Image Hosted by ImageShack.us

     sema       

Mevlevî gibi zerreyi döndüren kim ise, müteselsilen mevcudatı tahrik edip, tâ şemsi seyyaratiyle gezdiren aynı zât olmak gerektir. Çünkü kanun bir silsiledir; ef'al, onun ile bağlıdır.

Bediüzzaman Said Nursî

Google

Bediüzzaman ile Şeyh Said

Bediüzzaman ile Şeyh Said

 

 

Bediüzzaman ile Şeyh Said, aynı zamanlarda yaşadıklarından dolayı, birbirleriyle karıştırılmaktadırlar. Fakat bu iki şahsın birbirine benzeyen tek tarafı mümin ve mücahid olmalarıdır. Şeyh Said yapılan din dışı faaliyetlerden dolayı maddi silaha sarılmış ve feci akibete sürüklenmiştir. Fakat Bediüzzaman Said Nursi ise, manevi silaha, yani Kur'an ve iman hakikatlerinin neşredilmesine meyil etmiş ve muvaffak olmuştur.

Şeyh Said hadisesi vaktinde, Van'da bulunan Bediüzzamana bir mektup göndererek " sizin nüfuzunuz kuvvetlidir. bize yardım ederseniz muvaffak oluruz" diye yardım istemiştir. fakat Bediüzzaman Said Nursi, bu mektuba " bu millet yüz yıllarca İslam dinine hizmet etmiştir. bu mücahid milletin torunlarına kılıç çekilmez. sizde çekmeyiniz. zira akim kalır" diye cevap verir.

Bu olaydan sonra meşhur Şeyh Said hadisesi vuku bulur. fakat Bediüzzaman'ın dediği gibi, akim ve sonuçsuz kaldı. Fakat Bediüzzaman'ın manevi kılıcı, muvaffak olarak, şu anda dünyanın her tarafında tabileri, talebeleri ve 25 dile çevrilmiş eserleri vardır.

O sıralarda çıkan Şeyh Said hâdisesiyle hiç bir ilgisi olmadığı, hattâ hâdise öncesinde kendisinden destek isteyen Şeyh Said'i bu niyetinden vazgeçirmeye çalıştığı halde, Bediüzzaman hâdise sonrasında, Van'da ikâmet ettiği uzlethanesinden alınarak Burdur'a, oradan da Isparta'nın Barla nâhiyesine götürülmüştür. Burada "mânevî cihad" hizmetini başlatmış, birbiri peşi sıra telif ettiği eserlerde îman esaslarını terennüm etmiştir.

Bu eserler, îmanını tehlikede hisseden halkın büyük teveccüh ve rağbetine mazhar olmuş; elden ele dolaşarak hızla yayılmıştır. O devrede elle yazılarak çoğaltılan eserlerin toplam tirajı 600.000'i bulmuştur. Başlattığı hizmetin halka mal olması, devrin idârecilerini rahatsız ettiğinden 1935'te Eskişehir, 1943'de Afyon, 1952'de de İstanbul mahkemelerine çıkarılmıştır. Bunlardan netice alınamamış, ancak Bediüzzaman yine rahat bırakılmamış; Kastamonu'da, Emirdağ'da, Isparta'da sıkı tarassud ve takip altında yaşamaya mecbur bırakılmıştır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum bulunmaktadır

Yorum yaz!

Kuran-ı Kerim'den
 
 Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd O'nadır. O her şeye kadirdir...
 

(Kaynak...)

 
 Allah Resulü'nden (S.A.V.)
 
 Size en kolay gelen ve bedene en hafif olan ibdeti haber vereyimmi? Bu susmak ve güzel ahlak sahibi olmaktır. ...
 

(İbn-i Ebi’d-Dünya)

 
 Risale-i Nur'dan
 
 gıybet odur ki, gıybet edilen adam hazır olsaydı ve işitseydi, kerahet edip darılacaktı. eğer doğru dese, zaten gıybettir. eğer yalan dese, hem gıybet, hem iftiradır; iki katlı çirkin bir günahtır....
 

(Mektubat - 22. mektup)

Hazirlayan : YOZGATNUR66

 

 

 

Image Hosted by ImageShack.us