Risale-i Nur Külliyatında Arama ve Araştırma
.:YOZGATNUR66:. Aklını Doğru Kullan Huzur Bul!

50-

Muhammed Numan 37 Takipçi | 0 Takip

Ey bu vatan gençleri! Firenkleri taklide çalışmayınız! Âyâ, Avrupa'nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adavetten sonra, hangi akıl ile onların sefahet ve bâtıl efkârlarına ittiba edip emniyet ediyorsunuz? Yok! Yok! Sefihane taklid edenler, ittiba değil, belki şuursuz olarak onların safına iltihak edip kendi kendinizi ve kardeşlerinizi i'dam ediyorsunuz. Âgâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. Çünki şu surette ittibaınız, milliyetinize karşı bir istihfaftır ve millete bir istihzadır!.. Lem'alar ( 120 )

50-

Herkes Okusun Diye Uygun Fiyatlara Risale-i NurKülliyatları

Kategorilerim

Okumak İstediklerim

Risale-i Nur

ilmihal

Nurcular

Makaleleri

Haberler

Nokta-i Nazar

itirazlara Ceveplar

Vecizeler

Gayr-i Münteşir

Diğer İçeriklerim (2601)
Tüm içeriklerim

Takipçilerim (37)

Bir Yorum! Suç Kimde?

2015-04-13 08:16:00

http://www.yeniasya.com.tr/sebahattin-yasar/istisareyi-bir-ahlak-haline-getirebilmek_330247 bu linkte yayınlanan bir taassuplu yazıya ve kalemşörü olan mutaassıp beye bir yorum!   "Kur’an’ın bu önemli emri olan meşvereti, ne gariptir ki sadece Yeni Asya topluluğu yerine getirmeye çalışmaktadır."   Sn Yaşar öyle demiş buna derim ki:   "* Evet, bir şeyi dünyada var desen, yalnız o şeyi göstermek kâfi gelir. Eğer yok deyip nefyetsen, bütün dünyayı eleyip göstermek lâzım gelir ki, tâ o nefiy isbat edilsin. Lem'alar ( 121 ) "   Böyle şeyler yazılıyor sonra "Bu hazımsızlık neden?" diye başka yazılar yazılıyor. Sn. Yaşar'a soruyorum üstadın bu kaidesini uygulanız mı? Tüm Nur meşreblerini gezdiniz mi? Yoksa zanna binaen, kulaktan dolmalarla mı dediniz bilemiyorum.   NASIL İŞLEDİĞİNİ 3 CÜMLE İLE ANLATAYIM.   1- KüÇüK/Dar Daire, 2-Geniş Daire, 3-Türkiye meşvereti sisteminde işlemekte sistemimiz. herkesin 1 reyi vardır.   şimdi soruyorum bu tip iddialarla yazıp çiziliyor sonra bu hazımsızlık neden deniyor. soruyorum bunu her yeri bilip görmeden 1-2 yeri görüp yazılan yazılar ne kadar cari? sonra vay bize neden muhalefet deniyor.   Bu tipleri anlatan bazı yazı linklerimiz:   http://yozgatnur66.blogcu.com/sedd-i-taassub/20028101 http://yozgatnur66.blogcu.com/dagin-yurudugunu-duyarsaniz-inanin/20022704 http://yozgatnur66.blogcu.com/havz-i-kevser-olmak/19954960 http://yozgatnur66.blogcu.com/bedduamiz-cahilligimze-olmali/19915317 http://yozgatnur66.blogcu.com/entelektuel-gorunumlu-ne-cok-psikolojik-ariza-var/19923067 http://yozgatnur66.blogcu.com/manevi-istibdadlar-kirilmali/19872592      Risale-i Nur Araşt... Devamı

Bir kardeşimizin müşahedatıdır!

2015-04-11 14:16:00

Bir kardeşimizin müşahedatıdır! Liseli bir kardeşimiz yakın tanıdıkları vasıtasıyla nurları medreseyi tanıyor. Derslere gelip gidiyor okuyor soruyor okutmaya neşir etmeye çalışıyor. Ve diğer kalanlar gibi medresede kalmak talebinde bulunuyor kabul görüyor kalıyor. Burada devamına dikkati celb etmek istediyorum. Medresede vakfı hayat Abinin bir kişiye taraf olmasıdır. Oradaki bulunan vakfı hayat abi Üstadı ve ağabeyleri temsil etmektedir. Bir kardeş milli duyguları ön planda veyahut şahsi yanlışları siyasi yanlışları mevcut diyerek ona ön yargılı olmak kötülemek kusturmek dershaneden uzaklaştırmak yerine acaba elimizde hizmette nur dairesi içinde nasıl tutmalıyım diye çaba harcamali terlemelidir. Üstadın kemmiyet keyfiyet kıyaslamasi elimizden bir kalsın on gidebilir demek değildir. Insanlara doğru yolu istikameti gücendirmeden göstermeye çalışmalıdır. Bizim elimizle kimse nurlardan ve daireden ayrılmamalıdır. Biz bu şekilde Bıktırıcı dariltici usandırici gücendirici değil sevdirici ögretici sabredici olmakla mükellefız. O kardesimizin Medresede yasadiklarini kısaca anlatıyorum. Medresede okuldan kalan tüm vaktini kendi imanını kurtarmaya çalışıyor. Günlük okumalarını ibadetlerini kendine düşen vazifelerini görevlerini yapmaya gayret ediyor. Ev derslerine Medrese Derslerine hizmetlerine koşturuyor. Tek eksiği maddi açıdan destek verememek. Buda bazıları tarafından göze batıyor. O kardeşimiz genç 17 18 yaslarinda istese evinde kalabilir evi medrese yakın.   Ama bir kere oradaki lezzeti almış. Olay ise şu medresede birde öğretmen kardeşimiz var. Bazı menfi milliyet düşünceleri mevcud herkez tarafından biliniyor. Liseli kardeşle aralıklı sürtüşme oluyor üst perdeden konuşmalar küçük düşürüc&uum... Devamı

2015-04-08 18:31:00

 |  görsel 1

İman-ı tahkikînin dersleri, gerçi nazarı âhirete baktırıyor;   fakat   dünyayı, o âhiretin mezraa ve çarşısı ve bir fabrikası göstermekle,   daha ziyade dünya hayatına çalıştırır.     Envar & ihlas Nur neşriyat Tarihçe-i Hayat ( 232 )   Devamı

Risale-i Nur okurken en iyi şekilde nasıl istifade edebiliriz?

2015-04-04 10:12:00

Risale-i Nur okurken en iyi şekilde nasıl istifade edebiliriz? Sesli okumak mı, sessiz okumak mı? Veya çok okumak mı, düşünerek az okumak mı? Ayrıca cevşen ve sair evradları okumanın Risale-i Nur’dan istifadeye faydası var mı? Risale-i Nur, Kur’an-ı Kerim’in harika bir tefsiridir. Böyle kıymetli bir eserden istifade etmek büyük bir nimettir, bir ayrıcalıktır. Okurken şu gibi esaslara dikkat edilse, istifade çok daha fazla olur diye düşünmekteyiz: • Başkalarına anlatmak için değil, kendi nefsimize hitap ederek okumak. • Az da olsa her gün okumak. • Küçük Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, Haşir Risalesi gibi daha kolay anlaşılabilen risalelere öncelik vermek. • Bilinmeyen kelimelerle ilgili lügat çalışması yapmak. Bir insan her ay bir risalenin kelimelerini çıkararak okusa, bir yıl gibi bir sürede çok mesafe alabilir. • Çevremizde Nur dersleri yapılıyorsa düzenli olarak takip etmek, yapılmıyorsa da başlatmak. • Seviyesi iyi kimselerle ön çalışmalı dersler yapmak. Mesela, bir hafta önceden belirlenen bir derse hazırlanıp gelmek, başkalarıyla bu konuyu enine boyuna müzakere etmek son derece faydalı olacaktır. • “Ya Rabbi, bu eserleri anlamayı ve yaşamayı nasip eyle” şeklinde dualar etmek. • Her gün hiç olmazsa on beş dakika sesli okumak, hem okuyuşu düzgünleştirir, hem telaffuzu güzelleştirir. • Ayrıca sessiz olarak da yoğun bir şekilde okumak gerekir. Külliyetle dalmak mühimdir. • Okuduğumuzu başkalarıyla paylaşmak önemlidir. İlim, paylaşıldıkça artar ve bereketlenir. • Başlangıçta anlamasak da çok okumak, sonraki okuyuşlarda ise anlama ağırlıklı okumak daha faydalı olacaktır. • Cevşen ve sa... Devamı

Bediüzzaman 31 Mart Hadisesinde ittihatçı mı padişahçı mı idi?

2015-04-03 15:42:00

Sual: Bediüzzaman 31 Mart Hadisesinde ittihatçı mı padişahçı mı idi?     Bediüzzamanın 31 mart hadisesinde itihatçılar namına hareket etmediğine dair:     * "31 Mart Vak'ası"ndaki hizmetlerimle "İttihad ve Terakki" hükûmetinin nazar-ı dikkatini celbettim. Câmi-ül Ezher gibi "Medreset-üz Zehra" namında bir İslâm üniversitesinin Van'da açılması teklifi ile karşılaştım.  envar - Şualar ( 495 ) ***       Bediüzzamanın 31 mart hadisesinde sehven tutuklandığına dair: * Eskiden 31 Mart hâdisesinde çendan onu da karıştırdılar, bazı dostlarını da ezdiler. Fakat sonra tebeyyün etti ki, mes'ele başkaları tarafından çıkmış. Onun dostları, onun yüzünden değil, onun düşmanları yüzünden bela gördüler.  envar & ihlasnur -Mektubat ( 416 )   ***     Bediüzzamanın 31 mart hadisesindeki nutkunun tesiri: * 31 Mart hâdisesinde Bâb-ı Seraskerî'de Şeyhülislâm ve ülemayı dinlemeyen sekiz taburu bir nutuk ile itaate getiren bir adam.. envar - Şualar ( 366 ) ***     31 mart hadisesi Sultan tarafından değil Kraldan çok kralcı geçinenlerce olduğu * 31 Mart hâdisesi denilen o saıka ve müdhiş fırtına, esbab-ı adîde tahtında öyle bir istidad-ı tabiîyi müheyya etmişti ki; neticesi herc ü merc ...  envar & ihlasnur -Tarihçe-i Hayat ( 73 ) ***       (Otuz Bir Mart Hâdisesi Hakkında Bir Cevabı)   * Ben 31 Mart hâdisesind... Devamı

Vazife-İ Uhreviyede Kanaatsızlığın Adı:Rekabet

2015-04-01 19:04:00

Vazife-İ Uhreviyede Kanaatsızlığın Adı: Rekabet   “Rekabetkârane ihtilafları..[1]”insanın olduğu her yerde rekabet olmaktadır. Bu kaçınılmaz bir şeydir. Lakin bu rekabet müsbet manada olursa bir sıkıntı arz etmemektedir. Amma bu rekabet uhrevi hizmetlerde, meslek ve meşreblerde ise ihtilaflara yol açmaktadır. Hatta bu tekfire dek dayandığını “bir sâlih âlim, fikr-i siyasîsine muhalif bir büyük sâlih âlimi tekfir derecesinde gıybet ettiği ve İslâmiyet aleyhinde bir zındığı, onun fikrine uygun ve tarafdar olduğu için hararetle sena ettiğini gördüm. Ve şeytandan kaçar gibi otuzbeş seneden beri siyaseti terkettim.[2]” diyerek ahirzamanın Bilal-i Habeşisi olan Bediüzzaman bize bunu anlatmaktadır. Hemde bizzat müşahede etmiş nakletmemiş. Demek ki işin içine kıskançlık veya aynı efkara, fikre sahip olmamak nerelere kapılar açmaktadır.               Ehl-i sünnet ve cemaatin mühim bir rüknü hatta beyin takımını teşkil eden Nur Talebeleri hassaten dikkat etmelidir. Rekabet ettiği, kıskandığı veya efkarına uygun bulmadığı kimse, hadise ve şeylere dikkat etmeli.               “Ve ehemmiyetsiz rekabetkârane hissiyatını terketmekle ihlası kazanır, vazifesini hakkıyla îfa eder.[3]” mesleğimizin temel esaslarından birisi olan ihlas söz konusudur. Eğer ihlas varsa orada rekabet olamaz. Şayet ihlas söz konusu değilse rekabet doğrudur. O halde bizler başka bir mesleği veya bir fraksiyon olan mesleğimizdeki bir meşrebi adeta azılı düşmanımız gibi görmeye başlarız.             Nitekim hamiyet bahsini hatırlarsanız orada Hamiyet-i milliye ve diniye tabirleri ge... Devamı

Mutluluğun Formülü

2015-04-01 13:58:00

1.YALAN KONUŞMAYACAKSIN. 2. HARAM YEMEYECEKSİN. 3. KİMSENİN AHINI ALMAYACAKSIN. 4. VEFASIZLIK YAPMAYACAKSIN. 5. HASEDİNİ KONTROL EDEBİLMEK İÇİN ONA DEVAMLI DUA EDECEKSİN.(KİME HASED EDİYORSAN). 6. DUA’YI BIRAKMAYACAKSIN. 7. SILA-İ RAHMİ KESMEYECEKSİN. 8. BEN MERKEZLİ YAŞAMAYACAKSIN. 9. NİÇİN YAŞADIĞINA SAMİMİ CEVAP ARAYACAKSIN. 10. ÜZERİNDE HAKLARI OLANLARIN GÖNÜLLERİNİ ALARAK HAKLARINI HELAL ETTİRECEKSİN. 11. KENDİNE MADDİ VE MANEVİ YATIRIM YAP VE KIYMET VERECEKSİN. 12. GIYBETTEN, İFTİRADAN VE BUNLARA ALET OLMAKDAN KOĞUCULUKTAN, VESİLE OLMAKTAN UZAK DURACAKSIN. 13. SUİZANDAN ŞİDDETLE KAÇINACAKSIN. 14. HAYALİNE HAKİM OLACAKSIN. 15. GURUR, KİBİR, HASED, BEN MERKEZCİLİKDEN, YE’S DEN, KORKULARINDAN UZAK DURACAKSIN. 16. TEFEKKÜR EHLİ OL, TESLİM EHLİ OL. 17. KENDİNİ KEŞFETMEYE ENFÜSİ SEYAHATLER YAP. 18. ALLAH’A SUİZAN YAPMA. 19. EVRADLARINI SAKIN BIRAKMA. 20. NAMAZINI VAKTİNDE KIL AKABİNDE TESBİHATINI UNUTMA. 21. ‘’ŞEFKATE MUHTAÇ OLACAK KADAR İNSANLARA ŞEFKAT YAPMA’’ (Hadis).  22. KENDİ DİMAĞINI VE KALBİNİ ENFÜSÜNÜ TAHRİP EDECEK, KALDIRAMAYACAĞIN HABERLERİ DİNLEME. 23. DÜNYADA MİSAFİR GİBİ OL. 24. VER VERMEYE ALIŞ CANINI RAHAT VERİRSİN. 25. SÖZÜNDE DUR, HER DOĞRUYU HER YERDE DEME. 26. ACIMASIZ DÜŞMANLARIN OLAN ŞEYTAN VE NEFİSİNİ UNUTMA. 27. ZİKİR EHLİ VE İLİM EHLİ OL. 28. MADDİ MANEVİ İSRAFLARDAN KAÇIN (YANİ HAYALİNİ BİLE İSRAF ETME). 29. ÖZEL HAYATINDA MUTEDİL OL. 30. BELAGAT EHLİ OL YOKSA DOSTLARINI KAÇIRIRSIN, ADALET YAPIP EŞİT DAVRANMA HAK SAHİBİNE RİYAKATA GÖRE DAVRAN YOKSA EŞİT DAVRANMAK ADALET DEĞİL ZULUMDÜR. 31. KİMSEYE NAZLANMA NAZ YAPMA (HELE ALLAH’A SAKIN NAZ YAPMA). 32. ZİLLETTEN UZAK DUR, İZZETİ NEFSİNİ KORU, VAKARINI BIRAKMA. 33. ACELECİ OLMA, SABIRLI OLMAYA &Cc... Devamı

[G.M.] Mehmed Feyzî’nin mektubundan

2015-03-31 09:30:00

Kastamonu’nun Küçük Husrev’i Mehmed Feyzî’nin mektubundan bir parçadır.     بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ وَ اِنْ مِنْ شَئٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا   Çok sevgili Üstâdım, Bu ihtiyâr, sahtekâr bid‘akârlara mukābil, Risâle-i Nûr’dan tam ders alan münevver, takdîrkâr, bahtiyar gençlik dahi böyle söylüyor:   Ma‘neviyât denizinin coşkun ve kükremiş mevceleri ortasında, çok bîçârelerin sarsılmış ve kuvvetini kaybetmiş îmânının yegâne kurtuluş gemisi ve o geminin hedef ittihâz edeceği Risâle-i Nûr’un, inkâr edilmeyecek kadar bir kudretle nûrlandırdığı saadet-i ebediye perestişgâhının yine parlak nûrudur.   Onun içinde maddiyâttan ziyâde, rûhiyâtın tecellîsi her bir sahîfesinde kāri’lerin vâzıhan gördüğü burada, dünyada, gafletle kendilerinden geçenler ve âdetâ ölümü hiç olmak gibi en aşağı bir mertebeye kadar indiren gāfil yolcular ve böylelikle zulmet âleminde misafir olduklarını hâlâ sezemeyen bedbahtlar, Risâle-i Nûr’un aydınlattığı yollara nazarlarını çevirdikleri zaman, kabrin bir saadet-i ebediye kapısı, ölümün de yok olmak değil, saadet-i bâkiyeye vâsıl olacağını bihakkın gösteren bir hidâyet kaynağı olduğunu anlayacaklar. Belki de kalblerinin ücra bir köşesinde bî-haber olarak saklı kalan zayıf îmânlarının sönük ziyâsını Risâle-i Nûr’un nûruyla parladığı anda, fânî âlemlerin fân&icir... Devamı

Sedd-i Taassub

2015-03-29 20:27:00

Sedd-i Taassub   “Zaman bir büyük müfessirdir; kaydını izhar etse, itiraz olunmaz.[1]” Bu söz zamanın icrat sayfalarından ibaret olan tarihin sayfalarında kendisi izhar edip açığa çıkmaktadır. Zamanın muktezasınca hatt-ı hareket etmeyen kimseler zamanın çarkları arasında ezilip mahvolmaya mahkumdur. Bundan kaçış söz konusu değildir. Bizler ise ehl-i sünnet ve cemaat olan nur talebeleri de hizmetimizin istikametini muhafaza ve müdafa etmekle mükellef ve muvazzafız.   Bu vazifeyi ifa ederkende sakadat bizler için olmazsa olmaz olan bir esastır. Sadakat denildiği tarif edildiği gibi yapılmasıdır. Kendisine insanın bir hedef tayin edip o maksada müteveccihen hareket etmelidir. Bu hareketin neticesi kader, hadiselerin meydana gelmesi kazadır. Bizim hizmette ihtiyarımızı kullanmamız ise atâ olmaktadır.   Risale-i Nur Hizmeti Kimsenin Babasının çiftliği değildir. Bu sebeple kendin pişir kendin ye tarzında bir hizmet olmaz. Ama yapanlar var denirse ona da derim ki o Nur hizmeti olmaz kendi halinde bir şey olur. Bir nevi lokal hizmeti gibi. Risale-i Nur Hizmetini bize bırakan ahirzaman müezzini Bediüzzaman Said Nursi (k.s.) bu hizmetin düsturlarını Lâhika mektubları olarak belirlemiştir. Bu Lâhika mektubları ise ahirzamanda istikametli hizmetin esaslarını, yöntemini, tarzını, şeklini göstermektedir. Barla ve Emirdağ Lâhikasının taktim kısmını her bir cümlesi yer yer kelimesi altı çizilerek “dikkatve tefekkürle devamlı olarak okumak.. [2]” kıymetinde olan mehazlerden mürekkebdir.               Lâhika mektubları Ahmetin Mehmete yazdığı mektublar değil ahirzamanın hizmetinin tarzıdır, metodudur, mihengidir, tarzıdır, usulüdür. Bakın bu taktimin en son cümlesi ne diy... Devamı

[G.M.] Kahraman Zübeyr’in Kocatepe Gazetesi’ne verdiği cevabdır.

2015-03-24 21:17:00

439/449 (Kahraman Zübeyr’in Kocatepe Gazetesi’ne verdiği cevabdır.)                Bediüzzaman Said-ün Nursî gibi realizmin yüksek bir feylesofu olan bir dâhî hakkında vereceğiniz bir malûmattan memnun kalmış, sevinmiştik. Bu husustaki merak ve tecessüsle takib edeceğimiz yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorduk.   29 Teşrin-i Evvel 948 tarihli nüshanızda ilk yazınızı okuyunca müteessir olmakla beraber, bu ehemmiyetli âlemşümul hâdisenin içyüzüne vâkıf olmadan sathî bir malûmat eseri olan yazılarınızı sütunlarınızda neşrettiğinize hayret ettik. Zira biz gazeteyi realiteyi tahrif veya tahvil etmeden motomot (aynen) efkâr-ı umumiyeye arzeden bir neşir vasıtası olarak biliyoruz ve böyledir. Şimdi yazılarınızdaki yanlışları sırasıyla takdim ediyoruz:   1-Said-ün Nursî’nin şöhreti “Bedi’zaman” değildir, “Bediüzzaman”dır.   2-Bediüzzaman Denizli’ye nefyedilmemiştir. Orada sadece beraetle neticelenen muhakemesi yapılmıştır.   3-Bediüzzaman Denizli ve Isparta’da mahkûm edilmemiştir. Bilakis masumiyeti güneş gibi aşikâr olarak beraet ettirilmiştir.   4-Şeyh diye, tarîkat tesis eden ve tarîkat dersi verene denir. Bediüzzaman’ın tarîkatla ilgisi olmadığı mahkemelerde isbat edilmiştir. Bu itibarla Bediüzzaman şeyh değildir. Onun eserleri vardır. Cem’iyeti eserleriyle irşad etmiş ve etmektedir. Eser veren bir kimseye de müellif denir. O hârika eserleriyle dâhî bir müellif olarak büyük bir şöhret ve değere mazhar olmuştur.   5-Mürid tabiri de, şeyhle talebesi mabeynindeki bir ıstılahtır. Bediüzzaman’la mahkemeye ve... Devamı

Dağın Yürüdüğünü Duyarsanız İnanın

2015-03-24 18:37:00

Dağın Yürüdüğünü Duyarsanız İnanın     Yaş kırka baliğ olduğunda iyi olsun, kötü olsun ve nasıl bir ahlâk olursa olsun rüsuh peyda eder, meleke haline gelir, daha terki mümkün olmaz. [1] Bu dünya hayatına gelen her insanın yolculuğu Kal-u Belâdan başlamıştır. Orada hazırun olarak tüm ruhlar bulundu. İnsan bir yolcudur. Sabavetten gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar yolculuğu devam eder.[2]             Rahm-ı mader olan ana rahmine intikal eden insan, çocukluk, gençlik, ihtiyarlık, kabir, haşir Cennet Cehennem rotalı bir yol haritası var. Kimisi bu haritanın her yerine uğrar kimisi bazı yerleri atlayıp direk kabre gider. Bu hadise ile yol haritası herkesin farklı olduğunu uzun kısalıkta anlamaktayız.             Sabavet olarak tabir edilen 3. Viraj olan yolculukta insan olarak yaratılan mahluka çevreden müdahalelerle insanlıktan beşeriyete indirgenir. Yani fıtratı bozulmaya/değişime tabi tutulur. Bozulma ile fıtrata müdahale olur. Bu müdahaleler insanın özünü bozmakta.             Çocuk çevresinden sürekli olarak bir şeyler öğrenir ve kendisine bir renk verir. Sanki bir cd gibidir. Sürekli her şey ve her yer o cd’ye yazılım yapmaktadır.             Bu cd’nin nerede ise tam doluluk oranına ulaşma zamanı vardır. Kapasite dolmaya yaklaşınca artık bize ikazlar vermeye başlar. Çeşitli zamanda ikazlar vererek hafıza doluluk oranını belirtecektir. Bu doluluk iyi veya kötü nasıl olursa olsun ekseriya 40 senedir. Bu süre içerisinde cd’ler yazı... Devamı

Risale-i Nurun tercümesi kolay değil, çünkü...

2015-03-20 15:12:00

Risale-i Nurun tercümesi kolay değil, çünkü... Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmed Akgündüz, “Risale-i Nurun Tercümesinde Karşılaşılan Problemler ve Uyulması Gereken Kriterler”i kaleme aldı. 1- Risale-i Nuru Tercüme işi bir istihdam meselesidir Önemle ifade edelim ki, Risale-i Nuru tercüme etmek ilim ve ehliyetin yanında ilahi bir istihdam meselesidir. Bunu biraz açalım: Hanefi fıkıh kitapları içinde çok sayıda telif edilmiş ve daha düzenli eserler bulunmaktadır; ancak Kuduri’nin Muhtasar isimli ve Kitab diye meşhur olan eseri asırlarca ders kitabı olarak tercih edile-gelmiştir. Aynı şey, İmam Gazali’nin İhyâ’u Ulûmid-Din adlı eseri için de geçerlidir. Üzerinden bin yıl geçmesine rağmen hala Müslümanların tamamının el kitabı olarak devam etmektedir. Bu hakikatı, kendisine sorulan “Neden senin eserlerin Bediüzzaman’ın eserleri gibi her yerde ve her grup insan arasında okunmuyor?” soruya Ömer Nasuhi Bilmen’in verdiği “Onun kulağına üfleyen vardı; ben kesbî ilmimle kalemimi oynattım” şeklindeki cevabı daha net açıklamaktadır. Aynı şey Risale-i Nurun tercümesinde de geçerlidir. Mesela, kendisi aslında Biyoloji Öğretmeni olan İhsan Kasımî Ağabey Nurların Arapçaya tercümesinde istihdam edilmiştir. Molla Zahid ve Prof. Ramazan Buti gibi allameler, bu konuda büyük gayretler göstermişler ise de, kabule mazhar olan İhsan Ağabeyinki olmuştur ve o tercüme bütün aleme yayılmaya başlamıştır. İnglizce tercümede ise Şükran Vahide ablamızın istihdam edildiğine inanıyorum. Başka tercümeler mevcuttur ve emeği geçen herkesi tebrik ediyoruz; ancak Onuncu Sözün İngilizce tercümesini Şükran Ablanınkinden oku... Devamı

Nurettin Yıldız ve İsmail Mutluya Bediüzzamanın Talebesi Abdulka

2015-03-17 18:39:00

Nurettin Yıldız ve İsmail Mutluya Bediüzzamanın Talebesi Abdulkadir BADILLI ağabeyden Reddiye       Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin talebelerinden Abdulkadir Badıllı Nurettin Yıldız ve İsmail Mutlu’nun yaptığı bazı açıklamalara reddiye yazdı.   Birincisi kem ayarların diyarından gelen cahilane vızıltılar ve cehli mutlak olan vızıltıların biri kendini yegane fetva emini sayanNurettin Yıldız isimli bir şahıs.   İkincisi de yıllardan beri izinsin haksız bir tarzda risale-i nurlara fuzuli ve alakası olmayan bazı konuları ekleyerek satıp onun ile geçinen ve kendini hülyalarla allame sayan kangallı İsmail Mutlu adlı bir kimse.   Birinci cehaletli vızıltı sahibi olan şahıs ‘fetvameclisi.com’ isimli sitesinde kendisine yöneltilen Kuranda Risalelere İşaret Var mı? Sualine cevaben  demiş ki : Ciddi olalım; Kur’an’ımız Abdullah’ın oğlu Muhammed aleyhisselamdan başkasını göstermemiştir. Gerisi hüsnü kuruntudur.   El Cevab: Kuranı hakaiki ile dekaiki ile bilen ve kainatı içine alan esrarından haberdar olan bir kimse böyle gözünü kapatıp cetvel kalem cahilane ağız etmez. Hususiyle Hz. Bediüzzaman Said Nursi Birinci Şua risalesini ve diğer gaybi işaretleri dile getiren 8. – 18. – 28. Lemaları ve 8. Şuaı ve Sırrı İnna Ataynasını haberlerini ve maksatla hangi gaye ile nasıl bir çerçevede yazdığını dikkatle okuyup inceleyen bir kimse böyle bir reddi ve itiraza asla tevessül etmez.   Bediüzzaman hazretleri şu bahsi yapılan esrarı gaybiyenin yazılış sebeplerini ve hangi mana ve makamında yazdığını şöyle beyan eder :   “Ve o risalede biz demiyoruz ki, ayatın mana-yı sarihi budur. Ta hocalar ... Devamı

Tashihat ve Ehemmiyeti

2015-03-10 19:16:00

Tashihat Vazifesinde Bizzat Üstad Hazretleri çalışmışdır Harb-i Umumî'de fariza-i cihadda avcı hattında ne kadar fırsat buldumsa kalbime tulû' eden nükteleri yazıyordum. Derelerde, dağlarda hücum ederken kaydederdim. Fakat o acib ayrı ayrı haletlerin tesiriyle çeşit çeşit olmasından tashih ve ıslah edilmesine çok ihtiyaç varken, benim kalbim tebdil ve tağyirine razı olmadı.                                                                                                                                              (Emirdağ - 2 - 90)   Şu sünuhatım eğer tefsirlere muvafık ise, nurun alâ nur; şayet muhalif cihetleri varsa, benim kusurlarıma atfedilebilir. Evet tashihe muhtaç yerleri vardır, fakat hatt-ı harbde büyük bir ihlas ile, şehidler arasında yazılıp giydirilen o yırtık ibarelerin tebdiline (şehidlerin kan ve elbiselerinin tebdiline cevaz verilmediği gibi) cevaz veremedim ve kalbim razı olmadı. Şimdi de razı değildir, çünki o zamandaki ihlas ve hulûsu şimdi bulamıyorum. (Haşiye-2): Yeni Said, Risale-i Nur'daki hakikî ihlas ile yine o ihlası buldu. Yeni Said, aynı ihlas ile baktı, tashih ... Devamı