.:YOZGATNUR66:. Aklını Doğru Kullan Huzur Bul!

RİSALE

50-

Gayr-i Münteşir Bir Lahika

2017-04-15 14:09:00

Risale-i Nurun mahiyeti, ehemmiyeti, neşri gibi meselelere dair Gayr-i Münteşir Bir Lahika   بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا   Aziz, mübarek, kıymetli ve müşfik Üstadımız Efendimiz Hazretleri!           Evvelâ: Cenab-ı Hak’tan sıhhat, âfiyet ve uzun ömürlerinizi diler, en derin hürmet ve muhabbetle el ve ayaklarınızdan öperiz efendim.        Sâniyen: Hacı Osman Çalışkan kardeşimiz vasıtasıyla çok kıymetli selâmlarınızı aldık. Kalblerimiz inşirah buldu. Ondan daha evvel posta ile siz mübarek Üstadımızın çok değerli ve ayn-ı hakikat olan Adalet Bakanı ve Başbakan’a hitaben istidanızı da aldık. Fevkalâde memnun kaldık. Bera-yı malûmat gönderilen bu hakikatlı istidanın cerideler vasıtasıyla neşrini münasib görerek Sebilürreşad ve Doğu’ya götürdük.       Gönderilmiş olan bu istidanın aynı ifade ve kelimelerle neşrini rica ettik. Onlar da siz mübarek Üstadımızın bir kelimesini bile değiştiremiyeceklerini itiraf etmekle beraber, daha geniş bir muhitin anlaması için yeni üslûba sokmak fikriyle müsaadelerinizi beklemektedirler. Biz kat’î surette buna tarafdar olmadığımızdan, “Hiç neşredilmesin daha münasibdir” dedik. Hattâ Eşref Edib Bey matbaaya bile vermiş, lâkin hemen neşrine mani’ olduk. Artık siz Üstadımıza bu hususu haddimiz olmayarak arz ediyoruz.       Sâlisen: Abdullah’tan aldığımız adresle Doktor Feyzullahzade Sabit Bey ile görüştük. Size çok selâm ve muhabbet ve arz-ı hürmetleri vardır. Risale-i Nur istiyor ve diyor k... Devamı

Abdurrahmân Çelebi Salâhaddin'in Gayr-i Münteşir Mektubu

2015-12-05 19:01:00

Çok müşfik, çok vefâkâr efendim ve fazîletli, izzetli Üstâdım hazretlerine,Risâle-i Nûr, asrımızda Kur’ân-ı Hakîm’in resmî bir tercümanı ve nâşiri olduğuna dâir çok delillerden birkaçını arz ediyorum. Risâle-i Nûr’un tarihçesi aynen asr-ı saadete benziyor. Bir çok noktalarda tevâfuk ediyor. Yirmi üç senede hitâm bulan Risâle-i Nûr, Anadolu’yu maddî tehlikelerden korumuş, ma‘nevî îkāz tokatlarıyla okşamıştır. Ve milyonlarla kişinin îmânını kurtarmaya vesîle olmuştur. En dehşetli ve korkunç ve karanlıklı bir muhîtte, hunhar düşmanları arasında, tazyîk altında, bin bir mahrumiyetler içinde, ihtiyâr, hasta, garib, hürriyeti alınmış bir zâtın Kur’ân’dan aldığı ilhâmî ifadesiyle, en sıkıntılı ve tehlikeli ve kısa vakitlerde, sabî çocukların, acemi fakat ma‘sûm, bîçâre zayıf ihtiyârların, titrek fakat tevbekâr elleri harekete geçerek, usanmadan, yılmadan binler sahîfe Risâle-i Nûr’u aşkla yazmaları; ve âlim, câhil, feylesof ve muhtelif din sâliklerinden yüz binlerle insan, zevkle, huşû‘ ve huzû‘ ile bu hâsseli, güzel yazıları okumaları ve güzel sözleri dinlemeleri; Eskişehir ve Denizli ağır cezâ mahkemesi neticesi, İstanbul ve Ankara ve sâir yerlerde profesörlerden, dindâr âlim ve feylesoflardan müteşekkil hey’etler tarafından Risâle-i Nûr inceden inceye tedkîk ve tahlîl edilmiş, neticede, Kur’ânî tam bir tefsîr olduğuna müttefikan karar vermeleri; ve gizli düşmanlarının haksız ve yersiz isnâdlarının, ... Devamı

Ondördüncü Reşha (1.2.3.4. Nükteler)

2015-07-03 11:52:00

Mu'cize-i Kübra olan Kur'an'ın denizinden bazı katreleri tazammun eden   On dördüncü Reşha    Birinci Katre Malûm olsun ki, delail-i Nübüvvet-i Ahmediye (A.S.M.) lâyüadd ve lâyuhsadır. Onun beyanında eazım-ı muhakkikîn (Rahimehümullah) çok kitablar tasnif etmişlerdir. Ben de, acz ve kusurumla beraber, o güneşin şuaatından Türkçe "Şuaat" namındaki bir risalede bazı şualarını beyan etmişim. Ve keza o kitabda mu'cize-i kübra olan Kur'an'ın bazı vücuh-u i'cazını icmalen beyan etmişim. Hem kasır fehmimle beraber, Kur'anın kırk kadar vücuh-u i'cazına "Lemaat" nam kitabımda işaret etmişim., ve o kırk vücuh-u i'cazdan bir tanesi olan i'caz-ı nazmîyi yüksek belâgat-ı nazmiye içinde kırk kadar sahifeler içinde İşârât-ül İ'caz nam bir tefsir-i arabîmde beyan etmişim. Eğer istersen o üç kitaba müracaat et. *** İkinci Katre Bil ki; elbette sen, geçmiş derslerden de anlamışsın ki, şu semavat ve ecram-ı ulviyenin ve bu küre-i arz ve mevcudat-ı süfliyenin Halikı tarafından gelmiş olan ve Rabb-ül Âlemin ve Rabbimizi bize tarif eden Kur'an-ı Hakîm'in çok makamları ve vazifeleri vardır.   Eğer desen: Kur'an nedir ve tarifi nasıldır?!. Elcevab: Kur'an; Şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi ve ayat-ı tekviniyeyi okuyan mütenevvi' dillerinin tercüman-ı ebedîsi ve şu kitab-ı âlemin bir müfessir-i hakikîsi.. Hem semavat ve afz sahifelerinde müstetir künuz-u esma-i İlahiye gizliliklerinin keşşafı; Hem sutûr-u hâdisat içinde muzmer olan şuûnat-ı İlahiye hakaikının bir miftahı; Hem âlem-i şeha... Devamı

Arabi Risalei Nurda 14. Reshanin 6 katresi

2015-07-03 11:34:00

 Arabi Risalei Nurda 14. Reshanin 6 katresi   Altıncı Nükte Bu Katre, Kur'an'ın -Katre Risalesi'nde zikrettiğim veçhile- sair kelâm ile mukayeseye gelmediğine dairdir. Evet, bilmiş ol ki: Kelâmın yükseklik, kuvvet, hüsün ve cemal tabakalarının menbaları dörttür.  1- Mütekellim,  2-Muhatab,  3- Maksad,  4- Makam'dır. Yoksa üdebanın sapıttıkları gibi, yalnız makam değildir. Öyle ise, مَنْ قَالَ وَ لِمَنْ قَالَ وَ لِمَا قَالَ وَ فِيمَا قَالَ ye bak. Yani kim söylemiş, kime söylemiş, ne için söylemiş, hangi makamda söylemiş ise ona bak. Binaenaleyh, kelâm eğer emir ve nehy ise, elbette mütekellimin derecesine göre irade ve kudreti de tazammun edecek ve ona göre kuvvet ve ulviyeti de tezauf edecektir. Evet bir fuzulînin, temenninin ebatılinden, arzusundan neş'et eden gayr-ı mesmu' (kale alınmayan) suret-i emri nerede? Ve kudret ve iradeyi mutazammın olan hakikî ve nâfiz bir emir nerede? İşte bak: يَا اَرْضُ ابْلَعِى مَاءَكِ وَيَا سَمَاءُ اَقْلِعِى فَقَالَ لَهَا وَ ِلْلاَرْضِ ائْتِيَا طَوْعًا اَوْ كَرْهًا قَالَتَا اَتَيْنَا طَائِعِينَ Yani (birinci âyette) "Ey arz! Suyunu yut! Ey sema, yağmurunu kes! ilh..." (İkinci âyette:) "Cenab-ı Kadir-i Kayyum, semavat ve zemine; ister istemez emrime râm olunuz" dedi. Onlar da "Semi'na ve ata'na emrinize hazırız" dediler olan emr-i İlahîsi nerede?!, ve beşerin cemadata karşı mecnunların hezeyanvarî bir surette اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ olan fuzuliyane hitabı nerede? Hem büyük bir ordu emrine münkad bir kumandanın 'Arş' emriyle o orduyu Allah'ın düşmanlarına hücum ettirmesi nerede? Ve şu emir, ne kendisine ve ne de emri... Devamı

Halil İbrahim Efendi’nin mersiyesinden

2015-06-30 14:44:00

Hem aynı zamanda Halil İbrahim'in vefatım hakkında bir hazîn mersiye hükmündeki parlak mektubu, şakirdleri ağlattırdı.  Emirdağ Lahikası-1 ( 141 )   Bediüzzaman Said Nursi   Halil İbrahim Efendi’nin mersiyesinden:  “Mübarek muhterem sevgili Üstâd’ımız efendimiz hazretleri! Mektub-u âlilerinde “ışarat-ı gaybiyenin altmış dörtte Risale-i Nur te’lifce tamam oluyor diye iki hal tasdik ediyor” cümleleri bizleri ağlatmış ve mahzun ve mükedder eylemiş ve ciğerlerimizi dağlamıştır.  Zira hayatımızın hayatı ve canımızm baharı ve gönlümüzün safası ve gözlerimizin nuru, kalbimizin sürûru, maddî ve manevî gıdamızın  umde-i  hayatiyyesi olan Nur denizinin kaptanı, eşref zamanın bedi’i ve Risale-i Nur’un müellif-i muhteremi biricik Üstâd’ımız efendimiz hazretleri acaba bizleri yetim mi bırakacak?...  ve bu asr-ı zulmette parlıyan şems-i taban seyrini mi değiştirecek?.. Ve yegâne kesb-i şeref-i fahrimiz olan Üstâd-ı yektamız, dide-i dünyadan ufuluyla bizleri mahzun ve mükedder ve müteessir mi eyliyecek?. Ve onun şefkat-i maneviyesinden mahrum mu kalacağız?..   ... Hasseten ayat-ı beyyinatiyle sarahat derecesinde işaret buyurduğunuz mev’ud-ü peygamberî ve sahabet-i Haydarî ve himayet-i Gavsî ve selef-i salihinden aktap ve asfiya ve mümtaz evliyanın zuhurundan haber verdikleri ve tarif ve tavsifinden âciz ve nakıs bulunduğumuz muhterem ve muazzam ve mübarek ve muazzez ve mübeccel Üstâdımız efendimiz, nurumuz, ziyamız, sevgilimiz, mürşidimiz, güzelimiz, kaptan-ı deryamız, ağabeyimiz, kardeşimiz, arkadaşımız, teselli-i hatırımız., nâsırımız, muinimiz, şefiimiz,. sebeb-i necatımız, cevherimiz, gevherimiz, şukuf... Devamı

Rüştü Tafral Ağabeyin Üstada Yazdığı Mektup

2015-06-02 18:22:00

Rüştü Tafral Ağabeyin Üstada Yazdığı Mektup     Çok aziz müşfik Üstadım Hazretleri !   Evvelen: Şuhuru-u Selase;Leyle-i Kadir ve bayramlarınızı ruh-u canımla tebrik eder eşrat-ı makbuleye mazhar dualarınıza amin der Zülfikar-ı maneviyeyi kullanan ellerinizden hurmetle öperim.Arz ediyorum.   Kur'an-ı Hakim'in ayinedarlığında bulunup o envar-ı muazzamadan alem-i insaniyete aksettirdiğiniz nur ehl-i iman için muzmer hakaik-ı kevniyenin vuzuhan görülmesine ziya ve hakaik-ı gaybiyenin bakiyane müşahedesine dürbün;insanlık mertebelerinin a'la-yı iliyyin derecelerine sür'atle nurdan bir zat buyuruyor ve bid'alar zulumatı içinde ve istilası anında cadde-i Kur'aniyeyi gösteren ve güneş altında birer projektör olmuştur. Ve tadadla bitmez.   Tavsifinden bizzarure aciz kaldığımız meziyetleri havi külliyatından bizi ayıracak beşeri kuvvet yoktur.Allah ebediyyen siz Üstadımızdan razı olsun.   Evet, Üstadım Hazretleri! Nur külliyatı kainatın manasını;hilkatın gayesini ve marziyatı ilahiyeyi Kur'an hazinesinden öğretiyor.Bu külliyat canımız;cananımız;ona hizmet etmek en büyük gayemizdir.     Duanıza çok muhtaç ve müştak talebeniz Rüşdü Tafral   Bütün udebaların tavsifinden aciz kalacakları Nur külliyatı hakkında söz söylemekten çekiniriz. Siz üstadım Hazretlerine dersimden bir nebze arz ederim.     Üstadın cevabı mektubu ;   Aziz kardeşimiz Rüşdü,   Güzel mektubunuzu hasta olan Üstadımıza okuduk.Size çok selam ve dua ediyor. Siz de Üstadımıza dua ediniz.Elhamdülillah, nurların futuhatı hertarafta fevkalededir.Hatta Mısır'da Hutbe-i Şamiye y... Devamı

[G.M.] Mehmed Feyzî’nin mektubundan

2015-03-31 19:30:00

Kastamonu’nun Küçük Husrev’i Mehmed Feyzî’nin mektubundan bir parçadır.     بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ وَ اِنْ مِنْ شَئٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا   Çok sevgili Üstâdım, Bu ihtiyâr, sahtekâr bid‘akârlara mukābil, Risâle-i Nûr’dan tam ders alan münevver, takdîrkâr, bahtiyar gençlik dahi böyle söylüyor:   Ma‘neviyât denizinin coşkun ve kükremiş mevceleri ortasında, çok bîçârelerin sarsılmış ve kuvvetini kaybetmiş îmânının yegâne kurtuluş gemisi ve o geminin hedef ittihâz edeceği Risâle-i Nûr’un, inkâr edilmeyecek kadar bir kudretle nûrlandırdığı saadet-i ebediye perestişgâhının yine parlak nûrudur.   Onun içinde maddiyâttan ziyâde, rûhiyâtın tecellîsi her bir sahîfesinde kāri’lerin vâzıhan gördüğü burada, dünyada, gafletle kendilerinden geçenler ve âdetâ ölümü hiç olmak gibi en aşağı bir mertebeye kadar indiren gāfil yolcular ve böylelikle zulmet âleminde misafir olduklarını hâlâ sezemeyen bedbahtlar, Risâle-i Nûr’un aydınlattığı yollara nazarlarını çevirdikleri zaman, kabrin bir saadet-i ebediye kapısı, ölümün de yok olmak değil, saadet-i bâkiyeye vâsıl olacağını bihakkın gösteren bir hidâyet kaynağı olduğunu anlayacaklar. Belki de kalblerinin ücra bir köşesinde bî-haber olarak saklı kalan zayıf îmânlarının sönük ziyâsını Risâle-i Nûr’un nûruyla parladığı anda, fânî âlemlerin fân&icir... Devamı

Fotoğraf |  görsel 1