Abdurrahmân Çelebi Salâhaddin'in Gayr-i Münteşir Mektubu

RİSALE

50-

Abdurrahmân Çelebi Salâhaddin'in Gayr-i Münteşir Mektubu

2015-12-05 19:01:00

yozgatnur66Çok müşfik, çok vefâkâr efendim ve fazîletli, izzetli Üstâdım hazretlerine,Risâle-i Nûr, asrımızda Kur’ân-ı Hakîm’in resmî bir tercümanı ve nâşiri olduğuna dâir çok delillerden birkaçını arz ediyorum. Risâle-i Nûr’un tarihçesi aynen asr-ı saadete benziyor. Bir çok noktalarda tevâfuk ediyor. Yirmi üç senede hitâm bulan Risâle-i Nûr, Anadolu’yu maddî tehlikelerden korumuş, ma‘nevî îkāz tokatlarıyla okşamıştır.

Ve milyonlarla kişinin îmânını kurtarmaya vesîle olmuştur. En dehşetli ve korkunç ve karanlıklı bir muhîtte, hunhar düşmanları arasında, tazyîk altında, bin bir mahrumiyetler içinde, ihtiyâr, hasta, garib, hürriyeti alınmış bir zâtın Kur’ân’dan aldığı ilhâmî ifadesiyle, en sıkıntılı ve tehlikeli ve kısa vakitlerde, sabî çocukların, acemi fakat ma‘sûm, bîçâre zayıf ihtiyârların, titrek fakat tevbekâr elleri harekete geçerek, usanmadan, yılmadan binler sahîfe Risâle-i Nûr’u aşkla yazmaları; ve âlim, câhil, feylesof ve muhtelif din sâliklerinden yüz binlerle insan, zevkle, huşû‘ ve huzû‘ ile bu hâsseli, güzel yazıları okumaları ve güzel sözleri dinlemeleri; Eskişehir ve Denizli ağır cezâ mahkemesi neticesi, İstanbul ve Ankara ve sâir yerlerde profesörlerden, dindâr âlim ve feylesoflardan müteşekkil hey’etler tarafından Risâle-i Nûr inceden inceye tedkîk ve tahlîl edilmiş, neticede, Kur’ânî tam bir tefsîr olduğuna müttefikan karar vermeleri; ve gizli düşmanlarının haksız ve yersiz isnâdlarının, yalnız siyâsî iftirâdan ibâret olduğu ve ilmî i‘tirâz edememeleri, mahkemece kat‘iyetle anlaşılmış ve berâetle neticelenmiştir.

 

Bin dört yüz sene evvel, beşeriyet, zulmet, cehâlet içinde vahşi örf ve âdetlerin bulunduğu Arabistan’da doğan nûrlu bir güneş, altmış üç sene yükselmiş ve yirmi üç senede inzâli hitâm bulan fermân-ı Kur’ânla her şey aydınlanmış, fenâ, abes örfler ve âdetler anlaşılmış, sa‘y-i Muhammedî (asm) ile saadete çevrilmiş, bu sebeble bütün yabancı nazarlar gıbta ile Kur’ân’a dikilmişti. Asırlar geçmiş, İslâmiyet üç yüz elli milyona yükselmiştir.

Abdülkādir-i Geylânî (ks), İmâm-ı Gazâlî (ks), İmâm-ı Rabbânî(ks) misillü sâir İslâm allâmeleri, zamanında fen ve felsefeden neş’et eden küfre karşı Kur’ân-ı Azîm’i ve hadîs-i şerîfi tefsîr etmişler ve küfrün yayılmasını önlemekle beraber, yüz binlerle kişi İslâmiyet’e girmişlerdir. Hangi İslâm diyârında küfür çıksa, o mıntıkada Kur’ân belirip, nûrlu kılıcı ile mukābele eder.

Küfrü def‘ ve ref‘ eyler. Asrımızda buna en büyük bir numûne Risâle-i Nûr’dur. En kuvvetli şâhid, binlerle Risâle-i Nûr talebeleridir.

50-

Harb-i umûmîde, âlem-i İslâmın bazı merkezlerinde istik­lâliyet tehlikeye düşeceği zamanda, Fas, Cezayir, Mısır, Irak, Cava, Hindistan, Türkistan ulemâlarına, fen ve felsefeden doğacak tabîiyyûn fikrini cerh edecek hakîkat-i Kur’âniyeyi ve hakāik-i îmâniye-i beşeriyenin muhâfazasını, Risâle-i Nûr’un çekirdeği olan İşârâtü’l-İ‘câz risâlesiyle göstermiş.

Ve bunun neticesidir ki, Risâle-i Nûr’da çok evvel tebşîr ve beyân edildiği gibi, bu mezkûr milletler yeniden istiklâliyetlerine kavuşuyorlar.

 

Risâle-i Nûr’un bu vatanda ekdiği nûrlu tohumlar filiz ver­meye başlamış, bu sâyede dînî gazetelerin çıkması ve Kur’ân mekteblerinin açılmasına zemin teşkîl etmiş ve milyonlarla ma‘sûmun îmânlarını kurtarmaya sebeb olmuştur.

Şark-ı şimâlîde çıkan, dünya çapında tasavvur edilen bir ejderhadan daha korkunç, dehşetinden bütün beşeriyeti titreten dinsizlik cereyânının beş pençesi, dünyanın beş kıt‘asına uzanmış, iğneli tırnaklarıyla zehirlemeye çalışıyor. Bu muazzam tehlikeyi bin dört yüz sene evvel işaret buyuran Kur’ân-ı Azîmüşşân, bu asırda bu azîm tehlikeye karşı Risâle-i Nûr’u mukābele çıkarıyor. Dünya siyâsiyyûnlarının dinsizliğe bilmeyerek yardım ettikleri yıllarda, Risâle-i Nûr hristiyan âlemine müslümanlarla ittihâd etmeyi işaret ediyor. 

Katolik ve protestan misyonerlerini, Asâ-yı Mûsâ ve Zülfikār risâlesiyle îkāz ediyor, maddî ve ma‘nevî mes’ûliyeti gösteriyordu. Yer yüzünde en mütemeddin milletlerden Finlandiya, İsveç, Norveç, bu hakîkat-i nûriye karşısında Kur’ân-ı Kerîm ve hakîmi rehber etmiş, İslâmiyet’le bir nevi‘ ittihâd ederek, şark-ı şimâlîde tam Deccâl’ın ensesine vahy-i semâvî kılıcını, Zülfikār’ı çekmiştir.

 

İnebolu Risâle-i Nûr talebelerinden çok kusurlu günahkâr 

Abdurrahmân Çelebi Salâhaddin

 

 
Risale-i Nur Araştırma Merkezi
Yozgatnur

 

34
0
0
Yorum Yaz

Fotoğraf |  görsel 1