Azami Sadakat Seciyesi

RİSALE

50-

Azami Sadakat Seciyesi

2017-05-06 10:53:00
Eyüp EkmekçiRnk cemaati tabiri hakaret için olamaz;o cemaati tayin için söyledim. Meşveret cemaatı dersem o zaman hakaret kabul edin.Sanki Üstadımızdan,Risale-i Nur'dan başka bir mensubiyetiniz varmış gibi.
 
Biz Hizb-ül Kur'an cemaatiyiz Rabbimize hamdolsun.Bütün Nur Talebeleri ve hey'etleri için söylüyorum. Elhamdülillah biz Risale-i Nur'a talebe olmakla en büyük ikrama mazhar olmuşuz. Kur'anın ayinesi ve manevi mu'cizesi olan bir derse talebe olmuşuz.
 
İman-küfür mücadelesinin tarihi seyrinde;bu asra kadar hurafeler halinde gelen küfür ve dalalete;bu asırda adeta bilimsel bir kılıf verilmeye çalışılmış,mataryalist inkarcı felsefe ile ortaya çıkmışlardır. Kur'anın her asra bakan bir dersi olduğu cihetle;hem bu materyalizm taununu öldürmek,hem de bu ilim ve fen asrın dimağına bir ders olmak üzere,Kur'anın ilim ve hikmet nuruyla açılımı ve manevi mu'cizesi olan Risale-i Nur;ihlas-ı tamm ve ululazmane takva ve kahramanlık gibi seciyelerin müntehasında olan Hazret-i Bediüzzaman'ın dua ve himmetleriyle bu asır insanına hususan müslümanına,bu zulüm ve zulümatlı asırda, bir "urvet-ül vüska" olarak ihsan edilmiştir.
 
Bir de Kur'an'da emr-i bilma'rufu lisan-ı hal ve kaliyle ifa edecek bir cemaat teklif edilmekte olduğu cihetle,Kur'anın ayinesi olan bu dersin etrafında o nur ile tenevvür eden ve azami ihlas ve sadakat ve fedakarlıkla o vazife üzerinde vazifedar bir cemaat fıtri olarak vücuda gelmiştir.  
 
Risale-i Nur;iman ve İslamiyet'in en azam mertebede ve en cami' dersini vermekle kalmamış,Tarihçe ve lahikalarla verdiği istikamet dersleri,ferd olarak ve "Hizb-ül Kur'an cemaati"olarak bize bir hayat ve hizmet programı vermektedir. Bizi hakiki manasıyla bir Hizb-ül Kur'an cemaati haline getirmektedir. Bu cemaatin keyfiyetini ve istikametini Hazret-i Mehdi'nin bizzat Üstadlığıyla hakaik-ı imaniye dersleri ile beraber,yine Üstadımızın medar olmasıyla ittiba-ı sünnet-i seniyye üzerinde, ihtara binaen yazılan lahikalarla teşkil edilen ve yönlendirilen bir Hizb-ül Kur'an cemaatidir.

Buna,bu cemaatin keyfiyetine ve yönlendirilmesine hiçbir beşeri iradenin karışmak hakkı ve haddi değildir.
Onuncu Lem'a Şefkat Tokatları Mukaddimesinde buyrulduğu gibi:
"Bu hizmet-i kudsiyenin kerameti üç nevi'dir: 
 
  Birinci nev'i:   
 
   O hizmeti ihzar etmek ve hadimlerini o hizmete sevketmek cihetidir.  
 
  İkinci kısım:   
 
   Manileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini def'edip, onları tokatlamaktır.  
 
   Bu iki kısmın hadiseleri çoktur, hem çok uzundur.  
 
{(*): Mesela: Halk Partisi, Nur talebelerine verdikleri azab ve sıkıntı ve ihanetlerden, kendileri dünyada daha ziyade cezasını çektiler, aynını gördüler.}  
 
Başka vakte talikan, en hafif olan üçüncü bir kısımdan bahsedeceğiz.  
Üçüncü kısım   
 
Şudur ki: Hizmette halisen çalışanlara fütur geldiği vakit, şefkatli bir tokat yerler, intibaha gelerek yine o hizmete girerler. Bu kısmın hadisatı, yüzden fazladır. Yalnız yirmi hadiseden onüç ondördü şefkatli tokat yemişler, altı yedisi zecr tokatı görmüşler. 
 
2005'te meydana getirdikleri bühtanla istihdam-ı Rabbani altındaki bu Kur'an cemaatini Nur Erkanları'ndan kaçırarak sahib olma ve yönlendirme gibi ham heveslere kapılanlar, elleri boş kalacak ve dehşetli mes'ul olacaklardır.

*Hazret-i Üstadımızın bir tabiri var. Ta Eski Said'deyken ruhen hissetmiş,o en azam hamiyet-i imaniye sahibi zat şöyle diyor:"O kitabın meali sizde tahakkuk edecektir."Meşveret;o ulul-azm zata ittiba ve Tarihçe ve Lahikalardaki Hizb-ül Kur'an cemaatini yönlendiren derslerin tatbikatında yardımcı ve müzahir olmaya çalışabilirse,vazifesini ifa etmiş oluyor. Yoksa kanun ve usül koyucu olamaz.

Bizim mes'elemiz,Kur'anın ayinesi olan o derse talebe olmak ve bizzat o Kur'ani düsturlarla meydana gelen ve istikametlenen ve Kur'an'a en kudsi mertebede hadim olan bir "Hizb-ül Kur'an cemaati"olmaktır. Beşeri mülahazalar ve yönlendirmeler o kudsi me'hazın yerini tutamaz. Bozar ve dehşetli mes'ul eder. Bu mana üzerine On Üçüncü Şua'da ve Külliyatta çok dersler var. Bir cümleyi arz edeceğim. Manasını anlayabilenden Allah razı olsun. 
 
"....Buna benzer vukua gelen hadiseler, ya siyaset-i diniye veya başka sebepler ile umum Alem-i İslam namına olamadılar." Burada necib ve muazzez Üstadımız,nezih bir lisan kullanarak "meslekler" demiyor,"hadiseler" tabir ediyor;yani, o mesleğe siyaset-i diniye karışsa, Hizb-ül Kur'an olamıyor. Beşerin aklı bu manayı basmaz. Hazret-i Mehdi'ye kafil bir kudsi manadır. Ben uzatmayacağım.

Zübeyir Ağabey ve Hüsnü Ağabey Yeni Asya dalaleti kudurmaya başladığı zaman,İhvan-ı Müslimin Cemaati ile Nur talebeleri arasındaki fark lahikası için:"Bu bizzat Üstadımızın kalemidir. Her yerde okuyun." dediler. Bu mes'eledede Hazret-i Üstad,yüksek ahlakındaki nezahet sebebiyle,bizzat kendi imzasıyla bu mukayeseyi yapmıyor.

Fakat kudsi, Kur'ani mesleğinin sıradan mesleklerden farkının bilinmesine de şiddetle ihtiyaç var. Onun için,Zübeyir Ağabeyimizin beyanlarıyla,Üstadımız İsa Abdulkadir'in mektubunu,bizzat yeniden tanzim etmiş ve İsa Abdulkadir ismiyle neşretmiştir. Bunu heryerde okuyun dediler.

Eğer bu fark; iz'ani bir şekilde bilinseydi ve Merhum Zübeyir Ağabey gibi lisan-ı hal ve kal ile tahkimatı yapılsaydı, Merhum Mustafa Sungur Ağabey gibi hizmetin cereyanı içinde gösterilebilseydi,Yeni Asya'nın içine düştüğü,manevi hizmetle gazete ve siyasetin karıştırılma varta-yı azımini yaşamazdık. İsteyen Hazret-i Mehdi'ye talabe ve hadim olur. İsteyen meslek cihetinde feylesof olur ona göre netice alır. İsteyen Feto'nun sadeleştirme ihaneti gibi dışardan yapılan sinsi müdahalelerle yolunu değiştirir, ona göre netice alır. Yani Süfyani bir yola sapar. Hafazanallah. 
 
Bu kudsi,Kur'ani bir emanet olan Necib ve muazzez Üstadımız'ın şahs-ımanevisinin kuvvet ve kudsiyeti nisbetinde imtihanlar cereyan ediyor.
 
Fakat Nur el ile avlanmaz kaidesiyle,beşeri tarza çevirip kullanmaya kimsenin gücü yetmiyor.
Velhasıl: Din-i Hak'kın ve ayinesi olan Nur'un,dünyevi şekle getirilip su'-i istimal edilememesinin te'minatı,bizzat kendi esasatında mevcuttur.
 
Velhasıl bu kudsi, Kur'ani dairede Risale-i Nur'u halisane, müdakkikane okuyarak aczini bilerek dost,kardeş,talebe gibi bir daireden manevi intisabımızı kazanmaya çalışmak,Asr-ı Saadetten sonraki en büyük bir saadet,bir mazhariyettir. Bu Hizb-ül Kur'anı yönlendiren ;bizzat Kitabullah'ın dersi ve Onuncu Lem'a mukaddimesinde buyrulduğu gibi,bizzat istihdam-ı Rabbanidir. Allah'tan korkanlar,nefis muhasebelerini yaparak devam ediyorlar. 
 
Ve Nur Erkanlarının,dünyevi manada cemaat idare etmek gibi bir gailesi de yok ve aldıkları çok kudsi ders ve tahşidatla sıddıkıyet mertebesindedirler.
 
Hazret-i Üstadımız Bediüzzaman(R.A)' dan sıddıkıyetle aldıkları Kur'ani meslek ve tarz ki,Rıza-yı Bari' ve manevi  ereketlere medar bir keyfiyetin tahakkukudur;ona çalışıyorlar.Cenab-i Erhamürrahımin bizleri onların şefaatlerine nail eylesin. Amin.
Bihürmet-i Seyyidil-Mürselin.
 
Eyüp EKMEKÇİ
 
Kaynak: RisaleAjans
 

Risale-i Nur Araştırma Merkezi

YozgatNur

Eyüp EKMEKÇİ
 
Kaynak: RisaleAjans
 

Risale-i Nur Araştırma Merkezi

YozgatNur

44
0
0
Yorum Yaz

Fotoğraf |  görsel 1