Image Hosted by ImageShack.us

 

     sema       

Mevlevî gibi zerreyi döndüren kim ise, müteselsilen mevcudatı tahrik edip, tâ şemsi seyyaratiyle gezdiren aynı zât olmak gerektir. Çünkü kanun bir silsiledir; ef'al, onun ile bağlıdır.

Bediüzzaman Said Nursî

Google

Allah kurban günlerini bu ümmet için bayram kıldı

Allah kurban günlerini bu ümmet için bayram kıldı
 

Okurumuz: *“Gücü olmadığından dolayı kurban kesemeyen kimse günahkâr olur mu?”

Kurban kesmek maddî yönden gücü olanlar için vacip, gücü olmayanlar için vacip değildir. Maddî imkâna ulaşamadığından dolayı kurban kesmeyen kimse günahkâr olmadığı gibi, sevap mahrumiyetine de uğramaz. Böyle kimseler imanıyla, niyetiyle, bayram namazını kılmasıyla, duâsıyla, iyi ahlâkıyla ve iyi amelleriyle inşallah kurban sevabından hissedar olurlar.

 

Abdullah bin Amir bin As anlatmıştır: Resûlullah (asm):

“Allah kurban günlerini bu ümmet için bayram kıldı” buyurmuştu. Bir adam:

“Ya Resûlallah! Sütü için beslediğim bir koyunumdan başka hayvanım yok. Onu kurban edeyim mi?” diye sordu.

 

Hazret-i Peygamber (asm):

“Hayır. Saçını ve bıyığını kısaltırsın. Tırnağını kesersin. Etek tıraşını olursun. Böyle yapman Allah katında kurban yerine geçer?”1 buyurdu.

 

Haşiye-Dipnot:
1- Nesâî, Kurban, 2

 

yozgatnur66

Yorum (0) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

İbadette eşlerin her biri ayrı birer mükelleftirler

İbadette eşlerin her biri ayrı birer mükelleftirler


Okurumuz: *“Bir evden karı koca durumu iyi olduğunda her ikisi de ayrı ayrı kurban kesmesi mi gerekir?”

İbadette eşlerin her biri ayrı birer mükelleftirler. Eğer her ikisi de çalışıyor ya da her ikisinin de durumu iyi ve yıllık olarak en az nisap miktarı (yaklaşık seksen gram altın kadar) bir birikim sahibi olabiliyorlarsa, her ikisinin de ayrıca kurban kesmesi gerekiyor.

 

 Allah kabul etsin. Âmin.

 

yozgatnur66

Yorum (0) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

Allah'a yaklaşmak: Kurban

 

Allah'a yaklaşmak: Kurban

Okurumuz: *“Kurban Bayramında kurban kesmenin önemi üzerinde durur musunuz?”

Kurbanın özünde Cenâb-ı Allah’a bir şey adayarak Allah’a yaklaşma vardır. Cenâb-ı Allah’a ilk kurbanı Hazret-i Âdem’in (as) ilk çocuklarından Habil ile Kâbil adamışlar ve Habil bir koyun, Kâbil ise bir deste buğday takdim etmişlerdi. Kur’ân bu olayı şöyle anlatır: “Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), ‘And olsun seni öldüreceğim’ dedi. Diğeri de ‘Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder’ dedi.”1

 

Daha sonra yine bir gün; Hazret-i İbrahim Aleyhisselâm çok ağır bir imtihana tâbi tutularak oğlunu Allah’a kurban etmesi emrini aldı. Zilhicce’nin sekizinci günüydü ve rüyasında oğlunu Allah’a kurban ediyordu. Bu rüyanın sadık bir rüya olup olmadığını araştırırken, Zilhicce’nin dokuzuncu günü aynı rüyayı tekrar gördü. Zilhicce’nin onuncu günü (Kurban Bayramının birinci günü), üçüncü defa aynı rüyayı görünce bunun bir vahiy olduğunu anladı. Cenâb-ı Hak bu emrini kesin bir şekilde bir defada indirmemiş, arka arkaya rüyalarla Hazret-i İbrahim’i (as) psikolojik olarak buna hazırlamıştı. Bu emre Hazret-i İsmail de (as) teslim olmuştu.

 

Kur’ân’ı dinleyelim: “(Hazret-i İsmail:) Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, demişti. Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca: Biz ona: ‘Ey İbrahim!’ diye seslendik. Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır. Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik. Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nâm) bıraktık: ‘İbrahim’e selâm!’ dedik. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o, bizim Mü’min kullarımızdandır.”2

 

Gerisi malûm. Hazret-i İbrahim (as) Cebrail’in indirdiği koçu Zilhicce’nin onuncu günü kurban ediyor. Böylece Zilhicce’nin onuncu günü kurban kesmek bir İbrahim Aleyhisselâm sünneti olarak sabit kılınıyor. Ve koçla beraber Cenâb-ı Hakk’ın sırf nimet için rahmet hazinesinden indirdiği dişili erkekli sekiz hayvanı3 kurban bayramlarında kurban etmek Allah’ın bir emri olarak dinimizde teşrî kılınıyor. Bu sekiz hayvan, Üstad Bedîüzzaman Hazretlerinin ifade buyurduğu gibi, etinden kılına, boynuzundan bağırsaklarına, sütünden gübresine her yönüyle nimet olan dişili erkekli koyun, keçi, sığır, manda ve devedir.4

 

Kurban ibadetinin hemen sonrasına bakalım: İnsanlara, dostlara, komşulara, fakir ve fukaraya ikram etmek ve böylece toplum fertleriyle kaynaşmak ne eşsiz bir sosyal davranıştır. Diğer milletlerin imrendiği ve bir benzerinin görülmediği kadar toplumu birleştiren sımsıcak bir ibadet.

 

Öyle ki, insanlara gönlümüzü açıyoruz. İkram ediyoruz. İkramlarını kabul ediyoruz. Yüzümüzden gülümsemeler eksik olmuyor. Dargınlık ve kırgınlıkları geçmişin derin derelerinde bırakıyoruz. Bu gün ve bu günden sonra barışıyoruz. Ve artık, hep barışta kalıyoruz. Resûlullah Efendimiz’in (asm); “İman etmedikçe Cennet’e giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe tam îman etmiş olamazsınız! Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi size haber vereyim mi? Aranızda selâmı yayınız!”5 hadisi kulaklarımızda bir kez daha çınlıyor! “İman” ve “sevgi” gibi birbirinin vazgeçilmez iki iksirini kurban bayramında idrak ediyoruz. Sevgide Cemal tecellîsine şahit oluyoruz.

 

Kurbanlık hayvanı aldıktan sonra bakımını iyi yapmak, aç ve susuz bırakmamak, onu sevmek sünnettir. Kesime götürürken hayvana vurmamak, incitmemek, korkutmamak, sürüklememek; bilakis şefkatli davranmak ve eziyet etmemek sünnettir. “Hayvanı gâyet güzel kesin. Kim hayvan kesecekse, bıçağını iyi bilesin. Hayvanı da bir an önce keserek rahatlatsın”6 hadîsinin emriyle, bıçağı önceden bilemiş olmak, kesimde keskin bıçak kullanmak sünnettir. Hayvanı kesim yapılacak yere ayağından tutarak sürüklemek ve acı vererek götürmek mekruhtur. Keserken eziyet vermek, kör bıçak kullanmak, hayvanı yatırdıktan sonra bıçak bilemeye gitmek mekruhtur. Sünnet olan, bu esnada hayvana azamî müşfik ve sevecen davranmaktır. Cenâb-ı Hakk’ın Cemal sıfatını bir kez de bu adaba riâyetle idrak ederiz.

 

Haşiyeler-Dipnotlar:
1- Mâide Sûresi: 27
2- Sâffât Sûresi: 100-111
3- Zümer Sûresi: 6
4- Lem’alar,
5- R. Sâlihîn, 377
6- Müslim, Sayd, 57

 

yozgatnur66

Yorum (1) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

Büyükbaş veya küçükbaş adağı

 Büyükbaş veya küçükbaş adağı


Okurumuz:: *“Sorum şu; diyelim ki sizin belli bir zaman içinde büyük baş kesme adağınız var. O süre dolmadan büyük başı taksitler halinde kesebilir misiniz? Meselâ şu an büyük baş 1500 YTL diyelim. 300 YTL’liği ile şu an küçükbaş kesseniz daha sonra geri kalan 1200 ytl ile bir hayvan satın alıp kesseniz olur mu?”

 

Kurban adadığınız zaman, bu adak üzerinize kurban olarak vacip olur. Büyükbaş mı ya da küçükbaş mı keseceğinizi siz tercih edersiniz. Eğer gönlünüzden büyükbaş kesmek geçmişse, bu cömertliktir, makbule geçer. Bunu bahsettiğiniz gibi birkaç kurban olarak da kesebilirsiniz. Biri adadığınız vacip kurban olur. Diğerleri de sizin gönül zenginliğiniz. İnşaallah hepsi de makbule geçer.

 

Ama eğer adak kurbanı olarak bir büyükbaş hayvan almışsanız, bu hayvanı değiştirmeden kesmeniz vacip olur. Allah kabul etsin. Âmin.

 

yozgatnur66

Yorum (0) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

Kurban kesmek hakkında

 Kurban kesmek hakkında


Okurumuz: *“Kurban bayramında İstanbul’da kurban kesmek çok zor şartlarda olduğu için Sakarya’da kurban kesiyorum. Bazı arkadaşlar bunun caiz olmadığını söylüyorlar. Bu konuda bilgi verirseniz sevinirim.” İstanbul/Esenler’den Özgür Gür: *“Kurbanımızı ikamet ettiğimiz yerde mi kesmemiz gerekir? Yoksa herhangi bir yerde, kesebilir miyiz?”

2-: *“Hangi misafir kurban kesemez? Meselâ kurban bayramında 3 gün için tatile Antalya’ya gitmişsem kurban kesme durumum nasıl olacak?”

3-: *“Kurban kesmek istediğimiz yerde en az 15 gün ikamet etmek gerekiyormuş, yoksa olmuyormuş. (Meselâ memlekete gidip kesenler falan)”

 


Misafir olduğumuz yerde eğer zorluk yoksa pekâlâ kurban kesilebilir. Bu caizdir. İstanbul’da çalışan ve memleketi Sakarya olan birisi kurban bayramı için Sakarya’ya gelmiş olsa, zorluk da yoksa burada elbette kurban kesebilir. Tatil için gittiğimiz yerde kurban kesme zorluğu varsa tatili ertelemek ve kurban bayramını evimizde yaşamak daha hayırlı olur.

 

Dinî prensip şudur: Seferî olan için kurban kesme yükümlülüğü düşüyor. Fakat zorluk yoksa bu, kurban kesemeyeceği mânâsına asla gelmiyor. Eğer sefere çıktığımız yerde kurban kesme hususunda zorluk yaşayacak isek, bu durumu önceden değerlendirmemiz, eğer zorunlu değilsek sefere çıkmamayı tercih etmemiz daha doğru olacaktır. Eğer sefere çıkmak zorundaysak ve sefere çıktığımız yerde kurban kesmemiz de zor olacak ise bu durumda kurban kesmeyiz ve kurban kesmemekle günahkâr olmayız.

 

yozgatnur66

Yorum (0) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

Sitene Ekle

Kur'an Hatim Programı <