Bediüzzaman, niçin sakal bırakmamış ve Cuma cemaatlerine katılam
Bediüzzaman, niçin sakal bırakmamış ve Cuma cemaatlerine katılamamıştır?
.....Bana itiraz edenler, gizli ayıplarımı bilmiyorlar. Yalnız zahiri bazı hatalarımı bahane edip ve yanlış olarak Risale-i Nur u benim malım zannedip Risale-i Nur’un nurlarına perde çekmek, intişarına rekabet etmek için derler: 'Said Cuma cemaatine gelmiyor, sakal bırakmıyor' gibi tenkitleri var.Elcevap: Ben, çok kusurları kabul ile beraber derim: Bu iki meselede büyük mazeretlerim var.
Evvela: Ben Şafiiyim. Şafii Mezhebinde Cumanın bir şartı, kırk adam imam arkasında Fatiha okumaktır. Daha başka şartlar da var. Onun için burada bana Cuma farz değil. Ben, mezheb-i Azamiyi takliden, bazan sünnet olarak kılıyordum.
Saniyen: Yirmi senedir haksız olarak beni insanlarla görüştürmekten men ettikleri için-hem bu ahirde, resmen dört ay evvel perde altında insanlarla temas ettirmemek için tenbihat olmuş-hem yirmi beş senedir ben münzevi yaşadığım için, kalabalık yerlerde huzur bulamıyorum ve herkesin arkasında mezhebimce iktida edip namaz kılamıyorum ve okumakta yetişemiyorum ve daha Fatiha nın yarısını okumadan, imam rükua gidiyor. Bizde Fatiha okumak farzdır.

Sakal meselesi ise: Bu bir sünnettir, hocalara mahsus değil. Bu millette yüzde doksan sakalsız olanların içinde küçükten beri sakalsız bulundum. Bu yirmi senedir bana resmi hücumlarda bazı arkadaşlarımın sakallarını kestirmeleriyle, benim sakal bırakmadığım, bir hikmet, bir inayet-i İlahiye olduğunu ispat etti. Eğer sakal olsaydı, tıraş edilseydi, Risale-i Nur a büyük bir zarardı. Çünkü ölecektim, dayanamayacaktım.

Bazı alimler 'Sakalı tıraş etmek caiz değildir' demişler. Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir. Yoksa hiç bırakmayan, bir sünneti terk etmiş olur. Fakat bu zamanda, dehşetli pek çok günah-ı kebireden çekinmek için, bu terk-i sünnete mukabil, Risale-i Nur’un irşadıyla, yirmi sene haps-i münferit hükmünde işkenceli bir hayat geçirdik; inşaallah o sünnetin terkine bir kefarettir.
Hem bunu katiyen ilan ediyorum ki: Risale-i Nur, Kur’ân ın malıdır. Benim ne haddim var ki, sahip olayım, ta ki kusurlarım ona sirayet etsin. Belki o Nur’un kusurlu bir hadimi ve o elmas mücevherat dükkanının bir dellalıyım. Benim karma karışık vaziyetim ona sirayet edemez, ona dokunamaz. Zaten Risale-i Nur’un bize verdiği ders de, hakikat-i ihlas ve terk-i enaniyet ve daima kendini kusurlu bilmek ve hodfuruşluk etmemektir.

Kendimizi değil, Risale-i Nur’un şahs-ımanevisini ehl-i imana gösteriyoruz. Bizler, kusurumuzu görene ve bize bildirene-fakat hakikat olmak şartıyla-minnettar oluyoruz, 'Allah razı olsun' deriz. Boynumuzda bir akrep bulunsa, ısırmadan atılsa, nasıl memnun oluruz; kusurumuzu-fakat garaz ve inat olmamak şartıyla ve bid alara ve dalalete yardım etmemek kaydıyla-kabul edip minnettar oluyoruz.
• • •







Konu: sevdiklerinize bir gülde siz verin...
KUTLU DOĞUM HAFTASI MÜNASEBETİYLE...
İnsanlık; Erdemi, Sevgiyi, Sevginin Kaynağını arıyor.
Fikirler arayış içinde, akıllar şaşkın.
Ey alemlere rahmet gelen sevgili,
Sana muhtaç insanlık.
Ruhlarımız seni arıyor, özlerken seni derinden.
Nefislerimiz girdaba döndü, ateşler çekiyor.
Dağlar utanıyor yaptıklarımızdan
Devriliverecek üzerlerimize.
Buyurmuşsun,
"Yıllar sonra beni görmediği halde
Beni çok seven gençler olacak,
Onları görmeyi ne çok isterdim."
Keşkeşan'da bir yıldız da ben
O gençlerden biri de ben olmak isterdim
........ , . - . - , _ , .........
......... ) ` - . .> ' `( .........
........ / . . . .` . . ........
........ |. . . . . |. . .| .......
......... . . . ./ . ./ .........
........... `=( /.=` .............
............. `-;`.-' .............
............... `)| ... , .........
................ || _.-'| .........
............. ,_|| _,/ ...........
....... , ..... || .' ............
....... | | ,. ||/ ..............
.... ,..` | /|.,|Y, .............
..... '-...'-._..||/ .............
......... >_.-`Y| .................
.............. ,_|| ...............
................ || ..............
................. || ..............
....HAZIRLAYAN || ..............
.........METE |/ KAN........
Bağlantı »
Konu: Allah razı olsun
BURAYA KARDEŞ YORUM YAZMIŞ AMA BAZIYERLERİ SANSÜR EDİLDİ......
Ağrılı olup Ordu ilinde çok hizmetleri olan Faik ..abiyi Sungur Abi ile ziyarete gitmiştik. Orduda dersane açılışı vardı. Dersden sonra Sungur Abi Üstaddan hatıra anlatmasını istedi. Bir kaç hatıra anlattı. Birisi şu idi: Üstadımızı bir derviş ziyarete gelir. Üstadımıza niye sünnete muhalefet ettin? Niye evlenmedin, niye sakal bırakmadın? diyerek önce ısrarla, sonra şiddetle sorar. Üstadımız önce mülayimane cevaplar verse de, o mübarek zat şiddetlenince, Üstadımız celallenir. Alnında bir damar kabarır. Elini çenesine atar, aşağı doğru çekince, çenesinden uzunca bir sakal çıkar. Elini kendinden odanın etrafını işaret ederek genişce bir kavis çizer. Elinin geçtiği istikamette bir sürü çocuk ve kadın peyda olur. Bediüzzaman şiddetle bağırır: BEN İSTESEYDİM BÖYLE OLURDU. NE YAPAYIM RASULULLAH MÜSAADE ETMİYOR..NE YAPAYIM RASULULLAH MÜSAADE ETMİYOR.. Derviş cezbeye gelir.
Büyük Zatların hiç bir işi boş değil. Su-i zan edip, kendimize yazık etmeyelim.
Düzenleyen yozgatnur66 gün: 24/3/2009 saat: 21:55
Bağlantı »