Risale-i Nur Külliyatında Arama ve Araştırma
.:YOZGATNUR66:. Aklını Doğru Kullan Huzur Bul!

50-

Muhammed Numan 36 Takipçi | 0 Takip

Ey bu vatan gençleri! Firenkleri taklide çalışmayınız! Âyâ, Avrupa'nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adavetten sonra, hangi akıl ile onların sefahet ve bâtıl efkârlarına ittiba edip emniyet ediyorsunuz? Yok! Yok! Sefihane taklid edenler, ittiba değil, belki şuursuz olarak onların safına iltihak edip kendi kendinizi ve kardeşlerinizi i'dam ediyorsunuz. Âgâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. Çünki şu surette ittibaınız, milliyetinize karşı bir istihfaftır ve millete bir istihzadır!.. Lem'alar ( 120 )

50-

Herkes Okusun Diye Uygun Fiyatlara Risale-i NurKülliyatları

Fotoğraf |  görsel 1

Kategorilerim

Okumak İstediklerim

Risale-i Nur

Nurcular

Makaleleri

Haberler

Diğer İçeriklerim (2559)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (36)

Birinci Şuâ Tarihleri

2015-01-29 20:11:00

Birinci Şuâ  Tarihleri     Birinci Şuâ Risale-i Nuru Tetdkik edenlerce malumdur ki Sikke-i Tastik-i Gaybive Şuâlarnamında ki eserlerde geçmektedir.   Burada Risale-i Nur’aişaret eden ayetler geçmektedir.   Rumi ve Hicri tarihleri miladi takvime göre çevirip burada tebyiz ettim.   Metin mehazleri Envar Neşriyat Risale-i Nur KülliyatınaGöredir.   İstifademi burada yazdım. Merak edenler tedkik edebilir. Hatalar benden istifadem ise Risale-i Nur Külliyatındandır.           Risale-i Nur   Araştırma Merkezi Yozgat / Ocak 2015       Aşağıda tarih çevirme ile bazı formüllerini yazıyorum sizlerde yapabilirsiniz.     Hicri Yılın Miladi Yıla Çevrilmesi ·         Hicri yılı 33'e bölünüz1420 : 33 = 43.03 (=43) ·         Çıkan sayıyı hicri yıldan çıkarınız1420 - 43 = 1377 (1.sayı) ·         1.çıkan sayıyı 622 ile toplayınız.1377 + 622 = 1999 Miladi Yılın Hicri Yıla Çevrilmesi ·         Miladi yıldan 621 rakamını çıkarınız1999 - 621 = 1378 (2.sayı) ·         (2.sayı) çıkan sayıyı 33'e bölünüz1378 : 33 = 41.75 (=42) ·         Bölümü 2.çıkan sayı ile toplayınız1378 + 42 = 1420 Hicri sene, Miladi seneye göre her yıl 10-11 gün evvel, başlamaktadır. Hicri Kameri takvim her 33 senede tam bir devir yaparak senenin bütün günlerinde oruç tutulmaktadır.   ... Devamı

Karşılıksız aşklar boşa mı gider

2015-01-29 12:16:00

  Yazar Mustafa Ulusoy, "Karşılıksız aşklar boşa mı gider'' başlıklı yazısında çok dikkat çekici ifadelerde bulundu. Ulusoy ayrıca yazının ana kısmına iseBediüzzaman Said Nursi'nin Risale-i Nur isimli eserinden önemli bir bölümü yerleştirdi.   Dördüncü Şua’nın kendisi için bir istasyon gibi olduğunu belirten Ulusoy, ara sıra bu istasyonda durmadan geçemediğini ifade ediyor.   İşte Ulusoy'un yazısından dikkat çeken kısımlar.   Boşa harcandığını düşündüğü bir hayatın hüznü sızıyor gözlerinden. İnsan ne kadar çabalarsa çabalasın, içi sırlanmış küp bile olsa, yine de dışarıya sızdırıyor içindekileri.   Karşılıksız aşkların hikmetini anlamak için de bu durakta durduğunu belirten yazar yazısına şöyle devam ediyor;   “Hayatı çok zor bir dönemden geçtiği sırada, “HasbunAllahu ve ni’mel vekil (Al-i İmran: 173.)” ayetine müracaat eden Zamanın Bedii, ayetin şunu dediğini hisseder: “Sana hayatı veren Zat-ı Hayy-ı Kayyuma göre hayata bak.” O da öyle bakar ve şunu görür: “Hayatımın bana bakması bir ise, Zat-ı Hayy ve Muhyiye bakması yüzdür. Bana ait neticesi bir ise, Halıkıma ait bindir. O cihet uzun zaman, belki zaman istemez; bir an yaşaması yeter”   Daha sonra birbirini çok seven ve daha sonra eşinin kalp krizi sonucunda ölmesiyle sonuçlanan bir aşk hikayesi anlatan Ulusoy, “Hayatın kendisinin ve hayat içinde yaşadıklarımızın bize bakan bir yüzü, Yaratıcıya bakan belki bin yüzü; bize ait bir neticesi, Yaratıcı’ya aitse belki bin neticesi var. Aşkın da öyle. Aşkın bize bakan yönü, birine bağlanma sağlaması. K... Devamı

Sulandırılmış Risâle dersleri

2015-01-29 09:12:00

    Sulandırılmış Risâle dersleri Bundan iki ay kadar evvel (5 Aralık 2014) “Dersin âhengini bozma hastalığı”ndan söz etmiştik. İyi de oldu. Cenâb-ı Hak tesirini halk etti. Bazı yerlerde bu fenâlığın önüne geçildi. Bu yazıda ise, umûr-u hayriyenin bir başka muzır mânisinden bahsedelim. İnşaallah, bu da istifadeye medar olur. Asıl konu: “Risâle dersi” adı altında, bilerek-bilmeyerek yapılan sulandırma çabaları, yahut alışkanlıkları... Gûyâ “Risâle-i Nur’dan ders” yapıyorlar. Gerçekte ise, Risâle-i Nur’un ruhu, mânâsı, mahiyeti, halâveti, ulviyeti, kudsiyeti ile ülfet ve ünsiyet peydâ etmeyen ve bilhasa ders yapma tarzıyla, usûlüyle, üslûbuyla, âdâb û, erkânıyla, vakar ve ciddiyetiyle bağdaşmayan ne varsa, hepsini getirip aynı dersin içine katmaya çalışıyorlar. Bakıyorsunuz, Nur Külliyatından bir Risâleyi almış koymuş önüne. Açmış bir bahsi; siz de usûlüyle, edebiyle okuyacak zannediyorsunuz. Fakat, heyhât! Daha iki satır okumadan, başlıyor adam o ân için aklına gelen her türlü sululuğu, şaklabanlığı yapmaya. Siz de, tam “Dersi dinliyorum, konuyu kavramaya çalışıyorum” moduna girmiş iken, birden hayretler içinde kalarak daldan dala atlayan bir “stand up”çıyı seyretmeye başlıyorsunuz. Gördüğünüze, işittiğinize inanmakta zorlanmakla beraber, ders nizamı içinde veya Risâle’den ders yapma adı altında, bir bir şunların ortaya saçıldığına şahit olmaktasınız:  Yüksek dozda el-kol, kaş-göz oynatmalarıyla jest-mimik hareketleri. Risâle’den bir cümle o... Devamı

SEFAHET

2015-01-29 09:03:00

     SEFAHET   Sefahet;mazî ve müstakbelî öldürerek, insanı hazır zamana mahkum edip istikametini bozuyor. Sefahet; iradeyi kaybettirip taklitçilik yolunu açar. Sefahet;kişinin şahsiyetini yok edip yutar.. Sefahet;manevi beslendiğin kaynaklarını keser.. Sefahetten kurtulmanın çaresi:Aynı lezzette elemini görüp hissini mağlub etmektir. Sefahetteki manevî Cehennem azabını ve elemlerini görür,fark ederse kurtulur.. Sefihler cüz-i ihtiyarlariyle hareket ederler,iradeleriyle hareket edemezler.. Sefahet istila ederse; (Hadis-i şeriften bil mana müktebes) ‘Kulağa bir şey girmez.. Göz görmez.. Her tarafı fitne sarar.. Maruf inkar edilir,münker ise maruf sayılır.. Ve bu fitnede,insanların bedeni öldüğü gibi kalbleri de ölür…’ Süfyan-î deccal; Kemalizmîn yayılması için ilk önce insanları sefih yaptılar.. Sonra akıllarını ve iradelerini ellerinden aldılar.. İnsanları sefih yaptıktan sonra istediklerini yaptırabildiler.. Not:Bu sefahatın ne kadar dehşetli olduğunu; 'dabbet-ül arz denilen ağaç kurtlarıdır ki; insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek, insanın cisminde dişinden tırnağına kadar yerleşecek. Mü'minler iman bereketiyle ve sefahet ve sû'-i istimalâttan tecennübleriyle kurtulmasına işareten, âyet, iman hususunda o hayvanı konuşturmuş.' (Şualar:592)                                                                   Hasan AKAR ... Devamı

Risale-i Nurdan Derlemeler Hakkında

2015-01-27 16:58:00

Risale-i Nurdan Derlemeler Hakkında Zaman seyri içinde ortaya çıkan bazı meselelere Risale-i Nurdan istikamet-i nuriyeyi göstermek için hazırlamış olduğum bazı derleme eserler neşredildi ve internete de konuldu. Aynı zamanda bu dersler ve derlemeler okunarak dersler yapılıp ve sidilere konulduğu gibi kağıt üzerine de çıkışları yapılarak istifadeye arzedildi. Böylece çok ehemmiyetli olan tebliğ vazifesinin ifasına çalışıldı. Fakat Risale-i Nur’un beyan ettiği Kur’an hakikatlarının tebliğ ve neşrini istemeyen gizli nifak cereyanı, senelerden bu yana bazılarını sinsice ve kitaba dayanmayan telkinlerle aldatıp tebliği durdurmak veya tesirini kırmak için çalışmışlardır. Halbuki Nur dairesinde yapılacak tenkidler, Risale-i Nurun tevil kaldırmaz sarih beyanlarına dayanmalıdır. Aksi halde tenkid, gıybet olur. Halbuki derlemelerin yapılamıyacağına delalet eden bir delil olmadığı gibi, kısmen bu dersde de görüleceği üzere derlemeler lehinde ifadeler var. Biraz sonra bu ifadeler burada kısmen dercedilecektir. Bir zaman taşradan bir zat geldi veya gönderildi ve bana “bu neşriyatı yapma” dedi fakat hiçbir delil göstermedi. Ben de kendisine hiçbir şey söylemedim ve kendisini muhatab almadım. Halbuki bu zat bu derlemelerden istifade etmek ve ettirmek için derlemeleri adım adım takip ediyordu. Sonraları kanaatımca sinsi cereyan, çokların faydalandığı bu neşriyatın ve tebliğin faydalı olduğunun farkına vardı ve sinsice müsaid gördüğü bazılara üflemeye başladı. Halbuki merhum Tahiri ağabey bir ikindi namazı sonrası beni yanına çağırdı ve  meslekî sahaya bakan sohbet yapmak istedi. Bunun uzerine derlemeler manasını da tazammun eden lahika mektuplarının mahiyeti ve hususiyetleri hakkında uzunca bir sohbet oldu. Tahiri ağabey “ahi parası benden bir teksir makinası... Devamı

Diyaneti işarat-ül i'cazını Kim Tahrip Etti? (1)

2015-01-27 14:15:00

Diyaneti işarat-ül i'cazını Kim Tahrip Etti? (1) İkinci Kısım için Tıklayın. o münafıklar bahsi neden öyle bende bilmiyorum. Bahsi geçen yerlerin hepsine tek tek baktım ve münafıklar bahsinden Diyanet, Envar bunar zaten mukayese edilmiş Bende yeni asyada geçen yerlerine bakıp eltına ilave ettim.  Diyanet Risaleyi tahrif tmiş iddisında bulunanlara diyorum "Ey Yeniasya Neşriyattan Metinleri Alıp Nesil/Söz Yayınları olarak basan ekip İşarat-ül i'caz'ı neden tahrif ettiniz? Siz tahrif edip muharref metni tabetmese idiniz Diyanet onu bulamazdı!" http://risaletalim.com/index.php?topic=5946.0 Şimdi gelelim Mukayeseye ***Diyanet İşarat-ül İ’caz 392; Allahın belasına maruz kaldılar. ***Envar Osmanlıca İşarat-ül İ’caz 175; Allahın belasına muhat ve maruz kaldılar ? Muhat kelimesi çıkarılmış mana düşmüş. ***YENİASYA İşarat-ül İ’caz 133 En nihayet haybet ve hüsrana uğrayarak her taraftan Allah’ın belasına maruz kaldılar.  ***Nesil-Söz Basım 184 En nihayet haybet ve hüsrana uğrayarak her taraftan Allah’ın belasına maruz kaldılar.  ________________ ***Diyanet 274: Bu iki ayet münafıkların cinayetlerini hikaye ettiği gibi onlara hem irşad hem nasihat vazifesini de görüyor. ***Envar Osmanlıca İşarat-ül İ’caz 127: Evet bu ayet münafıkların cinayetlerini hikaye ettikleri gibi onlara nasihat ve irşad vazifesini de görüyorlar. ***YENİASYA İşaratü'l-İ'caz, Sayfa 98 Bu iki ayet münafıkların cinayetlerini hikaye ettiği gibi, onlara hem nasihat, hem irşad vazifesini de görüyor. ______________________________ ***Diyanet İşarat-ül İ’caz 274: Halis bir imana davet edildikleri zaman onların enaniyeti cahiliyeti… ***Envar Osmanlıca İşarat-ül İ’caz ... Devamı

işarat-ül i'cazını Kim Tahrip Etti? (2)

2015-01-27 14:14:00

Diyaneti işarat-ül i'cazını    Kim Tahrip Etti? (2) Birinci Kısım için Tıklayın ***Diyanet İşarat-ül İ’caz 294; Bir tarzda devam eden bir elemin tesiri gittikçe azalır. ***Envar Osmanlıca İşarat-ül İ’caz 142: Zira bir çeşit üzerine devam eden elemin tesiri gittikçe azalır. ? Elemin tesirinin gittikçe azalmasının sebebi tarz değil elem çeşidinin aynı olmasıdır. Envarda çeşit kelimesi tarz kelimesi ile değiştirilmiş. *** Yeniasya İşaratü'l-İ'caz, Sayfa 101 Zira bir tarzda devam eden bir elemin tesiri gittikçe azalır; tazelendikçe tesiri çok olur. _______________________ ***Diyanet İşarat-ül İ’caz 298; Halbuki sizler saadete bedel lezaiz-i faniye ve manafii alınıyor. ***Envar Osmanlıca İşarat-ül İ’caz 142: Halbuki saadete bedel lezaiz-i faniye ve menafii cüz’iyeyi alıyorsunuz. ? “Sizler”zamirinin eklenmesi ile umumi mana daraltılmış . Lezaiz-i faniye ve menafi-i cüz’iyeyi alanların bütünüdahil edilerek mana tanımlanmış. *** Yeniasya İşaratü'l-İ'caz, Sayfa 101  Halbuki sizler saadete bedel, lezaiz-i faniye ve menafi-i dünyeviyeyi alıyorsunuz.  _________________________ ***Diyanet İşarat-ül İ’caz 366: Böyle bir zulmete düşen… ***Envar Osmanlıca İşarat-ül İ’caz 157: Böyle bir zulmet musibetine düçar olan bir adam.. ? Bu münafıkların zulmete kendileri ihtiyarları ile tercihleri ile girdikleri önceden ifade edildi.Düçar olmak bunu ifade eder. Zulmete düşmek kelimesi ise bunu ifade etmez. *** Yeniasya İşaratü'l-İ'caz, Sayfa 120 Böyle bir zulmete düşen bir adam, evvelen kendisini kurtaracak bir sese kulak verir, etrafı dinler. ________________________ ***Diyanet İşarat-ül... Devamı