.:YOZGATNUR66:. Aklını Doğru Kullan Huzur Bul!

Yozgat Nur |  görsel 1

50-

Said Nursi ve Fethullah Gülen Hareketi Arasındaki 17 Fark

2016-07-22 08:24:00

Said Nursi ve Fethullah Gülen Hareketi Arasındaki 17 Fark   Fethullah Gülen asla Said Nursi'nin talebesi değildir. Bu durum maalesef halkımız tarafından çok karıştırılmaktadır. Gülen konuşmalarında Said Nursi'nin sözlerinden alıntı yaptığı için halkın üstünde bu algı oluşmuştur. Buda zaten oyunun bir parçasıdır.Amaç Said Nursi'ye ve gerçek Nur Talebelerine zarar vermek ! Prof. Dr. Nevzat Tarhan kişisel web sitesinde üzerinde çok tartışılacak bir konuya temas etti.  İşte Prof. Nevzat Tarhan'ın "Bediüzzaman üzerinden psikolojik savaş" isimli yazındaki o bölüm ; Düşünmemiz gereken şey şu: Bediüzzaman’ın öğretisi bu mu? Bugün Bediüzzaman’ın takipçisi olduğunu söyleyen grupların çoğu ‘Gülen Hareketi’ ile arasındaki sınırları tam olarak çizmiş değil.  Fethullah Gülen hareketi ile Bediüzzaman Said Nursi’nin orjinal hareketi arasında sosyal davranış açısından şu 17 farkı tespit ettim.   1- MERKEZİ FİGÜR Risale-i Nur Hareketi kitap merkezli, Gülen Hareketi ise şahıs merkezlidir.   2- KUTSALLAŞTIRMA Bediüzzaman kendisine ‘Ulu kişi, kutsal kişi’ dedirtecek söylemlere şiddetle karşı çıkmış, şahsi keramet olarak anlaşılabilecek davranışlardan kaçınmış, kitaplarındaki tevafukla yetinmiştir. Mezarının bile gizli olmasını vasiyet etmiştir. Fethullah Gülen ise kendisinin yüksek manevi makamlardan ilahi mesajlar aldığını söyleyen takipçilerine sessiz kalarak bunu desteklemiş ve onaylamıştır. Takipçileri arasında yaygın olarak söylenen ‘Her Perşembe Hz. Peygamber’le g&ou... Devamı

Hizmeti Sevk ve idare Etmeye Kalkarlar

2016-07-13 15:25:00

Hizmeti Sevk ve idare Etmeye Kalkarlar   “Cenab-ı Hakk’a nâzır ve ona vâsıl olan yollar, kapılar; âlemin tabakaları, sahifeleri, mürekkebatı nisbetinde bir yekûn teşkil etmektedir.” [1] “Size yazmıştık ki, muarızlara adavetle mukabele etmeyiniz. Mümkün olduğu kadar, ehl-i takva, ehl-i ilme karşı dostane vaziyet alınız. Fakat bu noktaya dikkat ediniz ki, Risale-i Nur’un zararına ve şakirdlerinin salabet ve metanetlerine ilişecek bir tarzda daireniz içine sokmayınız. Öyleler niyet-i hâlise ile girmezse, belki fütur verirler. Eğer enaniyetli ve hodfüruş ise, Risale-i Nur şakirdlerinin metanetlerini kırarlar; nazarlarını, Risale-i Nur’un haricine çekip dağıtırlar. Şimdi çok dikkat ve metanet ve ihtiyat lâzımdır.” [2] “Asrımızın efkârının anlayışına ve idrakine hitab edici mahiyeti ve Kur’an-ı Hakîm’in bu zamanın fehmine bir dersi olması noktasından Nur Risaleleri, bilhâssa bu memlekette büyük ehemmiyet kazanmıştır. Asırlarca Kur’an’a bayraktarlık yapan ve dünyayı diyanetiyle ışıklandıran bu necib millet, yine dünyaya örnek, ahlâk ve fazilette üstad olarak insanlığın geçirdiği müdhiş buhranlardan halas için çare-i necatıgöstermektedir. Beşeriyeti dehşetli sadmelere uğratan, tehdid eden anarşiliğin, ifsad ve tahribin yegâne çaresi ancak ve ancak İlahî, semavî bir dinin ezelî ve ebedî hakikatlarıdır, hakikat-ı İslâmiyettir. Risale-i Nur, hakikat-ı İslâmiye ve Kur’aniyeyi müsbet ve müdellel bir şekilde insanlığın nazar-ı tahkikine arz ve ifade etmektedir. Hem Nur Müellifi bir mektubunda “Dâhilde tarafgirane adavet ve münakaşala... Devamı

Abdullah Yeğin Ağabeyimiz için TAZiYENAME

2016-07-10 15:37:00

1940 yılında Muazzez Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî'yi ziyaret etmekle müşerref olan; “Seni büyük biraderim Molla Abdullah yerine kabul ettim. Sen benim kardaşımsın” iltifatına mazhar olan; “Muallimlerimiz Allah’tan bahsetmiyor. Bize Hâlıkımızı tanıttır” demek suretiyle Meyve Risalesi'nin Altıncı Meselesinde bahsedilen; Hazreti Üstadın vefatına kadar Şanlıurfa'da hizmet-i imaniyede bulunan; daha sonra memleketin muhtelif yerlerinde neşr-i envar-ı Kurâniyeye devam eden; Nurlarda "Araçlı Abdullah" diye takdim edilip, hizmetteki gayret ve faaliyetleri "Ankara Dar'ül fünûnunda Nura ehemmiyetli hizmet eden ve Kastamonu’da mektep gençlerinden en evvel Nurlara giren ve Ankara’daki Abdurrahman’ın oğlu Vahdet’i himaye ve muhafazaya çalışan Araçlı Abdullah’ın mektubunda tam imanlı ve dindarâne ve müjdekârâne yazması … bizi ve Nur dairesini tamamıyla mesrur ettiği gibi, bu bayramda da büyük bir manevî hediye olarak kabul ediyoruz. Cenâb-ı Hak, onların umumundan razı olsun." cümleleriyle yad edilen; Âhirzamanın karanlıklarında insanlığın imanının imdadına gönderilen hidayet serdarı Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin talebe ve varisi olan muhterem Ağabeyimiz Abdullah Yeğin vefat etmiştir. Yozgatnur olarak bütün Nur Talebelerine baş sağlığı dileyerek taziyelerimizi bildirir, vazifesini tam manasıyla yapıp terhisle istirahata çekilen merhum Ağabeyimizin melekler misali yıldızlarda ve âlem-i ervahtaki kutlu seyahatini tebrik ederiz. Cenâb-ı Erham-ür-râhimîn, Risâle-i Nur’un bütün yazılan ve okunan harfleri adedince defter-i a’maline hasenat yazdırsın, âmin! Ve onların sayısınca onun ruhuna rahmetler yağdırsın, â... Devamı

Şevk ve Klavye Nurculuğu

2016-06-28 01:18:00

Şevk ve Klavye Nurculuğu           “Cenab-ı Hakk'a nâzır ve ona vâsıl olan yollar, kapılar; âlemin tabakaları, sahifeleri, mürekkebatı nisbetinde bir yekûn teşkil etmektedir.” [1]             Malumdur ki herbir insan bir alemdir. Kendi iki ayaklı cismani aleminin içerisinde var olan şeyleri açıp genişletsek karşımıza mini bir alem çıkacaktır. Ama bu hususi alemin şekli ve hususiyeti hakkında tam bir bilgi ve malumat sahibi değildir.             Alakadar olduğumuz, gördüğümüz, yaşadığımız şeyler ise bizim iç alemimizi şekillendirmektedir. Yani aldığımız evimizin peyzaj mimarisini yaparken bizden hariçteki alakadar olduğumuz şeyleri kullanıyoruz. O halde mimarımızın kalitesi lması bizim alakadar olduğumuz şeylerle direkt olarak alakadardır. “Tekrar çok tavsiye ediyorum, okuyun, okuyun. Okudukça, risaleler feyzâver nurları saçıyorlar. Okudukça iştiyak getiriyorlar, usanç vermiyorlar. Başka kitabları bir-iki defa okusan, insana usanç veriyor. Halbuki risaleler öyle değil, okudukça başka başka iman halleri telkin ediyorlar.” [2] “Kur'anî bahçede her zaman başka renkte, başka letafette, başka tesirde hakikî cennet çiçekleri açılıyor.” [3] “Bizim manevî yara ve hastalıklarımızı teşhis buyurup, öldürmemek için her nevi' mualeceleri ile memzuç, hem mugaddi, hem müessir tiryaklarını Cenab-ı Hakk'ın ihsanı ile gönderiyorsunuz. İhlas hakkında evvelce ve bilhassa sonra ihsan edilen risaleleri okudukça, vücudumun ağrıdığını ve her zerresinin titrediğini, ... Devamı

KOMİTELERİN İÇYÜZÜ

2016-06-19 19:01:00

KOMİTELERİN İÇYÜZÜ   İfsad komitesinin mahiyeti hakkında ten­vir edici şu gelecek beyanlarda, geniş manada faaliyet gösteren masonluk komünistlik cereyanı kasd edildiği anla­şılı­yor. Üstad Hazretlerinin 1950 sonrası yazdığı II. Emirdağ Lahikasında gizli komiteleri nazara vermiştir. Şöyle ki: “Şimdi Kur’an, İslâmiyet ve bu vatan zararına üç cereyan var: Birincisi: Komünist, dinsizlik cereyanı. Bu cere­yan yüzde otuz-kırk adama zarar verebilir. İkincisi: Eskiden beri müstemlekâtların, Türk­lerle alâkalarını kesmek için, Türkiye daire­sinde din­sizliği neş­retmek için;ifsad komitesi namında bir ko­mite. Bu da yüzde on-yirmi adamı bozabilir. Üçüncüsü: Garblılaşmak ve Hristiyan­lara benze­mek ve bir nevi Purutluk mezhebini İslâmlar içinde yerleştir­meye çalışan ve dinde his­sesi olmayan bir kı­sım siyasîler heyetidir. Bu cere­yan yüzde belki binde birisini, Kur’an ve İslâmiyet aleyhine çevirebilir.” (Emirdağ Lâhikası-II sh:208) Üstad Bediüzzaman Hazretleri dinsizlere ilişilmemesi gizli komitelerin açığa çıkarılmaması (şimdi ergenekon ismiyle anılan gizli ve karma komiteye ilişilmesi faal-i hayırdır) mütemadiyen dindarlardan bahsedilmesi ve gündemde tutulması ve vatan ve millete zararlı gibi takdim edilmeleri üzerine bu mektubu yazmıştır: «Dinsizlik veya komünistlik veya anar­şistlik veya pek eski ifsad komitecilik veya menfî Turancı­lık gibi si­yaseti­nize muhalif cem’i­yetlerine ilişmiyordunuz? Neden hiçbir siyasetle alâkaları ol­mayan ve yalnız iman ve Kur’an cadde-i kübrasında giden ve kendile­rini ve vatandaş... Devamı

Eli Yetişmediği için..

2016-05-31 14:55:00

Eli Yetişmediği için..      “Bir dünya güzeli, bir zaman kendine meftun olmuş âdi bir adamı huzurundan tardeder. O adam kendine teselli vermek için: "Tuh, ne kadar çirkindir" der. O güzelin güzelliğini nefyeder.      Hem bir vakit bir ayı, gayet tatlı bir üzüm asması altına girer. Üzümleri yemek ister. Koparmağa eli yetişmez. Asmaya da çıkamaz. Kendi kendine teselli vermek için kendi lisanıyla "Ekşidir" der. Gümlergider..” [1]             Malumdur ki insan on sekiz bin alemin kapısıdır. Bu sebeple insan tek düze giden monoton (tek ses) bir hayatı ve hayat anlayışı felsefesi olması münkün değildir. Monoton bir hayat yaşıyorum sözü ise gerçek bir söz değildir. Bu sözü söyleyen kimselerin aslında iç aleminde pırtınalar kopuyor demektir. Bunu kendisine itiraf etmese de edemese de veya farkında olmasa da bu böyledir. Çünkü insan aleminde tek düzen üzerine teşbihte hata olması otoban gibi bir şey yoktur.             İnsan iniş çıkışlarla çalkanan bir haleti vardır. Halık-ı Kainat olan Rabbimiz Allahımızın esmalarının insanda tecelli etmesine göre insan haleti teşekkül eder. Bu hallerin toplamıyla haley ne neticede Siret teşekkül eder. “emn ü ye'sin vartasına düşmemek hikmetiyle havf u reca müvazenesinde, sabır ve şükürde bulunmak için kabz-bast haletleri, celal ve cemal tecellisinden intibah ehline gelmesi; ehl-i hakikatça medar-ı terakki bir düstur-u meşhurdur.” [2] rabbimizin bizde celali ve cemali olmak üzere tecellilerine göre de bizim haletimiz değişmektedir. Üzüntü, keder, daralmak,... Devamı

SOS-YAL(IN) MEDYA

2016-05-21 14:57:00

SOS-YAL(IN) MEDYA   Terk Edemediğin Alışkanlıklarımız bizlerin en zayıf noktalarıdır. Herkes hayatını gözden geçirdiğinde görecektir ki bu zayıf noktalar insanları gerçekten çok problemlerle yüz yüze getirmiştir. Bu inkar edilemez. İnsan gerçekten azmederse bu zaaflarını kuvvetlendirip o şeylerden vazgeçebilir. Bunun için o zaaf noktalarla mücadele ederek terk yerine kavi olan noktalarla meşgul olup daha da tahkim ederek o zaaf noktalarımızı da izalasyonunu yaparak kendimizi daha da muhkem edebiliriz.             Zamanımızın söz de sosyal gerçekte asosyalleşmenin temel etkeni olan sosyal medya gerçekten insanlık için SOS veriyor. Çünkü sos-yal(ın) yani insan için yalnızlaşmak ve yalınlaşmaya götürmekte. Hani eskilerde derlerdi kavun diye aldık kelek çıktı. İşte bunun gibi zahirde insanların arasında irtibat ve iletişim sağlamakta; ama hakikate bakılırsa bu sözde iletişim hakikatte ise iletişim kuraramamanın temel sebebi ise insanları aynı ortamdayken bile farklı ortamlara sokmakta. Eskide tv. den yakınırdık şimdi bu akıllı telefon, tablet vs. şeyler Açıktı. Ailecek oturmaya insanlar hasret kaldı belki evinde mısır patlatıp hep beraber oturmanın tadını yeni nesil bilmiyor ve acı bir şey ki bu halde devam ederse de bilemeyecek. Toplu olarak bir aile meclisi teşekkül ettiğinde herkesin elinde bir cihaz muhtelif yerlerde geziniyor. Birisi bir şey sorup söylediğinde “hı.. afersin..” gibi cevap veriyor. Çünkü benden başka zihin başka yerlerde geziyor. Aynı mekanı paylaşan yabancılar gibi bir tablo çıkıyor karşımıza. Açık havada çay bahçesinde kitap okumayı severim. Bazen karşıma aynı masada oturan iki üç kişi çıkıyor. Aynı masada; lakin acı bir tablo.. Bizler dersha... Devamı

Şahsın Değil Hakkın Hatırı Âlîdir!

2016-05-04 19:10:00

Şahsın Değil Hakkın Hatırı Âlîdir! Şahsın Değil Hakkın Hatırı Âlîdir! Hakiki Meşveretin Nasıl Yapılacağı Ve Meşveret’in Su’i İstimal Edilmemesi! “Meşveretle hareket etmek lazımdır, yoksa hareketimiz ferdî olur.”[1] Meşveret ve şûrâ-i şer’î, dinin esasat ve müsellemat gibi kat’i ve sabit hükümlerinin hâricinde ve şer’î usûlüne göre yapılır. Meşverette iyi niyet ve ihtisas şarttır. Yani meşverete katılanlar, istişarede ele alınacak meselenin isabetli olan cihetini ve tercihi gereken maslahat-ı umumiyesini keşfetmek niyet ve gayretine sahib olmalıdır. Yoksa kendi maksadlarını veya bağlı olduğu şahsın, cemaatin, mesleğin, meşrebin menfaatini tahakkuk ettirmek niyetini taşıyanlarla yapılacak meşveret hak ve maslahat-ı bulmaktan daha çok karışıklıklara ve inşikaklara sebeb olur. Nitekim bu hususta Fesafis-said namı ile nurun kahramanlarından Zübeyir ağabey Meşveret hususunda şöyle bir şey söylemiştir. “Müteaddit defalar bir iş hususunda münakaşa edilir; meşveret ve müdâvele-i efkâr adı ile söze oturulur. Münakaşa ve kavga ile kalkılır. Bu kavgamsı konuşmada herkes heyecanlanır. Hisler heyecana gelir.Biri diğerine, diğeri ötekine hakaretli sözler sarf eder. İlk defa birisi hakaret eder, diğeri de misilleme yapar. İlk hakaret edip kalp kıranı kast ederek “O bana böyle dedi, ben de ona öyle dedim” der. Bu beş altı defa tekerrür edince, artık en yakın dava arkadaşına küskün durur. Bu küskünlüğü gören ikinci, birinciden soğur, ikinci ile üçüncü birleşir. Birincinin gıyabında konuşa konuşa, artık o da haricilerin müşfiki, can kardeşine küsücü olmuştur. Artık o birincinin hakkında tenkitler ve ... Devamı

İttihad-ı İslam Üstadımız Said Nursi’nin Gayesiydi

2016-05-04 10:19:00

İttihad-ı İslam Üstadımız Said Nursi’nin Gayesiydi       Aziz Kardeşlerimiz! bu gelen leyle-i miracın hakkımızda ve alem-i islam hakkında hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyor, islam coğrafyasında yaşanan sıkıntıların izalesi ve rahmete dönmesini Bar-ı Gah-ı Kibriyadan ümid ediyoruz.  Bu vesile ile ittihad-ı islam-ki Necib Üstadımız Bediüzzaman Hazretlerinin bir gayesidir -zahiren vücuda geliyor olması, bu babta müjdeci kararlara imzalar atılması ve o ittihadın zahiri manasını ifade eden İslam İşbirliği Teşkilatının madden daha kamil manada teessüsü hepimizi sevindirmiştir.   Bu mana için gayret gösteren başta sayın Reisi Cumhurumuz ve Hükümet erkanımızı tebrik ve takdir ediyor, ittihad-ı İslama dair Bediüzaman Hazretlerinin mühim derslerinden ve lahiklarından bir kısmını nazar-ı dikkatinize arzediyoruz.    Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Talebe ve Hizmetkarları Hüsnü Bayramoğlu, Abdullah Yeğin  Aziz, sıddık kardeşlerim, Leyle-i Mi’rac, ikinci bir Leyle-i Kadir hükmündedir. Bu gece mümkün oldukça çalışmakla kazanç birden bine çıkar. Şirket-i maneviye sırrıyla, inşaallah herbiriniz kırkbin dil ile tesbih eden bazı melekler gibi, kırkbin lisan ile bu kıymetdar gecede ve sevabı çok bu çilehanede ibadet ve dualar edeceksiniz ve hakkımızda gelen fırtınada binden bir zarar olmamasına mukabil, bu gecedeki ibadet ile şükredersiniz. Hem sizin tam ihtiyatınızı tebrik ile beraber, hakkımızda inayet-i Rabbaniye pek zahir bir surette tecelli ettiğini tebşir ederiz.   Üstadımız Bediüzzaman Hz. bu yaşadığımız musibetlerin tahlili sadedinde bizlere şöyle ders veriyor ve bu musibetlerin netaicini ifade edip nazarımızı ... Devamı

"Risale okumanın zamanı geçti.", şeklindeki eleştirilere nasıl c

2016-05-01 16:55:00

"Risale okumanın zamanı geçti.", şeklindeki eleştirilere nasıl cevap vermeliyiz?   Bir şahıs için İslamî ilimleri, süreklilik ve devamlılık bakımından iki kısma ayırabiliriz: Birisi, her anda ve her şartta lüzumlu olan ilimlerdir ki; bunlar imana ve marifete dair ilimlerdir. Bir insan bu ilimlere ömrünün son anına kadar muhtaçtır. Bu iman ve marifet ilimlerinde bir sınır, bir son mertebe yoktur, insan ne kadar tekemmül ve terakki etse kârdır. Bu ilimler, gıda noktasından sürekli ihtiyaç duyulan ekmek ve su değerinde olan ilimlerdir.  İnsan maddeten nasıl ekmeksiz ve susuz yaşayamaz ise; aynı şekilde iman ve marifet ilimleri olmaksızın, insan manen yaşayamaz. Hatta bu ilimlerin bazı kısımları vardır ki; hava gibidir her an solumaya insan muhtaçtır; bu tevhid ve Allah’ın isim ve sıfatlarının kainat üstündeki tecellileridir. İnsan başını nereye çevirse, bu nevi ilim ve tefekkürle karşılaşır. İnsaf ve sağlıklı bir kafayla Risale-i Nurlara bakanlar, Risale-i Nurların kahir ekseriyetinin, bu sürekli ve devamlı olan ilimler sınıfından olduğunu itiraf edeceklerdir. Yani Risale-i Nurlardaki ilimler; ekmek, su ve hava mesabesinde olan ilimlerdendir. Bu sebeple Risale-i Nurlardaki ilimler, değil bir insanın, bütün insanlığın her döneminde en önemli ve gerekli bir ilim sınıfıdır. Diğer İslami ilimler ise, insanın ömründe bir veya iki defa ihtiyaç duyacağı ilimlerdir. Bunlar genelde kıraat ve ilmihal bilgileridir. İnsan ömründe namaz nasıl kılınırın cevabını bir kez öğrenir, belki bir de yanılır ve unutur ise; bir daha bakma ihtiyacı hisseder, bunun dışında başka ihtiyaç hissetmez. Bu sebeple bu gibi ilimler, insan hayatında sürekliliği ve devamlılığı olan ilimler değildir.Tabi sürekli ve devamlı olmaması, önemsiz olduğu an... Devamı

Talikata Dair..

2016-05-01 17:13:00

Risale-i Nur'da Talikata Dair.. Ta'likat Hakkında Bilgi Verir Misiniz? “Ta’likat namındaki te’lifatı, Mantık’ta bir şaheserdir." (S: 762)  “Bilâhare Hazret-i Üstad (R.A.) -İşarat-ül İ’caz, Kızıl Îcaz, Hutbe-i Şamiye, Reçetet-ül Ulema ve Reçetet-ül Avam ve elyazı Ta’likatkitabları hariç- bütün Arabî risalelerini Mesnevî-i Nuriye şeklinde tasnif ettikleri zaman, çok kavî bir ihtimal ile bu eser Üstadımızın eline o sıra geçmemiş olsa gerektir." (Basdıllı Ms: 339) “Ve ilm-i mantıkta, İbn-i Sina’nın te’lifatından geçecek "Ta’likat" namında hârika bir risalesi var." (B: 149) "Ta'likat" namında hârika bir risalesi var. İşkal-i mantıkıyeyi kıyas-ı istikraî cihetiyle on bine kadar iblağ edip, hiçbir âlimin yetişemediği bir derece-i ihata göstermiş. (T: 212 ) Ta'likat'tan “Hem Eski Said’in ilm-i mantık noktasında bir şaheser hükmünde bulunan gayr-ı matbu’ Ta’likat’tan süzülen i’cazlı bir îcaz-ı hârikada, müdakkik ülemaları hayret ve tahsinle dikkate sevkeden, matbu’ "Kızıl Îcaz" namındaki risale-i mantıkıye Risale-i Nur’la bağlanmasına ve şakirdlerinin âlimler kısmının nazarına göstermek lâyık gördüm." (K: 140) Ta'likat: Mantıkta bînazir bir eserdir, nazariyat-i mantıkiyeyi tatbikata takrib eder. (A.Bediyye: 691) Son Şahitlerde ise; Molla Habib ve Tâlikat Evet, Molla Habib Milis Albayı Bediüzzaman'ın ilk nur kâtibiydi. İşârâtü'l-İ'caz tefsirinde ve Emirdağ mektuplarında sadece ismini okuyabildiğimiz böyle bir kahraman şehid, şefkat kahram... Devamı

Çöplükte biten gülden sakının, diye bir söz (hadis) var mıdır, v

2016-04-26 19:08:00

Çöplükte biten gülden sakının, diye bir söz (hadis) var mıdır, varsa ne demektir?     Değerli kardeşimiz; “Çöplükte yetişen güllerden / çiçeklerden sakının / onlara değer vermeyin.” mealindeki hadis, hem merfu yani Peygamber Efendimiz (asv)'in, hem de mevkuf yani Hz. Ömer (ra)’in sözü olarak nakledilmiştir.(Aclunî, I/272). Bununla çevresi, muhiti iyi olmayan ve o muhitin İslama aykırı gelenek, görenekleriyle yetişen güzel kızla evlenmenin sakıncalarına dikkat çekilmiştir. Darekutnî, bu hadisin sahih olmadığı kanaatindedir. (a.g.e) Kanaatimizce bu hadisten maksat soy-sop ayrımcılığı değildir. Bilakis yetişilen çevrenin iyi veya kötü olmasının tesirine ve yetiştiği çevrenin kötülüklerinden etkilenen kimselere dikkat çekilmiştir. Çünkü İslam’da denkliğin temel unsuru din ve ahlak noktasıdır. Nitekim, “Bir kadın dört şey için nikahlanır: malı, hasebi, güzelliği veya dini için... Dindar olanı tercih edin ki, eliniz dert görmesin.”(Buharî, Nikah, 15) mealindeki hadiste de bu gerçeğe işaret edilmiştir. Elmalılı Hamdi Yazır, “Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, hoş görür ve bağışlarsanız, bilin ki Allah çok bağışlayan çok merhamet edendir.” (Teğabun, 64/14) ayetini açıklarken bu konuya dikkatleri çekmektedir. Ayrıca bu durumun sadece kadınlar için değil erkekler için de geçerli olduğuna dikkat çekmektedir: Ayette geçen "Ezvac", zevc kelimesinin çoğuludur. Erkeğe de dişiye de denir. Burada hitab... Devamı

​Said Nursi ile ilgili 100 yıllık tartışmayı sonlandıracak belge

2016-04-19 13:35:00

​Said Nursi ile ilgili 100 yıllık tartışmayı sonlandıracak belge Kurulduğu günden bu yana tarihçilerin gündeminden düşmeyen sık sık da ülke gündeminde yer alan Kürt Teali Cemiyeti’nin üye listesi yayınlandı. Özellikle Bediüzzaman Said Nursi’nin cemiyete üye olup olmadığı neredeyse 100 yıldır tartışılıyordu. Nurettin Ceylan’ın İngiliz Ulusal Arşivi’nden bulduğu orijinal belge ile tartışmalar sona eriyor. 50’yi aşkın orijinal belgenin kullanıldığı Gerçeğin Aynasında Bediüzzaman adlı kitapta 20’yi aşkın belge ilk kez yayınlanıyor. Bu belgelerden biri de bütünü ilk kez yayınlanan Kürt Teali Cemiyeti’nin üye listesi. Bugüne kadar ortaya herhangi bir belge konmadan sadece kişilerin o dönemde kurduğu ilişkilerin kuvvetine göre listeler çıkarılmıştı. Böyle olunca bazı listelerde Bediüzzaman Said Nursi’nin adı geçmekte iken bazı listelerde bu isme rastlanmamaktaydı. İNGİLTERE RESMİ BELGESİ: KÜRT TEALİ CEMİYETİ ÜYE LİSTESİ Nurettin Ceylan’ın İngiltere Ulusal Arşivi’nin Forreign Office (Dışişleri Bakanlığı Arşivi) bölümünden aldığı belgede 17 Haziran 1919’da İngiltere Askeri İstihbarat Şefi, İngiltere Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı’ndan daha önce İstanbul’daki Genel Karargah’tan almış oldukları Kürt Teali Cemiyeti’nin yönetmeliğinin bir kopyasını istemektedir. Bu yazıya cevap olarak gönderilen yazıda cemiyetin yönetmeliği ile birlikte tam 20 üyesinin de isimleriyle birlikte haklarında kısa açıklamalara yer verilmiş. İngiltere Askeri İstihbarat Şefi’nin Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı’ndan Kürt Teali Cemiyeti yönetmeliğinin kopyasını istediği yazı Belge Tarihi: 17 Haziran 1919, Belge No:91082 FO 371/4191 Askeri İstihbar... Devamı

Eyüp Ekmekçi'den Kadir Mısırlıoğlu'na Cevap

2016-04-14 11:18:00

Zübeyr Gündüzalp ağabey'in yanında hizmetinde on sene kalan ve elan İzmir'de hizmeti imaniye ve Kur'aniye de çalışan Eyyüp Ekmekçi, Kadir Mısırlıoğlu'nun Bediüzzaman Hazretlerinin medresetüzzehra için tahsis edilen ondokuzbin altını güya bir kısmını şahsına kullanmış ifadelerine cevap verdi. BEDİÜZZAMAN'I ANLAMAK ( Kadir Mısırlıoğlu Hocamız da okusun )    Bazan küçük bir şey, büyük bir iş yapar         Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ a'lâ-yı illiyyîn... Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i safilîn...  Lemaat- Bediüzzaman.  "Haddini bilmek gibi irfan olamaz" Hazreti Bediüzzaman hakkında naseza laf-ü güzaf eden birilerinin naseza laflarına cevap değil; akil ve münsif olanlarla bir sohbet ve dertleşme yapmaya bir ihtiyaç hissettik. İzzet-i ilmiye hasleti o zatta çocukluğundan beri harikulade bir şekilde kendini göstermiştir.   Mesela çocukluğunda amcasının çorbasını dahi içmemek derecesinde vicdani bir izzet hissi,ileride İzzet-i ilmiyeyi muhafaza hususunda mutlak denecek derecede nastan  gelecek her türlü teberru,hatta zekatı da almamak tarzında bir izzet-i ilmiye seciyesini netice vermiştir.   Gençliğin en heyecanlı devresinde" on sene İstanbulda gezdim  bir tek kadına bakmadım"cümlesinin ifade ettiği bir takva-yı azam'ın sahibidir.Bunların hakkıyla ifadesini Tarihçe-i  Hayatına bırakalım.    Biz asıl mes'elemize gelelim asırlardan beri küfür ve dalalet hurafeler üzerine bina edile gelmiştir.Mesela ağaca tapmışlar, taşa tapmışlar,gü... Devamı

Risale-i Nur tedavi eder, ama...

2016-04-14 10:47:00

Risale-i Nur tedavi eder, ama...   ‘Kur’ân eczanesinden alınan ve bu zamanın yaralarına tam şifa olan Risale-i Nur eserlerini okuduğumuz halde neden tedavi olamıyoruz?’ sorusu bugünlerde çokça kafamı meşgul eden bir meseledir. İşte bu sorunun cevabını ararken, ‘Acaba okumalarımızda mı problem var?’ diye düşündüm. ‘Nasıl bir doktorun verdiği ilâcın kullanım şeklini, doz ayarını iyi bilemediğinizde şifa bulamıyorsak, bu manevî ilâçları da kullanırken acaba yanlışlar ve kusurlarımız mı var?’ diye düşündüm. Evet, okumak ciddî bir iştir. Goethe’nin dediği gibi, “Okumayı öğrenmek san’atların en güç olanıdır… Tam seksen yılımı bu işe verdim. Yine de kendimden memnun olduğumu söyleyemem.” Okumak; aslında derinleşmek, okuduğunu hayata geçirebilmek, hayata katmaya değer olmayan şeyleri okumamak ve okuduklarından da başkalarını faydalandırmaktır. Dolayısıyla rastgele okumalar aslında gerçek okumalar değildir. Elbette okunan bu eser, Kur’ân kaynaklı ise faydasız, feyizsiz olmayacaktır. Lâkin şuurlu okumalara ihtiyaç vardır. Asır, olanca tahribatıyla hepimizi hastalandırmaktadır. Dolayısıyla hiçbir şeyimiz yokmuş gibi yaşamak ve okumak, hastalıklarımızın farkına varamamak, en başta bu ilâcın devasından istifadeyi azaltacaktır. Okumaya ulvîlik ve anlam kazandıran, “Rabbin adıyla” okumak olsa gerektir. İşte bana göre bütün mesele bu ilk âyetin dersinden gaflet edişimizdir. Zira okuyup istifade etmek de, kemale ermek de, ilim sahibi olmak da, manevî hastalıklardan kurtulmak da, ancak Allah adına okumalarla gerçekleşecektir. Aksi okumalar Kur’ân bile olsa hisleri, nefsi, enaniyeti ve riyakârlığı besleyen ... Devamı

Biz hizmet için oy veririz ...

2016-04-12 08:30:00

Bediüzzaman Said Nursi’nin talebelerinden Şanlıurfalı Abdülkadir Badıllı, hükümetin dershaneleri dönüştürmesine karşı olan Gülen Cemaati’ni eleştiriyor: “Biz hizmet için oy veririz ama onlar pazarlık yapar.” Dershanelerin dönüştürülme tartışmaları büyüyor. Gülen Cemaati bu karara tepki gösterirken, Bediüzzaman Said Nursî’nin Şanlıurfa’da yaşayan talebelerinden Abdülkadir Badıllı da bu konuda çarpıcı yorumlar yapıyor. 77 yaşındaki Badıllı, dershane tartışmaları sırasında Gülen’in “Bunlar cennet’in kapısını da kapatırlar” sözlerine tepkili… “Dershane Cennet kapısı mıdır? Bu tepki, değirmenin suyu kesildiği için, bence niyetleri bu. Yoksa halkın istifadesi kesildiği için değil” diyen Badıllı, amaçları gerçekten hizmet etmek ise başka dershaneler beş alıyorsa, onlara bir almalarını öneriyor: “Ama böyle değil, bilakis başkasının aldığından daha fazla ücret alıyorlar. Değirmenin suyu kesildiği için bu kadar feryat etmek doğru değil. Cemaat dediğimiz, Fethullah Hoca Cemaati’dir. Fethullah Hoca’nın Cemaati, hükümet içinde hükümet kurmak istiyor. Fethullah Hoca’nın kendini böyle siyasi meselelerin içine sokması hoş değil.” 500 DERSHANELERİ VAR Gülen’in kendi şahsiyetini ortaya koyan bir hoca, bir âlim olduğunu söyleyen Badıllı, dershanelerin kapatılmasına karşı çıkışını ise beğenmiyor. Badılla’ya göre dershanelerin yararlarının yanı sıra zararları da var: “Halk ‘Bunların elinde en az 500 dershane var. Bunlar gelecek gelir için bu kadar telaş ediyor’ diyor. Ben de öyle zannediyorum. Hakikaten çok büyük bir gelir. Sanki talebelerin hepsi dershaneye gelirse, birde... Devamı

Ötelemek Ve Ertelemeyi Bilmeliyiz

2016-04-11 13:06:00

Ötelemek Ve Ertelemeyi Bilmeliyiz “Vicdanın anasır-ı erbaası ve Ruhun dört havassı olan irade, zihin, his, latife-i Rabbaniye, herbirinin bir gayat-ül gayatı var! Ø  İradenin ibadetullahtır. Ø  Zihnin marifetullahtır. Ø  Hissin muhabbetullahtır.    Ø  Latifenin müşahedetullahtır. ve  TakvaDenilen ibadet-i Kâmile, dördünü tazammun eder. Şeriat şunları hem tenmiye, hem tehzib, hem bu gayat-ül gayata sevkeder.”[1] Kat'iyyen bil ki:Hilkatin en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi iman-ı billahtır. Ve insaniyetin en âlî mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, iman-ı billah içindeki marifetullahtır. Cinn ü insin en parlak saadeti ve en tatlı nimeti, o marifetullah içindeki muhabbetullahtır. Ve ruh-u beşer için en hâlis sürur ve kalb-i insan için en safi sevinç, o muhabbetullah içindeki lezzet-i ruhaniyedir.             Evet,bütün hakikî saadet ve hâlis sürur ve şirin nimet ve safi lezzet elbette marifetullah ve muhabbetullahtadır. Onlar, onsuz olamaz. Cenab-ı Hakk'ı tanıyan ve seven, nihayetsiz saadete, nimete, envâra, esrara; ya bilkuvve veya bilfiil mazhardır. Onu hakikî tanımayan, sevmeyen; nihayetsiz şekavete, âlâma ve evhama manen ve maddeten mübtela olur.” [2] Malumdur ki her insanda nefs-i emmare bulunmaktadır ama maddi ama manevi nefs-i emmare.. Nefs-i Emmarenin isminden de belli olduğu gibi emreder, cebreder ve istediği şeyi cebren ve hile ile yaptırmak için havada taklalar atar yeter ki o istediği şey olsun. Baktı yaptıramıyor mu o zaman insana sıkıntı vermeye başlar. Mesela bir şeyi yemek istiyor, içmek istiyor onu elde edene dek her şeyi yapmaya gayret eder. Elde... Devamı

Zülkarneyn ve Nişanyan

2016-03-27 09:55:00

Zülkarneyn ve Nişanyan bahaeddinsaglam@gmail.com Sevan Nişanyan sürekli olarak İslam Dininin temel kaynağı olan Kur’an’a saldırıyor. Bunu aydınlanmak için yaptığını söylüyorsa da; yazılarında her zaman ve açıkça bütün inananlara, özellikle Müslümanlara hakaret ederek Kur’anın hurafe ve çalıntı olduğunu iddia ediyor. En son saldırısını da Zülkarneyn kıssası üzerinden yapıyor. İşte iddiaları: 1) Kehf suresinde geçen Zülkarneyn kıssası, bir Süryani menkıbeden uyarlanmadır. Bu sure, bütün tefsirlerde bildirildiği gibi 622’den önce Mekke’de değil de, Medine döneminde yazılmıştır. Çünkü bu kıssa, 629’da bir Süryani tarafından yazılmıştır. 2) Bu Süryani metin, o günün siyasi olaylarına atfen yazılmış uydurma bir efsanedir. Bu efsane yazıldıktan sonra iki ay içinde Medine’ye ulaştırılmıştır. 3) Muhammed, bu kıssadaki Hıristiyan unsurları atmıştır; kendi anlayışına mal etmiştir. 4) Nöldeke, Reinink ve K. Van Blad gibi oryantalistler, bu Süryani İskender kıssasının Kur’andaki anlatımın kaynağı olduğuna işaret etmişlerdir, diyor. 5) Zülkarneyn, zikr, yecüc-mecüc ve sed gibi Kur’anda geçen kavramlar, aslında tarihî rivayetlerin tekrarıdır; Kur’an vahiy değildir; Allah yoktur.. Dinler ve dindarlar bunları uydurmuşlardır, diyor. İşte bu iddiaların cevabı şu gelen beş temel ve evrensel bilgidir: Evvela: Sevan Bey, dil ve tarihi bütün yönleriyle bildiğini söylüyor. Fakat bu ve benzeri kıssaların evrensel manalarını bilmediği görülüyor. Çünkü bu metinleri ucuz, siyasi hurafeler olarak görüyor. Hâlbuki Tevratta ve Kur’anda geçen kıssaların hiçbiri tarih&ic... Devamı

Eyüp Ekmekci ;Mutlak Vekil Mes'elesini İyi Bilmek Gerekirdi

2016-03-20 15:53:00

Esselamu aleyküm  Eyüp Otman'ın yazısına binaen Kimseye cevap olarak değil okuduklarım ve Hazret-i Üstad'dan sağlam nakiller üzerinden bir beyanda bulunacağım. Evvela "mutlak vekil" mes'elesini iyi bilmek gerekirdi.Bunda geç kalınmıştır.Üzerinden çok zaman geçtiği için sebepleri üzerinde çok durmayacağım. Hazret-i Peygamber (a.s.m) İmam-ı Ali(R.A):"Ben tenzili için harbettim sen te'vili için harbedeceksin." buyurmasındaki maslahat-ı azime var Hazret-i Üstad'ın son vasiyetindeki "Mutlak vekil" tabirinin konulmasında.   Şimdi Üstadımızdan iki hatıra nakledelim:  Merhum Atıf Ural Ağabey Ankara'da tab' vazifesini ifa ederken Hazret-Üstadımızı ziyaretinde:"Üstadım Risale-i Nur'da şimdiki gençlerin anlayamayacağı Arabi,Farisi kelimeler var.Her sahifenin altına haşiye gibi bir lügatçe yazsak" diye teklif edince,niyet güzel olmasından, "Tam kardeşim" diyor.Hemen arkasından "fakat" diyor."Risale-i Nur'un dersleri hakaik-i ilahiye olduğundan,lügatçeye bakmak için nazarını satırdan kaldırdığında mana kaçar." buyuruyorlar.   Anladığımız: Risale-i Nur dersi,okuması akılla beraber kalp,ruh,sır,bütün letaifle konsantre istiyor.Böyle meselelerde tatbikata bakılır.Hazret-i Üstad kendi hayatında hararetle tam bir külliyat tab'ına çalışması ve Medrese-i Nuraniyesinde her sabah üç-beş saat devam edem derslerinin tarzı,bizim Hazret-i Üstada,azami istifade için azami sadakatla ne tarzda ittiba edeceğimizin tarzını göstermektedir. Hatta bir gün Haşir Risalesinden Nur Erkanlarına bir ders okuyor."Anladınızmı"diyor."Anlamadık Üst... Devamı

İlim Amel içindir !

2016-03-18 19:06:00

                         İlim Amel içindir ! Bahsimiz olan ilmin, fazileti netice vermesi ve kemal sıfatlarını kazandırması ve bu sıfatların fiili hayatta görünmesi ile alâkalı olarak Risale-i nur’dan icmalî hükümler halinde birkaç nümunesini kaydederiz. Yani hakiki bir nurcu: 1- İhlası esas alır. Yani hizmet-i diniyede Rıza-yı İlâhîden başka maksadlara ve şahsi menfaatlere göz dikmediği, fiiliyatında görünür. 2- Sadakatla hizmet eder. Yani, kitabta gösterilen düsturlara tavizsiz bağlılığını fiilen gösterir. 3- Ahirzaman fitnesinin cemiyette intişar eden bid’alarından uzak durmaya dikkat eder. 4- Lâübaliyane hareketlerden kaçarak ciddiyeti muhafaza etmeye gayret edip, vakarlılığı hareketleriyle telkin eder. 5- Teferruatta ve şahsî hukukta müsamahakâr davranıp ihtilâf çıkarmaz. Ancak hukuk-u umumiyede münakaşalara girmeden hakkı müdafaa ve tebliğ eder. 6- İktisada riayet eder ve medeniyet-i hazıranın israflı hayatından ve fantaziyelerinden fikren ve fiilen uzak durmaya gayret eder. 7- Siyaset-i hazıranın meraklarından ve alâkalarından uzak durur. 8- Hayatta istiğna düturunu esas alıp meslek-i Nuriyenin izzetini koruduğu hayatında müşahede edilir. 9- Müsbet hareket eder. Tarafgirane çekişmelere ve mücadelelere girmez. 10- Enaniyet, hodfüruşluk, riya, hubb-u cah, teveccüh-ü nas gibi hissiyatın te’sirinde kalmayıp hayatında tevazukârlık gibi haller görülür 11- Ciddî bir gayesi olup dava adamı evsafına sahib olur. 12- Hürmete lâyık olanlara samimî hürmet eder. 13- Aslâ yalan söylemez. Sözüne itimad edilir. 14- Gayetle şefkatli ve halim-selimdir, zulmetmez. 15- Mürüvvet... Devamı

Fotoğraf |  görsel 1