Risale-i Nur Külliyatında Arama ve Araştırma
.:YOZGATNUR66:. Aklını Doğru Kullan Huzur Bul!

Bandrol Meselesinin Güzelliği Nedir?

2014-12-20 19:56:00

Bandrol Meselesinin Güzelliği Nedir?   Her şeyde, hattâ en çirkin görünen şeylerde, hakikî bir hüsün ciheti vardır. Evet, kâinattaki her şey, her hâdise ya bizzât güzeldir, ona hüsn-ü bizzât denilir. Veya neticeleri cihetiyle güzeldir ki, ona hüsn-ü bilgayr denilir. Bir kısım hâdiseler var ki, zahirî çirkin, müşevveştir. Fakat o zahirî perde altında gayet parlak güzellikler ve intizamlar var.[1]               Biz beşerin başarında tecelli etmeyen ve basiretimizin ülfet gibi şeylerle bağlanması sebebiyle güzelliği göremeyiz. Zaten kayıtlı olmamız ve mülk ve melekut arasında kalmamız ve işlerin arkasını göremememiz bunu iktiza ediyor.               Mülk ve Melekutu beraber yaşayan kimseler hadiselerin arka planını görerek buna göre hareket eder. Mesela gözümüzle çanak antane gelen uydu ışınlarını görememekteyiz göremeyiz de.               Kaianatta her hadise bir çok kimseye ya bir zindan ya bir ferahlık ya bir araftır.               Risale-i nur gözlüğü insana iman gözlüğü vermektedir. Bu göz imani eserlerle hasıl olur, gözlük ise lahikalarla..               Lahikalarla adım atmaya başlayan kimselere Lahikasızlar tarafından linç girişimi yapılmaktadır. Muhtelif tarzlarla bu linç girişimini yapmaktalar. El altından, alenen.. Lahikalarla adım atan kimseler adım attıktan sonra yürümek için  lahikalara sarılıp yürümek ve... Devamı

ortak Nüsha

2014-12-20 17:42:00

Nurcuların bir masaya oturup yapamadığını Allah siyasi ellerle yaptırdı.    Her meşrebden hakperest olan kimselerin arzusu olan ortak nüsha meselesidir.     sadeleştirme meselesinin sebebiyle ağabeylerin müracaatı sebebiyle kimseye hatta abilere de bandrol verilmedi. 270 gün kadar böyle geçti..   nihayet ortak nüsha oluşturularak tüm neşriyatçılara bu verilecek. ve hazırlığını tamamlayan kimseler basım yapabilecektir.   bu bandrol mevzuunda tekel veya inhisar lafları sözde ve iddiadan öteye geçemedi.   Hatta bu süre içerisinde abilerimize mahkeme açan neşriyatçı kimseler bile çıktı.    elhamdülillah ittihad-ı nuriye ortak nüshalarla gerçekleşecek inşaallah.   selam ve dua ile Muhammed Numan ÖZEL     Risale-i Nur Araştırma Merkezi Yozgatnur  ... Devamı

Bekarları Evlendirmek İçin Ne Yapmalı?

2014-12-20 17:29:00

Evlilik fıtri bir ihtiyaçtır. Rabbimiz Rum suresi 21. âyeti kerîme de evliliğin amacını, insanları çiftler halinde yaratmasının sebebini “Sûkuna ermeniz, kaynaşmanız, rahatlamanız, durulmanız” için diye bildiriyor. Günümüzde fıtri ihtiyaçlar erteleniyor, öteleniyor, görmezden gelmeye çalışılıyor. Sevgili peygamberimiz:“Eşi olmayan adam miskindir.” buyuruyor. Bunun üzerine: “Ey Allah’ın Rasûlü! Mal bakımından zengin olsa da mı?” diye sorulduğunda Rasûlullah efendimiz: “Zengin olsa da” buyuruyor. Sonra yine Rasûlullah efendimiz devam ediyor: “Eşi olmayan kadın miskindir.” buyurmuştur. Bunun üzerine: “Ey Allâh’ın Rasûlü! Mal bakımından zengin olsa da mı?” diye sorulduğunda Rasûlullah (s.a.v): “Zengin olsa da” buyuruyor. Allah rasûlü bekar kişiyi yoksul olarak tanımlıyor. Bu durumda eş kişinin en büyük zenginliği oluyor. Oysa çoğu zaman bu zenginliğin kıymeti bilinmiyor ve maddiyat uğruna eşler birbirini çok kırabiliyor. Ya da maddiyat yüzünden evlilikler zorlaştırılıyor ve bekarlar evlenemiyor. Hadîs-i şerîfe göre insan ne kadar zengin olsa da evli olmadığı sürece yoksul kabul ediliyor çünkü yoksul, muhtaç demektir. Kadın ve erkek de birbirine muhtaçtır. İkisi de tek başına yarımdır. Bütün olmak için tamamlanmak için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Ayrıca evlilik dinimizi iyi yaşamamız için de gereklidir. Sevgili peygamberimiz: “Kişi evlendiği zaman dininin yarısını korumuş olur Geriye kalan yarısı içinde Allah’a Karşı gelmekten sakınsın.” buyuruyor. Dinimiz bu kadar evlenmeyi teşvik etmişken niye bu kadar çok bekarımız var? Geçen haftaki y... Devamı

Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları - Risale-i Nur Değerlendirme

2014-12-19 13:57:00

Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları - Risale-i Nur Değerlendirme (S.5)  Mübarek dinimizin nurlu yolu, insanları gerçek îmana, tevhide götüren îslâm hidayeti Kur'ân-ı Kerim ve Peygamberimiz'in hadîs-i şerifleriyle tesbit ve tâyin edilmiştir. Buna rağmen bu aziz dinin, her asırda bazı aşırı cereyanlar ve Bâtınî hareketlerin tesiri altında gerçek îmana ve esaslarına uymayan alana itildiği de müşahade edilmiştir. İslâm tarihi Haricîlerin, Müşebbihenin, Batınîlerin, Hurufîlerin, imamet fikri ile ortaya çıkanla*rın ve benzerlerinin din adına îslâma yaptıkları zararlar ile doludur.  Bu aşırı ve yıkıcı ceryanların bir kısmı hakikatte siyasî guruplaşma hareketlerini daha tesirli kılabilmek için dinî bir görünüşle ortaya çıkmış, bir kısmı da Kitab'ın ve Sünnet'in savunucuları olarak görünmüşler, fakat îslâmın tevhid akidesini başka yönlere tevcihe çalışmışlardır. Bütün bu cereyanlar arasında Ehl-i Sün*net âlimleri İslâm'ın doğru yolunu müdafaa babında çalışmışlar, sayılamayacak kadar çok eserler bırakmışlardır.  (S.6)  Bu d urumda, selef. âlimlerinin yaptığı tevcih hareketine uya*rak manevi durumumuzun huzura kavuşmasında, İslâm'ın gerçek hüviyetinin gösterilmesini Diyanet İşleri Başkanlığı ön görmüştür. Bu yönden, İslâm'a ve onun tevhit görüşüne zarar veren, itidalini kaybetmiş cereyan*ların ve maddeci akımların, dinî esaslara uymayan durumlariyle dine karşı olan görüşlerinin efkârı umumiyeye arzını ve bu meselelerde Müslümanları uyarmayı vazife bilmiştir. Bu hususda Misyonerlik, Komünizm, Batınîlik, Biberîlik ele alınacak,... Devamı

Zamanla Yanlışlar Anlaşılır

2014-12-18 21:09:00

Zamanla Yanlışlar Anlaşılır     Her zamanın bir hükmü var. Zamandahi bir müfessirdir. [1] Zamanbir büyük müfessirdir; kaydını izhar etse, itiraz olunmaz. [2]               Beşer olarak hatasız olan Peygamber ve  Müceddidlerden başka kimse yoktur. Peygamberler ismet sıfatı vardır. Bir de müceddidlere has olan bir nevi tecellisi var ismet sıfatının.               Bu sıfatın tecellisi Mülk ve Melekut’ün açılması o alemin görülmesidir. Zaten mülk ve melekutün bir şahsa açılmasıyla tüm hayatı sünnet-i seniyye üzerine idame eder devam ettirir. Bu hal ise ehass-ul havassa mahsustur. Bu hususiyetin daire-i ihatası rehber şahsiyetlerdir.               Mülk ve Melekut yani bir şeyin levh-i mahfuzunu gören kimse levh-i mahfuzda ahsen-ül ahsen olan tarzda yapar. Bir şey yapacağında bakar nasılsa en makulünü öyle yapar.               Biz amiyane olan insan için de bu şahsiyetlere ittiba etmek elzemdir. her asrın imamı vardır. O imama tabi olmak o asırda doğru yaşamak demektir. Doğru yaşamak demek Kur’an ve Sünnet-i senniye suyuyla iman çekirdeğini iska edip sulanmasıyla şeceret-ül imanın neşvünema bulup sümbüllenmesine sebep olur.               Zamanın ilerlemesiyle geçmişte insanın yaptığı hataları başkasında görmesiyle kendi hatalarını anlar. Gençliğinde doğru diye yaptığı veya cehaletle yaptığı şeyleri mürur-u zamanla başka kimselerde de görür. Adeta tarih tekerrürden ibarettir sözün&... Devamı

makbul tahkir

2014-12-17 17:43:00
makbul tahkir |  görsel 1

makbul tahkir odur ki, hubb-u âhiretten ve marifetullahın muhabbetinden ileri gelir. Sözler ( 626 )   Devamı

NUR TALEBELERİNİN DAHİLİ DURUMLARI

2014-12-15 11:23:00

                                                                                                                                                           *NUR  TALEBELERİNİN  DAHİLİ  DURUMLARI Mufassal TARİHÇE-İ Hayat - 1793       Üstad Bediüzzaman Hazretleri vefat ettikten sonra, hususiyle 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra,Risale-i Nur talebelerinin  - üstte ikinci ve dördüncü maddelerde bahsi geçmiş – hapis,zindan  işkence ve mahkemelerin safhalarından başka kendi iç bünyelerinde ve dahili durumlarında bazı sarsıntılar geçirdiler. Cemaat halindeki muhkem, kuvvetli ittifakkârane yekvücudluk durumlarında  bazı arızalar ve hizmet anlayışlarında bir takım farklılıklar düştü.Bu farklılık ve değişikliğin ana kaynağı da siyasete ciddi temasın verdiği bir netice idi.                                                                                                                  &... Devamı

ZÜBEYR AĞABEY VE GAZETE MESELESi ve 19 MADDELİK ŞARTNAME

2014-12-15 10:48:00

  Bu devrenin başlangıç tarihi: 1968 lerden başlıyarak Türkiye'de din adına yapılan miting ve toplantılar, siyasi amaçlı cemaatle namazlar ve daha son­ra din ismi altında kurulan partiler ve sairelerle başladı. Hazret-i Üstadın vefatından 1968-1971'e kadar, her ne kadar Nur talebeleri sarsıntılar geçirdilerse de, fakat umumiyetle ve yüzde seksen ittifaklık ve yekvücudluk içinde kaldı­lar. Merhum Zübeyr Ağabeyin hayatta olması ve bu zatın Üstadın tarz-ı meşrebini iyi bilmesi ve şahsî dirayet, mertlik, fedakârlık gibi seciyelere sahip bulunması hasebiyle, bütün Nur hizmetiyle alakadar mes'elelere çok önemle ve bizzat eğil­mesi gibi sebeblerle, Nur cemaatı fazla bir zarar ve ihtilaf görmediler.   Amma 1968'den başlıyarak, 1971 ve takib eden senelerde kurulan dini partiler ve bunla­rın sempatizanları; Nur talebelerinin kendilerine kayıtsız şartsız tabi' olmama­sından ve arkalarından sürüklenip gitmediklerinden, bir çok iftiralar ve siyasi oyun ve yalanlarla leke sürmeye başladılar. Bazı mütevassıt dindar gazeteler de gâh bu yana, gâh o yana lehte aleyhte yazılar neşrettiler. Derken, Nur talebeleri hem o siyasi adamlarla, hem de adı geçen orta halli bazı gazetelerin sahipleriyle yer yer münakaşalara girişmiş oldular. Bu sıralarda, Nur talebeleri bazı muharrirler başkasının gazetesinde ve emirleri altında çalışıyor ve o gazetelerde makaleler yazıyorlardı ise de, istedikle­ri manada yazılarını serbestçe yazamıyorlardı. Çünki bir gazetenin bünyesinde ve gazete sahibinin emri altında idiler. GAZETE ÇIKARMA İHTİYACI Sene 1968, "Bugün" gazetesi gittikçe trajini yükseltmekte idi. Bu gazete bazı Nurcu muhar­rir zatların istediği ya­zıları, makaleyi neşretmiyordu. Salih &O... Devamı