Image Hosted by ImageShack.us

 

     sema       

Mevlevî gibi zerreyi döndüren kim ise, müteselsilen mevcudatı tahrik edip, tâ şemsi seyyaratiyle gezdiren aynı zât olmak gerektir. Çünkü kanun bir silsiledir; ef'al, onun ile bağlıdır.

Bediüzzaman Said Nursî

Google

Bir özür olmadan oruç yemenin günahı nedir?

Bir özür olmadan oruç yemenin günahı nedir?
Ebu Hüreyre Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:

Hiçbir mazereti olmadan, bile bile Ramazan’da bir gün oruç bozan kimse, bir sene boyu oruç tutsa dahi kafi gelmez.
(İbn-i Mâce, Sıyam: 14)


Hadis-i şeriften, kasten Ramazan orucunu bozmakla ne kadar büyük bir mesuliyet, telafisi güç bir hata işlenmiş olduğu anlaşılıyor.

Hiçbir özrü yokken kasten oruç bozan kimse 60 gün keffaret orucu tutarak borcunu ödemiş olsa da, bozmuş olduğu o orucun sevabını bir daha elde edemez. O fazileti bulamaz.

Peygamberimizin de ifade buyurduğu gibi, keffaret orucu değil de, bir yıl boyu oruç tutsa bile aynı mükâfata kavuşamaz.

Çünkü vaktinde yapılan bir ibadetin sevabına, faziletine, kazası yapılmakla ulaşmak mümkün olmaz.
mehmet paksu
yozgatnur66 

 

Yorum (yok) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

Bir gün orucunu özürsüz terk eden ne yapsin?

 

Bir gün orucunu özürsüz terk eden ne yapsin?

Okurumuz: "Normal olarak orucunu tutan birisi Ramazanda hiçbir mazereti olmaksızın bir gün orucunu özürsüz terk etse ne yapsın? Gününe gün kaza mı yapar, yoksa 61 gün kefaret orucu mu tutar? Ben sadece bayram sonrası bir gün kaza eder diye biliyorum. Dinimizin bu hususta fetvâsı nedir?"

 

 

    Ramazan ayında özürsüz olarak oruç yemek haramdır. Bu günahtan arınmak için tutmadığımız oruçları gününe gün kaza ederiz ve ayrıca farz bir emri zamanında edâ etmediğimiz için tövbe ederiz.

 

   Başka bir ifadeyle, Ramazan ayında bilerek tutulmayan oruçların kefareti gününe gün kazadan sonra tövbedir. Aralıksız altmış bir günlük kefaret orucunu ise, özürsüz yere ve bilerek bozduğumuz Ramazan orucu için tutarız. Hüküm böyledir. Bize hükme boyun eğmek ve teslim olmak düşer.

yozgatnur66

 

Yorum (yok) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

Ramazan Müjdesi

              Ramazan Müjdesi
          
 
Ramazan'ın ilk günü ile birlikte nur ve feyiz dolu bir mevsimi yaşamaya başlarız. Kâinat şenlenir, dünya Cennetten süzülen nurânî bir hava ile dolup taşar.. Ulvi âlemlerin masum ve mübarek sakinleri öbek öbek mü'minlerin çevresini sarar. Rahmet ülkesinden müjdeler, kâinatın Rabbinden selâmlar ve mağfiret ümitleri getirir, Ramazan ayı...

Mukaddes kelâmın nazil oluşunun yıldönümünü mü'minlerle birlikte cinler, melekler; ağacı, çiçeği, böceği, kurdu, kuşu, denizi ve deryasıyla yaşlı dünyamız da kutlar. Görünen ve görünmeyen âlemlerde tam manâsıyla bir bayram havası yaşanır.

Bu ayın Cenâb-ı Hak katında müstesna bir yeri vardır. Yüce Rabbimiz kendisine muhatap olarak seçtiği kullarına sonsuz rahmetinin en geniş tecellilerini bu aya tahsis eder. Başta Kur'ân-ı Kerim olmak üzere! Tevrat, Zebur ve İncil gibi diğer semavî kitapların da bu ayda indirilmiş olması, bu günlerin kıymet ve kudsiyetini artıran diğer bir husustur.

Mü'minlere İlâhî bir ihsan olarak bu günleri birer güzel fırsat bilerek değerlendirme, Rablerine olan kulluk derecelerini gösterme, Ona muhatap olabilme gayreti içine girerek tam bir ihlâs ve şuurla ibadet ve taate koşarlar.

Bu gayretin neticesi elbette karşılıksız kalmayacaktır. Oruç tutup, Ramazan ayını bir kulluk şuuru içinde geçirenler tatlı bir ânı yaşadıkları, huzura erdikleri gibi pekçok nimete de mazhar olurlar.


Ubâde bin Samit anlatıyor:
Ramazan ayının başladığı bir günde Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:


"İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah'ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir. Dualar kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah'a sevdirin. Asıl bedbaht olan da, bu ayda Allah'ın rahmetinden nasibini alamayandır."(1)


Ramazan her yönüyle bir ibadet mevsimidir. Her mü'min namazı, orucu, iyilikleri hizmetleri ve duâsıyla bu rahmet ve bereketten nasibini almaya çalışır. Bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu günahları için Allah'tan af diler. Rabbine niyazda bulunur.

Cenâb-ı Hak da kulunun bu samimi dua ve niyazını karşılıksız bırakmaz, günahlarını affeder, rahmetine garkeder.

Ramazan ayının kudsiyet ve bereketini bildiren şu hadis-i şerifi birlikte okuyalım. Peygamber Efendimiz geniş anlamda bu hususu dikkatimize vermektedir.


Selmân-ı Fârisî (r.a.) anlatıyor:
Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam Şaban ayının son günlerinde bize irad ettiği bir hutbede şöyle buyurdu:

"Ey insanlar büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınızın üstüne düştü. Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazı meşru kıldı. Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan, başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır.
Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer.

Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da Cennettir.
Bu ay yardımlaşma ayıdır.

Bu ay mü'minlerin rızkını arttıracak aydır.
Bu ayda her kim oruçlu bir mü'mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur
."

Ashâb-ı Kiramdan bazıları, "Ya Resulallah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz" dediler.
Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam,
"Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile oruçlu mü'mine iftar ettirene de verir" buyurdular ve hutbelerine şöyle devam ettiler:

"Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur.
Bu ayda kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse, Allah da onu affeder ve Cehennemden uzak tutar.
Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasleti fazlasıyla bulundurmaya çalışınız. Bu dört hasletten ikisi ile Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisinden ise hiçbir zaman ayrı kalamazsınız.


Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin birisi, kelime-i şehadete devam etmeniz, diğeri de Allah'tan mağfiret dilemenizdir.
Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah'tan Cenneti istemek, diğeri de Cehennemden Allah'a sığınmaktır.
Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, Cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir
.(2)


Haşiye-Dipnot
(1) et-Tergib ve't-Terhîb, 2:99.
(2) A.g.e, 2:94.
 
yozgatnur66   

Yorum (yok) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

Ruj sürmek, parfüm kolonya vb. kokular sürmek orucu bozarmı?

Ruj sürmek, parfüm kolonya vb. kokular sürmek orucu bozarmı? 


       


 yozgatnur66

Hayır bunların hiç biri orucu bozmaz.Ancak sürülen ruju kendine nikah düşen erkeklere göstermenin sorumluluğu vardır.

 

Pafüm ve kolonya ise içerisinde alkol ihtiva etmesi barındırması yönüyle kullanmamak en güzelidir

 

Rujlar ise çarlaklık veren maddesi çok farklı bir madde hatta insan kanı olması yönüyle tavsiye edilmemektedir!

 

 

 

Yorum (2) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

Orucu Bozup Hem Kazâ Hem de Keffareti Gerektiren Haller

   Orucu Bozup Hem Kazâ Hem de Keffareti Gerektiren Haller


       


Aşağıda sayılacak hususlardan herhangi birini mecbur kalmadan, zorlanmadan, unutma durumu olmadan isteyerek işleyen bir kimse için hem kazâ, hem de keffaret lâzım gelir:

1 - Cinsî münasebette bulunmak.

2 - Yemek, içmek veya ilâç yutmak.

3 - Ağzına ihtiyarsız giren yağmur, dolu ve kar suyunu isteyerek yutmak.

4 - Tütün içmek, tütün veya benzeri bir tütsü maddesini yakıp dumanını içine çekmek.

5 - Enfiye çekmek.

6 - İçyağı, pastırma veya çiğ et yemek.

7 - Susam tanesi kadar bir şey`i ağzına alıp yutmak veya çiğneyerek yemek.

8 - Azıcık tuz yemek. (Çok tuz yemek ise, sadece kazâyı gerektirir.)

9 - Zevcesinin veya sevdiği bir kimsenin tükrüğünü, ağız suyunu yutmak. Bu saydığımız şeylerde, bedenin tedâvisi veya tegaddîsi (gıdalanması ve beslenmesi) veyahut telezzüzü (zevk ve lezzet alması) vardır. Bu sebeble kazâ ile beraber keffâreti de gerektirir

Orucu Bozup Yalnız Kazâyı Gerektiren Haller

1 - Çiğ pirinç yemek.

2 - Sade un veya sade hamur yemek. (Hamurun içinde yağ ve şeker katılmışsa keffaret de gerekir.)

3 - Bir anda çok miktarda tuz yemek. (Az miktarda tuz yemek ise, keffareti de gerektirir.)

4 - Taş, toprak, çakıl taşı, demir, bakır, altın gümüş gibi madenleri yutmak.

5 - Zeytin veya kiraz çekirdeği yemek. Kayısı çekirdeğinin içi yenirse, keffaret de gerekir.

6 - Ayva gibi olgunlaşmadan yenmeyen bir meyveyi, ham iken, tuzlamadan ve pişirmeden yemek. (Olmuş, pişmiş, tuzlanmış olursa keffaret de gerekir.)

7 - Henüz içi olmamış yeşil cevizi yemek. Veya bademi, fındığı ve kuru fıstığı kabuğuyla birlikte çiğnemeden yutmak.

8 - Boğaza huni ile bir şey akıtmak.

9 - Boğaza kaçan yağmur, kar veya doluyu istemeyerek yutmak.

10 - Abdest alırken boğazına veya burna su çekerken genzine hatâ ile suyun kaçması.

11 - İsteyerek boğazına veya burnuna duman çekmek. Sigara, anber gibi lezzet ve keyif verici bir duman olursa, keffaret de gerekir.

12 - Başkasının zorlaması sebebiyle oruç bozmak.

13 - Uyurken boğazına birisi tarafından su dökülmek.

14 - Unutarak yiyip içtikten sonra, orucum bozuldu zannıyla bilerek yiyip içmek.

15 - Dişleri arasında kalan nohut tanesi kadar şey`i yemek.

16 - Kendi isteğiyle dışarı kusmak. Bu kusma ağız dolusundan az da olsa orucu bozar.

17 - Ağız dolusu kendiliğinden gelen veya isteyerek getirilen kusmuğu mideye çevirmek.

18 - Sahur vakti geçtiği halde, geçmedi zannıyla sahur yemek.

19 - Güneş battı, iftar oldu zannıyla oruç bozmak.

20 - Ramazan orucundan başka bir orucu bozmak. İsterse kasden olsun...

21 - Hanımını öpmek, okşamak, sarılma, v.s. sebebiyle erkekten ve kadından meninin gelmesi. Şehvetlenip sadece mezinin gelmesi ile oruç bozumaz.

22 - Ramazan orucunu tutmaya niyet etmeden gündüz yeyip içmek de sadece kazâyı gerektirir. Keffaret icab etmez. Çünkü keffaret oruç tutmamanın değil, tutulan orucu bozmanın cezasıdır.

23 - Başkasının tükürüğünü veya ağzından çıkan lokmasını yutmak veyahut kendisinin ağzından çıkarıp dışarda biraz beklettiği lokmasını yemek... İnsan tabiatı bu gibi hallerden iğreneceği için, sadece kazâ gerekir: Ancak insanın, sevdiklerinin tükrüğünü yutması keffareti de icab ettirir. Çünkü insan bundan lezzet alır.

24 -Kalın bağırsaklarda su, glikoz ve bazı tuzlar emildiği için, gıda içeren sıvının bağırsaklara verilmesi veya orucu bozacak kadar su emilecek şekilde verilen suyun bağırsakta kalması durumunda oruç bozulur. Bu açıdan oruçluyken, büyük abdest temizliği yaparken aşırı gidilir de, su hukne yerine kadar ulaşırsa, orucu bozar. Hukne (lâvman için kullanılan) bir ilaçtır. Bunu kullanmaya "İhtikan" denir. Hukne için kullanılan özel alete de "Mıhkane = Şırınga" denir. Bu şırınganın ucu, aşağıdan (makaddan) nereye kadar yetişirse, oraya varacak kadar yapılacak bir istinca orucu bozar. Böyle bir istinca nerdeyse imkansızdır. Zaten bunun yapılması sağlığa zararlıdır. Bu nedenle normal şartlarda istinca yapmakla oruç bozulmaz.

25 - El ile meni getirmek (istimna` - mastürbasyon).

26 - Kan yutmak. Çoğunluğunu tükrük teşkil eden ağızdaki az kanı yutmak orucu bozmaz.

 

yozgatnur66

Yorum (yok) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

Sitene Ekle

Kur'an Hatim Programı <