Image Hosted by ImageShack.us

 

     sema       

Mevlevî gibi zerreyi döndüren kim ise, müteselsilen mevcudatı tahrik edip, tâ şemsi seyyaratiyle gezdiren aynı zât olmak gerektir. Çünkü kanun bir silsiledir; ef'al, onun ile bağlıdır.

Bediüzzaman Said Nursî

Google

Zekâtını vermeyenlere Sâlebe'den ibret dersi!

Zekâtını vermeyenlere Sâlebe'den ibret dersi!
 


 
 

Tefsirlerde genişçe anlatılan mesaj yüklü bu hadiseyi özetleyerek tefekkürlerinize takdim ediyor, olayı değerlendiren herkesin kendine ait bir ders çıkaracağını düşünüyorum.

Medine halkından Sâlebe, çok mala sahip olmak istiyordu. Ama hakkında hayırlısı çok mal mıydı onu hiç düşünmüyordu. Bu yüzden tam üç defa Efendimiz (sas)'e müracaat ederek zengin olması için dua etmesini istemiş, hatta sonuncu müracaatında da yemin ederek demişti ki: "Seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, istediğim serveti verirse yoksullara da çokça yardımda bulunacak, onların da ihtiyaçlarını karşılayacağım!.."

Bu kadar ısrardan sonra Efendimiz istediği duayı yapmış; "Sâlebe'yi istediğine kavuştur ya Rab!" diye niyazda bulunmuştu.

Bundan sonra Sâlebe'nin sahip olduğu koyun sürüsü kısa zamanda öylesine çoğaldı ki, 'cami güvercini' denen Sâlebe, artık vakit namazlarını bırak, cumalara dahi gelemiyor, çölün derinliklerinde sürüsünün arkasında sürünüp gidiyordu. Efendimiz, camiden çıkmayan Sâlebe'yi hiç göremez olunca:

- Yazık oldu Sâlebe'ye. Keşke hakkında hayırlı olanı isteseydi!.. diye hayıflanıyordu. İşte bu sıralarda zekât âyeti nazil oldu. İmkân sahibi zenginlere görevliler gönderildi. Zekâtlarını toplayıp hazineye getirecekler, oradan da ihtiyaç sahibi fakirlere dağıtacaklardı. Sâlebe'ye giden görevliler de durumu anlattılar.

- Gelen ayetler, zenginlerin zekât vermelerini emrediyor. Sen de zengin olduğundan zekât vermen gerekiyor, bunun için geldik, dediler. Buna beklenmedik tepki gösteren Sâlebe:


- "Bu çölde malın peşinde koşup kazanan benim, hiç ilginiz olmadığı halde hisse isteyen sizsiniz. Bu sizin istediğiniz şey haraçtan başka bir şey değildir!.." diyerek zekât memurlarını azarlayıp eli boş çevirdi. Sâlebe'nin bu tutumunu duyan Resulullah (sas) Hazretleri:

- Yazık oldu Sâlebe'ye, keşke mutlaka zengin olmayı değil de hakkında hayırlı olanı isteseydi, diyerek üzüntülerini bir daha izhâr etti. Bu olay üzerine Tevbe Sûresi'ndeki münafıkları anlatan âyetler nazil oldu:

- Münafıklardan bazıları da, mal mülk verip zengin ettiği takdirde yoksula yardım edeceklerine Allah'a söz verirler de, istedikleri mala kavuştuklarında cimrilik edip yoksulun hakkını vermezler!.. (76. ayet)


Ayet-i kerime, verdiği sözünde durmayan Sâlebe'nin münafıklar sınıfına kaydığını işaretliyordu. Bunu anlayan akrabaları, gidip ona derhal malının zekâtını vermesini, yoksa münafıklardan biri olarak damgalanacağını hatırlattılar. Yakınlarının zorlaması üzerine zekâtını alıp Resulullah'a gelen Sâlebe, yoksulun hakkını getirdiğini söyledi ise de Resulullah (sas) Hazretleri,: "Bu sizin yaptığınız, haraççılıktan başka bir şey değildir!" diyen Sâlebe'ye üzüntülü bir eda ile,:

"- Senin yardımını alamam artık Sâlebe. Allah Celle ve Âlâ men etti!.. karşılığını verdi. Resulullah (sas)'ın vefatından sonra Hazreti Ebû Bekir'e müracaat eden Sâlebe, sırasıyla Hazreti Ömer ve Osman'a da müracaat ettiyse de hepsi de,:

'- Resulullah'ın kabul etmediğini bize mi kabul ettirmek istiyorsun?' şeklinde karşılık verdiler. Hazreti Osman (ra) zamanında hasta yatağında son anlarını yaşadığı sıralarda kulaklarında Resulullah'ın ilk ikazları yankılanıyordu:

- Sâlebe! Çok malın sorumluluğu vardır. Yerine getirmezsen hakkında hayırlı olmaz. Mutlaka zengin olmayı değil, hakkında hayırlı olanı iste!.. Ama artık vakit çok geçmişti. Sâlebe, zamanında mükellefiyetini yerine getirmeyen zenginlere ibret örneği veriyordu bu tutumuyla.


AHMED ŞAHİN

 yozgatnur66                           YOZGATNUR


Yorum (yok) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

Zekâtla ilgili merak edilen sorulara cevaplar

Zekâtla ilgili merak edilen sorulara cevaplar

 

 


Zekat, İslam'ın şartlarından biridir ve malî bir ibadettir. Zekat verecek kadar bir malı ve mülkü olanın bu yükümlülüğü yerine getirmesi gerekir. Peygamber Efendimiz (sas) "Mallarınızı zekatla koruyun, hastalarınızı sadaka ile tedavi edin, belalara karşı duâlarla hazırlıklı olun." buyurmaktadır. Zekatın kimlere ve nerelere verilebileceğini, hangi malların zekata dahil olduğunu ve zekatla ilgili merak edilen sorulara verilen cevaplar.



Zekâtımı nasıl hesaplamalıyım?

Ev ve araba günlük hayatta kullandığınız giyim eşyaları gibi mallara zekât düşmez. Para, hisse senedi, döviz, çek, senet gibi değerlerinizi hesaplar ve varsa bundan borçlarınızı düşer, kalan paranın kırkta birini zekât olarak verirsiniz. Paranız sürekli artan bir miktar ise zekâtı ödeyeceğiniz günkü miktar ne ise o miktar üzerinden zekât verirsiniz. Alacakların zekâtını aldığınız zaman da ödeyebilirsiniz.

-Eşimin borcu var; benim de altınlarım. Bize zekât düşer mi?

Zekât konusunda İslam, ferdi olarak değerlendirmektedir. Yani malı olan kadının kocasının borcu varsa kadının zekât vermesine engel olmaz. Bu bakımdan eğer bu borç kocanıza aitse sizin zekât vermenize mani değildir. Altınlarınızın zekâtını vermeniz gerekir. Borç size aitse altınlardan borç miktarını düşerek geri kalanın kırkta birini zekât olarak verirsiniz. Kişi kendi karısına zekât veremez. Çünkü örf ve âdet bakımından karı koca menfaatte ortak sayılırlar. İmam Ebu Hanife'ye göre kadın da kocasına zekât veremez.

-Zekât, mal olarak verilir mi?

Zekât, mal olarak da verilebilir.

-Zekât ile sadaka arasında ne gibi fark vardır?

Zekât farz, sadaka ise fıtır sadakası hariç nafiledir. Fıtır sadakası vaciptir. Zekât senede bir verilir ve verilme oranı bellidir. Sadaka ise her zaman ve kişinin belirlediği miktarda verilebilir. Sadakanın gizli verilmesi, zekâtın ise açıktan verilmesi efdaldir.


-Çek ve senetlere zekât düşer mi?

Çek ve senetlere de zekât düşer.

-Kredi kartı ile zekât verilir mi?

Kredi kartıyla zekâtı vermenin bir sakıncası yoktur.

-Gelecekte olabilecek borçlar zekâttan düşürülür mü?

Zekât verilirken mevcut durumdaki borçlar zekâttan düşülür. Ama gelecekte olabilecek borçlar zekâttan düşülmez.

-Camiye zekât verilebilir mi?

Camiye zekât verilmez.

-Haram maldan zekât-fıtır sadakası verilir mi?

Haram yolla kazanılan malın zekâtı verilmez. Bu malın, varsa sahibine verilmesi, bilinmiyorsa fakirlere dağıtılması gerekir. Bir kişinin kumar gelirinin dışında başka bir geliri varsa, helalse bunu ayrı olarak hesaplayıp bu miktar üzerine zekât düşüyorsa zekâtını ve fıtır sadakasını verebilir.


-Anne, baba, kardeş ve akrabalara zekât verilebilir mi?

Bir kimse anne, baba, dede, nine ve bunlardan yukarısına çocuk ve torunlarına zekât veremez. Fakir olan kardeşlerine zekât verebilir. Fitre de zekât gibidir. Zekâtın verildiği yerlere verilir.


-Ev almak için biriktirilen altınlara zekât düşer mi?

Bu altınlara zekât düşer. Kırkta birini zekât olarak ödemeniz gerekir. Altın olarak vermeniz şart değildir.

-Zekâtın farz olması için paranın bir yıl beklemiş olması gerekir mi?

Hangi paranızın üstünden bir yıl geçmişse onun zekâtını vermekle mükellefsiniz.

-Her ay ele geçen maaş, ücret ve serbest meslek kazançlarının üzerinden hemen zekât vermek gerekiyor mu, yoksa üzerinden bir yıl geçmeli mi?

Din İşleri Yüksek Kurulu, maaş ve benzeri standart gelirlerin, diğer gelirlere katılarak nisap miktarının üzerinden bir yıl geçtikten sonra zekât verilmesi gerektiği görüşündedir.
-Zekâtı burs olarak vermek caiz midir?

Zekât, muhtaç öğrencilere burs olarak verilebilir. Bu bursu verirken zekâtınız olduğunu söylemeniz gerekmez. Sizin bilmeniz yeterlidir. İlimle uğraşan kimselere zekâtımızı vermek, başkalarına vermekten daha önemlidir.


-Alacağını zekâta saymak caiz midir?

Zekât vermekle sorumlu olan kimse, borçlusu bulunan bir muhtaca "bana olan borcunu vereceksen sana zekât veririm" diyerek şartla zekât verirse caiz olmaz. Ancak borçluya, "Sendeki alacağımı zekâta saydım, kendini borçlu hissetme, artık rahat ol! Borcun silinmiştir..." demek, zekâtı vermiş olmak için yeterli bir ifade olarak kabul edilir.


-Hayır kuruluşlarına zekât verilebilir mi?

Bu kuruluşlar zekâtı gerekli olan yerlere ulaştırıyorsa zekât verilebilir.

Kiraya verilen ya da yapılıp satılan

-eve zekât düşer mi?

İnşa edilerek kiraya verilen veya oturulan binaların kıymeti üzerinden zekât yoktur, getirdikleri kiralara zekât düşer. Satış için inşa edilen bina ve apartman daireleri, ticaret malı kısmına girdiklerinden, bunların da kıymetleri üzerinden zekâtları verilir.

-Zekâtı, çalışan personele maaş olarak dağıtabilir miyiz?

Maaş, işin karşılığı olarak verilir. Zekât ise iş karşılığı olarak verilmez. Ancak işçilerden zekâta müstahak olanlar varsa maaşlarının üzerine zekât olarak verilecek miktar konulup verilebilir.


-Arabaya zekât düşer mi?

İnsanın zaruri ihtiyaçları arasında ev, ev eşyası, giyeceği, yiyecek ve içeceği yanında binek vasıtası da sayılmaktadır. Ancak ev ve eşyada olduğu gibi arabada da lükse kaçma, vasat bir araba ile giderebileceği ihtiyacını bunların üç-beş katı fiyat vererek lüks arabalarla giderme işine gelince, burada zekâtın devreye gireceğini söylemek mümkündür.

-Vergi, zekât yerine geçer mi?

Devletin, mükelleflerden aldığı şey zekât olarak kabul edilmez. Ayrıca devlet, zekât adıyla değil, vergi olarak almakta ve aldığı vergiyi de zekâtın verilmesi gereken ve Kur'ân-ı Kerîm'de belirtilen sekiz sınıfa vermemektedir. Devlete verilen vergiyi zekât olarak kabul etmek yanlıştır.

-Kira gelirinin ne kadarı zekât verilmeli?

Kira gelirlerinin zekâtı yıllık gelirine göre hesaplanır. Nisap miktarından fazla geliri olan bir kimse bu gelirinin kırkta birini zekât olarak verir. İsterse bunu aylık olarak da verebilir.

-Uzun vadeli borçlar zekâttan düşürülür mü?

Uzun vadeli borçlar da zekâttan düşülebilir. Bununla beraber eğer kişinin maddi durumu iyi ise fakirlerin menfaatine binaen uzun vadeli borçları düşürmemesi tavsiye edilir.


-Ev almak için biriktirilen paraya zekât düşer mi?

Ev için biriktirilen paranın üzerinden bir yıl geçmişse ve nisab miktarını aşıyorsa zekât düşer.

-Hisse senetlerine zekât düşer mi?

Bir kimsenin sahip olduğu hisse senedi nisaba malikse zekâtını verecektir.

-Fabrikadaki makinelere zekât düşer mi?

Fabrikadaki demirbaşlara zekât düşmez. Bu bakımdan üretim için kullandığınız makinelerin zekâtını vermeniz gerekmez. Ancak ticaretini yaptığınız mallara zekât düşer.



yozgatnur66 

Yorum (yok) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

Ne kadar paraya ne kadar zekat gerekir? Zekat ve Fitre kime veri

Ne kadar paraya ne kadar zekat gerekir? Zekat ve Fitre kime verilir?

Bilindiği üzere yüce İslam, Müslüman'ı bencillikten korumuş, egoistlikten uzak tutmuştur.

Bu sebeple İslam'la ilgisi olmayanlar, sadece kendi menfaatlerini düşünebilirler, kendilerini kurtardıktan sonra yoksula yardım mükellefiyeti duymayabilirler. Ama Müslüman, çevresine böyle ilgisiz kalamaz. Çünkü iman ettiği İslam ona mükellefiyetler yükler ve buyurur ki:


- Senin ekonomik durumun iyidir, dinen zengin sayılmaktasın. Öyle ise servetinin kırkta birini ayırıp çevrende gördüğün ihtiyaç sahiplerine Allah'ın emri olarak vereceksin. Hem öylesine vereceksin ki, sen verdiğin için minnet etmeyeceksin, onlar aldığı için minnet duyacaksın, seni borçtan kurtardıkları için teşekkür etme ihtiyacı hissedeceksin. Çünkü onlar almasaydı sen borçlu kalacaktın!.

İslam Müslüman'ı işte böylesine çevresine ilgi gösteren sosyal insan yapar, örnek insan haline getirir. Özellikle bu ayda servetlerini hesap eden Müslümanlar, zenginlik sınırına ulaşmışlarsa servetlerinin kırkta birini mutlaka ayırıp ihtiyaç sahibi yoksula verme mecburiyetini duyarlar. Hatta verdiklerinin aslında yoksulun kendi servetleri içindeki hakları olduğunu bile düşünürler.

Nitekim işte bugün de böyle düşünenlerden gelen yardım sorularına bakacak, yoksula nasıl zekat yardımı yapacakları yolundaki sorularının cevaplarını vermeye çalışacağız:

1. soru: Bayramdan önce ihtiyaç sahibi kardeşlerimize zekat haklarını hemen vermek istiyorum. Ancak ne kadar paraya ne kadar zekat vermek gerekiyor net olarak bilemiyorum. Bu konuda bilgi verirseniz zekat borcumu tespit ederek ihtiyaç sahiplerine haklarını hemen ödeyeceğim;

Cevap: Zekatın hesabı çok kolay. Yeter ki yoksulun malınızın içindeki hakkını vermenin sorumluluğunu olanca derinliğiyle hissedin ve: 'Rabb'ime şükürler olsun bana da zekat verme mutluluğu nasip etti.' diyerek zekat verme mutluluğunu yaşamaya hazır olun.


Ne kadar paraya ne kadar zekat vermek gerektiği konusunda zihinleri karıştıracak ayrıntıya girmeden kısaca şöyle bir tespit yapabiliriz:

- Zekat zenginliğinin alt sınırı (ihtiyaç fazlası olarak bekleyen) 2.500 liradan başlar. İhtiyaçtan fazla iki bin beş yüz lirası bekleyen kimse, zekat zengini sayılır. Her bin liraya 25 lira zekat vermek suretiyle yoksula yardım etme mutluluğunu yaşayabilir.


Ticaretle uğraşanlar için konuyu şöyle de ifade edebiliriz:

- Zekat vereceğiniz sırada kasanızda mevcut olan paranızı tespit edin, varsa vitrindeki ticaret malınızın alış değerini de bu mevcuda ilave edin, ayrıca sene içinde alacağınız varsa onu da ekleyin, borcunuz varsa onu da mevcuttan çıkarın, kalan yekunun her bin lirasına 25 lira zekat takdir etmek suretiyle çevrenizdeki yoksula hakkını verip yardım etme mutluluğunu siz de yaşayın.

Zekatın başlangıcını teşkil eden taban ölçü budur.


2. soru: Elimde bir miktar param var ama bununla ev ve araba gibi ihtiyaçlarımı almak istiyorum. Temel ihtiyaçları almak için beklettiğim bu paranın da zekatını vermem gerekir mi?

Cevap: Bir görüşe göre, beklettiğiniz parayı ya almak istediğiniz ihtiyaca harcayacaksınız yahut da zekat zamanında elinizde bekliyorsa zekatını vereceksiniz. Bir diğer görüşe göre ise bu para ihtiyaç almak için beklediğinden dolayı zekatını verme mecburiyeti yoktur.. Ama verirseniz daha emniyetlisini yapmış olursunuz.

3. soru: Zekat verirken temlik şartını ileriye sürenler, alacaktaki para zekata sayılmaz, borçlu önce para bulup borcunu ödemeli, sonra siz ona zekatınızı vermelisiniz, diyerek işi zorlaştırıyorlar. Yoksuldaki alacağı zekata saymanın yoksulu zora sokmayan kolay yanı yok mu?

Cevap: Diyanet ilmihalinde borçlunun lehine olanı tercih etmenin uygun olacağı ifade edilerek, borçluya, 'Alacağımı zekata sayarak borcunu sildim, rahat et.' demenin yeterli olacağı görüşü ifade edilmiştir. Temliki geniş manada anlayan bu hükmü ben de uygun bulmaktayım. İsteyenler borcunu ödeyemeyen yoksula, 'Alacağımı zekata saydım, rahat et.' diyerek borçluyu incitmeden borç yükünden kurtarmayı tercih edebilirler.

Zekat ve Fitre kime verilir?


İçinde bulunduğumuz Ramazan ayında en çok sorulan sorulardan bir de 'Zekat ve fitre kimlere verilir, kimlere verilmez?'.
 Hemşehrimiz Ahmet Şahin cevabı merak edilen bu soruyu yanıtladı.



Zekat ve fitre kimlere verilir, kimlere verilmez?
1. soru: Zekat ve fitrenin yoksula ödememiz gereken borçlarımız olduğunu biliyoruz. Ancak yakın akrabalara zekat, fitre verilmez diye bir hüküm olduğunu da biliyoruz. Bu konularda bilgi verebilir misiniz? Yakın akrabalardan kimlere zekat fitre verilmez, kimlere verilir?

Cevap: Anneye, babaya, dedeye, nineye; oğula, kıza, bunların çocukları olan torunlara zekat, fitre verilmez.

Çünkü bunlar bir bakıma soframızın ortaklarıdırlar. Bunlara zekatla, fitreyle değil de servetin kendisiyle bakılır, korumaya alınır, yabancı muamelesine maruz bırakılmaktan kaçınılır. Bunların dışında zekat ve fitre verilecek yakınları da şöyle sıralamak mümkündür:

-Evlenip başka aileye karışmış ihtiyaç sahibi kız kardeşe, ayrı ev kurmuş oğlan kardeşe, bunların çocukları olan yeğenlere, kayınpedere, kayınvalideye, ihtiyaç ciddi ise damada, geline, halaya, teyzeye, dayıya, diğer akraba ve komşulara. Bilhassa yoksul öğrencilere, onların adına zekat ve fitre alan vekillerine zekat ve fitre verilerek yardımı geniş alana yaymaya gayret edilir.

2. soru: Bu seneki zekatımı verirken çok ihtiyaç sahibi olan birine gelecek senenin muhtemel zekatını da şimdiden verebilir miyim?

Cevap: Evet, verebilirsiniz. Gelecek sene de bu miktarı zekatınızdan düşebilirsiniz.


3. soru: Zekat verirken kalpteki niyet yeterli midir? Yoksa dilimizle de alana söylemek gerekli mi?

Cevap: - Kalpteki niyet yeterlidir. Dille söyleme mecburiyeti yoktur. Verilen kimseyi incitmeden söylenebilecek münasip bir sözle verilebilir.

4. soru: Bir işyerine ortağım. Hisse senetlerim var. Zekatımı nasıl vereceğim?

Cevap: Ortaklar kendi hisselerine ait olan miktarın zekatlarını kendi başlarına hesap edip verirler. Herkes kendi hissesinin sorumlusudur çünkü.


5. soru: Dükkanımdaki malın zekatını verirken alış fiyatını mı, yoksa satış fiyatını mı esas alacağım? Tümünden mi yoksa sadece kazancından mı zekat vereceğim?

Cevap: Malın alış değerinden zekatını hesap edebilirsin, ayrıca kazancından değil tümünden zekat vereceksin.

6. soru: Ticaret için değil de binme ihtiyacım için aldığım arabam var. Ayrıca oturduğum evim, kirada olan mülküm de mevcut. Bunlara zekat vermem gerekir mi?

Cevap: Bindiğiniz arabaya, oturduğunuz evinize, kirası için beklettiğiniz mülkünüze zekat vermeniz gerekmez. Bunlar ticaret malı değil, gelirinden geçinmek istediğiniz sabit mülklerinizdir. Varsa getirdiği kazancından zekat vermek gerekir. Alıp satmak için bekletilen ticaret malı iseler o zaman zekata tabi olurlar. İşyerinde çalışan makine gibi demirbaşlara da zekat gerekmez.


7. soru: 80 gramı geçen altın ziynetin sahibi olan hanım bunun zekatını verecek paraya sahip olmadığından dolayı Şafii mezhebiyle amel edebilir mi?

Cevap: Şafii mezhebinde ziynetler asli ihtiyaçtan sayıldığından dolayı zekata tabi değildir. Mecbur kalan Hanefi hanımlar Şafii görüşüyle amel ederek ziynetlerini asli ihtiyaçları sayıp borçluluk hissinden kurtulabilirler.

8 . soru: Zekat ve fitre vereceğim yoksul mutlaka dindar mı olmalıdır?

Cevap: Günahkar Müslüman'a zekat fitre vermek caizdir. Ancak takva sahibi insanları öne almak da yanlış olmasa gerektir. Aldığı yardımı içkiye harcayacağını sandığınız muhtacın hanımına gıda maddesi olarak vermek de isabetli bir tedbir olur.


9. soru: Zekat ve fitre tek kişiye mi verilmeli, yoksa bölünerek de verilebilir mi?

Cevap: Fitre bölünmez. Çünkü 6 lira gibi küçük bir miktardan başlamaktadır. Ancak zekatın miktarı büyükse birkaç ihtiyaç sahibine taksim edilerek verilebilir.

10. soru: Fitreyi aile fertleri adına aile reisi verse sorumluluk kalkar mı?

Cevap: Aile içinde kendi adına serveti olan her zengin, kendi zekatının sorumlusudur. Ancak fitre öyle değildir. Aile reisinin aile fertlerinin her biri adına verdiği fitre aileyi sorumluluktan kurtarır. Herkes kendi başına fitre sorumlusu olmaz.

 

Ahmet ŞAHİN'e Teşekküür Ederiz!

yozgatnur66   


Yorum (yok) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

Kardeşe veya kardeş çocuğuna zekât verilir mi ?

Kardeşe veya kardeş çocuğuna zekât verilir mi ?

 

Hanım okurumuz: “Bir miktar zekâtımız var; kardeşimin çocuğu da okuyor. Kardeşe veya kardeş çocuğuna zekât verilir mi ?”



Zekât, bakmakla yükümlü olduğumuz astlarımıza ve üstlerimize verilmez; fakat yanlara verilir. Yani çocuklarımıza, torunlarımıza, eşimize, anne ve babamıza, dede ve ninemize zekât veremeyiz.

 

Fakat bu silsilenin dışındaki yakın akrabalarımıza öncelik sırasına göre zekât verebiliriz. Zekât verirken muhtaç olan en yakınımızdan başlamamız sünnettir. Zekât verebileceğimiz silsileyi yakından uzağa doğru sıralayacak olursak: Muhtaç ve fakir olması durumunda, erkek ve kız kardeşlerimiz, kardeş çocuklarımız (yeğenlerimiz), hala, dayı, teyze ve amcalarımız veya bunların çocukları, komşularımız, iş arkadaşlarımız, mahalle ve belde sakinleri ve sâir Müslümanlar bizim vereceğimiz zekâttan öncelik sırasına göre hissedâr olabilirler.

 

yozgatnur66

Yorum (yok) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

Fıtır sadakası ve hükmü?

Fıtır sadakası ve hükmü?


Okurumuz: "Fıtır sadakası ne demektir? Hükmü nedir? Ne zaman verilir? Ne kadar verilir? Ramazan ayında fıtır sadakası vermenin hikmeti nedir?"

 

   Ramazan ayında Cenâb-ı Hakkın maddî-manevî rahmeti ve bereketi yağmur gibi üstümüzde. Beklediğimiz berekete denk, bizim de gönlümüz cömert olmalı. Elimiz hayra açık olmalı. İmam-ı Azam´ın, "Hayırda israf olmaz; israfta da hayır olmaz" sözünü en fazla yaşayacağımız bir ayın içerisindeyiz. Resûlullah Efendimiz (asm) insanların en cömerti idi. Ramazan ayında Cebrail (as) ile karşılaştıkları zamanlarda ise, cömertlikte bir derya kesilirdi. Öyle ki, Cebrail (as) her akşam gelirdi ve Resûl-i Ekrem (asm) ile karşılıklı Kurân okurlardı. Böyle zamanlarda Allah Resûlü (asm), rahmet yüklü bulutlardan daha fazla cömert olurdu.

 

Resûlullah (asm) buyurur ki: "Sadaka malı noksanlaştırmaz. Allah, bir kulunun afta hissesini ziyade kılarsa, onun izzetini de artırır. Allah için tevazu gösteren bir ferdi, Aziz ve Celil olan Allah muhakkak yükseltir." Vermekle kaybetmeyiz. Bize veren Rabbimizin rızasını tahsil etmek vermemize bağlı olduğu gibi, âhiretteki servetimiz ve zenginliğimiz de vermemize bağlı. Hatta vermekle düpedüz, âhiretteki kendimizi gözetmiş oluyoruz. Gücümüzü aşan bir şey veremeyiz hiç şüphesiz. Ancak kendi çapımızda kucak açabileceğimiz, elinden tutabileceğimiz, gönlünü alabileceğimiz, sevindirebileceğimiz Allah kulu muhakkak düşer payımıza. Payımıza düşeni baş tâcı yapabilirsek, Allah´ın taksim ve takdirine rıza gösterebilirsek, Cenâb-ı Feyyaz-ı Mutlak´ın bizimle fakrımıza göre değil, Kendi zenginliğine göre muâmele yapmasını hak etmiş olmaz mıyız? Fıtır veya fıtra, "yaratılış" demektir. Fıtır Sadakası ise, Ramazan bayramına kavuşan ve aslî ihtiyaçları dışında belli bir miktar mala sahip olan Müslümanların kendileri ve velâyetleri altında bulunan kimseler için yerine getirmekle yükümlü oldukları mâlî bir ibadettir, bir yaratılış sadakasıdır.

 Vaciptir.

 Kişi başına konmuş bir malî ibadet olması cihetiyle baş-göz ve beden zekâtı da denmektedir. Fıtır Sadakası, orucun kabulüne ve kabir azabından kurtulmaya vesiledir. Ayrıca Ramazan ayı içerisinde yapılan hata ve kusurlara da bir kefarettir. Resûlullah Efendimiz´in (asm) oruçlunun boş, çirkin ve kötü sözlerinin günahından arınması ve fakirlere bir azık olması için fıtır sadakasını emrettiğini İbn-i Abbas (ra) rivayet eder. Fıtır Sadakasını, aslî ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olan herkes vermekle mükelleftir. Bu malın üzerinden zekâtta olduğu gibi bir yıl geçmesi şart değildir.

 

  Bayram namazından hemen önce nisap miktarı mala kavuşan bir kimse Fıtır Sadakasını vermekle mükellef olur. Nisap ölçülerine sahip olmayan fakir Müslümanlar da Fıtır Sadakasını verebilirler. Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur: "Allah zenginlerin malını fıtır sadakasıyla temizler. Fakirler ise verdikleri zaman Allah fazlasıyla yerini doldurur." Özürleri olsun olmasın, oruç tutmayan kimseler de fıtır sadakası vermekle mükelleftirler. Fıtır sadakası kendilerine zekât verilebilecek kimselere verilir. Bir fitre ancak bir kimseye verilir. Fakire fitre verirken, bunun fitre olduğu söylenmese de olur.

 

  İçinden fitre niyetiyle vermesi kâfidir. Fıtır sadakasının verilme zamanı, dört mezhebin ortak görüşüne göre, Ramazan Bayramının bir veya iki gün öncesi ile Ramazan Bayram Namazı arasıdır. Hanefîler ve Şafiîlerce yaygın görüşe göre ise, fıtır sadakası Ramazan ayı içerisinde de verilebilir. Yoksulların ihtiyaçlarını bir an önce giderebilmeleri için uygun zaman dilimi ve uygun ortam bulunduktan sonra hemen vermek en tavsiye edilen şeklidir. Fıtır Sadakası bayramdan sonraya kadar verilmemiş ise, zimmetten düşmez; zimmeti devam eder ve ilk fırsatta kazaen verilmesi gerekir. Ancak fitreyi bayramdan sonraya bırakmak günahtır. Fıtır sadakasını herkes bizzat kendisi verebileceği gibi, aile fertleri namına aile reisi de verebilir. Bayram gecesi doğan çocuğun fitresini de, aile reisi vermelidir. Fitrede esas olan, bir fakirin bir günlük yiyeceğini temin etmektir.

 

  Fitre miktarı kişi başına buğdaydan yaklaşık bir buçuk kilogram; arpa, kuru üzüm ve hurmadan üç kilogram üzerinden hesap edilmelidir. Günümüzde ekonomik değerlerin çok değişmesi nedeniyle, eğer bu miktarlar veya bunların parasal karşılıkları bir fakiri bir günlük doyurmaya kâfi değilse takviye yapılmalı ve artırılmalıdır. Fıtır sadakası için, kişi başına asgarî bir rakam söylememiz gerekirse, yaklaşık beş milyon liradır. İmkânı yerinde olanlar bu rakamın üzerine çıkabilirlerse, şüphesiz daha faziletli ve daha makbul olur. Böyle sevinç ve rahmet günlerinde fakirleri ve ihtiyaç sahiplerini el avuç açmaktan kurtarmak, onların günlük yiyeceklerini, verilecek fitrelerle kâmilen temin etmek hiç şüphesiz büyük bir himmet ve gayrettir.

 

                                               Allah kabul etsin. Âmin.

 


yozgatnur66

Yorum (yok) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

Sitene Ekle

Kur'an Hatim Programı <