Nedir Bu Üstadın Talebelerine Olan Husumet?

RİSALE

50-

Nedir Bu Üstadın Talebelerine Olan Husumet?

2015-12-16 12:50:00
Nurdan Haber Genel Yayın Yönetmeni Abdurrahman İraz, köşe yazısında üzerinde hayli düşünülecek ilginç tespitlerde bulunmuş. İşte sayın İraz'ın o yazısı...
Nedir Bu Üstadın Talebelerine Olan Husumet?
Şu aralar internette herhangi bir şekilde ağabeylerden özellikle de Hüsnü ağabeyden bahsedemiyoruz. Sözümüz ağzımıza tıkılıyor. Hemen bir cerbeze, bir saldırı başlıyor. Ağabeylerden hele Hüsnü Bayram ağabeyden bir söz, bir kelime, bir hatıra nakletmek isteyenlerin vay hallerine,başlarına gelmiyen kalmıyor.
 
Halbuki Bediüzzamanın talebeleri, bize üstadımızIn yaşantısının detaylarından başka bir şey anlatmıyorlarki; ayrıca bize risalelerden başka bir kitaba bakmayı tavsiye etmiyorlarki, tam aksine ancak risale-i nura yönlendirip aradığımız her şeyin orada olduğunu tavsiye ediyorlar. Tabi birda üstadımız ile birlikte yaşadıkları için okuduğumuzu hayatımıza nasıl yansıtabileceğimizi, pratik olarak nasıl yaşamamız gerektiğinin ip uçlarını üstad örneği üzerinden bize ikram ediyorlar.
 
50-Fakat bazı dostlar, bazı arkadaşlar, bazı kardeşlerimiz bundan rahatsız oluyorlar. Neden rahatsız olduklarını tam olarak bilmesem de bir fikrim var tabi. Bizim eski mahallede üstadın talebelerine pek itibar edilmezdi, şöyle derlerdi: “üstadımızın talebeleri başımızın üstünde elerinden öperiz ama biz kitaba bakarız”baktığınız zaman çok masum gibi görünen bu ifade aslında bir inkarı bir isyanı bir başkaldırıyı yansıtmaktadır. 3-4 gün önce bir arkadaşımızın bir whatsapp gurubundki paylaşımını size aktarayım
 
“Mutlak Vekilliği ve Hüsnü ağabeyi de bu kadar öne çıkarıp her konuda fikir beyan etmesi için mikrofon tutmamalıyız, Risale-i Nur kendini müdafaadan aciz değildir elbet ve bu konularda danışılacak Üstadımızın Talebeleri halen hayatta velev ki gitseler bile, Nur Talebeleri hayatta hamdolsun. Bu mutlak vekillik lahikaları da son günlerde pek ortaya atılmaya başlandı bir tehlike mi var. Dün Rahmetli Sungur ağabey ve diğer Vekil ağabeyler hayatta iken böyle bir söyleme ihtiyaç olmadı ve o mektup kimsenin gözüne sokulmadı. Biraz teenni lütfen. Bu zamanda çok ihtiyacımız var. Cuma-i Mübarek. ..”
 
Şimdi bu “iyi niyetli” kardeşimizin söylediklerine bir bakalım Muklak vekillik ve hüsnü ağabeyi bu kadar öne çıkarmayalım, her konuda fikir beyan etmesin,
 
-Peki ne olsun?
 
-Onun yerine konuşacak bir sürü insan var. Düzünelerle kitap yazan arkadaşlarımız var onlar konuşsun.
 
-Yani Bediüzzamanın kendi eliyle vekil tayin ettiği, hemde meslek ve meşrebi onlara emanet ettiği ağabeyler sussun onların yerine kendi kitaplarını Risale-i nura perde yapan insanlara avuç dolusu paralar vererek konuşturulsun.
 
-Yani Bediüzzaman bu ağabeyler için  "Şimdi bütün talebelerin fevkinde diyerek değil, benim en yakınımda, hizmetimde olup bir derece tam  tarz-ı hareketimi bilenler ve yakından görenler içinde, dört beş adamı  mutlak   vekil  yapıyorum. Ben ölsem veya hayatta şuursuz kalsam, Nurlara karşı hizmetimin tarzını bilerek tam yapabilsinler. Şimdilik Tahiri,Sungur, Ceylan, Hüsnü ve bir iki adam daha mutlak vekilim olarak vasiyet ediyorum." diyerek aslında yanlış yaptı bu meslek ve meşrebi bunlar bilmiyor, bunlara neden teslim etti? Öylemi?
 
Değerli dostlar üstadımız bu vasiyeti yazınca hatta Emirdağ lahikasına ekleyince bile saff-ı evvel ağabeyler, mesela nurun ilk talebesi Hulusi ağabey, “böyle bir talebem olduğu için selefi salihin bana gıpta ediyorlar” dediği Kastamonuda Mehmet Fevzi ağabey, Nurun avukatı dediği Ahmet Fevzi Kul ağabey, Nur fabrikası dediği Hüsrev ağabey, Nurun muallimi dediği Mehmet Kayalar ağabey gibi her biri cihan-baha allame ağabeylerin hepsi sağ ve sağlıklı idiler.

Fakat üstadımız yinede vekaleti o saff-ı evvel aziz ağabeylere değilde, en yaşlısı Tahiri Mutlu ağabey olarak diğerleri yaşları 19 ila 22 arasında değişen bu 4 delikanlıya veriyor.

Neden acaba?

Öyle tahmin ediyor ve inanıyorum ki; diğer saff-ı evvel ağabeylerin her biri bir alim, alleme olduğu için meslek ve meşrebin aktarılmasında kendilerinde bulunan başka malumatlarıda bilmeden sehven içine karıştırma ihtimali var, yanlış anlaşılmasın bu malumatlar elbette islami ve meşru malumatlar olacaktır.

Fakat risale-i nur süt gibidir yanında başka hiçbir şey kabul etmez. Dolayısıyla bu ağabeyler işte o günün ve geldiğimiz noktada bugünün istenilen ve aranılan en isabetli vekilleri olacaklardı çünkü herbiri genç ve temiz berrak bir hafızaya sahiptirler, pırıl pırıl bir hafıza neyle dolarsa onu aktaracaktır.
 
Daha önce sungur ağabeyde, şimdi Hüsnü ağabeyde görüp müşahade ettiğimiz bir hakikat var ki, bu ağabeylerimiz Risale-i nurdan başka bir şey konuşmazlar, konuşturmazlar. Asla ve hiçbir zaman kendilerini nazara vermez sadece risaleleri nazara verirler.

Hüsnü Bayram ağabeyden 2 gün önce işittiğim son ifade “Kardeşim Risale-i nuru okuyup hakkıyla yaşayan her nur talebesi üstadımızın vekilidir” hal böyle iken bazı arkadaşlarımızın eski alışkanlıklarını umuma açık yerlerde bir fikir kahramanlığı gibi serdetmeleri doğrusu çok tuhaf oluyor.
 
Teşbihte inşallah hata yapmayız, hepimizin tanıdığı meşhur bir ilahiyatçı profesör var; malum önce sahabeleri red etti sonra hadisleri tenkit etti, şimdi peygamber efendimizi red ediyor. Yüzüne baktığınız zaman da sanki bir yılana bakmış gibi oluyorsunuz. Allah nurunu onun sıfatından çekmiş adeta. Kendisi hafız olduğu halde yakında kur’anı da inkar eder. Zaten deist olma noktasına da gelmiş.
 
Son sözüm, daha önceleri bir cemaatte bulunup sonraları –benim gibi- gidilen yolun yanlışlığını görüp bırakan insanlar orayı terk edince bütün israiliyatıyla terk etmek lazım. Yani israiliyatını başka bir cemaate taşıyıp oranın ahengini ve düzenini bozmamak lazım

Saaadet ve muhabbetle kalın...
Kaynak : Nurdanhaber
Risale-i Nur Araştırma Merkezi
Yozgatnur
 

46
0
0
Yorum Yaz

Fotoğraf |  görsel 1