.:YOZGATNUR66:. Aklını Doğru Kullan Huzur Bul!

Yozgat Nur |  görsel 1

50-

yozgatnur66 41 Takipçi | 0 Takip

SaidNur Amblem

Ey bu vatan gençleri! Firenkleri taklide çalışmayınız! Âyâ, Avrupa'nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adavetten sonra, hangi akıl ile onların sefahet ve bâtıl efkârlarına ittiba edip emniyet ediyorsunuz? Yok! Yok! Sefihane taklid edenler, ittiba değil, belki şuursuz olarak onların safına iltihak edip kendi kendinizi ve kardeşlerinizi i'dam ediyorsunuz. Âgâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. Çünki şu surette ittibaınız, milliyetinize karşı bir istihfaftır ve millete bir istihzadır!.. Lem'alar ( 120 )

50-

Herkes Okusun Diye Uygun Fiyatlara Risale-i NurKülliyatları

Kategorilerim

Okumak İstediklerim

Risale-i Nur

Son Şahitler

ilmihal

Nurcular

Makaleleri

Haberler

Nokta-i Nazar

itirazlara Ceveplar

Vecizeler

Gayr-i Münteşir

Soru & Cevap

Medyadan Seçmeler

Son Eklediklerim (2681)
Tüm içeriklerim

Fotoğraf |  görsel 1

Takipçilerim (41)

Cemaat Din Değildir!

2015-08-24 19:19:00

Cemaat Din Değildir!        “Tarîkat, şeriat dairesinin içinde bir dairedir. Tarîkattan düşen şeriatadüşer; fakat -maazallah- şeriattan düşen ebedî hüsranda kalır.” [1]        “Cenab-ıHakk'anâzır ve ona vâsılolanyollar, kapılar; âlemin tabakaları, sahifeleri, mürekkebatı nisbetinde bir yekûn teşkil etmektedir.   Âdi bir yol kapandığı zaman, bütün yolların kapanmış olduğunu tevehhüm etmek, cehaletin en büyük bir şahididir. Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.” [2]               Bir saray, yüzer kapalı kapıları var. Bir tek kapı açılmasıyla, o saraya girilebilir, öteki kapılar da açılır. Eğer bütün kapılar açık olsa, bir iki tanesi kapansa, o saraya girilemeyeceği söylenemez.               İşte hakaik-i imaniye o saraydır. Herbir delil, bir anahtardır, isbat ediyor, kapıyı açıyor. Bir tek kapının kapalı kalmasıyla o hakaik-i imaniyeden vazgeçilmez ve inkâr edilemez. Şeytan ise, bazı esbaba binaen, ya gaflet veya cehalet vasıtasıyla kapalı kalmış olan bir kapıyı gösterir; isbat edici bütün delilleri nazardan iskat ediyor. "İşte, bu saraya girilmez, belki saray değildir, içinde bir şey yoktur." der kandırır.” [3]               Malumdur ki herbir insan bir alemdir. Kendi iki ayaklı cismani aleminin içerisinde var olan ... Devamı

Ben Tenezzül Etmem!

2015-08-21 12:34:00

Ben Tenezzül Etmem!   “Zaman bir büyük müfessirdir; kaydını izhar etse, itiraz olunmaz.[1]” Bu söz ilerleyen zaman ve tarih sahnesine levh-i âlâdan çıkan her hadise ile kendisini göstermektedir. Basiret sahibi olan görmektedir. Bazan basar kör olsa da göremese de basiretten kaçmamaktadır.   Nitekim Zamanın muktezasınca hatt-ı hareket etmeyen kimseler zamanın çarkları arasında ezilip mahvolmaya mahkumdur. Bundan kaçış söz konusu değildir. Malum bakkal hesabı ile holdink veya avm yürütülemez.  Bizler ise ehl-i sünnet ve cemaat olan nur talebeleri de hizmetimizin istikametini muhafaza ve müdafa etmekle mükellef ve muvazzafız.   Nura sadakatle, nurun bekçiliğini ihsan-ı ilahi ile omuzumuza Cenab-ı Hak koymuş. Biz Bu vazifeyi almadık, verildi. O hâlde biz de verilen bu vazifeyi en güzel surette ifâ ve icrâ etmekle mükellefiz. Bu aslında hem bir mesuliyet hem bir taltiftir. "Bir tek adam seninle hidayete gelse, sahra dolusu kırmızıkoyun, keçilerden daha hayırlıdır." [2] o halde bize neler oluyor ki bu vazifeyi icra edenleri ve kendimizden daha güzel becerenleri çekemiyoruz?   Bu vazifeyi ifa ederken de sadakat bizler için olmazsa olmaz olan bir esastır. Sadakat denildiği ve tarif edildiği gibi yapılmasıdır. Kendisine insanın bir hedef tayin edip o maksada müteveccihen hareket etmelidir. Bu hareketin neticesi kader, hadiselerin meydana gelmesi kazadır. Bizim hizmette ihtiyarımızı kullanmamız ise atâ olmaktadır.   Risale-i Nur Hizmeti Kimsenin Babasının çiftliği değildir. Bu sebeple kendin pişir kendin ye tarzında bir hizmet olmaz. Ama yapanlar var denirse ona da derim ki: o Nur hizmeti olmaz kendi halinde bir şey olur. Bir nevi lokal hizmeti gibi. Kafana göre hizmet et, nasıl ede... Devamı

Hizmetle Meşgul Olmak

2015-08-21 10:31:00

Hizmetle Meşgul Olmak   Saniyen: Şöyle düşünüyordum: Eğer yalnız adüvv-i ekber olan nefsin hilesinden ve cin ve ins ve şeytanların mekrinden emin olayım diye herkes başını karanlığa çekse ve kendisi kûşe-i nisyana çekilse veya çekilmek istese ve âlem-i insan ve âlem-i İslâm mühmel kalacak, kimsenin kimseye faidesi olmayacak bir zaman olsa; ben din kardeşlerime bu nurlu hakikatleri iblâğ edeyim de, Allahü Zülcelâl nasılşe’n-i ulûhiyetine yaraşırsa öyle muamele eylesin. Nefsimi düşünmekten kat’-ı nazar etmeyi yine o zamanlarda çok faideli görüyordum. (Barla 27) Bundaki hikmet nedir? Burayı nasıl anlayabiliriz?   Elcevap:   Bir kimsenin imanını kurtarırsam, o zaman bana Cehennem dahi gül gülistan envar ve ihlas nur / Tarihçe-i Hayat ( 23 - 24 )   Cehennem'de vücudum o kadar büyüsün ki, ehl-i imana yer kalmasın. envar ve ihlas nur / Sözler ( 757 )     herkesin hoş gördüğü saadet-i uhreviye ve Cehennem'den kurtulmaya vesile etmemek ve yalnız emr-i İlahî ve rıza-yı İlahîden başka hiçbir şeye âlet etmemek, bu zamanda Nur'un hakikî kuvveti olan sırr-ı ihlas-ı hakikîyi muhafaza etmeye beni mecbur etmiş ki:    Sıddık-ı Ekber'in (R.A.) dediği olan "Mü'minler Cehennem'e gitmemek için Allah'tan isterim, benim vücudum Cehennem'de büyüsün ki, onların yerine azab çeksin" diye söylediği kudsî fedakârlığının bir zerresini ben de kendime kazandırmak için, iman ile Cehennem'den birkaç adamın kurtulmaları i&cced... Devamı

Dellâl-ı Kur'an Said'in vekili..

2015-08-21 10:07:00

Dellâl-ı Kur'an Said'in vekili..   Evvelâ: Muhterem Üstadıma mâruzatta bulunmak için kalemi elime aldığım zaman, ruhumda büyük bir inkişaf hissediyor ve ihtiyarsızkalemim o andaki muvakkat duygularıma tercüman olduğunu görüyorum. (1) burayı nasıl anlayabiliriz?   Elcevap: Sözler hakkında hüsn-ü şehadetiniz, bana büyük bir teselli verdi. Vazifemin bitmediğine dair bürhanlarınız gayet kuvvetlidirler, lâkin ben gayet kuvvetsizim. Fakat Cenab-ı Hakk'a tevekkül edip, o bürhanlara serfüru' ediyorum.   Cemaata Sözler'i okumak zamanında, sendeki hissiyat-ı âliye ve fazla inkişaf ve fedakârane hamiyet-i diniye galeyanının sırrı şudur ki:   Velayet-i kübra olan veraset-i nübüvvetteki makam-ı tebliğin envârı altına girdiğin içindir. O vakit sen, dellâl-ı Kur'an Said'in vekili belki manen aynı hükmüne geçtiğin içindir. (2)   Yani bir insan ders okurken veya birisine bir şeyler izah ederken veya tefekkürle okuduğu zaman Dellal-ı Kur'an olan üstadımız Bediüzzamanın ders verme makamına çıkmaktadır.   Selam ve Dua ile Muhammed Numan ÖZEL Haşiye - Mehaz:   (1) Envar Neşriyat / Barla Lahikası ( 27 ) (2) Envar Neşriyat / Barla Lahikası ( 253 )       Risale-i Nur Araştırma Merkezi Yozgatnur... Devamı

insanın Bahçesi

2015-08-16 23:23:00

 Dördüncü Nokta: Âlem için tek bir yüz, bir cihet değil, pek çok umumî ve muhtelif vecihler vardır. Ve faideleri temin eden, kesretle umumî ve mütedâhil yani birbiri içinde cihetler vardır. Ve istifade yollarının da envaen türlü türlü tarîkleri vardır. Meselâ senin güzel bir bahçen vardır. bahçe, bir cihetten senin istifadene tahsis edildiği gibi, diğer bir cihetten de halkı faidelendirir. Meselâ o bahçenin hüsnüne, güzelliğine her bakan bir zevk alır, bir inşirah peyda eder; bunda bir mâni' yoktur. Kezalik insanın beş zahirî, beş bâtınî olmak üzere on tane hassesi ve duygusu vardır. İnsan bu duygularıyla ve keza cismiyle, ruhuyla, kalbiyle dünyanın herbir cüz'ünden istifade edebilir; mâni' yoktur. İşarat-ül İ'caz ( 186 )   Devamı

Risale okumalarını inceden inceye hazmederek yapmak

2015-08-16 09:14:00

Risale okumalarını inceden inceye hazmederek yapmak Risale-i Nurları okumada, anlamada ve anlatmada ilk  sahipleneceğimiz ve donanımlı olacağımız kurallar, düsturlar,  prensiplerin başında şevk, ümid, aşk ve gayretle, heyacandır…   Heyecanla, şevkle, aşkla ve ümidle elde edilen gayret ve çalışmanın önünde Allah’ın izniyle hiçbir mani hiçbir engel duramaz, dağılır ve yıkılır. Okumanın en büyük manisi okumamak isteği olduğu gibi, anlamanın en büyük engeli, manisi de anlamak isteğinin, arzusunun olmamasıdır… Yol yordam bilmemek, düstursuzluk, prensipsizlik ve başkalarının cebine aklını koyarak Risale-i Nurları anlamak için okumanın, kavramak ve sahiplenmenin en büyük ve mühim manileri, engelleridir… Risale-i Nur’u anlamak için okumanın “Nasıl başlasam?”, “Hangi yolu izlesem ?”, “Ne kadar zaman ayırsam?” gibi şübehat ve vesveselere yenik düşmüş fikirlere, tarzlara, yollara ihtiyacı yoktur… Risale-i Nurlarla ilk muhatabiyetinizde yapacağınız iş; son deme kadar, onları okumaktır, okumaktır, okumaktır… İnsanı ve zihnini meşgul edip, şübehatla vazgeçirecek meşgalelere yol vermemektir… Büyük ve sizce önemli işleriniz için nasıl zaman ayırıp, planlar, programlar yapıp, bir hedef ve gayeye ver verip sonuna kadar işi takip ediyorsak… Bu iman, Kur’an, İslamiyet konularında çok mühim bir iş olan Risale-i Nurları da bir plan, program ve gaye ile anlamak, öğrenmek ve hayatımızda tatbik edebilmek için dikkatlice ve inceden inceye hazmederek, düşünerek, akıl ve mantık mizanlarında tartarak ve teslim olarak okumalıyız.  Nasıl ki, kıymet verdiğimiz her meşguliyeti bir netice için yapıyoruz. R... Devamı

NİFAK CEREYANININ RiSALE- i NUR CEMAATINI DAĞITMA PLÂNI

2015-08-12 12:14:00

  NİFAK CEREYANININ RiSALE- i NUR CEMAATINI DAĞITMA PLÂNI   Cemaatiçine hulûl eden nifak cereyanı, cemaat içindeki  bazı safdilleri ve garazkârları ve enaniyet hastalarını bulup onların enelerini okşayarak hizmet alehinde alet ederler. Hem bu safdiller, kitabdaki hükümlere göre düşünüp hareket etmeye alışmadıklarından yanlışı-doğruyu ve hizmet hayatına gelecek büyük zararları fark edemezler. Hem bu gafil ve kuru kalabalık, şahsa bağlandıkları cihetle, nifak cereyanı bunların nazarında bazı şahısları göklere çıkarır. Tâ ki i’la ettiği o şahısları iftiralarla çürütüp yere atınca, ona bağlı olan avam, inkisar-ı hayale düşsün, hizmetten kopsun ve perişan olsun. Nifak cereyanının bu planı oldukça dehşetlidir. Hem de bu ifsada alet olanların mesuliyetleri ve cezası dahi, alet oldukları tahribat derecesinde büyük olur ve akıbeti de  felakettir. Evet, Bediüzzamanın şu ikazına dikkat gerek. Şöyle ki:  ­*@ÅX7!ö­v­UÅ,«W«B«4ö!x­W«V«1ö«w<¬HÅ7!ö]«7¬!ö!x­X«6²h«#ö«ž«:ö   âyet-i kerimesi fermanıyla: Zulme değil yalnız âlet olanı ve tarafdar olanı, belki edna bir meyledenleri dahi, dehşetle ve şiddetle tehdid ediyor. Çünki rıza-yı küfür, küfür olduğu gibi; zulme rıza da zulümdür.” M:362 Kitabdaki düsturlara bedel, şahsa bağlananların akıbetlerini göteren bir-iki nümune: “-Risale-i Nur'un has şakirdleri müstesna olarak- başkaları beni büyük bir makamda bilmekle, kuvvetli bir alâka ve hizmet gösterir. Hem mukabilinde, dünyada, ehl-i velayet gibi nuranî neticeleri ister. Sonra bize hizmeti ... Devamı

AHiRZAMAN FİTNESNDEN UZAK DURMAK

2015-08-12 09:12:00

  AHiRZAMAN FİTNESNDEN UZAK DURMAK   Tatbiki Şekli. Yani “Nelerden Uzak Durulacak?   “Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan her asırda her ferde hitab eder bir ilm-i muhit ve bir irade-i şamile ile herşeye bakabilir; ve madem ülema-i İslâm'ın ittifakıyla, âyetlerin mana-yı sarihinden başka işarî ve remzî ve zımnî müteaddid tabakalarda manaları vardır. Ve madem يَا اَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا   gibi hitablarda her asır gibi, bu asırdaki ehl-i iman, Asr-ı Saadetteki mü'minler gibi dâhildir. Ve madem İslâmiyet noktasında bu asır, gayet ehemmiyetli ve dehşetlidir. Kur'an ve Hadîs ihbar-ı gaybî ile, ehl-i imanı onun fitnesinden sakınmak için şiddetle haber vermiş.”  (K: 186)   “Altıncı Mes'ele: Rivayette var ki: "Fitne-i âhirzaman o kadar dehşetlidir ki, kimse nefsine hâkim olmaz." Bunun için, binüçyüz sene zarfında emr-i Peygamberîyle bütün ümmet o fitneden istiaze etmiş, azab-ı kabirden sonra مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ وَ مِنْ فِتْنَةِ آخِرِ الزَّمَانِ vird-i ümmet olmuş. Allahu a'lem bissavab, bunun bir tevili şudur ki: O fitneler nefisleri kendilerine çeker, meftun eder. İnsanlar ihtiyarlarıyla, belki zevkle irtikâb ederler. Meselâ; Rusya'da hamamlarda kadın-erkek beraber çıplak girerler ve kadın kendi güzelliklerini göstermeğe fıtraten çok meyyal olmasından seve seve o fitneye atılır, baştan çıkar ve fıtraten cemalperest erkekler dahi, nefsine mağlub olup o ateşe sarhoşane bir sürur ile düşer, yanar. İşte dans ve tiyatro gibi o zamanın lehviyatları ve kebairleri ve bid'aları birer cazibedarlık ile pervane gibi nefisperestleri etrafına toplar, sersem eder. Yoksa cebr-i mutlak ile olsa ihtiyar kalmaz, günah dahi olmaz.&rdquo... Devamı

Son Şahitlerde SEYYiD SALiH Özcan Ağabey (rh)

2015-08-08 12:17:00

Son Şahitlerde SEYYiD SALiH Özcan Ağabey (rh)   Ali Ekber Şah'ın ziyareti "l950'lerde Pakistan'dan gelen Maarif Nâzır Vekili Ali Ekber Şah Emirdağ'a Üstadı ziyarete gelmişti. Beraberlerinde tercüman olarak da Salih Özcan bulunuyordu. Ziyaret sırasında Üstad 'Ben çoktan beri Arapça konuşmadım. Siz tercüme edin,' diye Salih Özcan'ın tercüme etmesini istemişti. Salih Özcan bir müddet tercüme etti. Sohbetler derinleşince işin içinden çıkılmaz oldu. Hemen Arapça olarak konuşmaya başlayan Üstad bir saat kadar Ali Ekber Şaha ders verdi.     KAYNAK: Nur.Gen.tr  ***** "Üstadın seyyidliği" "Ziyaretlerimden birisinde Salih Özcan da bulunuyordu. Üstad ona, 'Kardeşim Salih! Sen hakikî seyyidsin. Nuriye de seyyid, Mirza da seyyid' dedi.    KAYNAK: Nur.Gen.tr *****    VAHDETTİN GAYBERİ 1919'da Şanlıurfa'da doğdu. Ticaretle meşgul olmaktadır.   "Ceylan Çalışkan'la karşılaşmamız"   "Salih Özcan'la talebeliğinde sık sık görüşüyorduk. Üstad Hazretlerinden sitayişle bahsediyor, büyük bir merakla eserlerine hayranlık duyuyorduk. Hergün Üstadı ziyaret için, içimizde heyecan ve büyük bir arzu doğuyordu.   "Cenab-ı Hak nasip etti, birgün çok genç ve nuranî yüzlü , hayatta hiç görmediğim ve  hemen içimde büyük yakınlık ve âşinalık duyduğum birisi dükkânın tezgâhını eliyle açarak içeriye girdi. Emirdağ'dan, Üstadın yanından geldiğini bildirince heyecan ve iştiyakımız daha da arttı. 'Ben ... Devamı

Salih Özcan'ın Hilâl Dergisindeki şiiri

2015-08-08 11:52:00

Salih Özcan'ın Hilâl Dergisinin Nisan-Mayıs l960 tarihli 2. cildin l4. sayısında Hulûsî Bitlisî Aktürk'ün Kalender Asrî imzasıyla yazdığı şiiri:   Said Nursî için   Bediüzzaman'dır Said Nursî,   Bitlis, Van beyninde gelmiş dünyaya,   Urfa'da o nurlu asırlık dâhi,   Kadir gecesinde erdi Mevlâ'ya,   Ramazan'dan mâlûm Kur'ân-ı Kerîm,   Kadrini göstermiş arz-ı semâya   Dünyada esirdi, Cenette hürdür,   Hayatta sadıktı, haklı dâvâya;   Peygamberin ceddi Halilurrahman,   Said'i yükseltir, Arş-ı Âlâya,   İbrahim Halil'e Nemrud'un zulmü   Tarihen intikal etmiş uhraya,   Bediüzzaman'ı medenî devran,   Neden esir etti, her esirrâya;   Beynelmilel Ağa Han'lar, Gandiler,   Dinde uymuş muydu asrî sevdaya?   Onlar kanaatta serbest yaşadı,   Saik de oldular haklı iğvaya,   Said'e tarikat isnad edenler,   Dönmedir, kapılmış ehl-i havraya,   Yakındır kıyamet şeksiz hesapla,   Sıratlar, mizanlar kaldı ferdaya;   Meryem ismetine şahid Saidi,   Şakîler uğrattı hep iptilâya;   Yüz otuza bâliğ nurlu âsârı,   Yaşar armağandır, bağlı manâya;   Tahtı Türk İslâmın kalbinde sabit   Said baş eğmezdi zulme, ednaya;   Mücevher tarihle misafir olsun,   Şâhımıza, Hâtem-ül Enbiyaya.* ------------------- *:Son satır, Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri... Devamı

Ahmet KALKANA Cevaplar

2015-08-04 09:23:00

Nurculuk ve Gülen Hareketinin Din Anlayışı/Ahmed Kalkan isminde ki videoda Selefi ve Tekfirci anlayış ve islamoğlu ve bayındır ağzı ile konuşan videoya cevaptır.   Bu vatandaş ezbere ve mustafa islamoğlunun ve a. bayındırın ve selefi/vehhabi/harici ve tekfirci ağızla ve bunun önüne koyulan metni papağan gibi okumaktadır.  1 - Kendi karman çorman hatıraları ile bir şeyler anlatıyor.   2 - 25. dk de dediği yeri "risalelerin her harfine 20 sevap verilir"   3 - imanla kabre girmek meselesi ise okuduğumuz iman hakikatleri insanın manevi aleminde perçinleşip şeytanın insanın imanını çalamamasıdır.   4 - f. gülen ile nurculuk arasında bir bağ ve bağlantı yok.   5 - 25.48'de kur'an ayetlerinin sayıları yanlış vurgulanmış demekte ama, önüne koyulan metinde kaç tane olduğu yazmadığı için bu sakallı m. islamoğlu ve varyentalleri gibi mesnedsiz konuşmaktadır.    6 - 26.00 dk de kur'anda adı geçiyor mesele ise: bu sakallı arkadaş ne diyor ebced hesabı ile diyor. yani ebced hesabı denk geliyor. yani bu ebced hesabı bir realitedir.   7 - 27 de dediği "kendisine vahy geliyor.." bediüzzaman hayata iken kendisine bu yaftayı chp zihniyeti yapmıştı. bu sakallı arkadaşta chp'nin yolunda yürüyerek böyle bir dahiyi - AKLINCA ÇÜRÜTMEYE VE YERİNE KENDİSİNİ KOYMAYA ÇALIŞMAKTA-  bediüzzaman asla sahte peygamberlik iddiasında bulunmamıştır.  ihtar edildi, hatırlatıldı manasındadır. daha ihtar ile ilhamı veya vahyi ayırt edemeyip geçip öyle artistlik olsun diye konuşması kendisini gülünç duruma düşürmekten öte bir şey değildir. 8 -  F. GÜLEN'İN RÜYA MESELESİ İSE: bizce de bu üfürüktür. 9 - 29.16 da: KALKAN DİYOR Kİ "Cehennem'... Devamı

SEY­YİD SA­LİH ÖZCAN Ahirete irtihal Etti

2015-08-03 08:16:00

Ömer Özcan’ın haberi: RİSALEHABER-1929 yı­lın­da Ur­fa’nın Ak­ça­ka­le il­çe­sin­de doğ­muş­tur. İyi de­re­ce­de Arap­ça bi­lir. Ankara’da uzun se­ne­ler Hi­lâl mec­mu­a­sı­nı neş­ret­miş­tir. Bediüzzaman’ın Tarihçe-i Hayat kitabının “Hariç Memleketler” bölümünde isminin çokça geçmesinden de anlaşılıyor ki; Sa­lih Özcan Ağa­be­y, İs­lâm âle­mi­nin ta­nın­mış si­ma­la­rıy­la sıkı dost­luk mü­na­se­bet­le­ri kurmuştur. Nur hiz­me­tleri­nin de daha çok dış mem­le­ket­le­re ba­kan kı­sım­la­rıy­la alâ­ka­dar­dır. Eserlerde adı daha çok “Seyyid Salih” olarak geçer. Çünkü O, seyyiddir… Bediüzzaman Hazretlerinin, “Be­nim met­ru­ka­tım ve Ri­sa­le-i Nur’dan olan be­nim hu­su­sî ki­tap­la­rım ve güzel cilt­len­miş mec­mu­a­la­rım ve­sair şey­le­ri­min bü­tü­nü­nü, 12 kah­ra­man kar­deş­le­ri­me va­si­yet edi­yo­rum” de­di­ği va­si­yet­na­me­sin­de “Sey­yid Sa­lih” olarak onun da adı geç­mek­te­dir. Salih Özcan Ağabeyimizle 2011 yılında tekrar uzun sohbetlerimiz oldu. Bunların çoğunu kamera ile kaydettik. Ayrı bir çalışma ile inşallah ileride yayınlamak nasip olur… Rİ­SA­LE-İ NUR’DA SEY­YİD SA­LİH ÖZCAN “Pa­kis­tan’da­ki Nur ta­le­be­le­... Devamı

Hayırlı Cumalar

2015-07-31 14:49:00

  Risale-i Nur Araştırma Merkezi Yozgatnur   Devamı

Ehl-i Dalalete iltihak Tehlikesi!

2015-07-28 14:13:00

Ehl-i Dalalete iltihak Tehlikesi!   Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünki aramızdaki dere pek derindir. Doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz.   Ya siz de onlara iltihak edersiniz veya dalalete düşer boğulursunuz.[1]   Evet, menfîlikleri öğrenerek mücadele edeceğim gibi saf bir niyetle başlayıp, menfî şeylerle meşgul ola ola dinî bağları ve dinî salabet ve sadakatı eski haline nazaran gevşemiş olanlar olmuştur. [2] * * * O bîçareler, "Kalbimiz Üstad ile beraberdir" fikriyle kendilerini tehlikesiz zannederler. Halbuki ehl-i ilhadın cereyanına kuvvet veren ve propagandalarına kapılan, belki bilmeyerek hafiyelikte istimal edilmek tehlikesi bulunan bir adamın, "Kalbim safidir. Üstadımın mesleğine sadıktır." demesi, bu misale benzer ki: Birisi namaz kılarken karnındaki yeli tutamıyor, çıkıyor; hadesvuku buluyor. Ona "Namazın bozuldu" denildiği vakit, o diyor: "Neden namazım bozulsun, kalbim safidir." [3] * * *  Bediüzzaman Said Nursi Haşiye - Mehaz (Envar ve ihlas Nur Neşriyat) : [1] Mesnevi-i Nuriye ( 126 ) [2] Tarihçe-i Hayat ( 691 ) [3] Mektubat ( 412 )   Risale-i Nur Araştırma Merkezi Yozgatnur ... Devamı

Yazıcı Nüshalardaki Farkların Sebebi

2015-07-28 12:25:00

Sual: Hüsrev ağabeyin yazdığı risalelerde ki metinsel farklılıkların sebebi nedir?   Hüsrev, münasib görmediği kısmı ta'dil, tebdil, ıslah edebilir. Envar - Şualar - 641 (Onbeşinci Şua/Elhüccetüzzehra'nın İkinci Makamı/İlim Bahsi) Yukarıda mezkûr olan cümleyi önce tahlil edelim. Anlamak için din düşmanı veya ehl-i bidadan birisinin ismini koyalım. * X, münasib görmediği kısmı ta'dil, tebdil, ıslah edebilir.       Bu cümlenin kelimelerinden yola çıkalım. Münasip görmemek : burada Bediüzzamanın vehbi olan telifatını beğenmemek  ve yetersiz görmek.. Ta'dil: değiştirmek, hafifletmek, dogrulaştırMak ve vasat orta hale getirmek demektir. Sual: sen Bediüzzamanın vehbi olan telifatını değiştirmek, ve içerinde yanlış bir şey mi olduğunu iddia ediyorsun? Kulliyatta İfrat veya tefrit bir şey mi var diye iddia ediyorsun? Tebdil: tağyir edip değiştirmek, bir şeyi başka hale getirip başka şeyle değiştirmek. Manasında Sual: bu tabir ile var olan mana kaldırmak, olumluyu olumsuz yapmak.. Gibi şeyler ortaya çıkar. Nitekim bunun en aleni misali sadeleştirme faaliyetidir. Yanı SeN bunu istediğin hale sokabilirsin.  Sadeleştirme nam tahrif hareketi ne kadar tantanalara sebep oldu malûm. Islah: düzeltmek ve kusurları gidermek. Sual: Bediüzzamanın vehbi olan telifatını beğenmemek ve bunda kusurlu bir şey olduğunu mu iddia ediyorsun? Kelime üzerinden gidilirse çok vahim manalar çıkmaktadır. Bir suiniyet sahibi bunları yapsa netice ne kadar feci olacağı tahMinden uzak değildir. Risale-i Nurun neşir tarihçesi nam kitapta anlatılan bir hadisede Husrev ağabey bu yetkiye istinaden bazı yerlere kalem karıştırmış ve tasarrufta bulunmuştur. Bunu her ne kadar Husrev ağabeyle alakadar olan kimseler reddetse de... Devamı

ADEM’İN CEHENNEM’DEN EŞEDDİYETİ

2015-07-27 07:34:00

ADEM’İN CEHENNEM’DEN EŞEDDİYETİ   Demek o kereme lâyıkve o rahmete şayeste bir dâr-ı saadet olacaktır. Yoksa gündüzü ışığıyla dolduran Güneşin vücudunu inkâr etmek gibi, bu görünen rahmetin vücudunu inkâr etmek lâzımgelir. Çünki bir daha dönmemek üzere zeval ise; şefkati musibete, muhabbeti hırkate ve nimeti nıkmete ve aklı, meş'um bir âlete ve lezzeti eleme kalbettirmekle hakikat-ı rahmetin intifası lâzımgelir. (Sözler:65) ...Rahmetin cilvelerinden ve latif âsârından olan aşk ve şefkat ve akıl nimetlerine dikkat et. Eğer firak-ı ebedî ve hicran-ı lâyezalîye, hayat-ı insaniye incirar edeceğini farz etsen; görürsün ki: O latif muhabbet, en büyük bir musibet olur. O leziz şefkat, en büyük bir illet olur. O nurani akıl, en büyük bir bela olur. Demek rahmet, (çünki rahmettir) hicran-ı ebedîyi, muhabbet-i hakikiyeye karşı çıkaramaz. (Sözler:521) Aklın bir hizmetkârı ve tasvircisi olan kuvve-i hayaliyeye denilse ki: "Sana bir milyon sene ömür ile saltanat-ı dünya verilecek, fakat âhirde mutlaka hiç olacaksın." Tevehhüm aldatmamak, nefis karışmamak şartıyla "oh" yerine "âh" diyecek ve teessüf edecek. (Sözler:88) Muhabbet ve şefkati, firak-ı ebedî ve hicran-ı lâyezalî ile karşıladığınız takdirde; vicdan, hayal ve ruh ne hale gireceklerdir. O muhabbet ve o şefkat en büyük, en tatlı bir nimet iken, en azîm bir musibete, bir belaya inkılab eder. (İşaret-ül İ’caz:55) Bütün lezzetler imanda olduğu gibi, bütün elemler de dalalettedir. Bunun izahı ise; bir şahıs, kudret-i ezeliye tarafından, adem zulümatından şu korkunç dünya sahrasına atılırken gö... Devamı

DÜSTURLARA BAĞLILIK

2015-07-26 17:59:00

DÜSTURLARA BAĞLILIK   Aziz kardeşim, Mektubundaki sual ehemliyetlidir.Suale bizzat cevap vermek yerine, usul hakkında bir mukaddeme ile cevap vereceğim.Tâ ki ona benzer bütün mes’elelerde isabetli bir ölçü olsun.Şöyle ki: Herhangi bir meselede hakkı tesbit için bir usûl ve o mes’eleye has deliller vardır.Aksi halde mes’eleler çıkmaza girer ve ihtilafa sebep olur. Bu itablara Risale-i Nurun meslek, meşreb ve hizmetinde de usûl ve ölçü: Külliyattaki dustulardır. Bu duturlardaki açık ve sarih mânalı cümleler, kesin hüküm ifade ederler ve bunlar, hizmetin temel esaslarını meydana getirirler.Bunlarda yapılacak herhangi bir te’vil, tebdil ve tağyir;hizmetin esasasına ilişir, asliyyetini bozar. Bu makamda bazı kimseler diyebilirler ki:“Dar daire içine kapanarak cemiyetten haberi olmayanlar, mes’eleleri kendi haletlerine göre dar anlayışla görürler. Evet bu doğrudur ve bir önceki mektubumun baş kısmında kitapdan yerleri gösterilerek temas edilmiştir ki, insanların ihata ve muvazene-i hakaikta nakısıyetini izah eder.Yalnız şunu bilmek lâzımdır ki; böyle söyleyen de içtimaî te’sir altındaki hâletiyle söylüyor.Çünki, kanun umumidir.Herkes kendi husuî dünyasının te’sirindedir. O halde hakikat meçhul mudur? Yani (Tahtie)1 mezhebi mi doğrudur? Hayır öyle değil...Hakikat ve ölçü şudur: Bir kimsenin söylediği söz, kitaba,düsturlara uygunsa doğrudur.Uygun değilse, o söz şayan-ı itibar değildir. Yâni Külliyattaki sarahatlara, te’vilsiz sadık kalınacaktır.Bu ölçü, umum Nur hizmet ehli için müşterek ve temel ölçüdür ve ittif... Devamı

İstişare nasıl olmalıdır?

2015-07-23 10:46:00

İstişare nasıl olmalıdır? istişare nasıl olmalıdır ( video izle) Zübeyir Ağabey istişarede nasıl bir yol takib ederdi? Istişare konusunda neler söylerdi, tavsiye ederdi. Muhtelif zamanlarda bu konularda söylediği bazı yazılımetinlerde olduğu mevzuları ben derledim.   Bir kardeşe yazıdğı bir lahika mektubunda uzun bir mektub bu konuyla ilgili bir parağraf var mesela onunla başlıyalım isterim. Orada ona diyorki:   Fedakar kardeşim, Evvela şunu arz edeyim ki Risale-i Nur hizmeti ve talebeleri mevzuunda herhangi bir mesele olunca benim şahsi fikrimi sormayın. Üstadımız Rehberimiz, Mürşidimiz Risale-i Nurdur.   Risale-i Nur ise ölmez, sönmez, şaşmaz ve şaşırtmaz bir Mürşid- i Ekmeldir. Bu Mürşid- i Ekmel başkasından soru sormaya ihtiyaç bırakmaz. Soruları o cevablandırır, müşkülleri o halleder.  Eğer ben imani, islami ve Risale-i Nur mevzuunda sorduklarınızı şahsi kanaatime göre cevablandırırsam sizde yedi sekiz Nur tabelesinin şahsi cevabına müracaat etseniz, alacağınız cevablar birbirini te‘kid ve teyid etmeyebilir. Bunu için şahsi fikrimi sormayın.. şahısların şahsi fikirlerine müracaat etmeyin… Herbir cevab birbirinden ayrı olabilir, fakat „ben henüz Risale-i Nur külliyatını ve Mektubları okuyamadım, okusamda bu sorunuzun cevabını bulabilecek derecede değilim, acaba Risale-i Nur ve Lahikalarıvehayud merhum ve muaazzez Üstadımız hayattayken buna benzer bir şey sorulmuş ve cevablandırılmış  ise işitmedim. Bizim bu meselemize Risale-i Nur ve merhum Üstadımız Hazreti Bediüzzaman ne emrediyor“ tarzında meşveret edeceğimiz nur kardeşlerimizin reylerine bu tarzda müracaat etseniz, kanaatlerin birbirine tetabuk ettiğini, uydugunu veya birbirine yakın oldu... Devamı

"M Ü S B E T H A R E K E T İ“ doğru anlamak

2015-07-23 10:15:00

"M Ü S B E T   H A R E K E T İ“  doğru anlamak     Bizim cemaatımızın meşrebi:    Muhabbete muhabbet ve husumete husumettir.    Tarihçe-i Hayat ( 58 )       Bediüzzaman, harikulâde bir iman kuvvetine malik olan, hiçbir kuvvetin, hiçbir hükümet reisinin zoru ve zulmü karşısında eğilme nedir bilmeyen bir allâme-i asırdır.   Bediüzzaman, Rusya’da esirler kampında kampı, teftiş eden başkumandana kıyam etmeyerek, “İmanlı bir kimse, imansız bir kimse karşısında ayağa kalkmaz,” diyen bir baş...   Bediüzzaman, din yıkıcılığının gaddar öncüsüne, “Kâinatta en yüksek hakikat imandır. İmandan sonra namazdır. Namazdan daha yüksek bir hakikat olsaydı, Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de yüz yerde sarihan, bin yerde zımnen onu emrederdi,” diyen bir baş...   Bediüzzaman, idam ve imha plânı ile verildiği mahkemelerdeki müdafaaların da, “Başımdaki saçlarım adedince başlarım olsa, her gün birisi kesilse yine bu Kur’anî hizmetten vazgeçmeyeceğim. Dünyayı başımıza ateş yapsanız yine bu hizmet-i imaniyeden vazgeçmeyiz ve geçemeyiz,” diyen bir baş...   Bediüzzaman, bulutlara değen ve sıra dağlar kadar yüksek ve izzet-i İslamiye’nin timsali olan bir başa malikti. Hiçbir dinsiz zalim, hiçbir gaddar imparatorun önünde eğilmeyen bir baş...   Bediüzzaman, yediği, içtiği, serveti millet kanı olan cebbar, müstebit başların önünde serfüru etmeyen bir baş...   Bediüzzam... Devamı

Fotoğraf |  görsel 1

Yozgat Nur |  görsel 1