Nur Mesleği İtibariyle İstifadeye Medar Hatıralar

RİSALE

50-

Nur Mesleği İtibariyle İstifadeye Medar Hatıralar

2015-12-26 08:44:00

Nur Mesleği İtibariyle İstifadeye Medar Hatıralar

Bismihi Esselamü Aleyküm Ve Rahmetullahi Ve BerakatühüEyüp Ekmekçi

Üstadımızın hayatının gayeleri dörttür. 
 
1-Risale-i Nur’un neşri, 
2-Medrese-i Nuriyenin açılması, 
3-Tevafuklu Kur’anın tabı, 
4-Lahika mektublarının neşri.

 
Muazzez Üstadımızın sadık ve sıdık hizmetkarı Zübeyir Gündüzalp Ağabey’den ilk işittiğimiz hatıra; Muazzez Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin zaman zaman Nur’un erkanları olan Ağabeylere şu Nur’un Kur’ani meslek ve meşrebi  noktasında çok ehemmiyetli dersi verdiklerini naklediyorlardı:

‘’Şah-ı GEYLANİ,İmam-ı RABBANİ gibi zatlar da gelseler  deseler ki; Said, sen bu tarzda devam edersen, şu birkaç biçarelerden başka şakirdin olmayacak, hem aç kalacaksın hapis yatacaksın. Fakat, tarzını şöyle bir parça değiştirsen-yani siyasetvari veya tasavvufvari- bütün memleket senin şakirdin olacak, hatta Başbakan ve Reis-i Cumhur da sana şakird olup gelip elini öpecekler. Ben bu tarzımı bırakmayacağım.’’ Buyuruyorlardı.

Üstadımız bazen ders verdikten sonra bizi imtihan ederlerdi: ‘’ Bana bir şeyler  olsa desem ki: Kardaşım biz şimdiye kadar bu tarzda gittik fakat ben yanılmışım. Bundan sonra şöyle bir tarzda gideceğiz desem? ‘’ 

50-Biz derdik: Üstadım biz size hürmet ederiz, elinizi öperiz fakat Risale-i Nur, serapa delil ve bürhandır ve Kur’anidir. Biz Risale-i Nur’dan ve tarzından vazgeçmiyeceğiz. Bu iki hatıra Emirdağ Lahikası 1’de ders verilmektedir.’’(Sözler Neşriyat 69,Envar Neşriyat 74)

Merhum Zübeyir Ağabey, sohbetlerinin ekserisinin sonunda:  ‘’Kardeşim konuştuklarımızın Risale-i Nur’dan yerini bulun.’’ Derlerdi. Demek Zübeyir Ağabey’den nakledilen meseleler,sözler, Risale-i Nur me’hazına uygun değilse yanlıştır veya te’vil-i fasit olabilir. Maalesef çok vak’aları cereyan etmiştir.

Yukarıda bahsi geçen hatıranın ve Emirdağ 1’deki lahikanın muhtevasının anlaşılmasına yardım edecek iki hatırayı da arz ediyoruz:

Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri, İstanbul’da bulunduğu esnada bir gün M. Fırıncı Ağabeyi alıp, Edirnekapı mezarlığına gidiyorlar. Mezarlığın duvarının üzerine çıkıyor, Fırıncı Ağabeye hitaben: ‘’ Muhammed kardaşım seninle meşveret ediyorum. Bu eskiler bizi kendilerine muhalif bildikleri için eziyorlardı, yenilerde:’’ Ne için bizim içimize girip bizimle müştereken hareket etmiyorsunuz’’ diye bizi eziyorlar. Sen ne dersin?  Biz bunların içine girip bunlarla müştereken mi çalışalım, yoksa şimdiye kadar devam ettiğimiz gibi mi edelim? ‘’ Fırıncı Ağabeyin: ‘’Şimdiye kadar devam ettiğimiz gibi devam edelim Üstadım’’ demesine mukabil muazzez Üstadımız şehametle sesini yükseltir ( mezarlığı göstererek) : ‘’ Bu ölülerin içine gireceğim, o delilerin içine girmeyeceğim (Ankara’yı işaret ile)’’ der.

yozgatnur66Yine Zübeyir Ağabeyden naklen: ‘’ Üstadımız şiddetli bir ders verdiği zaman, bakarız halimizde o derse bizi muhatap etmeye sebeb bir yanlışlık var mı? Yoksa maziye döneriz, geçmişte de yoksa istikbalde başımıza gelecek bir halin dersidir.’’

Dava adamı, davasını bir cümlede hulasa eder derler. Bu neviden ders ve sözler üstadımızın hayatında ve Risale-i Nur Külliyatında pek çok vardır.

Fikrine fazla güvenen bazı zatlar vardır. Birisi, bir gün bizzat Üstadımıza:’’Üstadım!...daha geniş  çalışmamız lazım okul açmamız lazım’’ diye bir nevi itirazda bulunuyor. Üstadımızda ‘’ okul açmaya gerek yok, okullar bizim olacak.’’ diyor

 Üstadımız ise yanında bulunan Nur Erkanı Ağabeylere bedi’ mürebbiliği itibariyle bazen şiddet kullandığı halde Zübeyir Ağabeyin ifadeleriyle bazen vartaya düşen bir talebeyi kurtarmak için o aziz Üstad o talebenin karşısında ‘’Evladım yavrum’’ diyerek iknaya çalışırken adeta tezellül haline girerlerdi.

O esnada Fırıncı Ağabey geliyor. Üstadımız Fırıncı Ağabeye dönerek:’’ Kardeşim Fırıncı ! seni hakem tutuyorum. Ben diyorum ki bu hizmet, Risale-i Nur’un neşri ve Medrese-i Nuriyelerle olacak. Bunlar başka tarzlar arıyorlar. Sen ne dersin !’’

Bahsimize dönüyoruz. Hatta merhum Zübeyir Ağabey son zamanlarında:’’ Mesleğimiz Cihad-ı Manevi olduğuna dair bahisler Hizmet Rehberine az girmiş. Siz Külliyattan bu mevzuda bir tahşiye yapın.’’ Diye tavsiye etmişlerdi.

Zübeyir Gündüzalp Ağabey Altı bin sayfa Külliyatta üç bin küsur sayfada iman hakikatlarını, marifetullah ve muhabbetullahı ders verirlerken, üç bin sayfaya yakın Tarihçe, lahika, ve müdafaatında mahza Kur’ani olan meslek ve meşrebini ders vermişlerdir’’ buyururlardı. Necip ve mualla Üstadımızın Kur’ani olan meslek meşrebine dair bütün tahşidatları bu cihad-ı manevi üzerinedir.

Bu mevzua dair lahikalarda ‘’Umum Alem-i İslam namına’’ tabiri çok geçer. Biri de şu tarzda geçiyor:’’ Her ne ise, musibette gerçi çok zararımız var, fakat umum Alem-i İslamı alakadar edecek bir keyfiyet, bir vaziyet olmasından pek çok ucuz olarak pek büyük kıymeti var.

Buna benzer vukua gelen hadiseler, ya siyaset-i diniye veya başka sebebler ile umum alem-i İslam namına olamadılar.’’ Yani, siyaset ve sair şahsi ve cemaati menfaat ifade eden dünyevi unsurlar içine girmesi sebebi ile hizbül-kur’an dediğimiz zamanının Kur’an hadimi bir cemaat olma keyfiyetini ihraz edemediler.

Eyüp EKMEKÇİ

Kaynak: RisaleAjans

Risale-i Nur Araştırma Merkezi

Yozgatnur

25
0
0
Yorum Yaz

Fotoğraf |  görsel 1