Cehennem - Sonsuz Ateşe Savruluş
Evren zikir ve şükür için yaratılmıştı. Bu yüzden her beden, kendi özel diliyle Allah’ı anıp şükretmektedir. Ama, İnsanların kimisi huzur ve sağlıkta;kimisi ise sadece musibetlere bulaşınca şükredebildiler. Cennet, huzurda bile şükrü başaranların vatanıdır. İnkarcılar sadece felaketlerde Yaratanı hatırladır. Mevlana, bu tutumları yüzünden, cehennemin inkarcıların ibadethanesi olduğunu belirtir.(1)
Arabi, cehennemlikleri dörde gruplandırır :
(a) Yaratıcının varlığını reddedenler;
(b) Kendilerini tanrı yerine koyarak asıp kesen liderler;
(c) Sebepleri , doğa yasaları, insanları ve heykel gibi şeyleri Yaratıcıya ortak koşanlar;
(d) İnkar ettikleri halde inanıyormuş görüntüsü verenler. (2)
Yaratıcıdan ve temsilcilerinden nefret edenler, “Evren yaratıcısız kalsın” diyerek, akıllar, deliller aradılar;temelsiz teorileri benimsetmeye uğraştılar. “İnsanlar maymunlardan doğdu, onları da böcekler, tırtıllar yarattı.”deyip durdular.İlahi mesajları inkar ettiler de, sonsuzluk vatanı olarak cehennemi seçtiler.(3)
Allah inkarcıları her zaman bağışlamak istedi; ama, pişman olup , ezeli kudrete boyun eğmediler.Onlar, kurtuluşu verip sapmayı, bağışlanmayı bırakıp azabı satın aldılar.(4)Kimi suçlayabilirler?Mevlana’nın deyimiyle (onlar) “öyle kudretli bir Yaratıcıyla pençeleştiler ki , bu evren gibi yüz tanesini bir anda yoktan var eder.”(5)
Sırat yolunun aşağılarındaki ateşlere bakarsanız, zalimler gözlerinize takılır.Alaycılar cehennemdeki şu taşın, tanrıcıklar o tepenin arkasındaki ateşleri mekan tutarlar.
Sonra da şu yakıcı ideoloji kurucuları...Yüz binlerce genç, fikirlerine kapılarak kan dökmüş;sonsuzluğa hazırlanmadan göçüp gitmişti.Dünyaya huzursuzluk, ölüm ve kahroluş dağıtanlar, oralarda tutukludurlar...Bir çukura çakılacaklar; elsiz, ayaksız, kör kötürüm kalacaklardır.
Allah, onlara haksızlık etmedi , fakat onlar kendilerine zulmettiler(6) “Hiç kimseye haksızlık edilmeyerek, herkese her ne kazandıysa tamamen ödendiği zaman”(7) işte bu zamandır.
Kitleler cehennemin uçurumuna dayandıklarında, tarifsiz bir can pazarı yaşanır.İlahi hitap, yığınların sürüklenişini emreder.Herkes ateşte tutuşan kelebekler gibi kaçışmaya çalışmaktadır.göğüs kafesi çelik olsa, içerisinde kalp dayanmaz.
O gün, kötülüklerin liderleri, uçakları güneşe çakılan pilotlar gibidirler. “Firavun, kıyamet gününde halkının önüne düşecek ve onları (çekip) ateşe götürecektir.”(8) Herkes önderlerine, yol göstericisine tutuşturulmuştur.
İlahi Haşmet hiç bu kadar sert, böylesine öfkeli bir hışımla taşmamıştır.Özgürlükler harcanmış ; İblis’e verilen sözün zamanı gelmiştir. Yüzler gülemez , gönüller dikenler üzerindedir.Göklerden durmadan , “Girin bakalım, sonsuza dek kalmak üzere cehennemin kapılarında!” (9) emirleri yağmaktadır.
H.K., paralarına göz koyduğu komşularını öldürmek için arkadaşlarıyla plan yaptı.Kendisini gören üç yaşındaki küçük çocuklarıyla birlikte yedi kişilk aileyi katletti.Vicdanı ruhundan intikam almaya başlayınca , kendi kafasına kurşun sıktı.Kurtuldu mu? hesap günü onu kim kurtaracak?
Elsiz ayaksız sürünerek gizlenecek çukur arayan öteki zalim yokmu? Hani o hayattayken meydan okuyan savaşçı ... “Tutun onu da yaka paça , cehennemin ortasına sürükleyin.”(10) emrini duyan melekler koşuştururlar. Sonra da topluluklar halinde hepsini...Hz.Musa’yı , Hz.İsa’yı öldürmeye çalışanları da, Hz.Muhammed’e ölüm tuzakları kuranları da...İbadeti engelleyenleri , büyüklenen işkencecileri , ilahi mesajları gölgelemeye adanan şükürsüzleri... “Atın cehenneme her inatçı nankörü!”(11)
Bugün , Yaratıcının ayetlerinin başarısız kalması için planlar yapanların ceza günüdür ve cehennem onların yurdudur.(12)Onlar yalanlar uydurarak kullarını Allah’tan kopardılar; ateşe sürüklediler. “Bakın o Kibirlenenlerin kalacakları yere, o ne çirkindir!”(13)
Bir ömrün her gününde milyonlarca kez vazgeçme fırsatına sahiptiler .Direndiler, pişman olmadılar;şimdi neden ateşten çıkarılsınlar?(14) “Üzerlerine bir ateş bastırılıp kapıları kapanacak.”(15) O derinlerden artık çıkamazlar .Zaten ömrünü zindanlarda geçiren , karanlığa alışır.Cehennem de, sakinlerinin hücrelerine işler.
Ateşin / Azabın Şiddeti
Kur’an’ın benzetmelerine göre, cehennem “Yakıtı insanlar ve taşlar olan dehşetli bir ateştir.”(16)İnkarcılar o ateşe atılırlar; bedenleri eridikçe kendilerine yeni bedenler verilir.(17) Ateş sakinleri iğrendirici sıvılardan içmeye çalışırlar(18), cehennemin dibinden çıkan zakkum ağacından beslenirler.(19)
Yaratıcı azap dediği için ateş azaptır ve korkunç dediği için korkutur. Çünkü hisleri yaratan ve neyin hangi hisleri üreteceğini takdir eden Allah’tır. Ahirette sebepler kalktığına göre, hissetmek için tene veya sinir uçlarına mahkum değiliz.
Beden, taş toprak gibi hissizdir;hamurdur, çamurdur. Sebepler dünyasında, beden acıyı sinir uçlarından beyne ve ruha iletir. Bazen bir hastalıkla bu haberleşme sistemi bozulabilir. Küçük Ashlyn Blocker’ın vücudu acıyı beynine iletemiyor. Annesi “Bir çocuk kızgın sobaya dokunmamayı duyduğu acı sayesinde öğrenebilir;keşke kızım acı çekebilseydi.”diyor.(20)
Cehennem “Allah’ın tutuşturulmuş ateşidir. Öyle bir ateş ki gönüllere işler.(21) Ürperten, bu gönüllere işleyiştir. Sebepler evreninde ruh, maddeyi sinirler yoluyla algılar. Ahiret yurdundaysa, ruh bedenin her hücresini doğrudan ve yerinden hisseder. Vücudun her zerresi bir sinir, bir göz, ten veya kulak kesilir.
Cehennemin milyonlarca dereceye ulaşan ısılardan vücudun zerreleri dağılıp genişler. Adeta insan bedeni gaz molekülleri halinde boşlukta genişleyip cehennemin dev bir vadisini doldurur. Cehennemdeki inkarcının iki omuzu arasının hızlı giden bir süvarinin üç günlük yol mesafesi kadar olması(22) böyle bir şeydir. O ateşin bir anının hatırası bile, insanı bir ömür korkutmaya yeter. Biz ise çok zayıfız, iğne batsa icinecek insanlarız. Dünyada, kabirde ve kıyamette en küçük azabından Yaratıcıya sığınırız.
Ateşten sıvalar, zakkum ağaçları, yılan, akrep gibi ürperti imajları acının bir yönünü örerler. Acının diğer yönü, sakinlerin orada dostsuz ve kimsesiz kalmalarıdır. İnsan dostlarıyla teselli bulur ve hayatın zorluklarına direnebilir. Ama, dünyadaki dostluklarıyla birbirlerini cehenneme sürüklediler, birbirlerinin ocağını batırdılar;cehennemde nasıl dost olabilirler?
Defalarca birbirleriyle tartışırlar;(23)saptırıcılarına nefret kusarlar. “Ateş içinde birbirlerini protesto ederlerken, zayıf olanlar büyüklük taslayanlara: ‘Hani bizi siz yönetiyordunuz. Şimdi siz bizden bir ateş nöbetini savabiliyor musunuz?’”(24)derler. Kötülüklerin liderleri dünyada birer sığınak gibiydiler, güçlü görünüyor, taraftarlarına güven hissi sunuyorlardı. Burada ise herkesten çaresizdirler.
Bazıları da vardır ki, dünyada sadece duyarsız ve ilgisizdiler. Çalıp çırpmamışlar;ama, Allah’ı tanıyıp bilme ve inanma yolunda çabalamamışlardır. Allah katın zerre iyilikleri, nurları yoktur;inkarcılıkları evreni itham altında bırakmış ve rencide etmiştir. Böyle kimselerin cehennem hayatı elbette Nemrut veya Firavun gibilere benzemez. Asıl şiddet, şeytan gibi bile bile, göre göre, anlaya anlaya, sırf kibir yüzünden isyanı seçenleri kuşatacaktır.
Yaratan adildir; her cezanın şiddeti, suçların büyüklüğüyle orantılıdır. Mevlana, Muhiddin-i Arabi, Bediüzzaman gibi düşünce önderleri , cehennemde bile rahmet tecellilerinden söz ederler. Hz.Peygamber de (asm) cehennemliklerin derecelerinden söz ederek, ateşin bazılarını topuklarına, bazılarını da köprücük kemiğine kadar saracağını söyler. (25) Şu dünyada niceleri, hastalanmanın, görememenin, felçli halde evlerine hapsolmanın acısına alışırlar. Kutuplarda Eskimolar soğuğu, çöllerin kabileleri susuz sıcağı kanıksarlar. Buzlarda, ateşlerde mutlulukla yaşayabilen canlılar vardır. Allah cehennem ateşinde nice rahatlamalar yaratabilir.
Bazılarının ilahi tebliğden hiç haberi olmamıştır. Köylerinde cehalete batmış, Afrika’nın uzak kabilelerinde eğitimsiz ve bilgisiz kalmış olabilirler. Hak ve son din İslamdır;ama, bilip anlamayanları Allah suçlamaz.124 bin peygamber boşuna gönderilmedi.(26) Azapları yoksa da, yüksek ihtişamlarda ödüllendirilmelerini gerektirecek bir sebep de yoktur.
Öyle insanlar, belki cehennemde, belki cennette;belki de cehennemle cennet arasındaki Araf denilen topraklarda, durumlarına uygun, çileli veya çilesiz hayatlarda yaşarlar. İdrak eksikliği içerisinde, suç işleme kastından uzak ve iyi niyetli çabalarla yaşamış kullarını ateşlerde süründürecek bir Allah fikrine sahip değilim. Allah adildir ve rahmeti gazabını geçmiştir…
HAŞİYE:
1-Mevlana, Fihi ma fih, s.195
2-Arabi, el-Fütühat IV, 393 , 394’dan naklen TDV İslam Ansiklopedisi, C.7, s.230
3-Kur’an, Fussilet 28
4-Kur’an, Bakara 175
5-Mevlana, Mesnevi, c.1, s .42
6-Kur’an, Al-i İmran 117
7-Kur’an, Al-i imran 25
8-Kur’an, Hud 98
9-Kur’an, Nahl 29
10-Kur’an, Duhan 47
11-Kur’an, Kaf 24
12-Kur’an, Hacc 51
13-Kur’an, Mümin 76
14-Kur’an, Casiye 35
15-Kur’an, Beled 20
16-Kur’an, Bakara 24
17-Kur’an, Nisa 56
18-Kur’an, İbrahim 16
19-Kur’an, Saffat 62-66 Söz konusu irin gibi sıvının veya zakkum ağacının cehennem ortamına uyan niteleğini ve ne tür vucutlardan yapıldıklarını bilmiyoruz.
20-Milliyet, (02.11.2004)Aynı hastalığa 32 kişinin yakalandığı biliniyor.
21-Kur’an, Hümeze 6-7
22-Müslim, Hadis No:5091
23-Kur’an, Sad 64
24-Kur’an, Mumin 47
25-Müslim, cennet 33
26-Ku’ran yorumcularının çoğuna göre azap ilahi rehberliğini bilerek reddedenler içindir.Kimi islam düşünürlerine göre de gazaba uğrayacaklar, “Allah’ın mesajından tam haberdar olup anladığı halde kabul etmeyenlerdir.” Bk.Muhammed Esed , Kur’an mesajı( Meal ve Tefsir, Çev. C.Koytak, A.ertürk;işaret yayınları., 2002) s.2. Hırsızlığın , cinayetin, ahlaksızlığın cezalandırılması ise kul hakkıyla ilişkili ayrı bir konudur.