.:YOZGATNUR66:. Aklını Doğru Kullan Huzur Bul!

Yozgat Nur |  görsel 1

50-

yozgatnur66 38 Takipçi | 0 Takip

SaidNur Amblem

Ey bu vatan gençleri! Firenkleri taklide çalışmayınız! Âyâ, Avrupa'nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adavetten sonra, hangi akıl ile onların sefahet ve bâtıl efkârlarına ittiba edip emniyet ediyorsunuz? Yok! Yok! Sefihane taklid edenler, ittiba değil, belki şuursuz olarak onların safına iltihak edip kendi kendinizi ve kardeşlerinizi i'dam ediyorsunuz. Âgâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. Çünki şu surette ittibaınız, milliyetinize karşı bir istihfaftır ve millete bir istihzadır!.. Lem'alar ( 120 )

50-

Herkes Okusun Diye Uygun Fiyatlara Risale-i NurKülliyatları

Kategorilerim

Okumak İstediklerim

Risale-i Nur

Son Şahitler

ilmihal

Nurcular

Makaleleri

Haberler

Nokta-i Nazar

itirazlara Ceveplar

Vecizeler

Gayr-i Münteşir

Soru & Cevap

Medyadan Seçmeler

Son Eklediklerim (2669)
Tüm içeriklerim

Fotoğraf |  görsel 1

Takipçilerim (38)

Ehl-i Dalalete iltihak Tehlikesi!

2015-07-28 14:13:00

Ehl-i Dalalete iltihak Tehlikesi!   Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünki aramızdaki dere pek derindir. Doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz.   Ya siz de onlara iltihak edersiniz veya dalalete düşer boğulursunuz.[1]   Evet, menfîlikleri öğrenerek mücadele edeceğim gibi saf bir niyetle başlayıp, menfî şeylerle meşgul ola ola dinî bağları ve dinî salabet ve sadakatı eski haline nazaran gevşemiş olanlar olmuştur. [2] * * * O bîçareler, "Kalbimiz Üstad ile beraberdir" fikriyle kendilerini tehlikesiz zannederler. Halbuki ehl-i ilhadın cereyanına kuvvet veren ve propagandalarına kapılan, belki bilmeyerek hafiyelikte istimal edilmek tehlikesi bulunan bir adamın, "Kalbim safidir. Üstadımın mesleğine sadıktır." demesi, bu misale benzer ki: Birisi namaz kılarken karnındaki yeli tutamıyor, çıkıyor; hadesvuku buluyor. Ona "Namazın bozuldu" denildiği vakit, o diyor: "Neden namazım bozulsun, kalbim safidir." [3] * * *  Bediüzzaman Said Nursi Haşiye - Mehaz (Envar ve ihlas Nur Neşriyat) : [1] Mesnevi-i Nuriye ( 126 ) [2] Tarihçe-i Hayat ( 691 ) [3] Mektubat ( 412 )   Risale-i Nur Araştırma Merkezi Yozgatnur ... Devamı

Yazıcı Nüshalardaki Farkların Sebebi

2015-07-28 12:25:00

Sual: Hüsrev ağabeyin yazdığı risalelerde ki metinsel farklılıkların sebebi nedir?   Hüsrev, münasib görmediği kısmı ta'dil, tebdil, ıslah edebilir. Envar - Şualar - 641 (Onbeşinci Şua/Elhüccetüzzehra'nın İkinci Makamı/İlim Bahsi) Yukarıda mezkûr olan cümleyi önce tahlil edelim. Anlamak için din düşmanı veya ehl-i bidadan birisinin ismini koyalım. * X, münasib görmediği kısmı ta'dil, tebdil, ıslah edebilir.       Bu cümlenin kelimelerinden yola çıkalım. Münasip görmemek : burada Bediüzzamanın vehbi olan telifatını beğenmemek  ve yetersiz görmek.. Ta'dil: değiştirmek, hafifletmek, dogrulaştırMak ve vasat orta hale getirmek demektir. Sual: sen Bediüzzamanın vehbi olan telifatını değiştirmek, ve içerinde yanlış bir şey mi olduğunu iddia ediyorsun? Kulliyatta İfrat veya tefrit bir şey mi var diye iddia ediyorsun? Tebdil: tağyir edip değiştirmek, bir şeyi başka hale getirip başka şeyle değiştirmek. Manasında Sual: bu tabir ile var olan mana kaldırmak, olumluyu olumsuz yapmak.. Gibi şeyler ortaya çıkar. Nitekim bunun en aleni misali sadeleştirme faaliyetidir. Yanı SeN bunu istediğin hale sokabilirsin.  Sadeleştirme nam tahrif hareketi ne kadar tantanalara sebep oldu malûm. Islah: düzeltmek ve kusurları gidermek. Sual: Bediüzzamanın vehbi olan telifatını beğenmemek ve bunda kusurlu bir şey olduğunu mu iddia ediyorsun? Kelime üzerinden gidilirse çok vahim manalar çıkmaktadır. Bir suiniyet sahibi bunları yapsa netice ne kadar feci olacağı tahMinden uzak değildir. Risale-i Nurun neşir tarihçesi nam kitapta anlatılan bir hadisede Husrev ağabey bu yetkiye istinaden bazı yerlere kalem karıştırmış ve tasarrufta bulunmuştur. Bunu her ne kadar Husrev ağabeyle alakadar olan kimseler reddetse de... Devamı

ADEM’İN CEHENNEM’DEN EŞEDDİYETİ

2015-07-27 07:34:00

ADEM’İN CEHENNEM’DEN EŞEDDİYETİ   Demek o kereme lâyıkve o rahmete şayeste bir dâr-ı saadet olacaktır. Yoksa gündüzü ışığıyla dolduran Güneşin vücudunu inkâr etmek gibi, bu görünen rahmetin vücudunu inkâr etmek lâzımgelir. Çünki bir daha dönmemek üzere zeval ise; şefkati musibete, muhabbeti hırkate ve nimeti nıkmete ve aklı, meş'um bir âlete ve lezzeti eleme kalbettirmekle hakikat-ı rahmetin intifası lâzımgelir. (Sözler:65) ...Rahmetin cilvelerinden ve latif âsârından olan aşk ve şefkat ve akıl nimetlerine dikkat et. Eğer firak-ı ebedî ve hicran-ı lâyezalîye, hayat-ı insaniye incirar edeceğini farz etsen; görürsün ki: O latif muhabbet, en büyük bir musibet olur. O leziz şefkat, en büyük bir illet olur. O nurani akıl, en büyük bir bela olur. Demek rahmet, (çünki rahmettir) hicran-ı ebedîyi, muhabbet-i hakikiyeye karşı çıkaramaz. (Sözler:521) Aklın bir hizmetkârı ve tasvircisi olan kuvve-i hayaliyeye denilse ki: "Sana bir milyon sene ömür ile saltanat-ı dünya verilecek, fakat âhirde mutlaka hiç olacaksın." Tevehhüm aldatmamak, nefis karışmamak şartıyla "oh" yerine "âh" diyecek ve teessüf edecek. (Sözler:88) Muhabbet ve şefkati, firak-ı ebedî ve hicran-ı lâyezalî ile karşıladığınız takdirde; vicdan, hayal ve ruh ne hale gireceklerdir. O muhabbet ve o şefkat en büyük, en tatlı bir nimet iken, en azîm bir musibete, bir belaya inkılab eder. (İşaret-ül İ’caz:55) Bütün lezzetler imanda olduğu gibi, bütün elemler de dalalettedir. Bunun izahı ise; bir şahıs, kudret-i ezeliye tarafından, adem zulümatından şu korkunç dünya sahrasına atılırken gö... Devamı

DÜSTURLARA BAĞLILIK

2015-07-26 17:59:00

DÜSTURLARA BAĞLILIK   Aziz kardeşim, Mektubundaki sual ehemliyetlidir.Suale bizzat cevap vermek yerine, usul hakkında bir mukaddeme ile cevap vereceğim.Tâ ki ona benzer bütün mes’elelerde isabetli bir ölçü olsun.Şöyle ki: Herhangi bir meselede hakkı tesbit için bir usûl ve o mes’eleye has deliller vardır.Aksi halde mes’eleler çıkmaza girer ve ihtilafa sebep olur. Bu itablara Risale-i Nurun meslek, meşreb ve hizmetinde de usûl ve ölçü: Külliyattaki dustulardır. Bu duturlardaki açık ve sarih mânalı cümleler, kesin hüküm ifade ederler ve bunlar, hizmetin temel esaslarını meydana getirirler.Bunlarda yapılacak herhangi bir te’vil, tebdil ve tağyir;hizmetin esasasına ilişir, asliyyetini bozar. Bu makamda bazı kimseler diyebilirler ki:“Dar daire içine kapanarak cemiyetten haberi olmayanlar, mes’eleleri kendi haletlerine göre dar anlayışla görürler. Evet bu doğrudur ve bir önceki mektubumun baş kısmında kitapdan yerleri gösterilerek temas edilmiştir ki, insanların ihata ve muvazene-i hakaikta nakısıyetini izah eder.Yalnız şunu bilmek lâzımdır ki; böyle söyleyen de içtimaî te’sir altındaki hâletiyle söylüyor.Çünki, kanun umumidir.Herkes kendi husuî dünyasının te’sirindedir. O halde hakikat meçhul mudur? Yani (Tahtie)1 mezhebi mi doğrudur? Hayır öyle değil...Hakikat ve ölçü şudur: Bir kimsenin söylediği söz, kitaba,düsturlara uygunsa doğrudur.Uygun değilse, o söz şayan-ı itibar değildir. Yâni Külliyattaki sarahatlara, te’vilsiz sadık kalınacaktır.Bu ölçü, umum Nur hizmet ehli için müşterek ve temel ölçüdür ve ittif... Devamı

İstişare nasıl olmalıdır?

2015-07-23 10:46:00

İstişare nasıl olmalıdır? istişare nasıl olmalıdır ( video izle) Zübeyir Ağabey istişarede nasıl bir yol takib ederdi? Istişare konusunda neler söylerdi, tavsiye ederdi. Muhtelif zamanlarda bu konularda söylediği bazı yazılımetinlerde olduğu mevzuları ben derledim.   Bir kardeşe yazıdğı bir lahika mektubunda uzun bir mektub bu konuyla ilgili bir parağraf var mesela onunla başlıyalım isterim. Orada ona diyorki:   Fedakar kardeşim, Evvela şunu arz edeyim ki Risale-i Nur hizmeti ve talebeleri mevzuunda herhangi bir mesele olunca benim şahsi fikrimi sormayın. Üstadımız Rehberimiz, Mürşidimiz Risale-i Nurdur.   Risale-i Nur ise ölmez, sönmez, şaşmaz ve şaşırtmaz bir Mürşid- i Ekmeldir. Bu Mürşid- i Ekmel başkasından soru sormaya ihtiyaç bırakmaz. Soruları o cevablandırır, müşkülleri o halleder.  Eğer ben imani, islami ve Risale-i Nur mevzuunda sorduklarınızı şahsi kanaatime göre cevablandırırsam sizde yedi sekiz Nur tabelesinin şahsi cevabına müracaat etseniz, alacağınız cevablar birbirini te‘kid ve teyid etmeyebilir. Bunu için şahsi fikrimi sormayın.. şahısların şahsi fikirlerine müracaat etmeyin… Herbir cevab birbirinden ayrı olabilir, fakat „ben henüz Risale-i Nur külliyatını ve Mektubları okuyamadım, okusamda bu sorunuzun cevabını bulabilecek derecede değilim, acaba Risale-i Nur ve Lahikalarıvehayud merhum ve muaazzez Üstadımız hayattayken buna benzer bir şey sorulmuş ve cevablandırılmış  ise işitmedim. Bizim bu meselemize Risale-i Nur ve merhum Üstadımız Hazreti Bediüzzaman ne emrediyor“ tarzında meşveret edeceğimiz nur kardeşlerimizin reylerine bu tarzda müracaat etseniz, kanaatlerin birbirine tetabuk ettiğini, uydugunu veya birbirine yakın oldu... Devamı

"M Ü S B E T H A R E K E T İ“ doğru anlamak

2015-07-23 10:15:00

"M Ü S B E T   H A R E K E T İ“  doğru anlamak     Bizim cemaatımızın meşrebi:    Muhabbete muhabbet ve husumete husumettir.    Tarihçe-i Hayat ( 58 )       Bediüzzaman, harikulâde bir iman kuvvetine malik olan, hiçbir kuvvetin, hiçbir hükümet reisinin zoru ve zulmü karşısında eğilme nedir bilmeyen bir allâme-i asırdır.   Bediüzzaman, Rusya’da esirler kampında kampı, teftiş eden başkumandana kıyam etmeyerek, “İmanlı bir kimse, imansız bir kimse karşısında ayağa kalkmaz,” diyen bir baş...   Bediüzzaman, din yıkıcılığının gaddar öncüsüne, “Kâinatta en yüksek hakikat imandır. İmandan sonra namazdır. Namazdan daha yüksek bir hakikat olsaydı, Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de yüz yerde sarihan, bin yerde zımnen onu emrederdi,” diyen bir baş...   Bediüzzaman, idam ve imha plânı ile verildiği mahkemelerdeki müdafaaların da, “Başımdaki saçlarım adedince başlarım olsa, her gün birisi kesilse yine bu Kur’anî hizmetten vazgeçmeyeceğim. Dünyayı başımıza ateş yapsanız yine bu hizmet-i imaniyeden vazgeçmeyiz ve geçemeyiz,” diyen bir baş...   Bediüzzaman, bulutlara değen ve sıra dağlar kadar yüksek ve izzet-i İslamiye’nin timsali olan bir başa malikti. Hiçbir dinsiz zalim, hiçbir gaddar imparatorun önünde eğilmeyen bir baş...   Bediüzzaman, yediği, içtiği, serveti millet kanı olan cebbar, müstebit başların önünde serfüru etmeyen bir baş...   Bediüzzam... Devamı

Üstadımızın Vasiyetnameleri

2015-07-23 09:52:00

Üstadımızın Vasiyetnameleri Hem benim şahsımın, hem Risale-i Nur'un şahs-ı manevîsinin sermayesini, kendilerini Risale-i Nur'un hizmetine vakfedenlerin tayinlerine vermek, hususan nafakasını çıkaramıyanlara vermek lâzımdır. Şimdiye kadar birkaç senedir tayinatları verilen Nur talebeleri, haslara malûm olmuş. Ben de yanımda şimdi bulunan kardeşlerimi kendime vâris ve benim vazifemi yapmaya çalışmak lâzım. Tesanüdü de tam muhafaza etsinler. Evet, bu vasiyetnameyi tasdik ediyorum. Said Nursî Emirdağ Lahikası-2 ( 200 ) -----oo0oo----- Vasiyetnamenin Bir Zeyli      ….. Evet şiddet-i fakr u istiğna ile hediye almamakla beraber Cenab-ı Hakk'a hadsiz şükür olsun ki, yasak olmayan daktilo makinesi ile intişar eden Risale-i Nur'un verdiği sermaye ile şimdi manevî Medreset-üz Zehra'nın dört-beş vilayetinde hayatını Risale-i Nur'a vakfeden ve nafakasına çalışmaya zaman bulamayan fedakâr Nur talebelerinin tayinatına acib bir bereketle kâfi gelen ve Nur nüshalarının fiatı olan o mübarek sermayeyi ben öldükten sonra da o hâlis, fedakâr kardeşlerime vasiyet ediyorum ki, altmış-yetmiş sene evvelki kaidemi yetmiş sene sonraki şimdiki düsturlarıma aynen tatbik etsinler. İnşâallah Risale-i Nur'un tab' serbestiyeti olsa, o düstur daha fazla inkişaf eder. Medar-ı hayrettir ki, o eski zamanda Evkaf'tan beş talebenin tayinatını Van'da Eski Said kabul etmiş. O az para ile bazan talebesi yirmiye, otuza, altmışa kadar çıktığı halde kendi talebelerinin tayinatını kendisi veriyordu. O kanaat ve iktisadın bereketiyle ve kendi beş-altı mavzer tüfeğini satmakla istiğna kaidesini bozmadı. O zaman meşhur Tahir Paşa gibi çok yardımcılar varken kaidesini bozma... Devamı

Bazı Ehl-i Tarikin anladıkları bir mananın izahı

2015-07-22 10:50:00

Bazı Ehl-i Tarikin anladıkları bir mananın izahı   Sual: Bazı Tarikat ehli şöyle bir şey demektedir. Sonun Sonunda Seyyidlerden Cemaat Gelecek.Onların İçlerinde Ğavs,Alim ve Seyyidler Olur. Hizmeti Onlar Alır Götürürler Bırakmazlar. B.S.Nursi  Kaynak;Emirdag L./246;Sualar,520;Mektubat,424;Lemalar,22 (sözler neşriyat) buraları mehaz olarak gösteriyorlar. _______________________________________________________________________ elcevap: bu mehazler ise mehdiyete dair mebhaslardan ibarettir.  seyyidler cemaati bahsini bu şekilde yorumlamışlar.   Üçüncü Vazifesi: İnkılabat-ı zamaniye ile çok ahkâm-ı Kur'aniyenin zedelenmesiyle ve şeriat-ı Muhammediyenin (A.S.M.) kanunları bir derece ta'tile uğramasıyla o zât, bütün ehl-i imanın manevî yardımlarıyla ve ittihad-ı İslâmın muavenetiyle ve bütün ülema ve evliyanın ve bilhâssa Âl-i Beyt'in neslinden her asırda kuvvetli ve kesretli bulunan milyonlar fedakâr seyyidlerin iltihaklarıyla o vazife-i uzmayı yapmağa çalışır.  Envar Emirdağ Lahikası-1 ( 266 ) sözler'de (246)   İkinci İşaret, yani Altıncı İşaret: Hazret-i Mehdi'nin cem'iyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid'akâranesini tamir edecek, Sünnet-i Seniyeyi ihya edecek; yani âlem-i İslâmiyette risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) inkâr niyetiyle şeriat-ı Ahmediyeyi (A.S.M.) tahribe çalışan Süfyan komitesi, Hazret-i Mehdi cem'iyetinin mu'cizekâr manevî kılıncıyla öldürülecek ve dağıtılacak. Mektubat ( 424 )   Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, gayb-aşina nazarıyla görmüş ki: Âl-i Beyti, Âlem-i İslâm içinde bir şecere-i nuraniye hükmüne ge&... Devamı

Ziya Nur Aksun

2015-07-19 18:51:00

Ziya Nur Aksun     Ziya Nur, 29 Mayıs 1930 tarihinde Konya’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini doğduğu şehirde yaptı. Orta öğreniminden sonra kaydını yaptırdığı Ankara Hukuk Fakültesi’nden 1955 yılında mezun oldu. Hukuk fakültesi mezunu olmakla birlikte mesaisini daha çok Osmanlı ve İslâm tarihini öğrenmeye ayırdı. Bu alanda önemli bir birikime sahip oldu. Günlük siyasi olayları irdeler ve eleştirirken söz konusu birikimini kullandı. Yazılarını tarihi muhakeme içinde ortaya koydu. Osmanlı ve İslâm tarihi hakkındaki bilgileriyle bir cazibe merkezi oluşturan Ziya Nur’un etrafında her zümreden insanlar toplanmaya başladı ve sohbetlerinden istifade etmeye çalıştı. Memleketin meseleleriyle ilgili Dündar Taşer ve Erol Güngör ile yaptığı sohbetler kendisi tarafından kitaplaştırıldı. Bu eser Dündar Taşer’in vefatından sonra yayınlandı. Eserini Z. N. rumuzu ve Dündar Taşer’in Büyük Türkiyesi adı altında yayımladı. 1974 yılında neşredilen eserin altı baskısı yapıldı. Ziya Nur’un hukuk fakültesindeki öğrenciliği sırasında Bediüzzaman ve eserleri hakkında bilgi sahibi olduğu ve yakından takip ettiği bilinmektedir. Hatta, Konya’da lise öğrenciliği sırasında Risâle-i Nur’u tanıdığı ve istifade ettiği nakledilmektedir. Eserlerin neşri konusunda da, öğrenciliği sırasında önemli bir gayretin içine girdiği ve çalıştığı görülmüştür. “Bediüzzaman Kimdir?” sorusunu cevaplayıp “Hukuk Fakültesinden Ziya Nur” imzasıyla yazdığı ve Risâle-i Nur’a dahil edilen bir yazısından bu neticeyi çıkarmak da  mümkündür. Risâle-i Nur’da ismi, bu yazısı vesilesiyle zikredilmiştir. Bediüzzaman ve yaptığı iman hizmeti hakkında Ziya Nur şu ifadeleri... Devamı

Neden Sadece GİMDES’e Güveniyoruz?

2015-07-17 20:57:00

Neden Sadece GİMDES’e Güveniyoruz? -Her helal sertifika(!) gerçek helal sertifika değildir. 30-40 yıllık birikimle Türkiye’de helal sertifikalamayı ilk başlatan ve Kuran’ın “Helalen Tayyiben” emrini ticari menfaatler için sulandırmadan İslam Fıkhına uygun standart oluşturan tek kurum GİMDES’tir. -Türkiye’de Dünya Helal Konseyi’nden ve Malezya gibi helal sertifika standartlarını yıllar önce oluşturmuş Müslüman ülkelerden tek akrediteli (tanıdığı, kabul ettiği) kurum GİMDES’tir. Bugün uluslar arası akreditasyona sahip GİMDES ve Dünya Helal Konseyi’ne (WHC) bağlı diğer kurumların tamamı sadece helal sertifika çalışması yapmaktadır. Hıristiyan kültürü ile hazırlanmış ISO, HCCP vs. kalite yönetim sertifikalaması ile meşgul olmamaktadırlar. -Hiçbir cemaate veya kuruma bağlı olmadan ehli sünnet olan her türlü cemaat ve STK temsilcisini içinde barındıran tek ümmet kurumudur. -Tam bağımsız ve tarafsızdır. Hiçbir ticari menfaat peşinde olmadan Allah rızası için ümmetin helal lokma meselesini dert edinmiştir. GİMDES’in yapmış olduğu sertifikalama ücreti çok cüzi. Para kazanmak için değil İslam’ın kefalet anlayışı ile sadece analiz, denetim ve çalışanların maaşları gibi masraflarının karşılanması için ücret alıyor. -GİMDES Başkanı Hüseyin Kami Büyüközer’den tutun çalışanlarına ve denetçilerine kadar içindeki herkes sadece bilen değil bildiğini yaşayan takva ehli kimselerdir.  Tesettürsüz ve namazsız kimse denetçi olamaz. KPSS ile değil yaşantıdaki Müslümanlığa göre eleman alınmaktadır. -Ehli sünnet hocalarından oluşan bir fıkıh kuruluna ve konusunda ihtisas sahibi gıda mühendisi, kimyager, v... Devamı

Komünist Cilasun'un belgeleri Said Nursi'yi doğruluyor!

2015-07-15 15:03:00

Komünist Cilasun'un belgeleri Said Nursi'yi doğruluyor!   Araştırmacı Yazar Müfid Yüksel, Emrah Cilasun tarafından yayınlanan "Bediüzzaman Efsanesi ve  Said Nursi Gerçeği" adlı kitapta yer alan yanlış bilgi ve ifadelere bir kez daha cevap verdi. Yüksel, sosyal medyadaki facebook hesabı üzerinden 10 maddelik bir paylaşımda bulundu. Yüksel, Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin Kostroma esareti, Teşkilatı Mahsusa ile ilgili durumu, Şeyh Said hadisesi gibi konulara açıklık getirdi. Müfid Yüksel; ilgili kitabın “tezvirât dolu”, “ilmilikten ve akademik formattan tümü ile uzak ve ısmarlama” olduğunu; yazarın “belgeleri kullanma yöntemini bile” bilmediğini, yazarın Nursî hakkındaki iddialarının “sağlıklı temeli”nin  bulunmadığını ve bu çalışmanın “PKK’lılar tarafından” desteklendiğini twitter hesabından ifade etmişti.  CİLASUN: NURCU CAMİA ÖZELEŞTİRİ VERSİN İSTERDİM Eleştiriler üzerine Emrah Cilasun yaptığı açıklamada: "Doğrusu ODTÜ mezunu bir sosyologtan ben, münakaşanın dışında, kenarında değil bilakis göbeğinde durup, tez sunmasını ve daha “müfit” bir açıklama yapmasını beklerdim. Ya da bugüne kadar kendisi de dahil bir dizi Nurcu “akademisyen”in neden zahmet edip de yabancı arşivlerde Said Nursî hakkında araştırma yapmadıklarını izah etmesini beklerdim. Hatta, bu araştırmayı bir komünistin yapmış olmasından ötürü Nurcu camiaya özeleştiri vermesini arzu ederdim." demişti.  ECNEBİ BELGELER, BEDİÜZZAMAN'I YÜCELTİYOR Müfid Yüksel, facebook hesabından şunları paylaştı: "Emrah Cilasun, Sosyal medyadaki bazı spot eleştirilerim... Devamı

Meşreb Maşrabadır!

2015-07-13 14:29:00

MEŞREB: Huy. Yaradılış. Adet. Ahlâk. * Gidiş. * İçmek. İçilecek yer. * Fehmetmek. * Mânevi haz ve feyz alınan yer ve yol. “..dünyaya, enaniyete ait herşeyi feda etmek vazifemizdir.” deyip nefsinizi susturunuz! Medar-ı niza’ bir mes’ele varsa, meşveret ediniz. Çok sıkı tutmayınız, herkes bir meşrebde olmaz. Müsamaha ile birbirine bakmak, şimdi elzemdir. Kastamonu Lahikası ( 234 )” “Mesleğimiz “Haliliye” olduğu için, meşrebimiz “hıllet”tir. Hıllet ise; en yakın dost ve en fedakâr arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmerd kardeş olmak iktiza eder. Lem’alar ( 162 ) “Meşrebimiz münakaşa ve münazara olmadığından ve kusurumuzu hakikî olarak gösterenlerden memnun olduğumuzdan.. Emirdağ Lahikası-2 ( 150 )” Meşreb hakkında Asar-ı Nuriyede birçok mehaz ve bu mehazlarda ise meşreblerde tulu edebilecek sıkıntıları Üstadım söylemiştir. Risale-i Nurda 271 yerde Meşrebden bahsedilmiştir. Üstadım nerede meşrebden bahsetmiş ise derakab orada İttihad, Tesanüd, Sebat, İtidal-i Dem, Salabeti nazara vermiştir. En üst ve zor makam olan Fenafil İhvan makamı ise meşreb farkından kaynaklanan meselelerle en üst makamda yer almıştır. Fenaf-iş şeyh, Fenaf-ir Rasul, Fenaf-illah makamlarında fani olmak kolaydır. Çünkü bu 3 makam insanın kendi şahsından yüksektir. Nitekim fenaf-iş şeyhte fani olanın diğer makamlarda fani olması kolaydır. Ama kendiyle aynı seviye ve makamda olan kimseler arasında ise tesanüt zor olur çünkü makam bir. Bu makamda birlik olması ise ihtilafa sebebdir. İhtilafın olduğu yere bakın aynı makamda olan; ama farklı meşrebde olan kimselerden kaynaklanır. Meşrebler istikamet ve sadakat olmak şartıyla bir hükmündedir. Risale-i Nurun en y&... Devamı

Bu Vatan için en büyük tehlikelerden biri… HALK PARTİSİ İKTİDARI

2015-07-09 01:23:00

HALK PARTİSİNİN İKTİDARA GELMESİDİR 1927 yılında toplanan Türk Ocakları Kurultayında, Türk Ocağı Yasası’nda değişiklik yapılarak Ocak, Cumhuriyet Halk Partisinin emrine girmişti. Ocak “Cumhuriyet, milliyet, muasır medeniyet ve halkçılık mefkurelerini takip eden Türk Ocağı, mefkureleri tahakkuk ettirmekte olan Cumhuriyet Halk Fırkası ile devlet siyasetinde beraber” olacaktı. Halbuki 1912 deki kuruluş gayesinde var olan “asla siyasetle uğraşmama” prensibi rafa kaldırılmıştı. Yöneticiler bundan memnun olmaz. Ocak daha sonra 1932 yılında Halkevlerine dönüştürülür. Halk Partisi her yerde açtırdığı Ocakların (Halkevleri) bir şubesini de Ispartanın Barla Nahiyesinde açar. O sıralar orada sürgün olarak bulunan Bediüzzaman Hazretlerinin bu ocakların mahiyetiyle alâkalı bir tesbiti şöyledir: “Zehire tiryak namı vermekle, tiryak olmadığı gibi; zındıka hissiyatını veren ve dinsizliğe zemin ihzar eden bir heyetin vaziyetine, ne nam verilirse verilsin, Genç Yurdu denilsin, hattâ Mübarekler Yurdu denilsin, ne denilirse denilsin o mana değişmez. Başka yerlerde, Genç Yurdu ve Türklük Meclisi, Teceddüd Mahfeli gibi isim ve ünvanlarla bulunan heyetler, başka şekillerde zararsız bir surette bulunabilirler. Fakat bu köyde madem sekiz senedir ki, sırf esasat-ı imaniye, usûl-ü hakaik-i diniye ile meşgulüz. Elbette bu köyde bize karşı muannidane bir heyetin takib edeceği esas, imansızlığa ve usûl-ü diniyeye muhalif, hattâ zındıka hesabına bir hareket yerine girer. Bilinsin bilinmesin netice öyle çıkar. Çünki bu havalide umumca tebeyyün etmiş ki, siyaset cereyanlarıyla alâkadar değilim, belki yalnız hakaik-i diniye ile meşgulüz. Şimdi burada birisi bize muhalif hareket etse, hükûmet hesabına olamaz; &c... Devamı

Enerji İçecekleri Nedir ve İnsanlar Neden Enerji İçeceklerini İç

2015-07-09 01:05:00

Enerji İçecekleri Nedir ve İnsanlar Neden Enerji İçeceklerini İçerler? Önce, ENERJİ İÇECEĞİ denilen bu madde neyin nesidir? sorusuna cevap vermeye çalışalım. Enerji içeceklerinin içinde bulanabilen maddeler:Kafein, ephedrine, Guarana, Şeker, Vitamin B, Taurin, İnositol, glukoronolakton, Carnitine, Creatine, tatlandırıcı ve etil alkol. “Enerji İçecekleri”, bünyelerinde %0.05’e kadar etil alkol bulunmasına izin verildiği halde, alkolsüz içecekler gurubunda değerlendirilen; kafein içerikleri yanı sıra taurin, inositol, glukoronolakton, carnitine, creatine gibi uyarıcı maddeleri de belli limitler dahilinde bünyelerinde bulunduran içeceklerdir ve isimleri enerji içeceği olmasına rağmen, gerçekte enerji sağlamayan ancak tüketiciyi uyararak kendini enerjik hissetmesine yol açan ürünlerdir. Kafein; oranı farklı markalı içeceklerde, 340ml içecek için 80mg dan 150mg a kadar değişir. Bu içeceklerde bulunan cafein ve/veya ephedrine, beraberce kalp problemlerine neden olmaktadır. Guarana; Güney Amerika’da yetişen bir bitkiden elde edilen bir tür kafeindir. TAURİN; basit bir aminoasittir ve bazı içeceklerdeki oranı 500 kadeh kırmızı şaraptaki orana eşdeğerdir. 340 ml de 1200mg taurin bulunmaktadır. Hayvan kökenli olabilmektedir. Glukoronolakton: 340 ml de 800 mg bulunmaktadır. İnositol: 340ml de 80 mg bulunmaktadır. Bitkinlik, bunaltı, baş dönmesi ve baş ağrısı gibi yan etkileri olabilmektedir. Carnitine ve Creatine de amino asitlerdir ve hayvan kökenli olabilmektedirler.   Etil alkol: Çeşitli aroma ve boya maddeleri ile birlikte yapı içerisine girmektedir. Gıda Kodeksleri % 0.3’e kadar etil alkol bulunmasına izin vermektedir. Sünî Tatlandırıcılar: Aspartam E951, Asesü... Devamı

TSE Fetva Makamı Olabilir mi?

2015-07-09 00:51:00

TSE Fetva Makamı Olabilir mi? Helal Sertifika standardında olmazsa olmazlar ve TSE tarafından yürütülen Helal Gıda Sertifikasıçalışmalarının değerlendirilmesi hakkında basın açıklaması Türk Standartları Enstitüsü‘nün “Helal Gıda Sertifikası” çalışmalarına başlaması, ilk kez GİMDEStarafından gündeme getirilen “Helal Sertifikalandırma” konusunun Devletçe benimsenmesi anlamını taşıması bakımından son derece memnuniyet vericidir. Esasen, “Helal Gıda” konusu ülkemizin “insan”a ilişkin sorunlarının başlıcalarından olup, bu çalışmaların getireceği tartışmalar, “helal gıda” konusunda ve “gıda maddelerinin haram da olabileceği”ne dair toplumsal bir bilinç ve aydınlanma da sağlayacaktır. Ancak, TSE’nün “Helal Gıda Sertifikası” çalışmalarının bazı temel eksiklikleri vardır, ki eğer bu eksiklikler tamamlanmaz ise, yapılan sertifikalandırma çalışmasının İslami anlamda bir değer ifade etmesi mümkün olmayacaktır. Burada şunu hemen vurgulamalıyız ki, TSE’nün çalışmalarının son halini görmüş değiliz. Burada yapacağımız değerlendirme, bizzat TSE Başkanı’nın kamuoyuna açıkladığı bilgiler çerçevesinde olacaktır. GİMDES, “helal rızık“, “hakça kazanç“, “temiz üretim“, “sağlıklı beslenme” ilkelerinden hareketle, “her yiyecek gıda değildir”, “tüketime sunulan her ürün helal olmaz”, “her temizlik ürünü temizleyici değildir”, “her ilaç şifa vermez”, “güzel kokan her şey zararsız demek değildir” düsturları doğrultusunda, “gıda törörü”ne dur demek için kurulmuştur. Bu niteliğiyle... Devamı

Hulusi YAHYAGiL Ağabeye Münafıkların Musallat Olması Hakkında

2015-07-08 18:27:00

Hulusi YAHYAGiL Ağabeye Münafıkların Musallat Olması Hakkında     Sual: 10. Lema'da üçüncüsünde Hulusi Abi'ye atfen anlatılan münafıkların ona bir iki sene musallat olma hadisesini açıklar mısınız.   İşte Hulusi'nin kalbi çendan lâ-yetezelzel idi. Fakat bu vaziyet onu fütura sevkettiğinden şefkatli tokat yedi. Tam bir-iki sene bazı münafıklar ona musallat oldular. Dünyanın lezzetini de kaçırdılar. Hem dünyayı ondan, hem onu dünyadan küstürdüler. O vakit vazife-i maneviyesindeki ciddiyete tam manasıyla sarıldı. Lem'alar ( 42 )       Perde altındaki düşmanımız münafıklar, şimdiye kadar yaptıkları gibi, adliyeyi ve siyaset ve idareyi zahirî dinsizliğe âlet edip, bize hücumları akîm kaldığı; ve Risale-i Nur'un fütuhatına menfaati olan eski plânlarını bırakıp, daha münafıkane ve şeytanı da hayrette bırakacak bir plân çevirdiklerine dair buralarda emareleri göründü.    O plânların en mühim bir esası; has, sebatkâr kardeşlerimizi soğutmak, fütur vermek, mümkün ise Risale-i Nur'dan vazgeçirmektir.     Bazı da dost suretinde hulûl edip, korkutmak mümkünse, habbeyi kubbe edip evham veriyorlar. "Aman, aman Said'e yanaşmayınız! Hükûmet takib ediyor" diye zaîfleri vazgeçirmeye çalışıyorlar.    Hattâ bazı genç talebelere, hevesatlarını tahrik için, bazı genç kızları musallat ediyorlar.    Hattâ Risale-i Nur erkânlarına karşı da, benim şahsımın kusuratını, çürüklüğünü gösterip; zahiren dindar ehl... Devamı

Fotoğraf |  görsel 1

Yozgat Nur |  görsel 1