Image Hosted by ImageShack.us

 

     sema       

Mevlevî gibi zerreyi döndüren kim ise, müteselsilen mevcudatı tahrik edip, tâ şemsi seyyaratiyle gezdiren aynı zât olmak gerektir. Çünkü kanun bir silsiledir; ef'al, onun ile bağlıdır.

Bediüzzaman Said Nursî

Google

Dualarımıza dikkat!

Dualarımıza dikkat!

 
MAKBUL DUALARA dair bir hadisinde, Resûlullah aleyhissalâtu vesselam, yüzümüzü Kur’ân’da zikri geçen dualara çevirir. Kur’ân’da peygamberlere ve salih isimlere atıfla geçen bu dualar içinde, özellikle de ‘nun’ sırrıyla ‘Rabbenâ’ hitabı taşıyan, yani ‘ben’ diye değil ‘biz’ diye Rabbimize yöneldiğimiz dualar, Muhbir-i Sâdık aleyhissalâtu vesselamın bildirdiği üzere, kabule en yakın dualar arasındadır.

Bu Kur’ânî dualar ile dua etmeyi, en başta, Resûlullah aleyhissalâtu vesselam öğretmiştir bize. Onun namazda ettiği dualardan biri, Bakara sûresinde geçen “Rabbenâ âtinâ” duasıdır meselâ: “Rabbimiz! Bize dünyada hasene ver, ahirette de hasene ver ve bizi ateşin azabından koru!”

Mü’minlerin her namazın son rekatinde, son oturuşta muhakkak yaptığı bir câmi duadır bu. Kısacık; ama istenecek herşeyi, sakınılacak herşeyi özetleyen bir küllî dua: “Rabbimiz, bize dünyada hasene ver, ahirette de hasene ver ve bizi ateşin azabından koru!”

Bu küllî dua, ahirette geçerliliği olmayan birşeyin dünya hayatı içinde de anlamı olmadığını öğretir insana. ‘Hasene’ denilen şey, hem bu dünyada hem ahirette karşılığı olan birşey olduğuna göre, bu dünyada makbul meta gibi görülmekle birlikte ahirette geçersiz olan hiçbir şey ‘hasene’ değildir. Hasene odur ki, iki dünyada da geçerliliği olsun, iki dünyada da karşılığı bulunsun.


Tek başına bu kısacık Kur’ânî duanın dünya-ahiret dengesi ve bu dünyanın ‘ahiretin mezraası’ olarak yaşanması açısından verdiği dersi yıllar önce ‘dünyevîleşmeci’ bir ‘hutbe’nin hüznünü içimde taşıdığım bir hengâmda öğretmişti Rabbim bana. Kur’ân Okumaları’nin birinci kitabına “Hangisi hasene?” başlığıyla yazmış olduğumuz yazı, bu hüznün ve arayışın meyvesiydi.

Gelin görün ki, bu duanın içinde geçtiği sûrenin önceki ve sonraki âyetleriyle irtibatından bunca senedir aklımı ve kalbimi mahrum ettiğimi görmüş olmanın hüznünü, ve ancak şimdilerde de olsa bu irtibatı farketmiş olmanın tesellisini yaşıyorum şu günlerde. Bu Kur’ânî duanın yeni farkettiğim bu veçhesi ise, bir ‘umre hatırası’ olarak, umulur ki aklımızdan hiç silinmesin.


Tavâf esnasında bu duanın okunduğunu evvelce öğrenmişliğime mukabil, tavafın her şavtının en sonunda bu duanın yapılıyor olduğunu Rabbim yaşatarak öğretti bize. İlerleyen günler içinde, tavaf esnasında bu duanın yapılıyor oluşunun ardındaki bir sırrı daha keşfetmeyi mümkün kıldı. Sonra, bu duanın öğretildiği âyetin bir öncesindeki âyetin de farkına varmamı...

Manidardır, her namazın sonunda okuduğumuz ve tavafın her şavtının sonunda tekrar edilen bu dua, Bakara sûresinde, hac ve umreye dair âyetlerin içinde geçiyor. Sûrenin 196-203. âyetleri doğrudan hac ve umreyle ilgili ve âlemlerin Rabbi 201. âyetle mü’minlere bu duayı öğretiyor. Âlemlerin Rabbi, ‘insanlardan bazıları’nın böyle dua ettiğini bildirdiği ilgili âyetten sonraki âyette ise, “İşte bunlara, kazandıklarından nasipleri vardır. Hiç şüphesiz Allah’ın hesabı seridir” buyurarak, bu duanın O’nun katında makbuliyetini bildiriyor.

Ama öncesi de var. Hac ve umreye dair bu âyetlerin ortasında yer alan bu duanın hemen öncesindeki âyetten öğrendiğimize göre, “İnsanlardan bazıları ‘Rabbimiz! Bize dünyada ver!’ derler. Fakat onların ahirette hiçbir payları yoktur.”

Bu durum da gösteriyor ki, yalnızca Allah’a ‘dua’ ediyor olmamız yetmiyor; Allah’tan ne yönde ve ne için dua ettiğimize de bakmamız gerekiyor.


Yine bu durum gösteriyor ki, insan hac gibi küllî bir ubudiyete, umre gibi bir ubudiyet talimine, tavaf gibi bir büyük ubudiyet sırrına dahil olma çabası içerisinde dahi işin içinde dünyalık derdini, dünya hesabını dahil edebilir. Allah’ı ve ahireti hatırlaması gereken bir zemini dünyalık talebinin zeminine dönüştürebilir. Bir büyük ahiret tarlasından sırf dünyalık devşirme çabasına girişebilir.

Açıkçası, hac ve umreyle ilgili âyetlerin tam ortasında insanlardan bazıları “Rabbimiz! Bize dünyada ver!” diye dua ettiklerini, ama onların ahiretten bir nasibi olmayacağını bildirmekle, âlemlerin Rabbi ubudiyeti dahi ‘dünya için, dünyalık umarak, dünya talebiyle’ isteme gibi bir arızaya karşı bizi uyarıyor. Hac gibi küllî bir ibadet için yola koyulurken dahi dünyalık talebiyle niyetlerin ifsad olunabildiğine dikkat çekerek, niyetlerimizi iki dünyada da makbul ‘hasene’lere çeviriyor.

Sözün kısası, “Dualarınıza dikkat edin; gerçekleşebilirler” diyen bir bilge adamın dikkat çektiği üzere, dualarımıza dikkat etmemiz gerek. Allah dualara cevap veriyor; hele ki hac gibi büyük bir ubudiyet zemininde edilen duaları geri çevirmiyor. Ama bakmak gerekiyor: Oralara kadar gelip de, Beyt’inin karşısında ne istiyoruz Rabbimizden?

İsteyene, istediği verilecek.

İstediğimiz sırf dünyalık ise, korkalım ki, bize dünyada verilecek; ama ahirette nasibimiz olmayacak...

İstediğimiz iki dünyada da geçer akçe olacak ‘hasene’ler ise ve sakındığımız ‘ateşin azabı’ ise eğer; aldığımız yol ve ettiğimiz dua bir anlam ifade edecek...


Velhasıl, hepimizin bunca yıllık hayat tecrübemiz içinde bizzat gördüğümüz bir gerçek var karşımızda: Neyin duasını ettiyse ona erişir insan. Makam isteyene makam, servet isteyene servet, şöhret isteyene şöhret, araba isteyene araba, ev isteyene ev, dünya isteyene dünya, ilim isteyene ilim, hikmet isteyene hikmet, takva isteyene takva... İnsanoğlu her neyi istemişse, hayat yolu o yöne sevkedilir; her neyi ıztırar lisanıyla talep etmişse, ona o verilir. Dolayısıyla, ‘dua etmek’ kadar önemli olan, edilen duanın yönü ve içeriğidir.

O halde, ey Rabbimiz! Bize dünyada da hasene var, ahirette de hasene ver. Bizi ateşin azabından koru!


Metin Karabaşoğlu

 


yozgatnur66                           YOZGATNUR

Yorum (1) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

Peygamber Efendimize salavat getirirken bazen seyyidina demenin hükmü nedir?

Peygamber Efendimize salavat getirirken bazen seyyidina demenin hükmü nedir?

 

Okurumuz:Peygamber Efendimize salavat getirirken bazen seyyidina kelimesi söylenirken bazen de söylenmeksizin salavat getiriliyor. "Seyyidina" kelimesini söyleyerek mi yoksa söylemeksizin mi salavat getirmek daha faziletli olur?

 

Resim AçılamadıHanefîlere göre (1): Hz. Peygamber (a.s.)'e İbrahîmî salavat getirmek sünnettir. Bunun gibi Malikilere göre (2), son teşehhütten sonra Hz. Peygamber (a.s.)'e salavat getirmek de sünnettir.


Şafiî ve Hanbelilere göre (3) Son teşehhütte Hz. Peygamber (a.s.)'e salavat getirmek vaciptir. Hz. Peygamberin âline salavat getirmek ise Şâfiilere göre sünnet, Hanbelîlere göre vaciptir.


Hanbelilere göre, vacip olmasının dayandığı delil, daha önce geçmiş bulunan Kâ'b b. Ucre'nin rivayetidir: "Hz. Peygamber (a.s.) bizim yanımıza geldi. Biz dedik ki: "Yâ Resulallah! Allah bize, sana nasıl selâm getireceğimizi bildirdi. Sen de bize sana nasıl salavat getireceğimizi öğret." Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurdu: (4)


"Ey Allafıım! Peygamberimiz Muhammed'e ve onun ailesine salat et, onların şerefte kadrini yücelt; Hz. ibrahim ve ailesine salat ettiğin gibi. Ve yine Hz. Muhammed Efendimizi ve ailesini mübarek kıl, onların feyiz ve bereketlerini daima arttır; Hz. İbrahim ve ailesini mübarek kıldığın gibi. Şüphe yok ki sen Hamîdsin, Mecidsin."


Esrem'in Faddale b. Ubeyd'den rivayet ettiğine göre: "Hz. Peygamber (a.s.) namazında dua edip Rabbini temcid etmeyen (övmeyen) ve Hz. Peygamber (a.s.)'e salavat getirmeyen birini duydu ve: "Bu adam acele etti."buyurduktan sonra onu huzuruna çağırtıp şöyle buyurdu: "Sizden biri namaz kılınca önce Rabbini övmekle başlasın, sonra Peygamber'ine salavat getirsin, sonra da dilediği gibi duada bulunsun." Bu hadisteki emir vücubu gerektirir. Hz. Peygamber (a.s.)'e salavat getirmenin şekli Hz. Kâb'ın rivayet ettiği hadiste zikredilen şekildedir.


Muhammed (a.s.) lafzının başında "Seyyidina" ifadesini Kullanmak: Hanefî ve Şâfiilere göre (5), İbrahîmi salavatların okunduğu namazlarda Muhammed lafzından önce "seyyidina" lafzını kullanmak menduptur. Bunu yapmak yapmamaktan daha faziletlidir. "Beni namazda seyyidlik ile vasıflandırmayın" larzında rivayet edilen hadis ise uydurmadır.(6) Buna göre, Hz. Peygamberi ve âlîne salava gelinmenin en güzel şekli şöyledir:"(7)


"Ey Allahım!" Efendimiz -Büyüğümüz Muiıammed'e ve Efendimiz Hz. Muhammed'in âline salât et, onların şeref ve kadrini yücelt; Efendimiz Hz. İbrahim ve Efendimiz Hz. İbrahim'in âline salât ettiğin gibi. Ve Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in âlini mübarek kıl; Efendimiz İbrahim ve İbrahim'in ailesini mübarek kıldığın gibi. Şüphesiz ki sen Hamidsin, Mecidsin."

 

Haşye-Dipnot:


1- ed-Dürru'l-Muhtâr, 1,478.
2- eş-Şerhu's-Sağir, 1,319.
3- Muğni'l-Muhtaç, 1,173 vd. el-Muğni: I, 541.
4- Buharı ve Müslim rivayet etmişlerdir.
5- ed-Dürru'l-Muhtar. 1,479; Haşiyetü'l-Bacuri, 1,162; Şerhu'l-Hadramiyye, 478.
6- Esne'l-metalib, 253.
7- Burada ibrahim tahsisli olarak zikredildi. Çünkü Kur'an'da ibrahim (a.s)'den başkasında rahmet ve berekel birleşmemişlir. Allah Teala: "Allah'ın rahmeti ve bereketleri ehl-i beyte olsun" buyuruyor.


İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Prof. Dr. Vehbe Zuhayli


yozgatnur66

Yorum (0) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

Nazara Karşı Ne Yapabiliriz?

Nazara Karşı Ne Yapabiliriz?

 

 

Peygamberimiz(asm) buyuruyor ki:

Kurtulman zor olan bir belaya düştüğünde şöyle de:Bismillahirrahmanirrahim (Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla. ‘la hawle welâ kuvvete illa billahil aliyyil ‘azim.(güç ve kuvvet sadece yüce ve büyük olan Allah’tandır(cc).’ Allah(cc) bu dua ile dilediği her türlü belayı geri çevirir.”

 

ŞERH:

Peygamberin sözüdür bu dua Allah söz vermiş bu duayı kabul edeceğim diye:

Ya Rabbî... bendeki hastalık arkadaşlarımdaki sıkıntının hangi çeşidi varsa  hepsine karşı bu kelimeyi kullanıyoruz sen Peygamberine Va’d etmişsin, söz vermişsin O(asm) sözünde durandır. Ya Rabbi Sende Sadiku-l Va’dil Eminsin.

Bismillahirrahmanirrahim

1-Lâ hawle welâ kuvvete illâ billâhil ‘aliyyil ‘azîm.

2-Lâ hawle ‘anil belâ-i -welâ kuvvete ‘anil ni‘ami.

3-Lâ hawle ‘anil küfri- welâ kuvvete ‘anil Îmanî.

4-Lâ hawle ‘anil ‘idami- welâ kuvvete ‘anil cenneti.

5-Lâ hawle ‘anil emrâdî- welâ kuvvete ‘anil sihhatî.

6-Lâ hawle ‘anil cemîil belaya wel emrâdi kaaaffeten aammeten- -welâ kuvvete ‘alel îmani bike we ‘alâ wahdaniyyetike we ‘alâ esmâike we ‘alel imani bil-âhireti illâ bike.

 

7-Lâ hawle ‘anil cezâ-i -welâ kuvvete ‘alel mukafati illâ billah.

8-Lâ hawle ‘anil ihtilâfi- welâ kuvvete ‘anil ittfaki illâ billah.

9-Lâ hawle ‘anil buğzi -welâ kuvvete ‘alel muhabbeti illâ billah wel buğzi fillah illa billah.

10-Lâ hawle ‘anil ‘anil buğzi -welâ kuvvete ‘alel muhabbetullahi ve ala kalbin selim illâ billah.

11-Lâ hawle ‘an kulli şey’in mudirr. -welâ kuvvete ‘alâ kulli şey’in nafi’ illâ billah.

12-Lâ kuvvete ‘anil edviyetil muzirrah- welâ kuvvete ‘alel edviyetin-nafi’ illâ billah.

13-Lâ hawle ‘an şerri-z zâlimin -welâ kuvvete ‘alâ-n nef’it tâlibin  illâ billahil ‘aliyyil ‘azîm.

Eşhedu en lâ ilâhe illallah we eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasuluhu.

 NOT: Müslim ve Buhari’de geçen nazar abdestiyle ilgili sahih hadisler vardır.

 

Güzel ve taze bir abdest aldıktan sonra nazar abdesti almak temiz bir su ile temiz bir kap içine dökülecek şekilde euzu-besmele ile önce eller sonra gözler yıkanır. Sonra ayakların ön tarafı yıkanır. Sonra o su büyük bir kaba konulup o su ile gusül abdesti alınır.

 

Niyet: “Yâ Rabbî niyet ettim nazar abdesti almaya. Abdesti nazar için alıyorum, guslü de nazar için alıyorum. Gözüm kendime, eşime, anne-baba, akraba, kardeşler, çocuğuma/çocuklarıma ve arkadaşlarıma da değmesin.”

 

Bunu herkes yapabilir. Ne kimsenin nazarı değer o kişiye ne de başkasının nazarı değer ona. Nazardan da muhafaza ediyor. Kurtulunur inşaallah.

 

İnsanı gözü hem kendine hem başkasına değer. İnsan zanneder ki başkasının nazarı değiyor. Halbuki en çok insanın kendine nazarı değiyor. Dışarıdaki gözler zarar veremez o zaman...En çok annelerin çocuklarına nazarı değiyor. İnsanın bir çok belası kendi nefsindendir. Nazarı kendine değiyor. Çocuğuna nazarı değiyor.

 

Bu kelimeyi (Lâ hawle welâ kuvvete illâ billâhil ‘aliyyil ‘azîm )devamlı tekrar etmek lazım. Her can sıkıntısı anında kurtarır inşaallah.Bütün derslerde herkesin  abdestli olması hem feyzi arttırır hem rahmeti celbeder hem de kaza ve belayı def eder inşaallah. Bununla beraber Lem’alar 1.Lem’anın ve namaz tesbihatının sonundaki altı duayı 33’er defa okumak elzemdir.

Şafii Hakiki Allah’dır. inşaallah. Fi-emanillah  
 

yozgatnur66

Yorum (0) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

Eûzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma haleka ve zerae...

Eûzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma haleka ve zerae ...

 

Okurumuz:“Eûzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma haleka ve zerae ve berae ve minşerri ma yenzilü minessemai ve min şerri ma ya'rucu fiha ve min şerri fitnetilleyli vennehari ve min şerri külli tarikın illa tarikan yatruku bihayrin ya Rahman” duasının şeytanı mahveden dua olduğu söyleniyorfakat anlamı açıklanmıyor,anlamını açıklayabilir misiniz?

 

 

“Eûzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma haleka ve zerae ve berae ve minşerri ma yenzilü minessemai ve min şerri ma ya'rucu fiha ve min şerri fitnetilleyli vennehari ve min şerri külli tarikın illa tarikan yatruku bihayrin ya Rahman”

Bu duade geçen bazı ifadeler hadislerde ve ayetlerde vardır. Örneğin “Bütün yaratıkların şerrinden Allah'ın kusursuz kelamlarına (âyetlerine yani Kur'an’a) sığınırım.” kısmı hadislerde geçiyor.

Yine “Yere giren ve oradan çıkan, gökten inen ve oraya yükselen ne varsa O, hepsini bilir. O rahîmdir, gafurdur (merhamet ve ihsanı boldur, çok affedicidir). (Sebe’ Suresi, 2) ayetinde geçen ifadeler de bu duada yer almıştır. Demek ki ayet ve hadislerde geçen ifadelerden toplanmış bir dua olduğu söylenebilir.


Ancak bu şekliye ve tamamı bir arada olarak bir rivayete ulaşamadık.

Yukarıda geçen duanın anlamı özetle şudur:

Bütün yaratıkların şerrinden; gökten inen ve göğe çıkan her şeyin şerrinden; gecenin ve gündüzün fitnesinden; hayra açılan yollar hariç bütün yolların şerrinden, Allah'ın kusursuz kelamlarına (âyetlerine yani Kur'an’a) sığınırım. Ey Rahman olan Allahım (beni muhafaza eyle).

 

yozgatnur66    

 

Yorum (0) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

Hz.ALİ'nin (R.A) Kumeyl Duasından

Hz.ALİ'nin (R.A) Kumeyl Duasından

 

Ya Nur, ya Kuddüs, Ey Öncelerin Öncesi, Ey Sonraların Sonrası!

Allah'ım! Benim ismet perdesini yırtan günahlarımı affet. Allah'ım! Benim mutsuzluklara sebep olan günahlarımı affet. Allah'ım! Benim nimetleri değiştiren günahlarımı affet. Allah'ım! Benim duanın icabetini önleyen günahlarımı affet.

Allah'ım! Benim belanın inmesine sebep olan günahlarımı affet.
Allah'ım! İşlediğim bütün günahları ve yaptığım bütün hataları affet.
Allah'ım! Sana zikrinle yaklaşmak istiyor ve Seninle Sen’den şefaat diliyorum. Cömertliğin hakkı için beni Kendine yaklaştırmanı ve şükrünü eda etmeyi bana nasip kılmanı ve zikrini bana ilham etmeni niyaz ediyorum.
Allah'ım! Huzu, huşu ve zelil bir dille, Sen’den hatalarıma göz yummanı, bana merhametli davranmanı, beni verdiğine razı, kanaatkar ve her halde mütevazı kılmanı diliyorum.

Allah'ım! İhtiyaç ve yoksulluğu şiddetli olan ve hacetini zorluklar anında kapına getiren, katında bulunanlara büyük rağbeti olan kimsenin yalvarışı gibi sana yalvarıyorum.

Allah'ım! Senin Saltanatın büyük ve mekanın yücedir, tedbirin gizli; emrin açıktır; kahrın galip, kudretin her yerde caridir ve Senin Hükmünden kaçmak muhaldir.
Allah'ım! Senden başka günahlarımı affedecek; kabahatlerimi örtecek; kötü amelimi iyiye çevirecek biri yok. Senden başka ilah yok; Sen Sübhan'sın, Münezzehsin; Sana hamdederim.

 

yozgatnur66

Yorum (0) Yorumunuzu eklemeyi unutmayın!

Sitene Ekle

Kur'an Hatim Programı <