime çıkarılması ya da (e) kelimenin yerinin değiştirilmesi gibi çeşitli farkları kastetmekteyiz.    Yapmış olduğumuz analizlere göre bu gibi farkların ortaya çıkmasının başlıca nedenleri (1) eserlerin önceki dönemlerde matbaalarda kurşun harflerle dizilmesi,  (2) kelimelerin Osmanlıca orijinal metinlerden Latince harflere aktarılırken yanlış okunması,  (3) eserleri Osmanlıca elyazısı ile kopya eden müstensihlerin kelimeleri yanlış yazması,  (4) kelimelerin sadeleştirilmesi,  (5) eserin sahibi Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin kendi elyazısı ile yaptığı tashihlerin bir diğer naşir/yayınevi tarafından görülmemiş olması ve metne işlenmemiş olması  vs. gibi hususlar olmuştur. (b) Cümle, paragraf ve mektup/bölüm düzeyindeki farklarla kastettiğimiz ise; Şualar ve Lahikalar gibi birkaç eserin farklı yayınevleri nüshaları arasında yapılan karşılaştırmalarında ortaya çıkan; bir cümlenin, paragrafın ya da mektubun/bölümün (a) aynı kitabın günümüze değin çeşitli baskılarında kitap içerisinde yerinin d... Devamı

Bediüzzaman 31 Mart Hadisesinde ittihatçı mı padişahçı mı idi?

2015-04-04 01:42:00

Sual: Bediüzzaman 31 Mart Hadisesinde ittihatçı mı padişahçı mı idi?     Bediüzzamanın 31 mart hadisesinde itihatçılar namına hareket etmediğine dair:     * "31 Mart Vak'ası"ndaki hizmetlerimle "İttihad ve Terakki" hükûmetinin nazar-ı dikkatini celbettim. Câmi-ül Ezher gibi "Medreset-üz Zehra" namında bir İslâm üniversitesinin Van'da açılması teklifi ile karşılaştım.  envar - Şualar ( 495 ) ***       Bediüzzamanın 31 mart hadisesinde sehven tutuklandığına dair: * Eskiden 31 Mart hâdisesinde çendan onu da karıştırdılar, bazı dostlarını da ezdiler. Fakat sonra tebeyyün etti ki, mes'ele başkaları tarafından çıkmış. Onun dostları, onun yüzünden değil, onun düşmanları yüzünden bela gördüler.  envar & ihlasnur -Mektubat ( 416 )   ***     Bediüzzamanın 31 mart hadisesindeki nutkunun tesiri: * 31 Mart hâdisesinde Bâb-ı Seraskerî'de Şeyhülislâm ve ülemayı dinlemeyen sekiz taburu bir nutuk ile itaate getiren bir adam.. envar - Şualar ( 366 ) ***     31 mart hadisesi Sultan tarafından değil Kraldan çok kralcı geçinenlerce olduğu * 31 Mart hâdisesi denilen o saıka ve müdhiş fırtına, esbab-ı adîde tahtında öyle bir istidad-ı tabiîyi müheyya etmişti ki; neticesi herc ü merc ...  envar & ihlasnur -Tarihçe-i Hayat ( 73 ) ***       (Otuz Bir Mart Hâdisesi Hakkında Bir Cevabı)   * Ben 31 Mart hâdisesind... Devamı

Pişmanlık ve Desiselere Kapılmak

2015-03-04 20:30:00

Pişmanlık ve Desiselere Kapılmak SUAL: İşte bu hakîkata binaen “Senin yüzünden bu belâyı çektik” diye minnet etmeyiniz. Belki beni helâl ediniz. Ve bana dua ediniz. Hem birbirinizi tenkid etmeyiniz. Demeyiniz ki: “Sen böyle yapmasaydın, böyle olmayacaktı.” Meselâ, bir kardeşimiz iki üç imza sahibini söylemesiyle, müfsidlerin pek çok zâtları belâya atmak için düşündükleri plânı küçültüp, çoklarını kurtarmış. Değil zarar, belki büyük menfaat olmuş. Çok mâsumların bu belâdan kurtulmasına bir vesile oldu. 1-imza meselesi nedir? 2-bazı şahıslar suçlanmış mı hapise girmek sebebiyle? elcevap: 1- Burada dar ve geniş daire farkını bilmek ve ayırt etmek öncelikle elzemdir.   a) dar daire Risale-i nur dairesi olup daha dar dairesi ise risalelerin esasatıyla alem eden esasatını muhafaza eden haslar, talebeler dairesidir. şahsi hukuka bakar.   b) geniş daire risalelerin dairesi haricidir. umumi hukuktur. umumi hukuk hukukullah hükmüne geçer.   Bu kısa izahtan sonra "bütün kuvvetleriyle Kur'anın hizmetine çalışan Nur şakirdlerinin geniş bir imha plânından ve elîm ve dehşetli bir beladan ve Denizli hapsinden kurtulmalarına tevafukla, bir mana-yı remzî ile onlara da bakar. Asa-yı Musa ( 86 )"   o çok geniş daireyi Osmanlı memleketinde gördüğünü şöyle  Emirdağ Lahikası-2 ( 113 )   ... dinsiz felsefenin bataklığındaki nursuz prensipler, edebsiz edib ve feylesofların fikir ve ideolojileri; gizli komünistler, farmasonlar, dinsizler tarafından telkin ediliyor ve çok geniş bir çapta tedris ve talime çalışılıyordu.  ... Devamı

Sormadan Cevap ..

2015-02-18 02:54:00

Sormadan Cevap ..     Sual: "İKİNCİ NOKTA: İmkânın envâı var. İmkân-ı aklî, imkân-ı örfî, imkân-ı âdî gibi kısımları vardır. ÜSTAD HAZRETLERİNE BU İZAHI YAPTIRAN SORU NEDİR ACABA. ne sorulduğu için izah gereği duymuş yani?"   Tevcih edilen soruda şöyle bir mana hafi olarak hükmetmekte ki;   Evvela: "kendisi hiç sual sormadan suallerine noksansız olarak doğru cevab veren ve bütün hayatını bu milletin saadetine hasreden ve yüzer risale, o milletin Türkçe olan lisanıyla neşredip o milleti tenvir eden.. Lem'alar ( 174 )"   "Risale-i Nur'un postacısı mübarek Abdullah ne halde olduğunu soracaktım. Hâfız Ali'nin mektubunda, sormadan cevabımı aldım.  Kastamonu Lahikası ( 120 )"     Saniyen: Risale-i Nur Müeelifi üstad Bediüzzaman Said Nursi bir çok mesaili sorulmadan cevaplamıştır.   " esrar-ı Kur'aniyeye ait yazılan Sözler, şu zamanın yaralarına en münasib bir ilâç, bir merhem ve zulümatın tehacümatına maruz heyet-i İslâmiyeye en nâfi' bir nur ve dalalet vâdilerinde hayrete düşenler için en doğru bir rehber.. M ektubat ( 23 )  "    " bu zamanın tam yarasına bir tiryak olarak Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın bir mu'cize-i maneviyesi ve lemaatı bulunan Risale-i Nur, pekçok müvazenelerle, en dehşetli muannid mütemerridleri, Kur'anın elmas kılıncı ile kırıyor.  Şualar ( 678 )  "   "Risale-i Nur, bu zamanın müdhiş yaralarına ... Devamı

Vicdan Bir Sistemdir

2015-02-14 21:08:00

Sual: Bu davaya ihlas ve sadakatla hizmet edenin günahları boynumun borcu olsun buyuruyor üstadımız. Böyle bir kişiyide rabbimiz vicdanen yakacak mı ? eger yakacaksa üstadımızın sözü yalan olmadıgına göre nasıl anlamalıyız .     Değerli Kardeşim!   Vicdan bir sırdır bir sistemin bütünselliğinin ismidir. Müezzen-i Ahirzaman Bediülbeyan Bediüzzaman Said Nursi bir yerde şöyle demekte: "Ben kendi elemlerime tahammül ettim; fakat ehl-i İslâmın eleminden gelen teellümat beni ezdi. Âlem-i İslâma indirilen darbelerin, en evvel kalbime indiğini hissediyorum. Onun için bu kadar ezildim. Envar/ihlasnur Tarihçe-i Hayat ( 137 ) "   üstad vicdanen yanması değil zaten dünya iken elemlerin insanlığın imanını kurtarmak için gayreti ve bundan gelen elemlerle ezildiğini ifade etmektedir.   Alem-i islama ve hakaike karşı atılan adımlar fiiller ise üstadımızın kalbine inen darbeler olduğunu ifade ediyor.   Ama bunu izah etmek için ancak Bediüzzaman olmak lazım ki ifade etsin kendisi tercüme-i halini.     Risale-i Nur Araştırma Merkezi   Yozgatnur  ... Devamı

Caferilik hak mezheb değildir!

2015-02-10 21:48:00

  Caferilik hak mezheb değildir! Bir acem palavrası tutturmuşlar gidiyor. Caferilik Hanefi’ye en yakın mezheb diye yutturmaya çalışıyorlar. Bu kadar cahillik olmaz. Allah bunun mazeretini kabul etmez.   Bu kadar cehaletin mazereti olmaz. Bu kadar bilgisizliğe Allah mazeret kabul etmez. Öğreneceksiniz! Sürekli Şia-i şeniayı anlatıyoruz. Caferiliği Şialık zannetmeyenler var. Demek ki ilim eksikliği var. Kültürsüzlük var. Bu çok ayıp bir şey. Caferi de Şia’nın içindedir. Bunu “Caferi Hanefi’ye en yakındır” diyerek yutturmaya çalışıyorlar. Böyle bir acem palavrası var. Bu da biz de maalesef tutmuş vaziyette. Hanefi’ye en yakın Caferilikmiş!  İRAN’IN RESMİ MEZHEBİ Hâlbuki Caferilik Humeyni’nin mezhebidir. İran’ın da resmi mezhebidir. Ve Kur’an-ı Kerim’e eksik demekten tut, Ebu Bekir’e, Ömer’e lanet okumaya kadar bir sürü yanlışları var.  Ebu Lülü denen Hazreti Ömer’i şehit eden dinsiz, kitapsız mecusinin türbesinin içindeki sandukayı som altından yapmışlar.  MEDET BEKLİYORLAR Geçenlerde bana bir video izletildi. Videoda bunlar Ebu Lülü’den medet bekliyorlar. Hazreti Ömer’i şehit ettiği için senede bir kere kabrine toplanıp hac gibi ziyaret yapıyorlar. O zındığın başı imansız, mecusi Ebu Lülü Medine’de gebertildi. Ama bunlar anıt mezar yapmışlar. Mecusinin kabrinde tavaf yapıyorlar ve izdihamla birlikte medet istiyorlar. Siz ne zannediyorsunuz ya!  GÜVENDİĞİNİZ ÂLİMLERE SORUN Samimi söylüyorum biz bildiklerimizin çoğunu anlatmıyoruz. Daha da büyük olaylar var. Onun içindir sizi uyarıyorum. O eski kafalar kendine gelsin. Ehlisünnet’e dönsünler. Bu hamlıkla vatana, millete hizmet edilemez. Hi... Devamı

Risale-i Nur hizmeti ile Risale-i Nur neşriyatı aynı şey değildi

2015-02-05 19:57:00

Risale-i Nur hizmeti ile Risale-i Nur neşriyatı aynı şey değildir. İsteyen herkes Risale-i Nur ile hizmet edebilir; fakat her isteyen Risale-i Nur’u neşredemez, Risale-i Nur’un neşri hakkında hüküm veremez. Risale-i Nur’un neşri, onun hizmet alanlarından bir tanesidir ve tamamen Müellifi ile onun yetkilendirdiği kimselerin salâhiyet alanına giren bir husustur. Bu durumu “Risale-i Nur bir daire değil, mütedâhil daireler gibi tabakatı var. Erkânlar ve sahipler ve haslar ve naşirler ve talebeler ve taraftarlar gibi tabakatı var” şeklindeki ifadesiyle belirten Bediüzzaman, neşir hizmetlerinde bütün talebelerini değil, muayyen talebelerini istihdam etmek ve onlardan bazılarını da mutlak vekil olarak tayin etmek suretiyle, kendisinden sonra Risale-i Nur’un neşriyatında kimlerin yetki sahibi olacağını açıkça tesbit etmiş ve duyurmuştur. Üçüncü şahısların bu konuda kendilerinde bir hak vehmederek çeşitli itham ve iddialarda bulunmalarının hiçbir dayanağı yoktur.  KAYNAK: Yazarumitsimsek.com   kOrsan Naşirlere ve Neşir ile neşriyatın farkını bilmeyenlere duyurulur.   ... Devamı

Fotoğraf |  görsel 1